19.05.2021 - 13:25 | Son Güncellenme:
milliyet.com.tr/Guardian
NASA'nın geçen yıl ilk kez adını duyduğumuz projesi şekillenmeye devam ediyor. Bu noktada ise NASA'nın yeni projesi daha da belirgin hale geliyor.
Şirketler ticari havacılığın geleceğini düşünürken, sürdürülebilirlik planlarının giderek daha önemli bir yönü haline geliyor. Endüstrinin çevresel ayak izini azaltma sorumluluğuyla, birkaç grup elektrikli uçaklar geliştiriyor. Bunu yapmak için en sonuncusu Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi'nden (NASA) başkası değil.
1958'de kurulduğundan bu yana, Washington DC merkezli NASA havacılık ve uzay araştırması alanlarında yenilik için çalışmalarını sürdürüyor.
Bu nedenle, şirketin elektrikle çalışan ticari bir uçak üretmek için çalışmalarını hızlandırdığını görüyoruz. Guardian'da yer alan habere göre NASA yaklaşık 10 yıldır bu konu üzerinde çalışıyor.
ABD Havacılık ve Uzay Ajansı, gelecek yıl California'daki araştırma sahasında elektrikli uçak çalışmalarını artıracak. NASA havacılık sektöründe karbon salınımının azaltılması amacıyla yürüttüğü çalışmalara hız verecek. Bu kapsamda gelecek yıl, California'daki Mojave çölünde, yeni nesil elektrikli uçaklarla ilgili çalışmalarda aşama kaydedilmesi planlanıyor.
Hava araçlarının jet yakıtından ziyade bataryalarla çalışmasını sağlamak için şirketlerle iş birliği yapan NASA, elektrikli uçuşların gelecek 15 yıl içerisinde aşamalı gerçekleştirilmesini hedefliyor.NASA'nın Glenn Araştırma Merkezinde görevli Jim Heidmann, "Endüstri, elektrikli uçak fikriyle alay ediyordu ancak artık durum böyle değil, çok ilgililer" diyor.
NASA, bu projesini X-57Maxwell olarak bilinen küçük elektrikli uçak üzerinde sonuçlandıracak. . Bu proje üzerindeki çalışmalar, California, Edwards Hava Üssü'ndeki Armstrong Uçuş Araştırma Merkezi'nde gerçekleştiriliyor.
Joe Biden'ın ABD'nin küresel ısınma kapsamındaki gezegene salınan emisyonlarını net sıfıra düşürme arayışıyla teşvik edilen NASA, önümüzdeki 15 yıl içinde Amerikalılar için elektrikli uçuşları aşamalı hale getirmek amacıyla uçaklara jet yakıtı yerine pillerle güç sağlamanın gelişmiş yollarını göstermeleri için şirketlere eşlik ediyor. .
NASA canlı yayında Black Brant 12 adı verilen roketini fırlattı. Gönderilen roketin görevi uzayda enerjinin hareketleri hakkında bilim insanlarını bilgilendirecek.
NASA, Mars görevi için pek çok araç kullandı. NASA benzer şekilde 2018 yılından bu yana Orpheus adı verilen su altı robotunu da geliştiriyor. Mars Perseverance gezgini ve Ingenuity helikopteri için NASA'nın Kaliforniya'daki Jet Propulsion Laboratory (JPL) tarafından geliştirilen otonom navigasyon yazılımına dayanan bu araç dikkat çekiyor.
Uzay halen büyük bir muamma. Bu sebeple yapılan araştırmalar, geliştirilen araçlar oldukça önemli. Uzun yıllardır önemli başarılara imza atan NASA, en son Mars görevi kapsamında Perseverance aracını Kızıl Gezegen'e göndermişti. Burada bir araştırma helikopterine de yer veren NASA, sıcak görüntüleri dünya ile paylaşıyor.
Birkaç yıldır geliştirildiğine yönelik haberlerle adını duyduğumuz Orpheus adı verilen yeni su altı aracı, otonom bir navigasyon yazılım sistemine dayanıyor.
