EkonomiTÜİK büyüme rakamlarını açıkladı

TÜİK büyüme rakamlarını açıkladı

31.03.2010 - 10:05 | Son Güncellenme:

Türk ekonomisi 8 yıldan sonra yıllık bazda ilk kez küçüldü. TÜİK verilerine göre; 2009 yılında ekonomi yüzde 4.7 daraldı. Batma noktasındaki Yunanistan'ın küçülme oranı ise 2,2 olmuştu

Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin
TÜİK büyüme rakamlarını açıkladı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Türkiye ekonomisinin 2009 yılında yüzde 4,7 daraldığını açıkladı. Ekonomi, geçen yılın son çeyreğinde ise yüzde 6 büyüme gösterdi.
TÜİK, üretim yöntemiyle hesaplanan gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) 2009 dördüncü çeyrek ve yıllık geçici sonuçlarını açıkladı.
Buna göre, üretim yöntemiyle hesaplanan GSYH tahmininde, 2009 yılı dördüncü üç aylık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre cari fiyatlarla GSYH, yüzde 8’lik artışla 251 milyar 821 milyon lira oldu. Sabit fiyatlarla ise bu dönemde ekonomi yüzde 6’lık büyümeyle 25 milyar 699 milyon lira olarak belirlendi.
Bu arada, 2009 yılı GSYH değeri cari fiyatlarla yüzde 0,4’lük artışla 953 milyar 974 milyon lira, sabit fiyatlarla yüzde 4,7’lik azalışla 97 milyar 88 milyon lira oldu.

DAHA KÖTÜSÜ BEKLENİYORDU
Türkiye ekonomisinde son çeyrekte yüzde 4 civarında beklenen büyümenin yüzde 6 olarak gerçekleşmesi, yıllık küçülme oranını da beklentilerin altına çekti. Uzmanların yüzde 5-5.5 arasında değişen küçülme beklentilerinin aksine, 2009'daki daralma yüzde 4.7'de kaldı.
Orta vadeli programda da Türkiye'nin 2009 yılında yüzde 6,0 küçüleceği tahmin edilmişti.

KİŞİ BAŞINA MİLLİ GELİR 8 BİN 590 DOLAR OLDU
2009 yılında kişi başına GSYH, cari fiyatlarla 13 bin 269 lira, dolar cinsinden 8 bin 590 dolar olarak hesaplandı.
Orta vadeli programda Türkiye’nin 2009 yılında yüzde 6,0 küçüleceği tahmin edilmişti.

YÜZDE 4.7’LİK KÜÇÜLME İNANDIRICI BULUNMADI
Ekonomistler Platformu Başkanı Oğuz Demir, 2009 yılı için yüzde 4.7’lik küçülmenin inandırıcı olmadığını ifade etti. Demir, TÜİK tarafından açıklanan verilerin bir süre sonra revize edileceğine işaret ederek, revize sonucunda ekonomideki küçülmenin 2009’da yüzde 5’in üzerine çıkacağını vurguladı.
Ekonomistler Platformu Yönetim Kurulu Üyesi Oğuz Demir, açıklanan GSYH verilerini ANKA’ya değerlendirdi. Demir, Orta Vadeli Program’da(OVP) hükümetin daralmayı yüzde 6 olarak beklediğini hatırlatarak, açıklanan rakamın daralmanın daha az olduğunu gösterdiğini ifade etti. Açıklanan rakamları inandırıcı bulmadığını vurgulayan Demir, TÜİK tarafından yakın zamanda rakamların revize edileceğini söyledi. Demir, “Son dönemde bu yeni bir moda oldu. Önce rakamlar açıklanıyor, bir süre sonra da revize ediliyor. Bu revizyonla birlikte küçülmenin en az yüzde 5’in üzerine çıkacağını düşünüyorum” diye konuştu.
Türkiye’nin resesyondan çıktığını kaydeden Demir, “Bundan sonra bu tip iyi gelen rakamlarla olayı çok iyiye gidiyormuş gibi düşünmek çok doğru değil. Bundan sonra temkinli hareket etmekte fayda” dedi.

İHRACATÇILARIN PROBLEMLERİYLE İLGİLENMEK LAZIM
Özellikle ihracatçıların yaşadıkları problemlerin dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Demir, şöyle devam etti:
“Son çeyrekte ihracat rakamları arttı. İhracat Türkiye’de büyüme için lokomotif ve en önemli kalemlerden biri. Biraz ihracatçıların problemleriyle ilgilenmek lazım. Kur ve kur dışındaki maliyetler ihracatçıları zora sokuyor. Büyümeyi biraz bu açından ele almakta fayda var diye düşünüyorum. Son rakamlar şunu göstermiştir; ihracat Türkiye ekonomisinin lokomotifi konumundadır.”

