MimarlıkAyla Karacabey Arşivi Salt Araştırma’da

Ayla Karacabey Arşivi Salt Araştırma’da

26.10.2025 - 00:01 | Son Güncellenme:

Garanti BBVA tarafından kurulan Salt, Türk mimarlık tarihinin önemli isimlerinden Ayla Karacabey’in (1939–2012) arşivini çevrimiçi erişime açtı.

Ayla Karacabey Arşivi Salt Araştırma’da

Kalebodur desteğiyle yürütülen çalışmalar kapsamında Salt Araştırma Mimarlık Arşivi’ne eklenen koleksiyon, Karacabey’in yurt içi ve yurt dışı gezilerinde çektiği fotoğraflardan oluşuyor. 1950’lerden 1980’lere uzanan dönemi kapsayan bu görsel arşiv, Karacabey’in mimarlığa duyduğu merakı, gözlem gücünü ve mekân algısını yansıtan nadir belgeleri bir araya getiriyor. Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, İtalya, Türkiye ve Asya ülkelerindeki seyahatlerinden kareler, hem dönemin mimari üretim anlayışını hem de Karacabey’in kişisel araştırma yöntemini görünür kılıyor. Arşivde, Frank Lloyd Wright’ın tasarladığı Isabel Roberts Evi’nden Kopenhag’daki Kongsholmcentret’e kadar pek çok yapıya ait fotoğraflar yer alıyor. Koleksiyon, mimarlık tarihine ilgi duyan araştırmacılar ve öğrenciler için önemli bir kaynak niteliğinde. Arşive çevrimiçi olarak archives.saltresearch.org adresinden erişilebiliyor. 1939’da Bursa’da doğan Ayla Karacabey, İstanbul Amerikan Kız Koleji’nden mezun olduktan sonra Vassar College ve Harvard Üniversitesi’nde mimarlık ve kentsel tasarım eğitimi aldı. Marcel Breuer ve Edward L. Barnes gibi mimarların ofislerinde çalıştıktan sonra 1968’de kendi mimarlık bürosunu kurdu. Türkiye’ye dönüşünün ardından 2005’ten vefat ettiği 2012 yılına dek Yeditepe Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yaptı.

Haberin Devamı

Poedat’tan Mimarlık Buluşmaları

Poedat, 4 Kasım-9 Aralık tarihleri arasında düzenleyeceği “Mimarlık Buluşmaları: Neoliberalizm ve Mimarlık” başlıklı çevrimiçi etkinlik serisiyle mimarlığın neoliberal politikalarla kurduğu ilişkileri eleştirel bir bakışla tartışmaya açıyor. Şule Otçu ve Büşra Kara moderatörlüğünde gerçekleşecek buluşmalar, Douglas Spencer’ın “The Architecture of Neoliberalism: How Contemporary Architecture Became an Instrument of Control and Compliance” kitabı çerçevesinde yürütülecek.

Etkinlikte, ekonomik dönüşümlerin mekansal pratikler üzerindeki etkileri, mimarlığın güncel söylemleri ve kuramsal yaklaşımlar disiplinler arası bir perspektifle değerlendirilecek. Katılım başvuru yöntemiyle belirlenecek ve tartışmalar Türkçe olarak gerçekleşecek. Metinler önceden paylaşılacak; katılımcılardan metinleri okumaları, oturumlara düzenli katılım sağlamaları ve dönüşümlü biçimde özetleme, yorumlama ve soru üretme gibi görevlerle katkıda bulunmaları bekleniyor.

Haberin Devamı

Altı hafta sürecek program, 4, 11, 18 ve 25 Kasım ile 2 ve 9 Aralık tarihlerinde, Salı akşamları 20.30–22.00 saatleri arasında çevrimiçi olarak yapılacak. Her oturumda Douglas Spencer’ın neoliberalizmin mimarlık üzerindeki etkilerini tartıştığı farklı bölümler ele alınacak; “Neoliberal Çerçeveler ve İlişkiler”, “Özne ve Mekan”, “Mimarlıkta Gündem ve Söylem”, “Emek Teorisi”, “Kültürden Ticarete Mimari Konumlar” ve “Deneyim ve Duygulanım” başlıkları etrafında tartışmalar yürütülecek.

