Evren Mevlanaoğlu: ''Popstar' pek umurumda değildi'

18 yıl önce ‘Popstar Türkiye’ye sarı saçlarıyla ve sempatik gülüşüyle iz bırakan Evren Mevlanaoğlu ‘Oyun Bitti’ isimli single’ıyla yıllar sonra müziğe döndü. Adını Popstar’la tüm Türkiye’ye duyuran müzisyen müzik yolculuğuna daha sakin, daha garanti ve emin adımlarla ilerliyor. Sezen Aksu ‘Oyun Bitti’yi rock tarzına uygun bir şekilde söyleyen Evren Mevlanaoğlu “Ortalıktan kaybolmadım, basının ilgi alanından çıktım” diyor…

Evren Mevlanaoğlu: ''Popstar' pek umurumda değildi'

'Oyun Bitti' ile adından bahsettirdi

Popstar’dan bu yana adını medyada çok fazla göremediğimiz Evren Mevlanaoğlu ‘Oyun Bitti’ ile güçlü ve farklı sesiyle “Ben de buradayım” diyor. Beşinci şarkısına kadar her şeyin hazır ve planlı olduğunu söyleyen Evren Mevlanaoğlu müzik tavrını değiştirip pop’un rock ile harmanlandığı bir cover olan ‘Oyun Bitti’ ile adından tekrardan bahsettirdi. 


23 Nisan’da yayınladığı ‘Oyun Bitti’ ile birçok kişiden olumlu tepki alan ve  “Yaptığım rock türüne henüz Türkiye hazır değil” diyerek yoluna cover’larla devam edeceğini söyleyen Evren Mevlanaoğlu, “Beşinci şarkıya kadar hazırız” diyor. 

“Araba yarışı oynuyordum”

“Araba yarışı oynuyordum”

Hepimiz Evren Mevlanaoğlu’nu ‘Popstar’ yarışmasından tanıyoruz. Peki ‘Popstar’a katılmaya nasıl karar verdiniz? Yarışmaya katılırken yaşadığınız enteresan bir anı var mı?

Sahne bitmiş sabaha karşı eve gelmiştim. Hatırladığım şey yatağıma yatmamla birlikte babamın tepeme dikilip “Kalk giyin hadi ‘Popstar’a gidiyoruz” demesiydi. Kadıköy’den çıkıp otele gittiğimiz yol boyunca uyumuştum. Hatta sıranın bana gelmesini beklerken de salonda halının üzerine yatıp uyumuştum. Yani katılmaya ben karar vermedim, babamın zoruyla oldu aslında. 

Yaşadığım enteresan bir anı… Hatırlaması biraz zor sonuçta çok uzun zaman önceydi, tabiri caizse yüzyıllar önceydi benim için. Hayal meyal hatırladığım birkaç eğlenceli şey var. Canlı yayınlar başlayacak, otelde kalıyoruz, eğitimler falan acayip yoğun geçiyor. Son eleme geldi herkes çok stresli, toplantı salonunda tek tek çağırılıyor yarışmacılar ve kimi gülerek kimi ağlayarak çıkıyor o kapıdan ama benim umurumda değil. O kadar umursamaz durumdayım ki kapı girişindeki büyük vestiyerin üzerine oturmuşum, elimde telefon araba yarışı ile ilgili bir oyun oynuyorum. Osman Tan Erkır geldi yanıma; “Sen iyi misin millet kriz geçiriyor n’apıyosun burada yahu” dedi. O arada arabayı duvara vurup bi de kızdım adama “Ne lafa tutuyorsun bak kaza yaptım” diye.  Osman Tan şoke oldu, çekim ekibi gülüyor. 

“ ’Eyvallah’ımı çeker giderdim ama…”

“ ’Eyvallah’ımı çeker giderdim ama…”

‘Popstar’da favoriler arasında gösterilirken; hiç beklenmedik bir anda, henüz 3.haftada elenmiştiniz. Yarışmadan bu kadar erken elenmeyi bekliyor muydunuz? Neler hissettiniz?

