Geri Dön

Babasının hobilerini sürdürüyor

'Gazozcu Mehmet'





1870'li yıllarda Bursa'ya Fransız bir madenci gelir. Krom aramak için Uludağ'a çıktığında, köylünün tabiriyle 'ekşi su' bulur. Bunun maden suyu olduğunun farkına varır ve İstanbul'a gelerek saraydan Talat ve Fuat Paşa ile tanışıp ortak olur. Ve 'Keşiş Dağı Maden Suyu' adıyla üretime başlanır.
Adının 'Keşiş Dağı' olmasının bir nedeni de Uludağ'a o tarihte Keşiş Dağı denmesidir. Çünkü dağda manastır dolayısıyla çok sayıda keşiş ve rahip yaşamaktadır.
Padişah Sultan Mehmet Reşat Han tarafından Osmanlı İmparatorluğu döneminin ilk işletme imtiyazının verildiği şirketin sahibi olan paşalar, zaman içinde vefat eder. O dönem sigortacı olan Mehmet Hakkı, 1925 yılında şirketin hisselerini satın alarak içecek sektörüne adım atmış olur.

Nilüfer'di Uludağ oldu
Ortaklardan hiçbirinin çocuğu olmadığı için tüm şirket Erbak ailesine kalır. Dede Erbak, 1930 yılında da dönemin tabiriyle 'gazlı meşrubat' yani gazoz üretimine başlar. Şirket ilk gazozunu 'Nilüfer' markasıyla piyasaya çıkarır.
1931 yılında Keşiş Dağı'nın ismi Atatürk tarafından Uludağ olarak değiştirilince, şirket bir yıl sonra Uludağ markalı gazozu piyasaya çıkarır.
O günden bugüne bir aile şirketi olarak yoluna devam eden Uludağ'ın başında bugün üçüncü kuşak temsilcisi Mehmet Erbak bulunuyor.
Uludağ'ı mütevazı bir aile şirketi olarak tanımlayan Erbak, "Orta ölçekli aile şirketiyiz. Dünya çapında bir iddiamız yok. 30 milyon dolar ciro yapıyoruz. Bunun yaklaşık yüzde 15'ini ihracattan sağlıyoruz. 300 çalışanımızla 15 ülkeye ihracat yapıyoruz" diyor.

'Bizi koruma altına alsınlar'
Yılda 80 milyon litre üretim gerçekleştirdiklerini söyleyen Erbak'a göre içecek pazarında dünya devleriyle rekabet edip onların karşısında ayakta kalmak kolay bir iş değil. "Meşrubatta lokal kalmış, malını ihraç eden dünyada çok az firma kaldı. Meşrubat sektöründe dört kuşağı bulan aile şirketi yok denecek kadar az. Hep el değiştirmiş. Benim çocukluğumda Türkiye'de 2 bin gazoz firması vardı. Aslında bizim gibi firmaların koruma altına alınması lazım. Biz birer müze parçasıyız. Uludağ Gazoz teşvik edilmesi ve korunması gereken bir fenomen. Bizim en hassas noktamız kalitemiz. Müşterimizin teveccühüne göre Uludağ kötü mal yapmaz" diyor.
Gazozda yüzde 20 pazar payına sahip olan Uludağ'ın meyveli gazoz da yüzde 6, maden suyunda 18 pazar payı bulunuyor.
Dağıtımda bazı sıkıntılar yaşadıklarını söyleyen Erbak, "Rakiplerimiz kadar çok geniş bir dağıtım kanalımız yok. Dağıtım teşkilatımızı genişleterek büyümeyi planlıyoruz. Ayrıca Bursa'da yeni bir fabrika yapıyoruz. Bununla birlikte kapasiteyi artırmayı düşünüyoruz. Asıl amacımız modernizasyon" diyor.
Uludağ Gazoz, aynı zamanda Türkiye'nin ilk kola üreticilerinden. 'Nur' markasıyla 1950'li yıllarda çıkardığı kolanın üretimine bugün de 'Uludağ Cola' markasıyla devam ediyor. Coca Cola, Pepsi Cola gibi dev firmaların rekabet ettiği kola piyasası Ülker Grubu'nun Cola Turka'sı ile kızışırken, şirketin bu pastadaki payı yüzde 1.5. Mehmet Erbak devlerin rekabet ettiği bu piyasada yine de iddialı olduklarını söylüyor.