Tüm disiplinlerden ilgililere açık ve ücretsiz olan etkinlik, mimarlığın ekonomik, kültürel ve politik bağlamlarını yeniden düşünmek için ortak bir tartışma zemini sunmayı amaçlıyor.

Centre Pompidou Kapanıyor

Paris’in kültürel simgelerinden Centre Pompidou, kapsamlı bir dönüşüm projesi kapsamında 2025’ten itibaren beş yıl boyunca ziyaretçilere kapılarını kapatacak. Renzo Piano ve Richard Rogers tarafından 1971’de tasarlanan ve 1977’de açılan yapı, modern mimarinin en tanınmış örneklerinden biri olarak kentin çağdaş sanat yaşamında merkezi bir rol oynuyor. Artık yapının yaşlanan sistemleri, sürdürülebilirlik hedefleri ve güncel güvenlik standartları doğrultusunda köklü bir yenileme ihtiyacı bulunuyor.

Haberin Devamı

Uluslararası mimarlık yarışması sonucunda yenileme projesi, Moreau Kusunoki ve Frida Escobedo liderliğindeki ekip tarafından yürütülecek. Çalışmalar arasında cephelerdeki asbestin güvenli biçimde giderilmesi, taşıyıcı sistemin güçlendirilmesi, enerji altyapısının modernize edilmesi ve yangın güvenliği önlemlerinin güncellenmesi yer alıyor. Ayrıca yapının erişilebilirliği artırılacak, iç sirkülasyon yeniden düzenlenecek ve ziyaretçi deneyimi çağdaş müzecilik anlayışına uygun biçimde yenilenecek.

Yeni tasarım, koleksiyonların sergilenme biçimini zenginleştirmeyi, sosyal alanları canlandırmayı ve kütüphane gibi kamusal bölümlerde kullanıcı konforunu artırmayı hedefliyor. Planlanan çatı terası projesi, Paris silüetine yeni bir bakış noktası kazandırarak kamusal alan deneyimini güçlendirecek. Düşük karbon hedefleri doğrultusunda geri dönüştürülebilir malzemelerin kullanımı, mevcut yapı elemanlarının yeniden değerlendirilmesi ve enerji tüketiminin azaltılması, projenin sürdürülebilirlik yaklaşımının merkezinde yer alıyor. Centre Pompidou, kapalı olduğu dönemde de kültürel varlığını korumayı amaçlıyor. Kurum, “Constellation” adlı program aracılığıyla Fransa’nın farklı bölgelerinde ve uluslararası düzeyde iş birlikleriyle etkinlikler düzenleyerek sanatın dolaşımını sürdürecek.

Haberin Devamı

Uluslararası Antalya Mimarlık Bienali

Mimarlar Odası Antalya Şubesi tarafından iki yılda bir düzenlenen Uluslararası Antalya Mimarlık Bienali (IABA), sekiz yıllık bir aranın ardından yeniden kente dönüyor. Türkiye’nin ilk ve tek uluslararası mimarlık bienali olma özelliğini taşıyan etkinlik, 3–9 Kasım 2025 tarihleri arasında “ARADA / In-Between” temasıyla beşinci kez gerçekleşecek.

Prof. Dr. Celal Abdi Güzer başkanlığında, Prof. Dr. Lale Özgenel ve Hazal Türkyılmaz Bilgiç küratörlüğünde hazırlanan bienal, bu yıl “IABA 4.5” başlığıyla hem küresel belirsizliklerin hem de yeniden başlangıcın simgesi olarak kurgulandı. Etkinlik, Pil Fabrikası Yerleşkesi ve Mimar Sinan Kongre Merkezi olmak üzere iki ana merkezde eşzamanlı olarak gerçekleştirilecek.

Haberin Devamı

Değişen dünya düzeni, mimarlığın ve kentin doğasını dönüştürüyor. Teknolojik gelişmeler, çevresel krizler, dijitalleşme, göç ve kimlik gibi olgular, mekanın anlamını ve sınırlarını yeniden tanımlıyor. “Arada” olmak; yerel ile küresel, gelenek ile yenilik, fiziksel ile dijital, doğal ile yapılı çevre arasındaki akışkan sınırların tam ortasında bir konumlanmayı ifade ediyor. IABA 4.5, bu aradalığı bir fikir alanına dönüştürerek mimarlık ve kent üzerine yeni düşünme biçimlerini, eleştirel yaklaşımları ve yaratıcı üretimleri görünür kılmayı amaçlıyor. Bienal; mimarları, plancılarını, sanatçıları, akademisyenleri, öğrencileri, yerel yönetimleri ve kentlileri aynı çatı altında buluşturacak. Sergiler, paneller, atölye çalışmaları, sunumlar, mimar ve sanatçı turları, öğrenci etkinlikleri, deneysel çalışmalar, açık çağrı seçkileri ve kent yürüyüşleriyle Antalya, bir hafta boyunca disiplinler arası bir diyalog alanına dönüşecek. Katılımcılar, bugünün dünyasında “arada” olma halini tartışarak, mimarlığın geleceğine dair yeni bakış açıları geliştirecekler.

Bienalin ana merkezi olan Pil Fabrikası Yerleşkesi, endüstri mirasının yeniden işlevlendirilmesiyle geçmişle geleceği buluşturan özgün bir mekana dönüşecek. Ana serginin yanı sıra, yan sergiler, açık çağrı seçkileri ve deneysel mimarlık üretimleri bu mekanda yer alacak. Pil Fabrikası, “arada” kavramının fiziksel karşılığını temsil eden çok katmanlı bir deneyim alanı sunacak. Kongre Merkezi: Uluslararası Karşılaşmalar Mimar Sinan Kongre Merkezi, davetli mimarların konuşmaları, paneller ve sunumlarla bienalin entelektüel buluşma noktası olacak. Bu karşılaşmalar, farklı coğrafyalardan gelen katılımcıların katkısıyla zenginleşen bir fikir ve tartışma zemini oluşturacak.

3 Kasım Pazartesi, açılış konuşmalarının ardından Suha Özkan “Mimarlık Ödüllerine Bir Bakış” başlıklı konuşmasıyla açılışı yapacak. Aynı gün, Ian Ritchie “The Value of the Periphery” başlıklı sunumlarını gerçekleştirecek. 4 Kasım Salı, Chen-Yu Chi’nin “In the Light of Darkness” başlıklı sunumuyla açılacak program, Prof. Dr. Zekai Görgülü Mimarlık Öğrencileri Kolaj ve Görsel Metafor Yarışması Ödül Töreni ve Nikos Fintikakis’in “Architecture is the Sum Total of Man's Responses” konuşmasıyla tamamlanacak.

5 Kasım Çarşamba günü Yasemin Şener’in “Çizginin Ötesinde: Mimarlığın Kendini Anlatma Biçimleri” sunumuyla başlayacak, Michael E. Young’ın “Ambigious Trauma” sunumuyla devam edecek. 6 Kasım Perşembe günü TSMD Yaratıcı Genç Komünite tarafından bir kent yürüyüşü düzenlenecek. 7 Kasım Cuma günü TOBB ETÜ Mimarlık Fakültesi’nin “Lütfen Dokunun” atölye çalışmasının ardından Pil Fabrikası’ndaki sanatçı turları ve sohbetlerle devam edecek, Sergei Tchoban’ın “Thinking with Drawing” sunumuyla sona erecek. 8 Kasım Cuma günü Mimar Sinan Kongre Merkezi “Bürokrasinin Ötesinde Geçmişin İzleri, Bugünün Meseleleri: Antik Kentler - Yaşayan Yerleşimler”, “Kentsel Dönüşüm” ve Bu "Arada" Mimarlık Yayıncılığı” panellerine ev sahipliği yapacak.

Uluslararası Antalya Mimarlık Bienali ana sergisi, mimarlığın güncel üretim alanlarına farklı merceklerle yaklaşan kapsamlı bir seçki sunuyor. Sergi kapsamında Ağa Han Mimarlık Ödülleri 2025 projeleri yer alırken, Mimarlar Derneği 1927’nin Arasında / Sırasında sergisi, Antalya Bilim Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nün 10+ Temsillerin Ontolojisi; Bilginin Ortaklaşa İnşası ve Çimento Endüstrisi İşverenleri Sendikası’nın Kentsel Dönüşüm: Alternatif Arayışlar başlıklı Yapı Tasarım Yarışması 2025 Ödül Seçkisi de izleyiciyle buluşuyor. İstanbul Planlama Ajansı, Re-Kartoteks: Yaşayan Bir Arşiv ve Aradaki 10 Farkı Bulunuz sergileriyle üretim, arşiv ve kent temsili üzerine alternatif okumalar sunarken; Mimarlar Odası’nın Ulusal Ödül Programı ve Mimarlar Odası Antalya Şubesi’nin Batı Akdeniz Mimarlık Ödülleri seçkileri, Türkiye mimarlığının güncel üretimini ödüllü projeler aracılığıyla görünür kılıyor. Sergi programında ayrıca, C. Abdi Güzer’in Çizginin Yolculuğu sergisi, Prof. Dr. Zekai Görgülü Mimarlık Öğrencileri Kolaj ve Görsel Metafor Yarışması Seçkisi, Belarus Mimarlar Odası Sergisi ve Açık Çağrı Seçkisi ve Oğuz Yalım’ın Form Follows Freedom, Murat Germen’in Tahribat, Heval Zeliha Yüksel’in Yığın ve Ayhan Tomak’ın Eylül / Sev isimli çalışmaları bulunuyor. Uluslararası katılımcılar arasında ise Sergei Tchoban’ın Between Timelayers, Andra Panait’in In Between. A Four-Step Narrative yer alıyor.

UNESCO’dan Beyrut’a Restorasyon Hamlesi

Beyrut’un kültürel mirasını yeniden ayağa kaldırmayı hedefleyen UNESCO, 4 Ağustos 2020’de yaşanan büyük liman patlamasının ardından kentin simge yapılarını ve yaratıcı endüstrilerini kapsayan kapsamlı bir restorasyon programını hayata geçirdi. Patlamada şehrin yaklaşık yüzde 40’ı tahrip olmuş, tarihi mahalleler ve kültürel üretim ağları ciddi zarar görmüştü. UNESCO’nun programı üç temel odak etrafında şekilleniyor. Kentin en tanınmış yapılarından Mar Mikhael Tren İstasyonu, UN-Habitat işbirliğiyle 2027’de açılması planlanan çok işlevli bir kültür merkezine dönüştürülüyor. 1990’dan bu yana kapalı olan ve 2020’de hasar gören Beyrut’un Büyük Tiyatrosu da yapısal güçlendirme ve işlevsel dönüşüm sürecine alınmış durumda. Aynı zamanda, Dünya Mirası listesinde yer alan Sur ve Baalbek’te yedi sanat ve zanaat projesine destek verilerek kültürel üretimin yerel temelleri güçlendiriliyor. Kentin sembolik kültür mekanlarından Sursock Müzesi, UNESCO desteğiyle gerçekleştirilen restorasyonun ardından 2023’te yeniden açıldı. Sursock Sarayı’ndaki koruma çalışmalarıi ise halen devam ediyor. Kurum, 2020’den itibaren kazanılan uzmanlığın yeni krizlerde acil müdahale planlarının hızla uygulanmasına imkan verdiğini vurguluyor. UNESCO’nun yakın dönemde yürüttüğü diğer projeler arasında; Sumayya Vally’nin Londra merkezinde bir miras yapısını dönüştürmesi, Lina Ghotmeh’in Buhara’da bir konutu “Ceditlerin Mirası Müzesi”ne çevirmesi ve ABD’de beş modernist yapının Getty Vakfı’nın “Conserving Black Modernism” hibe programına dahil edilmesi yer alıyor.