DIŞ TİCARET AÇIĞINDA İNANILMAZ ARTIŞ

İhracat, Ocak-Şubat döneminde yüzde 0.8 azalarak 16 milyar 189 milyon dolara gerilerken, ithalat ise yüzde 26.2 artarak 23 milyar 164 milyon dolara yükseldi. Aynı dönemde dış ticaret açığı yüzde 242.4 artarak 2 milyar 37 milyon dolardan 6 milyar 974 milyon dolar seviyesine yükseldi.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Dış Ticaret İstatistikleri Şubat verilerini açıkladı. Buna göre, ihracat yılın ilk iki ayında yüzde 0.8 azalışla 16 milyar 321 milyon dolardan 16 milyar 189 milyon dolara geriledi.
İthalat ise yüzde 26.2 artışla 18 milyar 357 milyon dolardan 23 milyar 164 milyon dolara çıktı. Aynı dönemde dış ticaret açığı ise yüzde 242.4 artarak 6 milyar 974 milyon dolara yükseldi. Geçen yılın Ocak-Şubat döneminde dış ticaret açığı 2 milyar 37 milyon dolar seviyesinde gerçekleşmişti. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 88.9’dan yüzde 69.9’a düştü.

ALTIN İHRACATINDAKİ AZALIŞ İHRACATIN GERİLEMESİNE NEDEN OLDU
Şubat’ta ise ihracat yüzde 1.3 azalarak 8 milyar 435 milyon dolardan 8 milyar 323 milyon dolara düştü. İthalat ise yüzde 28.3 artışla 11 milyar 640 milyon dolara ulaştı. Geçen yılın Şubat ayında ithalat 9 milyar 75 milyon dolar olmuştu. Dış ticaret açığı da Şubat ayında yüzde 418.4 artışla 640 milyon dolardan 3 milyar 317 milyon dolar seviyesine çıktı. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 92.9’dan yüzde 71.5’e düştü. Şubat ayında ihracatın azalış göstermesinde geçen yılın Şubat ayında 1 milyar 635 milyon dolar olan işlenmemiş-yarı işlenmiş altın ihracatının bu yılın Şubat ayında 161 milyon dolara gerilemesi etkili oldu.

AB’NİN İHRACATTAKİ PAYI YÜZDE 48.2’YE YÜKSELDİ
2009 Şubat ayında yüzde 37 olan Avrupa Birliği’nin (AB) ihracattaki payı 2010 Şubat ayında yüzde 48.2’ye yükseldi. AB’ye yapılan ihracat, 2009 yılının aynı ayına göre yüzde 28.6 artarak 4 milyar 13 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bu yılın Şubat ayında en fazla ihracat yapılan ülke Almanya oldu. Bu ülkeye yapılan ihracat geçen yılın Şubat ayına göre yüzde 22.9 artarak 865 milyon dolara yükseldi. Almanya’yı 561 milyon dolar ile İtalya, 536 milyon dolar ile Fransa, 478 milyon dolar ile İngiltere takip etti. İthalatta ise, Rusya Federasyonu yine ilk sırada yer aldı. Bu ülkeden yapılan ithalat yüzde 8.2 artarak 1 milyar 376 milyon dolar olarak gerçekleşti. Rusya’yı, 1 milyar 202 milyon dolar ile Almanya, 1 milyar 104 milyon dolar ile Çin, 720 milyon dolar ile İtalya izledi.

KARA TAŞITLARI YİNE İLK SIRADA
2010 Şubat ayında fasıllar düzeyinde en büyük ihracat 1 milyar 211 milyon dolar ile “motorlu kara taşıtları, traktör, bisiklet, motosiklet” kaleminde yaşandı. Bu faslı, 683 milyon dolar ile “kazan makine ve cihazlar, aletler ve bunların aksam-parçaları,” 590 milyon dolar ile “örme giyim eşyası ve aksesuarları”, 509 milyon dolar ile “elektrikli makine ve cihazlar, aksam-parçaları” takip etti. Yılın ikinci ayında en yüksek ithalat ise 2 milyar 280 milyon dolar ile “mineral yakıtlar ve yağlar” faslında gerçekleşti. Bu faslı 1 milyar 366 milyon dolar ile “kazan makine ve cihazlar, aletler ve bunların aksam-parçaları”, 1 milyar 95 milyon dolar ile “elektrikli makine ve cihazlar ve bunların aksam-parçaları” ve 876 milyon dolar ile “demir ve çelik” izledi.

