Geri Dön

Zıpır, yenilikçi bir de çok rahat

Fransız üretici Citroen’in üçüncü nesil C3’ü, gerçekten de “farklı” bir otomobil. Deyim yerindeyse “zıpır” ve “yenilikçi”, ancak boyundan beklenmeyecek kadar da sürücüsünü rahat ettirmeyi biliyor...

Zıpır, yenilikçi  bir de çok rahat

Fotoğraflarını gördüğünüz arkadaş, bendenizle birlikte ilk gece evin garajına geldiğinde ortalık biraz “buzzzz” kesti diyebilirim... Zira bulabildiğim tek yer, benim “garaj kuşu” olarak hizmet veren “emektar”ın önündeydi. “Bizimki”nri bilirim... Aslında cansız olmasına karşın, benimle zaman zaman “konuşur”, kızdığında sanki farlarının duruşu bile değişir. Kimse göremez ama ben farkederim. Ne de olsa, 1998’den bu yana birlikteyiz. “Biz, birbirimizi çok iyi biliriz!”

Aynı markadan olduğunu anladı bizimki. Üzerine sinmiş olan “yeni kokusu”nu da aldı... Eski kurt olsa da, burnu çok hassastır bizimkinin! Şöyle bir iç geçirdiğini tahmin ediyorum... Biraz üzgün ve bolca sinirli bir şekilde “Bu zamane otomobilleri pek farklı azizim! Bizim adam, yine alıp gelmiş işte! Acaba satın mı aldı?” diye söylenme faslına geçildi bile... Tabii hiçbir şey yokmuş gibi, oradan sessizce uzaklaştım ve eve çıktım. Bütün gece ne konuştular bilemiyorum! Zira sabah geldiğimde, ortada yağ akıntısı, parça kırıkları yoktu... Sanırım kavga etmemiş, bir şekilde anlaşmışlar...

Alışılmışın dışı!

Zıpır, yenilikçi  bir de çok rahat

Neyse, geldi ve geçti... Şimdi bunları bir kenara bırakıp, şu “zamane” ile ilgili izlenimlerimize gelelim... Karşımızda tamamen farklı bir C3 var. Nitekim, bugüne kadarki iki neslinde bolca yuvarlak olan tasarım, artık daha köşeliye yakın bir hal almış. C4 Picasso ile başlayıp, C4 Cactus ile devam eden tasarım dili, C3’ü de ele geçirmiş. Böylelikle sportif ve sinirli bir ön görünüme sahip olmuş. Tabii bu sinir, sadece ralli parkurlarında kendisini gösteriyor.

Nitekim standart C3’ün o denli sinirli olduğunu söyleyemeyeceğim. Sadece gerektiği yerde, gerektiği kadar performans sunan motorlara sahip. Abartılı değil yani, tam da bir “şehirli”de olması gerektiği gibi...

Bununla birlikte, özellikle C4 Cactus’de ilk kez kullanılan ve C3’te de isteğe bağlı alınabilen “airbump” adındaki yenilik, C3’e yandan bakıldığında hayli şirin duruyor.

Aslında şirinlikten çok, ciddi bir “gereklilik” diyelim. Zira bu, üzeri hava baloncukları bulunan bant, yandan küçük sürtmelerde kaportaya ve boyaya zarar gelmemesi için düşünülmüş. Tampon altı ve çamurluk çevrelerinde de kullanılan plastik bölümler ile birlikte, bu “koruma” durumu daha da artıyor.

Otomobili şirin kılan bir başka unsur da, farklı renk kombinasyonlarıyla donatılmış olması. Nitekim yine isteğe bağlı olarak seçilen kombinasyonlar, uyumlu şekilde araca hava katıyor. Tıpkı fotoğraftaki beyaz, siyah ve kırmızı karışımı gibi... Bu yüzden otomobil görsel açıdan hayli başarılı.

Evdeki koltuk gibi

Zıpır, yenilikçi  bir de çok rahat

Gelelim otomobilin içine... Aslında sade fakat işlevsel ve ufak detaylarla hayli farklılaştırılmış bir iç mekandan bahsedeceğim size. Zira iri ve okunaklı göstergeler, orta konsolda “son moda” tablet ekranlı ve dokunmatik eğlence sistemi, birkaç düğme, bolca saklama ve eşya koyma alanı, sportif bir direksiyon simidi, ilk gözüme çarpanlardan. Havalandırma ızgaraları tamamen bu araca özgün ve dekoratif. Tavan rengine uyumlu kaplamalar da dikkat çekici.

En çok hoşuma giden ise, kapı tutamakları oldu. Çanta sapını andıran bu tasarım, biraz eski otomobilleri andırsa da, kesinlikle çok şirin ve işlevsel. Koltukları ise... İşte orada duralım... Aslında bunu söylememem gerek belki ama, bendeniz, sürücü koltuğuna oturduğumda bu kadar kendimi rahat hissettiğim az araca rastladım desem, yeridir. Kesinlikle ayar bile yapmadım hatta. Yani bildiğin, evdeki koltuk gibi. Üstelik, 1.90 boyuma karşın, arkamda oturanlar için yeterli diz mesafesi kalmış olması da cabası... Tabii bu iç mekan genişliği, arkada sadece 300 litrelik bir yer bırakmış. Bu kadarı da olsun artık.

Ana yazının sonuna gelirken, aracın iç mekanının sessiz, süspansiyon sisteminin yeterli, kullanımının rahat olduğunu söyleyip özetliyeyim. Bunun yanında aşağıda anlatacaklarım, C3’ü daha çekici hale getirebilir. Özellikle de sosyal medya sevenlere... Fiyatları “kampanyasız” haliyle 61 bin 400’den başlıyor. Ay sonuna kadar daha ucuz tabii. Bakmakta fayda var...