VarYok

YUNT, “VarYok” adlı sergiyle izleyicileri bir yıllık bir yolculuğa davet ediyor. Merve Elveren ve Meriç Öner küratörlüğünde üç bölüm halinde kurgulanan sergi, kişiler, cisimler, mekanlar ve tarihler aracılığıyla geçmişle geleceğin kesiştiği hayali bir evreni araştırıyor. Katılımcılar, özel ve kamusal alan arasındaki sınırların belirsizleştiği, zamanın yönünü sorgulayan üretimleriyle bir araya geliyor. Serginin ilk bölümü “VarYok: Canlı”, 11 Ekim 2025 – 1 Şubat 2026 tarihleri arasında görülebilecek. Mimarlık tarihçisi Gürbey Hiz, Servet-i Fünûn dergisinden yola çıkarak oluşturduğu eleştirel modernite atlasından bir seçkiyle, sanatçı Emre Hüner’in Neochronophobiq (2015) videosu ve video için tasarladığı seramik karakterleri buluşturuyor. Hiz’in geç Osmanlı döneminde tarif ettiği ilerlemeci gelecek anlatısı, evden sokağa, gökyüzünden yeraltına uzanan sahnelerde canlanıyor. Hüner’in arkeolojik buluntuları andıran heykellerinde ise çene kemiklerine, fosillere, meteor parçalarına ve menhirlere benzeyen biçimler, farklı zamanlara ait varlıkların izlerini taşıyor. Programın ikinci bölümü “VarYok: Halı Altı”, 4 Şubat – 3 Mayıs 2026 tarihleri arasında Metehan Özcan, Mona Mahall ve Aslı Serbest’in çalışmalarıyla devam edecek. Son bölüm “VarYok: Anıtsı” ise 6 Mayıs – 16 Ağustos 2026 arasında Firuzan Melike Demirtaş ve Deniz Tortum’un üretimlerini bir araya getiriyor. Bir yıl sürecek bu kapsamlı proje, YUNT’un güncel bir kültür kurumunun sorumluluklarını ve düşünsel çerçevesini yeniden tanımlama arayışının bir parçası olarak şekilleniyor. Konuşma ve atölye programlarıyla genişleyen “VarYok”, sergi süresince birbirine eklemlenen üretimlerle izleyicilere şu soruyu yöneltiyor: “Vaktiyle mutlak kabul ettiklerimiz ilk kez mi bu kadar derinden sarsılıyor, yoksa yaşadığımız kaymalar şimdinin çoktan başlamış provası mıydı?”

MimED’25 Başvuruları Başladı

Mimarlık Eğitimi Derneği (MimED) tarafından bu yıl yirmi dördüncüsü düzenlenen Mimarlık Öğrencileri Proje Ödülleri için başvurular başladı. Türkiye genelindeki mimarlık bölümü öğrencilerine açık olan yarışmanın son başvuru tarihi 10 Kasım 2025 olarak belirlendi. 2024–2025 eğitim-öğretim yılı güz, bahar veya yaz dönemlerinde üretilen projelerle katılım sağlanabilecek. MimED’25 süreci çevrimiçi başvuru ve ön eleme aşamalarıyla başlayacak; kolokyum, ödül töreni ve proje sergisi ile devam edecek. Bir ay boyunca ziyaret edilebilecek sergi, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’taki mimarlık okullarında üretilen projeleri bir araya getirerek güncel mimarlık eğitiminin genel bir panoramasını sunmayı amaçlıyor. Projeler, üretildikleri dönemlere göre kategorilendirilerek Başarı Ödülü, Teşvik Ödülü ve Jüri Özel Ödülü olmak üzere üç başlık altında değerlendirilecek. Jüride, Ali Kemal Terlemez, Arbil Ötkünç, Asu Beşgen, Begüm Diker, Caner Bilgin, Fulya Akipek, İpek Avanoğlu, Özgür Mehmet Ediz ve Zeynep Bacınoğlu yer alıyor. Yarışma raportörlüğü görevini ise Buket Samancı, Çağla Şamcı, Fırat Kaya, Melike Beşik üstleniyor. Yarışmanın ilanı 16 Ekim’de yapılırken, soru sorma için son tarih 20 Ekim, dijital kayıt ve proje yükleme için son tarih 10 Kasım 2025. Ön eleme sonuçları 8 Aralık’ta açıklanacak, final değerlendirmesi ve ödül töreni 22 Aralık 2025’te İTÜ Taşkışla’da gerçekleştirilecek.

Bahreyn Pavyonu'na Altın Ödül

Bahreyn’in “Connecting Seas” başlıklı pavyonu, EXPO 2025 Osaka’da “En İyi Mimari ve Peyzaj” kategorisinde altın ödüle layık görüldü. Lübnan asıllı mimar Lina Ghotmeh tarafından tasarlanan pavyon, Bahreyn’in denizle kurduğu tarihsel ve kültürel ilişkiyi çağdaş bir mimari dille yorumluyor. 1.500 m² altı serbest inşa pavyonlar kategorisinde değerlendirilen proje, mimari duyarlılığı, sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımı ve mekansal deneyimiyle öne çıktı. Bahreyn Kültür ve Antikalar Kurumu (BACA) sponsorluğunda gerçekleştirilen yapı, 995 m² alana yayılıyor ve 13,7 metre yüksekliğe ulaşıyor. Denizin hemen kıyısında konumlanan pavyon, hem kentin denizcilik mirasını görünür kılıyor hem de doğayla bütünleşen bir mimari dil öneriyor. Ahşap yapı sistemi, alüminyum dış kabuk ve pasif havalandırma stratejileriyle tasarlanan pavyon, enerji verimliliğini ön planda tutan çevreci bir yaklaşımı benimsiyor. Ghotmeh’nin tasarımı, geleneksel Bahreyn tekne yapım tekniklerinden ilham alarak kurgulanmış; yapı elemanları bu geleneği çağdaş biçimlerle yeniden üretiyor. Aynı zamanda tamamen sökülebilir ve yeniden kullanılabilir olması, pavyonu sürdürülebilir mimarlığın güçlü bir örneği haline getiriyor. İç mekanda Bahreyn’in tarihsel ticaret rotaları, zanaatkârlık gelenekleri, kültürel bağları ve ekolojik mirası çok katmanlı bir sergi düzeniyle ziyaretçilere aktarılıyor. “Connecting Seas”, denizin bir sınır değil, karşılaşmaların mekânı olduğuna vurgu yaparken, Lina Ghotmeh’nin mimarlığında sıkça rastlanan “yaşayan miras” fikrini de yeniden gündeme taşıyor. EXPO 2025 Osaka’da verilen bu ödül, Ghotmeh’nin duyarlı ve şiirsel mimari yaklaşımını bir kez daha uluslararası ölçekte tescillemiş oldu.