Pek çok kişinin hafızasına kazınan eleniş görüntülerimden de belli olduğu üzere pek beklemiyordum, ilk beş garanti gözüyle bakıyordum aslında. Ama asıl beklemediğim şey Armağan Çağlayan’ın o şekilde ağlamasıydı. Sevdiğim bir insanın ağlamasına dayanamam, aynı tepkiyi veririm anında. Empati duygum aşırı gelişmiştir. Onu öyle görene kadar odadan sakince çıkar şarkımı söyler, ‘Eyvallah’ımı çeker, evime gider rahat rahat dinlenirim diye düşünürken, bende kayışlar koptu, hatırlamıyorum hiçbir şey. Hatta ertesi gün akşama kadar hafızam kopmuştu…

“Medyanın ilgi alanından çıktım”

“Medyanın ilgi alanından çıktım”

‘Popstar’dan elenirken Armağan Çağlayan’ı da birçok ekran başındaki izleyiciyi de ağlatmıştınız. Ama sonra ortalıktan kayboldunuz. Bunun sebebi neydi? Yarışmadan sonra neden ortalıktan kayboldunuz? Büyük bir patlama yapamayışınızın sebebi olarak neyi görüyorsunuz?

Ortalıktan kaybolmadım, basının ilgi alanından çıktım. Yani yarışma sonrasında hem sahneler devam etti hem de projeler. Mesela bölgesel bir TV kanalında program yaptım; ismi ‘Seyir Defteri’ idi. Adından da anlaşıldığı üzere o bölge ile alakalı gezi ve sohbet ağırlıklı. Ünlü konuklar aldım, sokakta röportajlar yaptım. Sonra uydu kanallarından birinde uzun süre sabah programı yaptım haber ve magazin üzerine, konserler verdim. Türkiye turnesine çıktım, kırktan fazla ilde konser verdim yedi bölgede. 2007 yılında Tual grubunun destekleri ile bir albüm yaptım. 2010 yılında yine Tual grubu ile internetten herkes dinlesin diye iki şarkı yaptım. 2012 senesinde müziğe ek olarak bir de yurt dışından müzik grubu getirip menajerliklerini üstlendim. Dediğim gibi ortadan asla kaybolmadım sadece magazin basınının radarından çıktım. Büyük patlama göreceli bir kavram. Magazinlerde ya da ekranlarda boy göstermek değil kriteri işimi iyi yapıyorum. Benim büyük patlamam bu.

“Kimin ne olduğunu anladım”

“Kimin ne olduğunu anladım”

‘Popstar’dan sonra hayatınızda ne gibi değişiklikler oldu? Ya da ‘Popstar’dan sonra her şey hayal ettiğiniz gibi mi gerçekleşti?

‘Popstar’ benim hayatıma müzikle ilgili ilerleme dışında da çok şey kattı. Örneğin insanları tanımama yardımcı oldu. Kim neden benimle dost arkadaş, amaçları, beklentileri ne? O yarışma sayesinde tam anlamıyla kimin ne olduğunu anladım. O yüzden de 2007 senesinde ilk albümü yaptıktan hemen sonra İstanbul’a elveda dedim. Herkesi, her şeyi silip yeni bir hayat kurdum Bodrum’da.

“Sakin ol Evren”

“Sakin ol Evren”

‘Popstar’da yarışırken sizi gerek yarışmayla gerek jüri üyeleri ve yarışmacılarla alakalı gerçekten şaşırtan ve hiç unutmadığınız bir anı oldu mu? Olduysa neler?