İMALAT SANAYİ İHRACATINDA 450 MİLYON DOLARLIK DÜŞÜŞ
İmalat sanayi ihracatı Ocak-Şubat döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla 15 milyar 340 milyon dolardan 14 milyar 890 milyon dolara indi. Böylece imalat sanayi ihracatı 450 milyon dolar azaldı. Şubat ayında ise imalat sanayi ihracatı 8 milyar 29 milyon dolardan 7 milyar 760 milyon dolara geriledi. İki aylık dönemde tarım ihracatı 717 milyon dolardan 820 milyon dolara çıktı. Madencilik ihracatı da 154 milyon dolardan 341 milyon dolara yükseldi. Şubat döneminde tarım ihracatı 295 milyon dolardan 384 milyon dolara, madencilik ihracatı 56 milyon dolardan 194 milyon dolara ulaştı.

HAMMADDE İTHALATI YÜZDE 27 ARTTI
Yatırım malları ithalatı Ocak-Şubat döneminde 2 milyar 682 milyon dolardan 3 milyar 246 milyon dolara yükselirken, Şubat’ta ise 1 milyar 479 milyon dolardan 1 milyar 704 milyon dolara çıktı. Hammadde ithalatı yılın ilk iki ayında yüzde 27 artışla 13 milyar 300 milyon dolardan 16 milyar 878 milyon dolara yükseldi. Şubat’ta ise yüzde 29.8 artışla 6 milyar 358 milyon dolardan 8 milyar 251 milyon dolara ulaştı. Tüketim malları ithalatı Ocak-Şubat döneminde 2 milyar 261 milyon dolardan 2 milyar 992 milyon dolara çıkarken, Şubat ayında ise 1 milyar 197 milyon dolardan 1 milyar 655 milyon dolara yükseldi.

MİLLİ GELİR RAKAMLARININ YANKILARI

Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Ekonomist Prof. Dr. Erinç Yeldan, Türkiye ekonomisinin geçen yılın son çeyreğindeki yüzde 6’lik büyümesinin, sıcak para, dış borç ve dış açığa dayalı bir büyüme olduğunu savunarak, “Yani araba yoldan çıkana kadar bir müddet böyle saman alevi gibi büyüyeceğiz” dedi.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından bugün açıklanan milli gelir rakamlarını A.A muhabirine değerlendiren Yeldan, 2009’un ikinci yarısından itibaren “toparlanma” diye anılan sürecin Türkiye açısından yeniden dış borçlanmanın başladığı ve yeniden portföy yatırımlarının güçlendiği bir süreç olduğunu ve son çeyrekteki büyümenin de “Saman alevinin başlangıcını teşkil eden bir kıvılcım” olduğunu söyledi.
Bunun çok sağlıksız, sürekli olarak kesintiye uğrayan ve bir saman alevi gibi parlayıp bir tüketim çılgınlığı yaratan, daha sonra da ya döviz kurunda düzeltme ya da cari açığın finansmanının mümkün olmaması nedeniyle içerideki yatırımların ve tüketim talebinin aniden daralmasıyla sekteye vuran bir durum olduğunu anlatan Yeldan, şöyle konuştu:
“Türkiye’nin bir büyüme stratejisi yok. Açıklanan rakamlar da yine dış açığın genişlemesine, portföy yatırımları yoluyla gelen sıcak paranın artmasına ve dış borç stokunun yeniden yükselişe geçmesiyle açıklanan bir süreç. Yani dışarıdan yine değirmenin suyu akıyor. Böyle bir büyümenin ipuçları, dış borçlardaki hareketlenme, dış açığın yükselmesiyle zaten veriliyordu. Bunun dışında teknik olarak birçok analist, ’baz etkisi var, 2009’da çok daralan bir ekonomiydi, dolayısıyla baz etkisiyle olduğundan dolayı da olduğundan da fazla büyüyen bir ekonomi görünümü var’ diyecektir. Bunlar teknik açıklamalar.
Önemli olan olgu şu; Türkiye’nin bu orta vadeli programla önünü çizmeye çalıştığı dönem yine 2000’li, aslında 1990’lardan beri izlediği sıcak para, dış borç ve dış açığa dayalı bir büyüme. Bunu yaşamaya başladık. Yani araba yoldan çıkana kadar bir müddet böyle bir saman alevi gibi büyüyeceğiz.”