Ankara’da İz Bırakan Mimarlar: İlhami Ural

Editörlüğünü Nuray Bayraktar’ın yaptığı “Ankara’da İz Bırakan Mimarlar: İlhami Ural” adlı kitap, VEKAM Yayınları tarafından yayımlandı. “Ankara’da İz Bırakan Mimarlar” projesi kapsamında düzenlenen panelde sunulan bildirilerin geliştirilmiş versiyonlarından oluşan kitap, mimar İlhami Ural’ın üretimleri üzerinden onun dönem mimarlığı içindeki konumunu ve Ankara’nın mimari kimliğine yaptığı katkıları ele alıyor. Zengin içeriğiyle dikkat çeken kitapta M. Haluk Zelef, “Ankara’dan Düşünmek, Ankara’yı Düşünmek: İlhami Ural’ın Mimarlık Yaşamından Notlar, Anekdotlar” başlıklı çerçeve yazısında Ural’ın mesleki yaklaşımını değerlendiriyor. A. Hüma Tülce Uman, “Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu Binası” üzerine kaleme aldığı yazısında yapının özgünlüğünü ve kullanıma dair dönüşümünü tartışıyor. Nehir Bera Biçer, “Türkiye Ticaret Odaları, Sanayi Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği Binası” yazısında Ural’ın kurumsal ölçekli üretim süreçlerini irdeliyor. Cemile Feyzan Şimşek, “Oyak Tandoğan Tesisleri” başlıklı bölümde yapıyı kapsamlı biçimde değerlendirirken; Tuğçe Yürük “Milli Piyango Umum Müdürlüğü” üzerine yazısında yapının tarihsel bağlamını ele alıyor. B. Beril Kapusuz Balcı ise “Bir Meskenin Portresi: İlhami Ural’ın İsmail Kanzık Evi” başlıklı yazıda mimarın konut ölçeğindeki tasarım dilini inceliyor. Kitabın ekinde yer alan konuk konuşmacılar bölümü, Ural’ın çalışma ortamını, üretim biçimini ve kişisel hikâyesini tanıklıklar üzerinden görünür kılıyor. Ayrıca kapsamlı bir yapı listesi ve bu yapıların yer aldığı harita, mimarın Ankara’daki izlerini bugünün kent dokusu içinde yeniden okumaya imkan sağlıyor. Ankara’nın mimari belleğine ışık tutan bu kitap, hem araştırmacılar hem de mimarlık kültürüne ilgi duyan okurlar için önemli bir kaynak niteliğinde.

19. Sürdürülebilir Mimarlık Küresel Ödülü

Dünya Mimarlık Günü kapsamında düzenlenen 19. Sürdürülebilir Mimarlık Küresel Ödülü, 15 Nisan 2026 tarihinde Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde “Mimarlık Dönüşümdür” temasıyla gerçekleştirilecek. Geçtiğimiz yıl “Mimarlık İnşadır” başlığıyla yapı süreçlerindeki yenilikçi yaklaşımlara odaklanan ödül, bu yıl mimarlığın dönüştürücü gücünü merkeze alıyor. 2006 yılında mimar ve araştırmacı Jana Revedin tarafından kurulan ve 2011’den bu yana UNESCO’nun sahiplenmesiyle düzenlenen Sürdürülebilir Mimarlık Küresel Ödülü, 2024’ten itibaren Uluslararası Mimarlar Birliği (UIA)desteğiyle sürdürülüyor. Her yıl beş mimar, şehir plancısı veya peyzaj tasarımcısını ödüllendiren program, yalnızca bir ödül olmaktan çıkıp, etik, yenilik ve sürdürülebilirliği mesleğin merkezine yerleştiren küresel bir hareket haline geldi. Bu yılki sempozyumun İstanbul’da düzenlenmesi, ödülün kavramsal çerçevesine özel bir anlam katıyor. Avrupa ile Asya’nın kesişimindeki şehir, miras ve yeniliğin, gelenek ve modernliğin buluşma noktası olarak “dönüşüm” temasını somutlaştırıyor. 2026 jüri’si, Prof. Dr. Jana Revedin başkanlığında; Marie-Hélène Contal, Jacopo Galli, Spela Hudnik, Deniz İncedayı, Marta Maccaglia, Boonserm Premthada, Ashraf M. Salama ve Nuno Soares’ten oluşuyor. UIA himayesinde 2027 başvuruları açılan ödül için son tarih 30 Ocak 2026. Seçilen beş mimarın çalışmaları Mayıs 2027’de Venedik IUAV Üniversitesi’nde açıklanacak ve ArchiTangle tarafından yayımlanacak özel bir yayında yer alacak. 2026 edisyonu, mimarlığın eşitlik, sürdürülebilirlik ve toplumsal katılım için dönüştürücü bir güç olduğunu bir kez daha hatırlatmayı amaçlıyor.

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler