03.03.2026 - 15:42 | Son Güncellenme:
Dünya enerji piyasaları, Orta Doğu’dan gelen son dakika haberleriyle sarsılmaya devam ediyor. Küresel petrol ticaretinin ana damarı olarak kabul edilen Hürmüz Boğazı, bölgedeki askeri gerilimin tırmanmasıyla birlikte fiilen geçişlere kapandı. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı operasyonların ardından tanker trafiğinin durma noktasına gelmesi, "Hürmüz Boğazı nerede?" ve "Boğaz kapatılırsa dünya ekonomisi nasıl etkilenir?" sorularını yeniden gündeme taşıdı. İşte stratejik geçiş güzergahı hakkında bilmeniz gereken tüm detaylar.
Hürmüz Boğazı, Orta Doğu coğrafyasının kalbinde, İran ile Umman’ın kıyılarının kesiştiği noktada yer alan hayati bir su yoludur. Basra Körfezi’nin sularını Umman Denizi ve Hint Okyanusu ile buluşturan bu dar geçit, küresel ticaret ağlarının en kilit düğüm noktalarından biri olarak kabul edilir.
Stratejik konumuyla dünya deniz taşımacılığının rotasını belirleyen boğaz, özellikle enerji nakil hatlarının güvenliği açısından jeopolitik bir öneme sahiptir. Bölge ülkeleri arasındaki sınırı belirleyen bu doğal kanal, sadece coğrafi bir bağlantı noktası değil, aynı zamanda küresel ekonominin istikrarını sağlayan en hassas geçiş güzergahıdır.
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik 28 Şubat'ta başlattığı saldırılar sonrası İran Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Danışmanı Tuğgeneral İbrahim Cebbari, Hürmüz Boğazı'nı geçişlere kapattıklarını ve geçmeye çalışan gemilere saldıracaklarını duyurdu.
Orta Doğu petrolünün dünyaya açılan kapısı olan Hürmüz Boğazı, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası fiilen kapandı. Dünya petrol tüketiminin %20’sinin geçtiği bu stratejik noktada, güvenlik riskleri ve artan sigorta maliyetleri nedeniyle sevkiyatlar durma noktasına geldi.
Kpler verilerine göre, Şubat sonunda günlük 21 milyon varili bulan geçişler, 1 Mart itibarıyla %86 oranında azalarak 2,8 milyon varile kadar geriledi. Şu an bölgede İranlı olmayan 700’den fazla tanker boğazın her iki yakasında bekleyişini sürdürüyor. İran’ın hiçbir geminin geçişine izin vermeyeceği iddiaları güçlenirken; sevkiyatlardaki bu aksamanın, küresel nakliye maliyetlerini artırması ve Asya pazarına giden petrolün gecikmesine yol açması bekleniyor.