2010 İLK ÇEYREĞİNDE BÜYÜME ÇİFT HANELİ OLUR
2010’un ilk çeyreğinde çift haneli bir büyüme beklendiğini ve bunun da büyük olasılıkla böyle olabileceğini belirten Erinç Yeldan, teknik olarak bir baz etkisinin büyümeyi ivmelendireceğini kaydetti.
Sadece Ocak ayında 3 milyar dolarlık bir cari işlemler açığı meydana geldiğini ve bu temponun 2010 için 35-40 milyar dolarlık bir cari işlemler açığını işaret ettiğini söyleyen Yeldan, “Bunun yaratacağı sorunları çok iyi biliyoruz. Türkiye’nin ithalata bağımlılık işsizlik sorununun artık kalıcı hale gelmesi. Çünkü cari açık ’biz üretmiyoruz, yabancıların ürettiklerini biz borçlanarak tüketiyoruz’ demek. Onların ürettikleri de onların istihdamı, bizim işsizliğimiz anlamına geliyor” dedi.
Yeldan, o bakımdan Türkiye’nin 2010 yılını büyük olasılıkla istihdamsız büyüme, spekülatif büyüme, yüksek dış açık, düşük istihdam, yüksek işsizlik ve bir “sis perdesi” ile geçireceğini savundu.

“KAMU ÖNEMLİ BİR TALEP ARTIŞI YARATTI”
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Bölümü Öğretim
Üyesi Prof. Dr. Ercan Uygur, 4. çeyrekte cari fiyatlarla GSYH’nin yüzde 8’lik, sabit fiyatlarla yüzde 6’lık büyümenin söz konusu olduğunu belirterek, “Aradaki yüzde 2 fark kabaca enflasyon anlamına geliyor. Acaba enflasyon bu kadar düşük müydü?” dedi.
4. çeyrekteki büyümenin önemli ölçüde imalat sanayinden ve ticaretten geldiğini ifade eden Prof. Dr. Uygur, imalat sanayinde bir önceki yıla göre son çeyrekte yüzde 12,8 artış olmasına rağmen, elektrik ve benzeri enerji üretimindeki artışın yüzde 1,5 bile olmadığına dikkati çekti.
Yatırım artışlarının seyrettiği yönün krizden çıkışın en önemli göstergesi olduğunu belirten Prof. Dr. Uygur, son çeyrekte kamunun nihai tüketim harcamasında yüzde 17,9, mal ve hizmet alımlarında ise yüzde 29,2’lik bir artışın söz konusu olduğuna işaret etti.
Prof. Dr. Ercan Uygur, şöyle devam etti:
“Burada çok yüksek bir artış var. Özel tüketim yüzde 3,4 artmış, buna karşılık özel yatırım bir önceki yıla göre, düşmeye devam etmiş. Halbuki kamunun tüketim harcaması çok yüksek oranlarda yüzde 17,9 artmış. Diğer yandan kamu sektörünün yatırımında azalma devam ediyor.
Talep tarafından baktığımızda kamunun önemli bir talep artışı yarattığını görüyoruz. Ekonomi 4. çeyrekte artıya doğru geçmeye başlamış, bu artıya geçişte kamunun payının yüksekliği dikkat çekiyor.”
Bu çerçevede son çeyrekte, “ekonomi krizden çıktı” demenin zor olduğunu ifade eden Prof. Dr. Uygur, “(Ekonomi krizden çıktı) demek için özel yatırımın artmasını bekleriz” diye konuştu.

“BÜYÜME VARSA İSTİHDAMIN ARTMASI LAZIM”
Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü
Başkanı Prof. Dr. Osman Altuğ, Türkiye ekonomisinin kayıt dışı bir ekonomi olduğunu ifade ederek, “Alış-satış, gelir-gider, borç-alacak, envanter belli değil” dedi.
Böyle bir ekonomik yapıda sağlıklı olarak milli gelir hesaplarının yapılamayacağını, kişi başına düşen milli gelir hesaplarının da eskiden olduğu gibi bugün de gerçeği yansıtmadığını iddia etti. Prof. Dr. Altuğ, “Sağlıklı değil, tahminlere dayalı rakamlar. Bunlara hele de resmi rakamlar demiyorlar mı, insanın gülesi geliyor” dedi.
Büyüme rakamlarının da gerçeği yansıtmadığını söyleyen Prof. Dr. Altuğ, şunları kaydetti:
“Türkiye’de ortalama yıllık yüzde 6 büyümeden söz edilir. 10 yılda yüzde 6 büyüdüysek yüzde 60 büyümüşüz demektir. Buna karşılık borçlardaki büyüme yüzde 200’dür. Sadece büyüme rakamına bakıp, borçlara bakmazsanız o zaman zaten gerçeği görmemiş olursunuz. Bu büyüme oranları da yine ekonomi kayıt dışı olduğu için gerçeği yansıtmamaktadır. Gerçeğe dayanmayan rakamlara dayanarak, sağlıklı bir sonuca gitmek ve yorum yapmak mümkün değildir.
Bir ülkede büyüme varsa istihdamın artması lazım. Türkiye’de hem büyüyoruz hem işsizlik artıyor. Tamamen bir çelişki var.”

3

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler