05.06.2026 - 11:10 | Son Güncellenme:
DIŞ HABERLER SERVİSİ
Yer bilimcilerin “kraton” olarak adlandırdığı, milyarlarca yıl boyunca neredeyse hiç kırılmadan ayakta kalmış devasa anakaya kütleleri üzerinden hazırlanan yeni küresel sismik harita, dünyanın deprem açısından en stabil bölgelerini ortaya koydu.
'KALKAN BÖLGELER'
Sismologlar ve jeoloji uzmanlarının ortak analizine göre, aktif fay hatlarından uzak, yer kabuğunun en eski ve en sert parçaları üzerinde bulunan bu “kalkan bölgeler”, yıkıcı depremlerin neredeyse hiç görülmediği doğal güvenlik alanları olarak öne çıkıyor.
Harita yalnızca küresel risk dağılımını değil, Türkiye içinde deprem açısından daha sakin kabul edilen bölgeleri de netleştiriyor. Uzmanlar, özellikle levha içi alanlarda sismik enerjinin birikmediğini ve bu nedenle bazı ülkelerin ve şehirlerin tarihsel olarak daha “sakin zeminler” üzerinde bulunduğunu vurguluyor.
Avrupa ve İskandinavya hattı, listenin en güvenli bölgeleri arasında gösteriliyor. İsveç, Norveç, Finlandiya, İrlanda, Almanya ve Polonya gibi ülkeler, levha içi konumları sayesinde dünyanın en düşük sismik aktiviteye sahip bölgeleri arasında yer alıyor. Kuzey Atlantik’te Grönland ve Faroe Adaları ile Baltık ülkeleri Estonya, Letonya ve Litvanya da aynı stabil kuşağın parçaları olarak değerlendiriliyor.
'KALKAN ALANLAR'
Kuzey Amerika ve Sibirya hattında ise devasa kristalize anakaya kütleleri dikkat çekiyor. Kanada’nın büyük bölümü ile Rusya’nın Sibirya coğrafyası, neredeyse sismik enerji üretmeyen geniş “kalkan alanlar” olarak tanımlanıyor.
Güney Amerika’da Brezilya, Pasifik Ateş Çemberi’nin yıkıcı etkisine rağmen doğudaki eski Brezilya kalkanı üzerinde yer aldığı için görece düşük riskli bölgelerden biri kabul ediliyor. Okyanusya’da ise Avustralya, aktif levha sınırlarından uzak konumu sayesinde dünyanın en düşük deprem riskine sahip kıta ülkesi olarak öne çıkıyor.
Afrika kıtasında da benzer bir tablo var. Çad, Nijer, Burkina Faso ve Fildişi Sahili gibi Batı ve Orta Afrika ülkeleri, aktif fay sistemlerinden uzaklıkları nedeniyle neredeyse sıfıra yakın sismik risk taşıyan alanlar arasında gösteriliyor.
TÜRKİYE'DE EN DÜŞÜK RİSKLİ BÖLGELER
Türkiye, Kuzey Anadolu Fay Hattı, Doğu Anadolu Fay Hattı ve Batı Anadolu Fay Hattı gibi aktif kırılma sistemlerinin etkisi altında yer alsa da, bazı iç bölgeler bu genel tablo dışında değerlendiriliyor. Uzmanlara göre bu alanlar, fay hatlarından uzak konumları nedeniyle tarihsel olarak daha düşük sismik aktivite gösteren “sakin cep” niteliğinde.
Nevşehir ve Kapadokya hattı da düşük riskli bölgeler arasında yer alıyor. Hem jeolojik yapısı hem de tarihsel deprem verileri açısından bu bölge, Orta Anadolu’nun en stabil alanlarından biri olarak değerlendiriliyor.
Güneydoğu’da Mardin şehir merkezi ve güney ilçeleri, sağlam zemin yapısı nedeniyle düşük riskli alanlar arasında gösteriliyor. Şanlıurfa’nın büyük bölümü de benzer şekilde düşük sismik risk kuşağında yer alıyor; ancak kuzeybatı kesimlerinde riskin kademeli olarak arttığı belirtiliyor.
Trakya’da ise Kırklareli ve Edirne dikkat çekiyor. Bu iki ilin özellikle batı ve kuzeybatı kesimleri ana fay hatlarından uzak yapısıyla öne çıkarken, doğuya doğru ilerledikçe riskin arttığı ifade ediliyor.
Yeni harita, “kraton” adı verilen kadim jeolojik kalkanların yalnızca dünya yüzeyinin değil, yerleşim güvenliğinin de en kritik belirleyicilerinden biri olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.