İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, tutuklanmasının ardından İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Melih Geçek hakkında "casusluk" suçundan başlatılan soruşturma sürüyor.
Soruşturma kapsamında gözaltında bulunan Yanardağ, emniyette işlemlerinin ardından Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edildi. Başka suçtan tutuklu şüpheliler İmamoğlu, Özkan ve Geçek de bulundukları cezaevinden adliyeye getirildi. Sabahın erken saatlerinde adliye çevresinde yoğun güvenlik önlemi alan polis adliyeye çıkan bazı yolları da trafiğe kapattı.
Savcılığın Terör ve Organize Suçlar Soruşturma Bürosunca şüphelilerin ifadeleri alındı. Soruşturma kapsamında 4 Temmuz'da tutuklanan şüpheli Hüseyin Gün'ün "İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" ile örgütün "casusluk" bağlantısı hakkında, emniyet ve savcılık beyanında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma talebini ilettiği ve bu kapsamda ifade verdiği öğrenildi. Ayrıca, şüphelilerin sevk durumunun ifade işlemlerinin tamamlanmasının ardından değerlendirileceği kaydedildi.
“ÖZEL YAZIŞMA OLDUĞUNU NECATİ ÖZKAN BİLİYORDU”
Hüseyin Gün emniyette verdiği ifadede herhangi bir örgütte bulunmadığını söyleyerek, seçim kampanyasında kullanılmak üzere yaptığı analizleri Necati Özkan’a gönderdiğini söyledi. Bunun suç olduğunu bilmediğini söyleyen Gün, “Bazı raporlarım Ekrem İmamoğlu’nun nasıl davranması, ne şekilde hareket etmesiyle alakalı olduğundan bunları uygulardı. Yani sinir hali durumları ya da muhafazakar kesime davranış tarzı ile alakalı yönlendirmelerimizi uygulardı. Ben Ekrem İmamoğlu şu şekilde davranmalı ya da bu konulara dikkat etmeli gibi analizi yapmazdım. Tamamen Aaron Barr yönetiminde bulunan teknik ekip tarafından hazırlanırdı. Oluşabilecek olumsuz haberlere karşı önlem alırdı. Bu verilerin gizli, insanların özel yazışmalarından da oluşan verilerden analiz edildiğini Necati Özkan bilirdi” dedi.
“GİZLİLİĞE ÖNEM VERDİĞİ İÇİN O PROGRAMI KULLANDIK”
Verileri WİCKR programı üzerinden yaptıklarını anlatan Gün, “Bu program app store ya da Google store üzerinden herkesin indirebileceği bir uygulamaydı. Wickr isimli program gizliliğe whatsapptan daha çok riayet eden bir programdı. O yüzden bu programı kullanıyorduk. Bu program üye olmak için telefon numarası istiyordu. Fakat rumuz yani nickname olarak görünüyorduk. Benim kullanıcı adım Jupiter1881’di. Necati’nin rumuzunu şuan hatırlamıyorum. Ama kendi ismi ile kayıtlı değildi. Bu süreç 2. Seçim gerçekleşene kadar devam etti” dedi.
BAKANLARIN FOTOĞRAFI SORULDU
Eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi ile Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün uzaktan çekilen fotoğrafı ve üzerine yaptığı yazışmalar sorulan Hüseyin Gün, “Bu görüşme 2018 yılında İngiltere’de Türkiye-İngiltere arasında resmi gerçekleşen ve Londra’da yapılan bir görüşmedendir. Burada Chris isimli arkadaşım savunma sanayi danışmanı olduğu için orada olduğunu söylemişti. Benim de Türk olmamdan dolayı burada bulunan kişilerin fotoğrafını atarak ‘Bak sizinkiler burada’ tabirinde bulunmuştur. Zaten daha önce de söylediğim mafya tabiri siyasetçilere espri niyetinde söylediğimiz bir cümledir” dedi.
AYLIK 100 BİN DOLAR GELİR
Soruşturma kapsamında, Gün, savcılığa verdiği ifadesinde de teknoloji yatırımcısı olduğunu ve aylık 100 bin dolar gelirinin bulunduğunu beyan etti. Zanlı Gün, 10 Haziran 2019'da manevi annesi S.A'nın yönlendirmesiyle Necati Özkan ile tanıştığını, Özkan ile 31 Mart ve 23 Haziran 2019'daki seçim süreçlerinde birlikte çalıştıklarını söyledi. Özkan'ın, İmamoğlu'nun hem siyasi danışmanı hem de seçim kampanyasının menajeri olduğunu belirten Gün, ifadesinde şunları kaydetti:
"Benim 'Piiq' isimli firmam vardı. Darren, Aaron ve Ed isimli ortaklarım vardı. Aaron isimli şahıs eski istihbarat servisi çalışanıdır. Şirketteki tüm analiz işlemlerini teknik ekip ile birlikte Aaron yapardı. Osint (açık kaynak istihbaratı) programı vardır, bu program şemsiye programıdır. Bu şemsiyenin altında 'darkweb' gibi internette hassas bilgiye ulaşabileceğiniz bilgiler vardır. Bu internetin yer altıdır. Necati Özkan bana Osint'e bir bakmamı istedi. Osint'te yaptığımız araştırmada İBB'ye ait çok sayıda kurumsal mail ve şifreler vardı. Bu mail ve şifrelerle belediyenin en derinlerindeki bilgiye ulaşabilme kabiliyeti veriyordu. Burada belediye içi yazışmalar ve bilgi akışı görülebiliyordu ancak sadece bilgi temini vardı, herhangi bir müdahale yapılamıyordu. Necati Özkan da bu Osint alemine hakimdi. Ben de zaten ofisindeyken genel bir bilgilendirme yapmıştım. Dolayısıyla Necati Özkan oradaki verilerin neye mal olabileceğini bilebilecek durumdaydı."
"ELİMİZDEKİ YAZILIMLA SOSYAL MEDYA HESAPLARI ÜZERİNDEN İÇ YAZIŞMALARI GÖRÜP ALGI OLUŞTURMAYA ÇALIŞIYORDUK"
Şüpheli Gün, Osint programında yaptıkları kontrollerde ilk gördükleri datadan daha fazlasının olduğunu gördüklerini aktararak, şöyle devam etti:
"Beni Osint'e yönlendirilen Necati Özkan'dır. Zaten bir kez girdiğiniz zaman sonradan gelen bilgilere de sahip oluyorsunuz. Osint'teki veriler ya hacklenme yoluyla ya da birinin oraya yüklemesiyle orada olur. Bu sahip olduğumuz imkanın sadece yüzde 10'udur. Biz ayrıca elimizdeki yazılımla sosyal medya hesapları üzerinden iç yazışmaları görüp buna göre algı oluşturmaya çalışıyorduk. Bu yaptığımız analizleri de ben Necati Özkan ile paylaşıyordum. Bizim şirket olarak sahip olduğumuz çok geniş yetkileri olan yazılımın mucidi Amerikan İstihbarat Servisi'nde kapalı operasyon direktörüydü. Bu programın adı 'Pq'dur. Bu kişi benim ortağım olan Aaron'du. Aaron zaten istihbarattan emeklidir. Ben yaptığım analizleri Necati Özkan'a verirdim. Bunları başkana iletmesini söylerdim, o da başkana iletirdi. Başkan olarak kastedilen kişi Ekrem İmamoğlu'dur. Yazışmada 'Mayor' olarak geçen kişi de Ekrem İmamoğlu'dur. Bunun anlamı başkan demektir. Cris isimli şahsı 2016 yılından beri İngiltere'den tanırım."
"YANARDAĞ'IN, KEMAL KILIÇDAROĞLU İLE RÖPORTAJ YAPTIĞI YAYINDA SORULMASINI TARİF ETTİĞİM SORULARI İLETTİM"
Cris isimli kişinin de eski istihbaratçı olduğunu, 2019 seçiminden sonra tarihini hatırlamadığı bir toplantıda, "İstanbul Senin" isimli projenin tanıtımını yaptıklarını belirten şüpheli Gün, o dönem bu isimle bir uygulama olmadığını, Melih Geçek'i 'IT' konusunda en yetkili kişilerden biri olarak bildiğini, söz konusu toplantıda da Geçek'in "özel sektörde IT" olarak tanıtıldığını, Geçek'in o dönem belediyede yetkili olmadığını ancak yakın zamanda ise belediyede işe başlayacağının söylendiğini dile getirdi.