Massachusetts'teki Woods Hole Oşinografi Enstitüsü (WHOI) tarafından inşa edilen mini denizaltının ilk görevi insanlığın okyanusların en derin bölgelerinde yer alan bilgilerini geliştirmek olacak. Bu araç 'Hadal Bölgesi' olarak adlandırılan kısmın gizemlerini çözmek için geliştirildi.
NASA çalışanları, deniz biyologları ve uzmanların öncülüğünde gerçekleştirilen bu görevde, adını sıklıkla duyacağımız Tim Shank şöyle diyor:'' Hadal bölgesinde muazzam miktarda organik materyal ve yüksek basınçlı ortamda hayatta kalmak için çok benzersiz adaptasyonlar geliştiren oldukça fazla sayıda biyolojik çeşitlilik olduğunu biliyoruz. Ama şimdiye kadar oraya gidecek bir aracımız yoktu.''
NASA'nın 'Voyager-1' isimli uzay aracı 22.5 milyar kilometre uzaklıktan Dünya'ya veri gönderdi. Gönderilen verinin içinde yer alan uğultu kısa sürede bilim dünyasının gündemine oturdu.
Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi'nin (NASA) 'Voyager-1' isimli uzay aracı evrenin bir sırrını daha çözmemize neden olmuş olabilir. Dünya'da 22.5 milyar kilometre uzaklıkta bulunan araç yıldızlararası gazın 'uğultusunu' ortaya çıkaran verileri gezegenimize gönderdi.
Yapılan açıklamada 'çok zayıf ve monoton ses' olarak tanımlanan veri, Voyager-1 tarafından 'dar frekans bant genişliğinde' Dünya'ya geri gönderildi.
ABD'nin önde gelen eğitim kurumlarından Cornell Üniversitesi'nde görev alan bilim insanları bunun yıldızlararası ortamın gazlarından gelen bir 'uğultu' olduğunu söylüyor. Uzay aracı 44 yıl önce dış güneş sisteminin gaz devlerini incelemek için fırlatılmıştı.
Bu uğultunun keşfinin, gökbilimcilerin söz konusu bölgenin Güneş'in güneş rüzgarlarının en kenarlarıyla nasıl etkileşime girdiğini daha iyi anlamalarına yardımcı olabileceği belirtiliyor.
Uzay aracı, Türkçe bir mesaja da ev sahipliği yapıyor. Voyager 1 ve 2 uzay araçlarında Türkçe olarak kaydedilen 'Sayın Türkçe bilen arkadaşlarımız, sabah şerifleriniz hayır olsun' mesajının arkasındaki hikaye yıllar sonra ortaya çıkmıştı.
Söz konusu mesajın Prof. Dr. Peten Ian Kuniholm'a ait olduğu ortaya çıkmıştı. Kaydın nasıl yapıldığıyla ilgili açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Kuniholm şu açıklamada bulunmuştu:
'1960’larda Robert Kolej’de İngilizce öğretmenliği yapıyordum. Behçet Kemal Çağlar da o sıralarda kolejde edebiyat öğretmeniydi. Behçet Kemal Çağlar’ın beni her sabah selamlama biçimiyle Türkçe bir kayıt yaptım.'
Güneş Sistemi'nden 5 Kasım'da çıktığı belirlenen Voyager 2'nin, yıldızlararası bölgeye ulaşan insan yapımı 2'nci araç olduğu belirtildi. Voyager 2'den birkaç hafta sonra uzaya fırlatılan Voyager 1 ise 2012'de bu bölgeye ulaşmıştı.
Voyager 1 ve Voyager 2'nin asıl amacı, Jüpiter ve Satürn'ün çevresinde dolaşıp fotoğraf göndermekti. Uzay araçları, bilim adamlarının Jüpiter'in uydusu İo üzerindeki yanardağları, Jüpiter'in ayı Europa'nın buzla kaplı yüzeyi altındaki okyanusu ve Satürn'ün ayı Titan'daki metan yağmurunu keşfetmesine yardımcı oldu.
Voyager 2 daha sonra Uranüs ve Neptün'e doğru ilerlerken, Voyager 1 ise Satürn'ün yerçekiminin etkisiyle Güneş Sistemi'nin kıyısına doğru uzaklaşmaya başladı.
Voyager 1 ve Voyager 2 aynı zamanda 116 fotoğraf, aralarında Dünya'dan sesler, Louis Armstrong, Beethoven ve Navajo kabilesinden şarkıların bulunduğu CD'ler ile Doğu Çin'deki Amoy dilinde ''Uzaydaki dostlarımız, nasılsınız? Vaktiniz olursa bize ziyarete gelin'' mesajı taşıyor.
NASA'nın Mars aracı Perseverance pek çok ilginç buluşa imza atmayı başardı. Göreve başladığı günden bu yana oldukça dikkat çeken aracın bugüne kadar keşfettiği ilginç kayaları ve buluşları var.
NASA'nın Perseverance aracı, Mars'ta daha önce bir yaşam formu olup olmadığını araştırıyor. Bu uğurda keşfettiği ilginç nesneler de bulunuyor.
Gökkuşağının bilimsel açıklamasını yapan NASA, Mars'ta 'gökkuşağının' oluşmasının imkansız olduğunu söylüyor.
Brachiosaurus kayası olarak da adlandırılan bu Mars kayası, NASA'da yazılım mühendisi Kevin Gill, 16 Nisan 2021 tarihinde Twitter üzerinden bu görüntüyü paylaşmıştı.
Yazılım mühendisi Twitter paylaşımında, ''Görünüşe göre, NASA Perseverance, Mars'ta küçük bir Brachiosaurus fosili bulmuş.'' diyerek esprili bir söylem kullandı.
Popüler bilim yazarı olan Jason Major ise keşif aracının kaydettiği bir fotoğraftan kayanın şekline gönderme yaptı. NASA'nın şubat ayında paylaştığı fotoğrafta bir kayanın 'popoya' benzediğini yazdı.
Major, 1 Mart'ta Twitter hesabından yaptığı paylaşımda "Perseverance muhtemelen onu incelemeyecek. Ama umarım birileri bunu 'popo kayası' diye kaydeder" dedi ve 'Çünkü gerçekten de popoya benziyor' diyerek devam etti.
Mars'ta keşfedilen ve gündemde oldukça uzun süre kalan bu kaya 15 cm ve delikli yapısıyla sosyal medyanın gündemine girmişti. Bilim insanlarının da konu hakkında çalışmalarının sürdüğünü söyleyebiliriz.
Daha önce NASA’nın Perseverance gezgini en son bulunan bu kayanın bir görüntüsünü kaydetti ve merkez üssüne gönderdi. Bulunan kayanın üzerinde gelişi güzel delikler bulunuyor. Araştırma ekibi kayanın nasıl geldiğini ya da neyin parçası olduğunu tespit etmek için çalışmalara başladığını duyurmuştu.
Bu kayanın Mars’ta bulunması aslında bir tesadüf değil zira Mars meteorlar için bir cennet olarak görülüyor. Hal böyle olunca Mars’ta kayalara ya da gök taşlarına rastlamak mümkün ancak bu kayanın diğerlerinden farklı göründüğünü söylemek lazım. NASA tarafından henüz kayanın ne olduğu açıklanmadı ancak Twitter üzerinden yapılan paylaşımla biraz detaylandırıldı.
Ingenuity helikopterinin etraftakileri incelerken keşfettiği bu kaya, tuhaf olarak nitelendirildi. Bilim insanlarının da pek çok hipotez üretmesine neden oldu. Kaya açıklandığı kadarıyla 15 cm boyutlarında ve bazılarına göre bu kaya Mars’a çarpan bir gök taşının parçası ya da direkt Mars’ın bir parçası olabilir.
Daha yeni Instagram'da paylaşılan bu fotoğraf Mars'taki muhteşem buzlu kum tepelerini gözler önüne sermişti. NASA'nın paylaştığı bu fotoğraf, Mars Reconnaissance Orbiter (Mars Keşfi Yörünge Aracı) adlı uzay aracıyla çekildi.
Özel bir sensör sistemleriyle donatılan uzay aracı, Kızıl Gezegen'deki çarpıcı olayları da gözler önüne seriyor ve aynı zamanda Mars hakkında daha fazla bilgi edinmemizi sağlıyor.
Buzlu kum tepeleri alanı, Mars'ın kuzey ovalarının yüksek enlemlerinde bulunan 5 kilometre boyunca uzanan bir alanı kaplıyor. Fotoğrafta yer alan çizgiler ve diğer özellikler 'mevsimsel sebepler' ile oluşuyor.
ABD Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA), 2030'da Mars'a insan göndermeye hazırlanırken, uzayda uzun süre geçirmenin fiziksel etkileri konusunda yürütülen bir araştırmada kalp ile ilgili yeni bir bulgu elde edildi.
Amerikalı bilim insanları, Uluslararası Uzay İstasyonu'nda kesintisiz neredeyse bir yıl geçiren emekli astronot Scott Kelly'nin kalbinin haftada 6 gün pedal çevirmesine veya dayanıklılık egzersizi yapmasına rağmen küçüldüğünü tespit etti. Çalışmanın ayrıntıları Amerikan Kalp Vakfının "Circulation" dergisinde yayımlandı.
Uzmanlar, 27 Mart 2015 ile 1 Mart 2016 arasında UUİ'de geçirdiği 340 gün boyunca Scott Kelly'nin kalbinin sol karıncığının haftada 0,74 gram hacim kaybettiğini bildirdi. Öte yandan bu hacim kaybının, kalbin fonksiyonunu etkilemediğine işaret edilirken Kelly'nin kalbindeki küçülmenin, 2018'de Pasifik Okyanusu'nu 159 günde geçen uzun mesafe yüzücüsü Benoit Lecomte'de de gözlendiği ifade edildi.
Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), '16 Psyche' isimli asteroide yapılacak görev için açıklama yaptı. NASA, daha önce 10 kentilyon dolarlık (19 sıfırlı) değer biçilen asteroid için son montaja başladığını duyurdu.
Mars ve Jüpiter arasındaki asteroid kuşağındaki 16 Psyche'in çapı 226 kilometre. Bilim insanlarının tahminlerine göre asteroid oluşumunu tamamlayamamış bir gezegenin çekirdeğinden koptu. NASA, Ağustos 2022'de 16 Psyche asteroide doğru yola çıkacak. Yaklaşık dört yıl sürecek yolculuğun ardından NASA'nın keşif sondası 16 Psyche asteroide varacak. Sonda, 2023'da Mars'ın yerçekimine girecek daha sonra 2026'da 16 Psyche'ten veri toplayacak noktaya ulaşacak. Tahminlere göre 16 Psyche asteroidin tamamı değerli madenlerden oluşuyor.
ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Ajansı'nın (NASA) Mars'taki uzay aracı Curiosity, Kızıl Gezegen'den bir "selfie" yollamıştı. NASA'nın Mars araştırmaları son günlerde Perseverance uzay aracının gönderdiği fotoğraflarla gündemdeki yerini koruyor. 18 Şubat'ta Mars'a ulaşan Perseverance, Dünya'ya yolladığı dikkat çeken fotoğraflarla büyük yankı uyandırmayı başarıyor.
Otomobil büyüklüğündeki uzay aracı Curiosity, 2012'de gezegene ulaştığından beri Gale kraterini inceliyor. NASA'nın internet sitesinde dün yayımladığı çarpıcı fotoğraf da Curiosity'nin Kızıl Gezegen'deki varlığını hatırlatıyor.