‘Memleketim’ şarkısını söylemeye karar verdiğimiz hafta İstanbul’da eş zamanlı bombalamalar olmuştu. Öyle bir yas durumunu yaşarken canlı yayına çıkmak, o şarkıyı söylemek ve içimden geçeni kanal ceza almasın diye anlık olarak eleyip kelimelere dökmek, hele ki bana her şeyi öğreten beni ben yapan; “Ya asker olacaksın ya şarkıcı,  aksi halde hakkımı helal etmem” diyen, karakterimi şekillendiren, vatan sevgimi Atatürk aşkımı bana aşılayan rahmetli ilkokul öğretmenim Sevim Süer seyirciler arasında gururla gözlerimin içine bakarken o sahnede kameraların karşısında olmak çok acı ve zor bir deneyimdi. Sinirimden, üzüntümden titrediğimi ve ağlamamak için kendimi çok sıktığımı hatırlıyorum. Ben titrerken jüri üyeleri özellikle Ercan Saatçi “Sakin ol Evren” diyordu sürekli. Sonra öğretmenimin ağlayarak, “Seninle gurur duyuyorum” diye bağırarak ayağa kalktığını görünce artık tutamamış kendimi ağlamaya başlamıştım. Çok zordu.


Zaten müzik bu yüzden dünyanın en zor mesleklerinden biri değil miydi eskiden? Toplum için, insanlar için yapılırdı şimdinin aksine. Müzik insanları bir arada tutar, duygularını düşüncelerini açığa vurmalarını sağlardı. Milattan önceden bahsediyormuşum gibi oldu.
 

“  ‘Bir şeyler yapalım’ deyip ortadan kaybolan insanlar…”

“  ‘Bir şeyler yapalım’ deyip ortadan kaybolan insanlar…”

Yıllar sonra yeni bir single’la ‘Oyun Bitti’ ile aramıza döndünüz. Bu şarkıyı daha önce Sertab Erener söylemişti. Bu şarkıyı nasıl belirlediniz?

Tansel abiyle geçen sene Köyceğiz’de bir etkinlikte ortak bir arkadaşımız sayesinde tanıştık. “Sana bir şeyler yapmak lazım” dedi. Ben zaten kendisine ‘Ben Ölmeden Önce’ düzenlemesinden beri hayranım. Gayet soğukkanlı şekilde “Olur” dedim.  Sonra ne aradım ne sordum, “Baskı yapmayayım” diye düşündüm. Bir de malumunuz sektörde her zaman “Bir şeyler yapalım” deyip de ortadan kaybolan insanların bizlerde bıraktığı iz var ya ‘güvensizlik’ bu sebeple boşladım açıkçası. Ama sürekli aklımda, “Arasam mı sorsam mı?” diye. Sonra o aradı. Ben dedim ki “Yuppi.” Zoom toplantısı yaptık. Oğuzhan Coşkun’la da o toplantıda tanıştım, ONT Music Network’ün  ‘O’su... Ben diyorum “Ben rock’çıyım” onlar diyor “Senin yaptığın rock müziğe bu ülke hâlâ hazır değil. Sahnede devam et ama single olarak biraz daha zaman lazım” dediler. Daha sonrasında “Peki ya Sezen Aksu cover’ı yapsak?” dediler. Dedim “Olur da bende Türkçe repertuar biraz kıt, 90’lar var sonrası yok. Bi’ bakayım neleri biliyorum. Bilmek önemli değil; neleri gerçekten hissederek söylüyorum.”  Ben cümlemi bitirmeden Oğuzhan, “‘Oyun Bitti’ olmaz mı?” dedi.  Dedim “Olmaz mı be yaa, bayılırım çok severim.” E sonuç olarak da “E tamam oldu o zaman dedik.” Sağ olsun var olsun, Minik Serçe de bu isteğimizi kırmadı.

“ ‘İyi misiniz?’ demek bu kadar mı zordu?”

“  ‘İyi misiniz?’ demek bu kadar mı zordu?”

Korona dönemi sizin yaratıcılığınızı nasıl etkiledi? Pandemide neler yaptınız?

Pandemi benim için sıradan bir süreç oldu. Tek değişiklik 400 günü aşkındır işsiz olmamız. Bunun dışında zaten pek insanlarla iç içe olan biri değilim. Annemlerle ve eşimle birlikte çıktığımız ‘Fa fa fa mi mi mi family familiy aktiviti’ isimli etkinliklerimiz hariç, sahneden sahneye çıkarım dışarı.
Başka sorumluluklarım ve kendimi adamış olduğum ıslak burunlu, patili evlatlarım var. Dört köpeğiminden biri 15 yaşında ve yaşlı olduğu kadar hasta, yardımıma muhtaç çoğu zaman. Altı kedim var. Onlara adadım hayatımı. Bodrum’a ilk yerleştiğim kış başladığım el sanatları olayını biraz abarttım. Etamin ve boncuk tablolar, mikroetamin takılar, beton saksılar, hediyelik eşyalar üretiyorum. Pandemi öncesinde Köyceğiz’de kurulan sanat pazarlarında tezgâh açıp bunları sergiliyordum ama artık kapalı malum. Repertuarımı genişletiyorum daha ne kadar genişleyecekse bilmiyorum. Haftada bir gün internet radyosunda radyo programı yapıyorum. Bir şekilde ruhumu sağlam tutmaya çalışıyorum. Ama zaman zaman tıkanıyoruz. Bunca cana eksiksiz bakmaya çalışmak, onların yedikleri mamaların her hafta zamlanması. Altından kalkamaz halde geldiğimizde annemler, dayımlar yetişiyorlar sağ olsunlar. Şunu biliyorum ki eğer bu meşgalelerim olmasıydı, eşim annesinin dükkanında evin ekmeğini çıkartmak için debelenmeseydi, ailelerimiz maddi yardımda bulunmasaydı çıkış yolumuz olmazdı. Herkesin yapmaması gereken, yapamayacağı bir meslektir müzisyenlik. Yaptığımız müzikler sayesinde cirolarını katlayan işletme sahipleri bile unuttu bizleri. Bir yıldır en azından ayda bir kere arayıp “Çocuklar aklımızdasınız ama elimizden bizim de bir şey gelmiyor, iyi misiniz?” demek bu kadar mı zordu? Madem bu kadar zordu o zaman biz müzisyenler bundan sonra buna göre davranmalıyız.


Örneğin ben hayat normale dönüp sahneler açıldığı zaman “Ya Evo yapma biz dostuz” diyen mekanlara, “Aaa Evrencim nasıl da özledik” diyenlere ne cevap vereceğimi gayet iyi biliyorum. İşte pandemi bana bunları kattı bu yetkileri verdi. Amma dolmuşum yahu resmen içimi döktüm. Kusura bakmayın.

“Mesleğimi ayaklar altına almaya hakkın yok”

“Mesleğimi ayaklar altına almaya hakkın yok”

Uzun zamandır müzikle iç içesiniz. Son dönemde Youtuber’lar dahil olmak üzere herkesin şarkı çıkarması hakkında ne düşünüyorsunuz? Müzik piyasası nereye gidiyor?

Müzik kutsal bir meslektir benim için, herkes için de öyle olmalı. Örneğin ben ne albümlerimde ne de sahnede bana bir şey vermeyen, ruhuma iyi gelmeyen hiçbir şarkıyı okumam, böyle olmalı çünkü.  Müzik eserleri toplumun ruhudur, klasik müzikten rock müziğe her bestenin bir amacı vardır. Kimi eser insanları meydanlara çıkartır, kimi eser ruha terapi olur, kimi eser oynatır, eğlendirir. Ancak şimdi öyle mi? Eline enstrümanı alan, üç akordan fazlasını bilmeyen adamlar sahnede Youtube‘da. Şarkı söylemesi, yasaklanması gereken pek çok insan var Youtube’da ve izlenme rekorları kırıyorlar. Sebep? Çoğu zaman onlarla dalga geçmek için izlense de bu kişiler, insanların interneti yanlış kullanması sayesinde dillerden düşmüyorlar. Bu tip işleri yapan yeteneksiz ve bilgisiz kişilerin gerçek müzisyenlere hakaret ettiği düşüncesindeyim. Herkes işini yapsın ve en iyi şekilde yapsın. Şaklabanlık yapacaksan sirk ortamı gayet uygun, benim çabalarımı, amaçlarımı ve mesleğimi ayaklar altına almaya hakkın yok.

“Ümit veren yeni gruplar ve şarkıcılar var”

“Ümit veren yeni gruplar ve şarkıcılar var”

Günümüzde üretilen Türkçe pop, rock ve rap işlerine nasıl bakıyorsunuz? Yeni alternatif rock grupları (Yüzyüzeyken Konuşuruz, Dolu Kadehi Ters Tut vs) ya da rap müzik hakkında ne düşünüyorsunuz? Türkçe müziğin geleceğini şekillendirebilirler mi?

Youtube’da çok popüler olmayan, daha çok Spotify listerinde çıkan ümit veren yeni gruplar ve şarkıcılar var. Dedim ya bana bir şey katmayan ticari müzikleri dinlemiyorum. Toplumun iyiliği için değil de para kazanmak için yapılan her türlü projeye karşıyım. Müzikalitesi düşük, üzerine kafa yorulmamış, enstrüman bazında ve vokal olarak zengin ve kaliteli olmayan tüm işlere karşıyım. Ama Spotify’da güzel ve yeni projeler var, medyatik değiller ne yazık ki…
Rap müziğe gelirsek; bir rockçı olarak rap de dinlerim. Çünkü iki türün de ortak özelliği isyandır, hisleri en doğru şekilde aktaran sözlü müzik akımlarındandır bana göre. Rap müzikte severek dinlediğim kişiler var. Şanışer, Uzi, Sagopa Kajmer, Ezhel severek dinliyorum bu gençleri. 


Son soruya gelirsek; müzik piyasası üretim değil, tüketim amaçlı bir hal aldı çoğunlukla. Dedim ya amaç para kazanmaya döndü. “Toplum 50 sene sonra da hatırlar mı? diye düşünmüyorlar artık. Yani bundan 50 sene sonra günümüz şarkıcı ve grupları asla var olmamış olacak.

“Beşinci şarkıya kadar hazırız”

“Beşinci şarkıya kadar hazırız”

Evren Mevlanaoğlu bundan sonra ne yapacak? Sizi merak edenler için birkaç ipucu verebilir misiniz? 

On bir yıldan sonra gelen yeni single çok güzel tepkiler alıyor. Şu zamana kadar yani 23 Nisan’dan beri kötü bir eleştiri almadık, herkes memnun. Biz öyle güzel öyle uyumlu bir ekip olduk ki Tansel Doğanay ve Oğuzhan Coşkun’la; prodüktörlerim değil ortaklarım diyorum onlara ve bu üçlü bir arada olduğumuz sürece biz rahat durmayız. Aklımıza estikçe güzel eserlerle dinleyenlerin ‘yüzünde bir tebessüm’ yaratmaya çalışmak için çabalarız. Benim amacım hep buydu zaten.


İkinci şarkımızın kayıtları bitti, kısıtlamaların sonunda klibini çekeceğiz. Bir Tual şarkısı ile ‘Oyun Bitti’nin başarısını pekiştirmeyi planlıyoruz, sonrası da planlandı. Zaten Tual grubunun kurucusu İskender Türsen her zaman beni destekleyen bir bestecidir. Birkaç Tual cover’ı gelecek zaman içinde. Onun dışında sanırım beşinci şarkıya kadar hazırız. 


Fazilet.Senol@milliyet.com.tr
twitter.com/SenolFazilet
instagram.com/SenolFazilet
 

Bu makaleye ifade bırak