Merdan Yanardağ ile de manevi annesi aracılığıyla tanıştığını, dönem dönem kendisinin kanalına destek olmak amacıyla elden cüzi miktarlarda para verdiğini belirten Gün, "Merdan Yanardağ'ın, Kemal Kılıçdaroğlu ile röportaj yaptığı yayında sorulmasını tarif ettiğim soruları ilettim ve aynı olmasa da benzer nitelikte sorular soruldu. Ama benimkisi tamamen tavsiyeydi." diye konuştu.
"NECATİ ÖZKAN, İMAMOĞLU'NUN BİLGİSİ DAHİLİNDE BİZİMLE ÇALIŞTI"
Zanlı Gün, ifadesini şu sözlerle tamamladı: "Genel olarak 2019 seçimlerinde yukarıda bahsettiğim gibi analiz ve raporlamalar yaparak İmamoğlu'nun seçim kampanyasına destek oldum. İrtibatım Necati Özkan'laydı. Necati Özkan da Ekrem İmamoğlu'nun bilgisi dahilinde bizimle çalıştı. Yönlendirmelerimiz de büyük oranda buydu. Bazen de uymadığı noktalarda serzenişlerimiz oldu. Seçim sonrasında da manevi annem ile birlikte çalışma ofisinde Saraçhanede belediye binasında tebrik ettik. O da bize yardımlarımız için teşekkür etti. Dolayısıyla teşekkür etmesinden de anlaşılacağı üzere tüm faaliyetlerimizden haberdardı. Ekleyecek başkaca bir hususum yoktur. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum." (AA)
GÜN, İNSANLARIN ÖZEL YAZIŞMALARINI ANALİZ ETTİKLERİNİ İTİRAF ETTİ
Şüpheli Gün, emniyetteki ifadesinde, lehine olan hususlarda etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini belirtti. Şüpheli Merdan Yanardağ ile "manevi annesi" dediği S.A. aracılığıyla tanıştığını, kendisine maddi destekte bulunduğunu belirten Gün, "Hayat görüşü açısından saygı duyduğum bir insandır. Kendisinin ne şartlar altında yayın yaptığını ve gazetecilik yapmaya çalıştığını bilirim. Maddi açıdan sıkıntılı bir yayın hayatı vardır. Bu yüzden hem anne yadigarı olması hem de saygı duyduğum bir gazeteci olması sebebiyle kendisine yılda birkaç kez olmak üzere cüzi miktarlarda yani 2 bin-3 bin avro ya da dolar tutarında destek verirdim." ifadelerini kullandı.
Gün, bu desteğin tamamen manevi amaçlı olduğunu savunarak, paraları zaman zaman yüz yüze, bazen de annesinin şoförü aracılığıyla verdiğini öne sürdü.
Emniyet incelemesinde, Gün'ün dijital materyallerinde 5 bin 697 kişinin kaydı bulunduğu, bu kişiler arasında yabancı ülke istihbarat servisleri mensupları ve üst düzey bürokratların da yer aldığı tespit edildi.
Şüpheli Gün, İngiltere dış istihbarat servisi MI6'in başında 2020'den 2025'e kadar görev yapan Richard Moore ile arasında gerçekleşen 393 saniyelik tek seferlik telefon görüşmesine ilişkin "Kendisini İngiltere Büyükelçisi olduğu dönemden tanırım. Üzerinden çok fazla zaman geçtiği için görüşme içeriğini hatırlamıyorum. O dönemde ortak tanıdığımız David Charters isimli emekli bankacı aracılığıyla tanışmıştım. Sonraki süreçte MI6 başkanı olduğunu basından duydum ama o süreçte herhangi bir irtibatım olmadı." beyanında bulundu.
" Sistemimiz, yasal olmayan yollardan da veri sağlayabilecek donanımdaydı"
Şirket ortağı olduğunu öne sürdüğü eski CIA çalışanı Aaron Barr'ın Ekrem İmamoğlu'na iletilmek üzere raporlar hazırladığını iddia eden Gün, "İmamoğlu'na iletilmek üzere raporları kendisi hazırlardı. Bu raporlarda İmamoğlu'nun nasıl bir yol izleyeceği ve hangi konulara odaklanacağı kısmını Aaron Barr belirlerdi. Bana göndermiş olduğu raporları ben Necati Özkan'a, o da Ekrem İmamoğlu'na iletirdi." ifadelerini kullandı.
