13.05.2026 - 09:17 | Son Güncellenme:
Arjantin’den Afrika’ya giden bir yolcu gemisinde yaşanan hantavirüs vakasının ardından dünya alarma geçti. Yaşanan gelişmelerin ardından panik yaratan Hantavirüs, "Hantavirüs bulaşıcı mı?" tartışmalarını alevlendirdi. Genellikle fare ve benzeri kemirgenlerin atıklarıyla temas sonucu bulaşan bu virüs, gemideki vaka artışıyla birlikte "Hantavirüs insandan insana geçer mi?" sorusunu tetikledi. İşte, hayati risk taşıyan bu hastalığın ilk belirtileri...
Hantavirüs, ağırlıklı olarak fare ve sıçan gibi kemirgenlerin dışkıları, idrarları ve salyaları aracılığıyla yayılan bir virüs ailesidir. Diğer pek çok viral hastalığın aksine, Hantavirüsün insandan insana bulaşma kapasitesi oldukça sınırlıdır; ancak kemirgenlerle temas sonrası ortaya çıkan tablolar oldukça ağır seyredebilir. Bu virüs grubu, temelde iki ana klinik duruma yol açar: Akciğerleri etkileyen Hantavirüs Pulmoner Sendromu (HPS) ve böbrek yetmezliğine neden olabilen Hemorajik Ateşle Seyreden Renal Sendrom (HFRS).
Hantavirüsün kuluçka süresi genellikle birkaç haftayı bulabilir ve ilk aşamada belirtiler mevsimsel grip ile sıklıkla karıştırılır. İlk evrede hastalar şiddetli halsizlik, ateş ve özellikle sırt, kalça ve omuz bölgelerinde yoğunlaşan kas ağrılarından şikayet ederler. Buna ek olarak baş ağrısı, baş dönmesi, karın ağrısı ve kusma gibi sindirim sistemi sorunları da görülebilir. Hastalık ilerledikçe tablo ağırlaşır; akciğer tutulumu olan vakalarda şiddetli nefes darlığı ve öksürük başlarken, böbrek tutulumunda ise düşük tansiyon, şok ve akut böbrek yetmezliği belirtileri gelişir.
Hantavirüsün temel bulaşma yolu "aerolizasyon" olarak adlandırılan yöntemdir. Kemirgenlerin virüs içeren atıkları kuruduğunda ve toz haline geldiğinde, bu tozların solunması virüsün vücuda girmesine neden olur. Örneğin, uzun süredir kapalı kalan bir depo, ahır veya tavan arası temizlenirken havaya karışan tozlar en büyük risk kaynağıdır. Bunun yanı sıra, virüslü bir kemirgenin ısırması, virüs bulaşmış yüzeylere dokunulduktan sonra ellerin ağza veya buruna götürülmesi de bulaşma yolları arasındadır.
Kemirgenlerin kurumuş dışkı, idrar ve salyalarının karıştığı havanın solunması, bazen de kemirgen tarafından ısırılma ya da tırmalanmayla bulaşan virüs, ateş, yorgunluk ve kas ağrısı gibi semptomlar gösteriyor.
Solunum yetmezliğine de sebep olabilen virüs, bazı durumlarda iç kanama ve böbrek yetmezliği şeklinde seyrediyor.
Bu virüsten korunmanın en etkili yolu, yaşam alanlarındaki kemirgen popülasyonunu kontrol altına almaktır. Evlerin, depoların ve iş yerlerinin fare girişine karşı izole edilmesi, gıdaların ağzı kapalı kaplarda saklanması kritik önem taşır. Özellikle fare kalıntılarının bulunduğu alanları temizlerken maske ve eldiven kullanılmalı, yüzeyler doğrudan süpürülmek yerine çamaşır suyu gibi dezenfektanlarla ıslatılarak virüsün havaya karışması önlenmelidir. Erken müdahale hayat kurtarıcı olduğundan, kemirgen teması sonrası benzer belirtiler gösteren kişilerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması gerekmektedir.