'Dedem rüyasında görse inanmazdı'
"Kolada büyüceğimize inanıyoruz. İnsan ümitlerini kaybettiği gün ölür. Dedemin işe başladığı zaman sanırım 100 kasa mal üretiliyordu. Bugün 80 milyon litre üretim yapıyoruz. Dedem bunu rüyasında görse herhalde hayra yormazdı. Bizim iddiamız kalitemiz. Müşterinin bize olan 80 yıllık güvenini hiçbir zaman sarsmadık" diyor.
Cola Turka'nın, kola pazarını büyüteceğine inanan Erbak, 'Yabancı marka daha iyidir imajı bozuldu. Bu bizim gibi yerel firmalara da kesinlikle fayda getirecek. Mesela bizim koladaki pazar payımız düşmedi. Payımız zaten az ama düşmedi" diye anlatıyor.

Erbak'a babasından sadece şirket miras kalmamış. Babasının koleksiyonlarını da devralmış. Bunlardan birisi şişe koleksiyonu. Fabrikasında bulunan koleksiyonda yaklaşık 200 şişe bulunuyor. "Bu koleksiyon, Türkiye'nin en büyük meşrubat şişesi koleksiyonu" diyor.
Koleksiyonun en eski parçası 'Procoppe' markalı bir bira şişesi. Bu şişe 1847 yılında üretilmiş. "Procoppe, bendeki kayıtlara göre Türkiye'nin ilk birası" diyor. Erbak ayrıca babasından kalan Bursa fotoğrafları ile şişe makinaları koleksiyonlarını da devam ettiriyor.
Erbak, yeni fabrikasının girişinde tüm bunları sergileyeceği bir de müze yapmayı planlıyor.

1950 yılında Bursa'da doğan Erbak, Saint Joseph Lisesi'ni bitirdikten sonra, Fransa'da gıda teknolojisi üzerine eğitim almış. Bursa'ya döndükten sonra iktisat okumuş.
"Yiğit lakabıyla anılırmış. Benim lisedeki lakabım 'Gazozcu Mehmet'di. Okul arkadaşlarımızla kurduğumuz bir e - mail grubumuz var. Bu grupta da hâlâ gazozcu diye hitap ediyorlar" diyor.
Erbak ayrıca, yaptığı bir şişe tasarımının 1999 yılında Dünya Ambalaj Birliği'nin 'Dünya Yıldızı' ödülünü aldığını hatırlatarak, "Sekiz ana ürün grubumuz var. Bu ürünlerin çeşitli alt ürünleri var. Amacımız çeşitliliği artırmak" diye anlatıyor.




BUSINESS


Dikkatleri parada, kulakları klasik müzikte
Sayılar senin olsun, felsefeni anlat...
En paşa gazoz
Patronların duvarlarını süsleyen köylü çocuğu
Tüketim tapınakları hayal ve 'yıldız' dolu bir dünya vaad ediyor
Anadan üryan Naomi çekilir mi !
O, kumaşlarını piyanoda dokuyor
İş dünyasında üçüncü gurur dönemi
Herkes toplantıda efendim!
'Kaybedince uykumda bile ağlarım'
'Sizdeki mozaik yapı hiç bir yerde yok, kıymetini bilin'
Ünlüler rağbet edince Kapalıçarşı'ya nur yağdı
Ortaklar, kendi şirketlerinde bilfiil çalışıyorlarsa ücret alabilirler
1 milyar liraya terlik
Değişmeyen Türkiye ve değişen gazeteciler
'Avrupa sağlık kartı' Avrupalılar'ı kızdırdı
DVD - Çerez, gümrükçüye karşı!
Türklerin tercihi el sarımı puro
Tekel'in paha biçilmez müzesi sandıklarda çivili
Texaco'ya 1 milyar dolarlık çevre davası

Emrah Safa Gürkan | RöportajEmrah Safa Gürkan, geçtiğimiz haftalarda yayınladığı Bunu Herkes Bilir kitabıyla gündemde. İnternette tarih videolarıyla dikkat çeken Emrah Safa Gürkan ile hem yeni kitabı hem de tarihi konuları konuştuk.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber