16.04.2026 - 17:50 | Son Güncellenme:
Japon ve Amerikalı öğrencilere su altı videosu izlettiler. Sonra "Ne gördünüz?" diye sordular. Amerikalı öğrenciler hemen "Büyük, parlak bir balık vardı" dedi. Japon öğrenciler ise "Suyun rengi yeşildi, kayalar vardı, balıklar yüzüyordu" dedi. Japonlar çevre hakkında Amerikalılardan yüzde 65 daha fazla şey anlattı.
Sonra öğrencilere daha önce gördükleri balıkları farklı arka planlarla gösterdiler. Japon öğrenciler arka plan değişince balığı tanımakta zorlandı çünkü balığı çevresiyle birlikte hatırlamışlardı. Amerikalı öğrenciler ise arka plan değişse de balığı hemen tanıdı.
Bir başka deneyde Koreli ve Amerikalı öğrencilere farklı renklerde kalemler gösterip istediklerini seçmeleri söylendi. Amerikalılar en nadir görülen, en az olan rengi seçti. Koreliler ise en yaygın, herkesin seçtiği rengi tercih etti. Amerikalılar "Ben farklı olayım" derken, Koreliler "Ben de diğerleri gibi olayım" dedi.
Çinli ve Amerikalı çocuklara inek, tavuk ve çimen resmi gösterildi. "Hangi ikisi birbirine uyar?" diye soruldu. Amerikalı çocuklar inek ile tavuğun uyuştuğunu söyledi çünkü ikisi de hayvandır. Çinli çocuklar ise inek ile çimenin uyuştuğunu söyledi çünkü inek çimeni yer. Amerikalılar nesneleri aynı kategoriye koymaya çalışırken, Çinliler aralarındaki ilişkiye baktı.
Japonya, Çin ve Kore gibi ülkelerde insanlar tarih boyunca birlikte çeltik ve pirinç tarlalarında çalıştı. Bu iş tek başına yapılamaz, herkesin iş birliği şarttır. Bu yüzden bu toplumlarda başkalarıyla uyum içinde olmak çok önemlidir. Çocuklar küçüklükten itibaren çevrelerine ve ilişkilere dikkat etmeyi öğrenir. Örneğin Japon anneler bebeklerine oynarken "Arabayı duvara atarsan duvarın canı acır" der, yani eşyanın başkasını nasıl etkilediğini anlatır.
Avrupa ve ABD'de ise insanlar tarihte daha çok ticaret, avcılık ve bahçecilikle geçindi. Bunlar tek başına ya da küçük gruplarla yapılabilen işlerdir. Bu yüzden "Ben ne istiyorum, benim hedefim ne?" sorusu ön plana çıktı. Amerikalı anneler ise bebeklerine oynarken "Şu kamyona bak, ne güzel tekerleri var" der, yani nesnenin özelliklerine dikkat çeker.
Sanatta da kendini belli eder. Japon resimlerinde geniş manzaralar ve küçücük insanlar vardır, sanki bir kuş gözüyle yukarıdan bakılıyormuş gibi. Batı resimlerinde ise büyük, belirgin kişiler ve nesneler göze çarpar, ufuk hattı aşağıdadır. Fotoğraf çekerken de aynı şey olur: Japon öğrenciler kişiyi küçük, arka planı geniş tutar. Amerikalı öğrenciler ise kişiyi büyük ve tam ortaya alır.
Hatta şehirler bile farklıdır! Japonya'daki sokaklar, Amerikan sokaklarına göre ortalama yüzde 32 daha fazla nesne ve ayrıntı içeriyor. En önemli nokta şu: Hiçbir bakış açısı diğerinden daha iyi değil. Doğulular ilişkileri ve bağlamı daha iyi görürken, Batılılar tek bir şeye daha derin odaklanabiliyor. İkisi de dünyayı anlamanın farklı ama güzel yolları.