14.07.2026 - 07:24 | Son Güncellenme:
Kabine Toplantısı son dakika haberleri gündemdeki yerini aldı. Ankara'da düzenlenen tarihi NATO Zirvesi'nin ardından yapılan ilk Kabine Toplantısı için geri sayım son buldu. Birçok önemli gündem maddesinin konuşulduğu Kabine Toplantısı'nın ardından alınan kararlar merak konusu oldu. Peki, Kabine Toplantısı kararları neler?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın ardından önemli açıklamalarda bulundu.
"4 BİN 800 DAVETLİYİ ANKARA'DA MİSAFİR ETTİK"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7-8 Temmuz'da Türkiye'nin ev sahipliğinde düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ni başarıyla gerçekleştirdiklerini belirterek, şunları kaydetti:
"Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde tertiplediğimiz zirveye ittifak üyesi 32 devlet ve hükümet başkanı iştirak etti. Zirve öncesinde yapılan farklı açıklamalara rağmen ABD Başkanı Sayın Donald Trump dahil liderlerin tamamı davetimize bizzat icabet etti. Liderlerin yanı sıra 100'e yakın bakan, 1000 delege olmak üzere 4 bin 800 üst düzey diplomatı, uluslararası kuruluş temsilcisini ve davetliyi Ankara'da misafir ettik. Müttefik ülkelere ilave olarak NATO'nun Asya Pasifik ortaklarından Güney Kore, Japonya, Yeni Zelanda ve Avustralya ile İstanbul İşbirliği Girişimi ortaklarından Katar, Kuveyt, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri devlet başkanı veya bakan düzeyinde zirveye katılmıştır. Ukrayna Devlet Başkanı Sayın Zelenskiy ile Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Şara'da 8 Temmuz'da Ankara'ya ikili ziyaret gerçekleştirmiştir."
"ETİMESGUT ASKERİ HAVALİMANI'NI YENİDEN İHYA EDEREK HİZMETE AÇTIK"
36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ni 2 bin 500'ü aşkın yerli ve yabancı basın mensubunun takip ettiğini aktaran Erdoğan, şunları ifade etti:
"Bir defa şu noktayı önemle vurgulamak durumundayım. NATO zirveleri güvenliğin en üst düzeyde gözetildiği, en küçük bir ihmale, en küçük bir dikkatsizliğe mahal verilmeyen uluslararası toplantılardır. Güvenlik tedbirleri noktasında biz de işi şansa bırakmadık. Emniyet, istihbarat ve adli birimlerimizle her türlü önlemin ölçülü bir şekilde alınmasını temin ettik. Gerekli bilgilendirmeler haftalar öncesinden kamuoyumuza yapıldı. Tespit edilen altyapı eksikleri yoğun bir çalışmayla vakitlice giderildi. Bu çalışmalar için bakanlıklarımız ve valiliğimizle birlikte yerel yönetimleri de harekete geçirdik. Hem Esenboğa Havalimanı'nın uçak ve yolcu trafiğini hafifletmek hem de resmi ziyaretlerde kullanılmak üzere Etimesgut Askeri Havalimanı'nı yeniden ihya ederek hizmete açtık. Böylece başkentimize yolları, asma köprüsü ve devlet konukeviyle modern bir havalimanı daha kazandırmış olduk. Ankara Havalimanı'nın şehrimize tekrar hayırlı uğurlu olmasını diliyorum."
Zirve süresince güvenlik, ulaşım, ticaret, kamu düzeni ve şehir hayatının idamesi arasında hassas bir denge kurmaya ihtimam gösterdiklerini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:
"Buna rağmen zirve sebebiyle günlük hayatı etkilenmiş olan tüm Ankaralı kardeşlerime sabırları ve anlayışları için teşekkür ediyorum. Ankara tarihi bir zirveye, tarihi bir başarıyla ev sahipliği yapmak suretiyle uluslararası alanda görünürlüğünü hiç olmadığı kadar artırmıştır. Ankara'nın artık bir dünya şehri olduğu bu vesileyle tescil edilmiştir. Bunun yansımalarını özellikle turizmde göreceğimizi düşünüyorum. Allah nasip ederse bu sene Cumhuriyet'imizin 103. yıl dönümünü Türk dünyasından kardeşlerimizle beraber Ankara'da coşkuyla kutlayacağız. İnşallah aynı başarıyı 29-30 Ekim'de düzenleyeceğimiz 13. Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi'nde de sergileyeceğiz."
NATO Ankara Zirvesi süresince Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi'nin uluslararası medya merkezi olarak hizmet verdiğini belirten Erdoğan, Zirve'nin toplam 96 kamera, 18 naklen yayın aracı ve 26 farklı noktadan yapılan yayınlarla tüm dünyaya ulaştırıldığını söyledi.
Önemli bir kısmına iştirak ettiği diğer NATO toplantılarına kıyasla Ankara Zirvesi'nin medyanın en yoğun ilgi gösterdiği zirvelerden biri olduğuna dikkati çeken Erdoğan, bu ilginin gerek uluslararası basında gerekse sosyal medya mecralarında halen devam ettiğini gördüklerini dile getirdi.
Mehter Marşı'ndan tören kıtasında ilk kez yer alan Yeniçerilere, Türk Yıldızları'nın muhteşem gösterisinden atlı birliklere, verilen hediyelerin özgünlüğünden organizasyonun kusursuzluğuna, Külliye'den kütüphaneye kadar birbirini tamamlayan pek çok unsurun insanların ilgisini çekmeye, konuşulmaya ve tartışılmaya devam ettiğini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bütün bunları sadece Türkiye'nin tanıtımı açısından değil, Türk kültürü ve tarihinin zenginliğiyle Türk milletinin eşsiz misafirperverliğini göstermesi bakımından önemli buluyoruz. Tabii burada artık patolojik bir hal alan şu hususu da dikkatlerinize getirmek istiyorum, maalesef, Türkiye'de kendi devletleri ve hükümetleri hakkında olumlu tek cümle dahi duymaya tahammül edemeyen marjinal bir kesim var. Devlet başkanları, bakanlar, gazeteciler dahil istisnasız tüm katılımcıların ülkemizden sitayişle bahsetmesini bunlar bir türlü içlerine sindiremiyor. Öyle ki zirveye ve Türkiye'nin müstesna ev sahipliğine kara çalmak için günlerdir akla hayale gelmedik hezeyanlar üretiyorlar. Siyasetin değil, tababetin konusu olan bu güruhu ve saçmalıkları gördükçe inanın onlar adına sadece üzülüyoruz. Hele hele 5 dakikacık bir görüşme için muhataplarına yalvaran zavallıların sırf gündeme gelebilmek için yaptığı eleştirilere sadece gülüp geçiyoruz."
"HEPİMİZ BU DEVLETİN VATANDAŞIYIZ"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yabancılaşmanın kötü olduğunu ama kişinin kendi ülkesine, milletine yabancılaşmasının, hatta düşmanlaşmasının çok daha kötü olduğunu söyledi.
Türkiye Cumhuriyeti'nin herkesin ortak devleti olduğunu vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Hangi partiden, görüşten, kökenden olursak olalım hepimiz bu devletin vatandaşıyız, bu aziz milletin ferdiyiz. Türkiye için iyi olan, hepimiz için iyidir, faydalıdır, hayırlıdır. Türkiye'nin başarısı 86 milyonun tamamının başarısıdır. Türkiye'nin sıkıntısı ise bilaistisna hepimizin sıkıntısıdır. Milli meselelerin, ideolojik kavga ve siyasi polemiklerin aparatı yapılmasını doğru bulmuyoruz. Daha önce defalarca söylediğim gibi bir gerçeği bugün tekrar ifade ediyorum. Özellikle Mehter Marşı'ndan, Yeniçeri'den, merasimlerin tam da tarihimize yaraşır biçimde icra edilmesinden rahatsız olanlara şunu hatırlatıyorum, ister kabul edin, ister etmeyin ama artık reddi miras yapan bir Türkiye yok. Tam tersine medeniyet ve kültür birikimini kucaklayan bir Türkiye var.
Türkiye Cumhuriyeti mazisi şanla, şerefle dolu binlerce yıllık devletler silsilemizin son halkasıdır. NATO Liderler Zirvesi işte bu köklü devlet geleneğimizin tüm görkemiyle tebarüz ettiği bir toplantı olmuştur. Milletimizin azamet ve asaleti, devletimizin itibar ve prestiji, zirvenin düzenlendiği Cumhurbaşkanlığı Külliye'mizde adeta tecessüm etmiştir. Kahraman ecdadımızın cenk meydanlarındaki kılıç şakırtılarını kösleriyle, davullarıyla, zurnalarıyla coşturan mehter takımımız, Osmanlı'nın en seçkin askeri birliklerinden Yeniçeri Ocağı'nın da yer aldığı Muhafız Alayımız Zirve'ye ayrı bir anlam ve güzellik katmıştır."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin tıpkı Gazi Meclis gibi devletin ve 86 milyonun temsil makamı olduğunu dile getirdi.
Bazı çevrelerin hedef aldığı bu mekanın milletin evi olduğuna işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:
"Burası asırlardan süzülüp gelen devlet aklının, milletimizin dünya sahnesindeki itibarının, Türkiye'nin güç ve ağırlığının mimari zemindeki buluşma noktasıdır. Eski nizamın yoğun bakımda olduğu, yeni sistemin ise doğum sancıları çektiği bu dönemde küresel diplomasinin kalbi Külliyemizde atmaktadır. NATO Zirvesi 'Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne ne gerek var' diyenlere 'iktidara gelirsek Külliye'yi yıkacağız' diyen vizyon fukaralarına bu eserin ne işe yaradığını, ne amaçla inşa edildiğini, Türkiye için ne manaya geldiğini çok net biçimde göstermiştir."
SAVUNMA SANAYİ PROGRAMLARI
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara Zirvesi'nin Türkiye'nin merkezi rolünün berraklaşmasına vesile olduğunu vurguladı.
Avrupalı müttefiklerin daha fazla sorumluluk aldığı, külfetin daha adil paylaşıldığı ve kolektif savunmanın öncelendiği yeni dönemin Ankara Zirvesi'nde somutlaşmasının, toplantıyı İttifak'ın tarihi zirvelerinden biri haline getirdiğini belirten Erdoğan, şunları ifade etti:
"Türkiye, sahip olduğu askeri kabiliyet, stratejik konum, diplomatik birikim ve savunma sanayi kapasitesi ile bu dönüşümün tam merkezinde, NATO'nun en güçlü aktörlerinden biri olarak yer almaktadır. Zirvede savunma sanayi işbirliğinin önündeki engellerin ve kısıtlamaların kaldırılması gerektiğini kayda geçirdik. Şurası da önemlidir, zirvenin ana etkinliklerinden biri olarak bu yıl ilk kez tertiplenen Savunma Sanayii Forumu'na 1000'e yakın katılımcı ve basın mensubu iştirak etti. Ayrıca İttifak'ın öncelikli konularından biri olan dron karşıtı çalışmalar dikkate alınarak, İnsansız Sistemlere Karşı Koyma Mükemmeliyet Merkezi'nin Konya'da kurulmasına karar verildi. Zirve, Türkiye'nin tezlerinin en güçlü şekilde dillendirildiği bir platform görevi görmüştür. Gazzeli ve Lübnanlı kardeşlerimizin maruz kaldığı insanlık dışı saldırıları çok net biçimde gündeme getirdik. Rusya-Ukrayna savaşının diyalog ve diplomasiyle çözülmesi gerektiğini bir kere daha vurguladık."
Üretimin yavaşlamaması, sanayinin rekabet gücünün korunması ve ihracatın artırılması için gerekli adımları attıklarını belirten Erdoğan, "İmalat sektörü için kurumlar vergisi oranını yüzde 12,5'e indirdik. İhracatçılara sunduğumuz reeskont kredilerinin hacmini günlük 5 milyar liraya yükselttik. İstihdam Koruma Programı kapsamında istihdam başına aylık 3 bin 500 lira destek ödemesi yapıyoruz. Bu sayede 900 bin istihdamı koruma altına aldık." dedi.
Erdoğan, tüm imalat sektörleri için devreye aldıkları 100 milyar liralık kredi paketinin, sanayicilerin finansmana erişimine ilave bir destek olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bu olumlu seyri hızlandırmak için şimdi yeni bir adım atarak Yatırım Taahhütlü Avans Kredi Programı'nın kapsamını ve bütçesini genişletiyoruz. Kriterleri, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız tarafından ilan edilecek bu yeni uygulama için program bütçesini 750 milyar liraya çıkarıyoruz. Sanayicilerimizin sadece yeni yatırımları için değil, işletme sermayesi noktasında da uygun koşullu finansmana erişim imkanını güçlendiriyoruz. Hayata geçirdiğimiz yeni finansman programı ile 250 milyar liralık uygun koşullu bir kredi paketini daha imalat sanayinin istifadesine sunuyoruz. Program paydaşı bankalardan piyasa koşullarından daha cazip olan 6 ay anapara ödemesiz 36 aya kadar vadeli kredilerden 12 puanlık maliyetini hükümet olarak biz karşılıyoruz. Bu iki program sayesinde imalat sanayi için toplam 1 trilyon liralık uygun koşullu kredinin önünü açmış oluyoruz. Sanayi sektörümüze ve ülkemize hayırlı olsun diyorum."