08.07.2026 - 16:38 | Son Güncellenme:
Rembrandt, 1606 yılında Hollanda'nın Leiden şehrinde doğdu. Babası değirmen işletiyordu ve dokuz kardeşin en küçüğüydü. Ama küçük Rembrandt'ın şansı yaver gitti: hem okula gidebildi hem de resim eğitimi alabildi. Üstelik döneminin birçok ressamının yaptığı gibi İtalya'ya gidip ünlü ustaların eserlerini incelemek yerine, kendi ülkesinde ustaların yanında çalışarak öğrendi. Sadece 21 yaşındayken kendi atölyesini açtı ve öğrenciler kabul etmeye başladı. Düşünsene, bugün senin yaşındaki biri bir gün kendi atölyesini açabilir mi?
Rembrandt'ın en ilginç özelliklerinden biri, kendi otoportresini defalarca yapmasıydı. Aynanın karşısına geçip saatlerce kendi yüz ifadesini incelediği, bazen mutlu bazen şaşkın bazen de düşünceli halini tuvale ya da kağıda aktardığı biliniyor. Gençliğinden yaşlılığına kadar yaklaşık 100 otoportre yapmış! Bu kadar çok kendi resmini yapan başka bir ressama pek rastlanmıyor.
O dönemde fotoğraf makinesi yoktu, hatırlıyor musun? Bu yüzden zengin insanlar, kendilerini ya da ailelerini hatırasız bırakmamak için en iyi ressamlara resim yaptırırdı. Rembrandt'ın resimleri o kadar gerçekçiydi ki, insanların o anki duygularını bile yüzlerinden okuyabiliyordun. Bunu yaparken ışığı ve gölgeyi öyle ustaca kullanıyordu ki, resimdeki kişiler adeta canlı gibi görünüyordu. İşte bu yüzden ona "ışığın ve gölgenin ustası" deniyor.
Rembrandt sadece tek kişilik portreler değil, birden fazla kişiyi aynı tabloda gösteren resimler de yapıyordu. Bunlardan biri olan Kumaşçılar Loncası Müfettişleri adlı eserinde, her bir kişiyi farklı bir yüz ifadesiyle, farklı bir hareketle resmetmiş. Yani sıkıcı bir grup fotoğrafı değil, tam bir hareketli sahne gibi!
Rembrandt yaşarken ünlenmiş ve iyi para kazanmış bir ressamdı, ki bu dönemin birçok ressamı ancak öldükten sonra tanınıyordu. Ama hayatı hiç kolay geçmedi. İlk üç çocuğu bebekken hayatını kaybetti, sadece dördüncü çocuğu Titus büyüyebildi. Eşi Saskia ise Titus doğduktan bir yıl sonra hastalanıp öldü. Üstelik Rembrandt, sanat eserlerini toplamaya çok meraklı olduğu ve parasını bu şekilde harcadığı için ömrünün sonlarına doğru parasız kaldı, evini bile satmak zorunda kaldı.
Rembrandt'ın en ünlü tablosu Gece Devriyesi, bugün Hollanda'daki Rijk Müzesi'nde sergileniyor ve tam 3 kez saldırıya uğradı! Hayatı boyunca 600'den fazla resim yaptı. Mezarının tam olarak nerede olduğu hâlâ bilinmiyor, çünkü bilinmeyen bir yere gömüldü. Amsterdam'daki evi bugün bir müzeye dönüştürüldü ve ziyaretçilere açık.