Zıpır, yenilikçi  bir de çok rahat

‘Hangi kameradayız üstad?’

- Neyin nesi?

Hadi, devamını da getir bari “iç ses”im... “Kimin fesi?” diye... Dedim ya, üçüncü nesil C3 bu. İlk iki nesli de yeniliklerle çıkmıştı. Mesela birinci nesilde ilk kez “Stop&Start” sistemi diye bir şeyle tanışmıştık. Üçüncü nesilde de “airbump” ve “kamera” ile tanıştık. Memnun oldum efeemmmm!..

- Neleri var?

Bak, burası biraz fazla “teferruat” içerir, bilgine... Zira C3’te, yukarıda da saydığım gibi “airbump” sistemi mevcut istenirse... Ne anlama geldiğini ana yazıda anlatmıştım, tekrar etmeyeceğim. Ama şu “ConnectedCAM” yani entegre kamera olayını biraz “deşmek” gerek. Bu, C3’te neredeyse standart bir olay. İç aynanın önünde yer alan bir kamera ile ister foto, ister video çekiyorsun. İstersen bunu, akıllı telefonuna da kaydediyorsun. Eğlence için olduğu kadar, mesela bir kaza sonrası da işe yarayabilecek görüntü kaydediyor olmak akıllıca. Bunu da istersen akıllı telefondan paylaş, sosyal medya aleminde “fors” yap, filan... Donanım açısından da hayli zengin. Yokuş Kalkış Desteği’nden, Hız Tabelası Okuma, Şerit Takip Uyarısı’na kadar pek çok güvenlik donanımı, akıllı telefon bağlantısı sağlayan Mirror Screen, Car Play, Geri Görüş Kamerası gibi popüler ve gerekli unsurları da bulunduruyor. Dahası var da, burada yazmıyorum...

- Motor olayı nedir?

Motor seçenekleri arasında 1.2 ve 1.6 lt benzinli, bir adet de 1.6 lt dizel (75 ve 100 HP) seçenek var. Bendeniz, 1.6 lt 115 HP’lik benzinli ile “müşerref” oldum. Kendisi 6 ileri otomatik aynı zamanda. Ortalama 100 km’de 7.5 litre civarında tüketen bu versiyon, makul denilebilecek bir tüketim değeri sunuyor. Performans açısından da şehir içinde beklentileri kesinlikle karşılayan cinsten.

‘Önce anlaşalım, sonra alırsın!’

Şayet bütçe yeterliyse, “kolayca” satın alamayacağınız “sıfır” kilometre bir otomobil olabilir mi? Belki olabilir... Örneğin Dodge Challenger SRT Demon gibi...

Geçtiğimiz aylarda Amerika’da özel bir tanıtımla piyasaya sunulan yeni Challenger Demon, aslına bakarsanız, öyle çarşı-pazar ya da davetlere gitmelik bir otomobil değil. Bunun için daha farklı seçenekler olabilir. Ancak o, trafiğe çıkma izni bulunan bir “pist yarışçısı” aslında... 840 beygirlik bir motor ve yanında bir sandık dolusu “kalkış yarışı” ekipmanıyla birlikte 90 bin dolardan başlayan fiyatlarla satılan Challenger Demon, ciddi bir fiyat etiketine de sahip. Ancak her ne kadar bütçesi elverişli ve bu otomobili beğenen bir tüketici olsanız da, öylesine sipariş verip, ardından da gidip teslim alamıyorsunuz!

Geçtiğimiz günlerde bir internet sitesi, bunun nedenini öğrenip, detaylarını araştırmış. Sonuçta Challenger Demon’unu satın almak için bayiye giden sahibi, öncelikle üç sayfalık bir anlaşmayı imzalamak zorunda. Bu anlaşma, otomobille “neler yapılmayacağı”nı kabul etmek anlamına geliyor. Zira burada yazılanların tersini yapanlar, ya cezayla karşı karşıya kalacak ya da tehlikeli bir kaza geçirme riskine sahip olacak!

Arka koltuk yok!

Peki bu anlaşmanın içeriğinde neler mi var? Örneğin, otomobile sonradan “yolcu koltuğu” ya da “arka koltuk” takmak, arkada bir başka yolcuyu taşımak yok! Zira otomobil, sadece “tek koltuklu” yani sürücü koltuğuyla üretiliyor ve sürücü dışındaki yolcuların güvenliği fabrika garantisi altında değil!

Aynı anlaşmaya göre sürücü, halka açık yollarda aracı “pist özellikleri”nde ve piste özel donanımlarla kullanmayacağına dair de söz veriyor. Aynı şekilde sürücü, yarışlara özel lastik setiyle, otoyollara özellikle de yağmurlu havalarda çıkmayacağını baştan kabul ediyor. Firma, bu lastiklerin uzun süre ve yüksek hızda güvenli olmayacağını, yağmurlu havalarda yol tutuşu tehlikeye atacağını “başından” söylüyor. “Yok, illa kullanırsan, sorumluluk bize ait değil” diyor...

ABD için sadece 3 bin, Kanada için de 300 adet üretilecek aracın teslimatları yılın sonlarına doğru başlayacakmış. Kaç kişi bu kurallara uyacak, bekleyip göreceğiz...

EDİTÖRÜN SON SÖZÜ

Benim “emektar”ın durumunu soruyorsanız, halen aramız biraz “limoni” sayılır. Beni, “zor çalışmak” ile tehdit ettiği ise tamamen “yalan haber.” O, uzun süre yatmaktan, emin olun... Yani, sayılır!

Konar göçer dilenci 33 dilenci kent dışına çıkarıldıHatay’da dilencilere yönelik yapılan operasyonda 33 kişi yakalanarak il dışına çıkarıldı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber