07.10.2025 - 17:00 | Son Güncellenme:
İlk bakışta insan gözüyle salyangoz gözü arasında hiçbir benzerlik yokmuş gibi görünebilir. Oysa altın elma salyangozlarının göz yapısı, insanın “kamera tipi gözü”ne neredeyse birebir benzer. Kamera tipi göz, kornea, mercek ve ışığı algılayan retina hücrelerinden oluşan tek odacıklı bir sistemdir. Bizim de gözlerimiz bu sisteme sahip.
Kaliforniya Üniversitesinden biyolog Alice Accorsi, bu salyangozlarla ilk kez İtalya’da yüksek lisans yaparken tanıştı. O dönemde bu tür, ülkede istilacı bir canlı olarak yayılmıştı. Hatta akvaryumları temizlemek için evcil hayvan mağazalarında bile satılıyordu. Accorsi, bu kadar dayanıklı ve hızlı çoğalabilen bir canlının sırlarını merak etti ve önce bağışıklık sistemlerini inceledi. Ancak araştırmaları ilerledikçe çok daha ilginç bir şey keşfetti.
Accorsi ve ekibi, salyangoz gözlerinin yapısını anlamak için üç önemli yöntemi birlikte kullandı:<br><br>Diseksiyon: Gözün dokularını dikkatle inceleyerek yapılarını görmek.<br>Mikroskopi: Hücreleri büyüterek ayrıntılı şekilde gözlemlemek.<br>Genetik analiz: Hangi genlerin bu süreçte görev aldığını araştırmak.
Bu incelemeler sonunda, hem insanlarda hem salyangozlarda göz gelişiminde görev yapan bazı ortak genler bulundu. En önemlisi ise PAX6 adlı bir gen oldu. Bu gen, gözün oluşumunda bir “anahtar” rolü üstleniyor. Ekip, CRISPR/Cas9 adlı gen düzenleme teknolojisiyle PAX6 genini etkisiz hâle getirdiğinde, salyangozların yeni göz geliştiremediğini gördü. Bu da PAX6’nın göz yenilenmesi için ne kadar kritik olduğunu gösterdi.
Araştırmacılar, salyangozlarda gözün nasıl yeniden oluştuğunu gün gün izledi. İlk 24 saatte salyangozun vücudu gözün alındığı bölgeyi kapatmaya başladı. 1 hafta sonra ise yaraya gönderilenözelleşmemiş hücreler, kornea, mercek ve retina gibi göz dokularına dönüşmeye başladı. 2 hafta sonra ise gözün temel yapıları tamamlandı. İşin sonunda yeni göz tamamen olgunlaşıyor ve salyangozun beyniyle bağlantı kurarak yeniden görmeye başlıyor.