Gün'ün, Barr ile WhatsApp üzerinden yaptığı İngilizce yazışmaların Türkçe dökümleri de dosyaya girdi.
Yazışmalarda, Barr'ın, kampanya için yapılacak analizlerle ilgili "Kitleyi, trendleri, algıyı, kilit kanaat önderlerini, onları etkileme yollarını ölçebiliriz. Bunu çok ince detaylara, psikometriye kadar bölebiliriz. Etkili olmanın yolu, kilit etki platformları ve kişilikler inşa etmek veya kanaat önderlerini etkilemektir. Biz bu istihbaratı sağlayabiliriz." dediği belirlendi.
Başka bir mesajında ise Barr'ın "Biz kendi oluşturduğumuz sosyal medya profillerini kullanarak platformlardaki sayfaları okuyoruz ama bunu bir insanın yapabileceğinden çok daha hızlı yapıyoruz. Buna 'web scraping' deniyor. Gelecekte verilere daha geniş erişim sağlamak için API'leri kullanabiliriz ancak gizlilik riski doğabilir." ifadelerini kullandığı yazışmalarda tespit edildi.
Bu yazışmalara ilişkin Gün, "Sistemimiz sadece açık kaynaktan değil, gizli yani yasal olmayan yollardan da veri sağlayabilecek donanımdaydı." dedi.
Şüpheli Gün'e telefon irtibatları da soruldu
Şüpheli Gün'ün telefon rehberinde İBB Sözcüsü Murat Ongun'un da bulunduğu tespit edildi.
Bu konuya ilişkin Gün, "O dönemde eski istihbaratçı Aaron'ın bana gönderdiği ve devamında Necati Özkan'a ilettiğim raporda Murat Ongun'un telefonuna casus yazılım yüklendiği belirtilmişti. Bu bilgiyi Necati'ye aktardım. Ongun'a iletip iletmediğini bilmiyorum. Ekrem İmamoğlu'nun katıldığı özel toplantılarda veri sızma ihtimaline karşı uyarmıştım." açıklamasını yaptı.
Şüpheli Gün'ün telefon incelemesinde, Eski İsrail Başbakanı Ehud Olmert, Eski İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'in oğlu Chemi Peres, Eski Ermenistan Cumhurbaşkanı Armen Sarkisyan, Eski Ermenistan Başbakanı Karen Karapetyan, ABD Başkanı Donald Trump'ın 2017-2019 arasında Yardımcı Asistanı Fiona Hill ile FETÖ sanığı eski savcı Zekeriya Öz'ün yurt dışına kaçırılmasını organize ettiği iddia edilen Aytaç Ocaklı'nın da arasında bulunduğu 14'ü istihbarat görevlisi olmak üzere, bürokrat, eski büyükelçi ve rütbeli askerlerden oluşan 34 irtibatı da ifadede soruldu.
Gün, telefon rehberinde CIA, MI6, Mossad gibi kurumlarla bağlantılı eski istihbaratçılar ve çok sayıda yabancı bürokratın numarasının bulunmasıyla ilgili, "Birçok bürokrat ya da iş adamının numarasının bende bulunması ticari geçmişimden dolayı normaldir." ifadesini kullandı.
"Bir suç örgütü olduğunu bilseydim kesinlikle böyle bir çalışmada yer almazdım"
İfadesinde Gün'e, "İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma yazısında, Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce tanzim edilen rapor içeriğinde, İmamoğlu suç örgütü yöneticisi olduğunuz yönünde değerlendirmelerde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Herhangi bir suç örgütü içerisinde yer aldınız mı?" sorusu yöneltildi.
Şüpheli gün bu soruya, "Ben kesinlikle İmamoğlu suç örgütü ya da başkaca bir örgüt içerisinde yer almadım. Sadece Ekrem İmamoğlu'na iletilmek ve seçim kampanya sürecinde kullanılmak üzere yapmış olduğum analiz çalışmalarını Necati Özkan'a ilettim. Ancak bu yaptığımın bir suç olduğunu veya bu kişilerin bir suç örgütü olduğunu kesinlikle bilmiyordum. Bir suç örgütü olduğunu bilseydim kesinlikle böyle bir çalışmada yer almazdım. Bu süreci de tüm samimiyetimle yukarıda anlattım." yanıtını verdi.
Söz konusu raporda, kendisinin örgüt yöneticisi olduğuna ilişkin değerlendirmeler ile şüpheliler Necati Özkan, Naim Erol Özgüner, Melih Geçek, Emrah Yüksel, Iraz Bayrak, Şehide Zehra Keleş, İsmet Koyun'un kendisine bağlı "örgüt üyesi" olduğunun belirtildiği ifade edildi.
"İmamoğlu, yönlendirmelerimizi uygulardı"
Bu kişileri tanıyıp tanımadığı ve aralarındaki ticari ilişki veya irtibatlarının olup olmadığının sorulması üzerine şüpheli Gün, şu yanıtı verdi:
"Ben bu suç örgütü içerisinde değilim. Bilerek isteyerek suç örgütü kastı içinde hiçbir faaliyetim olmamıştır. Ekrem İmamoğlu isimli şahsı medyadan da yıllar öncesinden beri tanırım. Bu kişiyle diyaloğum Necati Özkan ile olan eylemlerimizden kaynaklıdır. Ben raporları Özkan'a iletirdim. Özkan da bu raporları Ekrem İmamoğlu'na aktarırdı. İmamoğlu her raporum doğrultusunda eylemde bulunmazdı. Yani bazı raporlarım Ekrem İmamoğlu'nun nasıl davranması ne şekilde hareket etmesiyle alakalı olduğundan bunları uygulardı. Yani sinir hali durumları ya da muhafazakar kesime davranış tarzı ile alakalı yönlendirmelerimizi uygulardı. Fakat bazı durumlar mesela bölgelerin beklentileri yada ne tarz çekinceleri oldukları hususlarında gerekli eylemleri Özkan, 'İstanbul gönüllüleri' üzerinden gerçekleştirirdi. Hazırlamış olduğumuz raporlar Aaron Barr ve teknik ekibimde bulunan diğer kişiler tarafından hazırlanırdı."
İmamoğlu'nun nasıl davranması gerektiği ya da bu konulara dikkat etmesi gerektiğine ilişkin analiz yapmadığını, bunların Barr yönetimindeki teknik ekip tarafından hazırlandığını dile getiren Gün, "Rakip olarak bulunan parti destekçilerinin kendi aralarındaki yazışmaları Aaron Barr ve teknik ekip tarafından analiz edilirdi. Oluşabilecek olumsuz haberlere karşı önlem alınırdı. Bu verilerin gizli, insanların özel yazışmalarından da oluşan verilerden analiz edildiğini Necati Özkan da bilirdi. Ben bu konuda aldığım riskleri Necati ve kampanyada bulunan kişilere hatta İmamoğlu'na bile Özkan üzerinden aktarmıştım." ifadelerini kullandı.
YANARDAĞ, ŞÜPHELİ GÜN'DEN PARA ALIP ALMADIĞINI HATIRLAYAMADIĞINI İDDİA ETTİ
"Casusluk" suçundan başlatılan soruşturmada, şüpheli Merdan Yanardağ, savcılıkta verdiği ifadesinde, "Hüseyin Gün'den bugüne kadar hiçbir ad altında para almadım. Ya ben yanlış hatırlıyorum ya da kendisi yanlış hatırlıyor. Annesi olarak gördüğü S.A'nın küçük maddi yardımları olurdu. İfadesinde bahsettiği faaliyetleri ile ilgili hiçbir bilgim yoktur. Necati Özkan ile alakası nedir bilmiyorum." şeklinde beyanda bulundu.
Soruşturma kapsamında, Yanardağ, savcılığa verdiği ifadesinde, şüpheli Gün'ü S.A. isimli kadının yanında görmesiyle tanıdığını, S.A'nın Yeniköy'deki evine ziyaret etmeye gittiği zamanlarda görüştüğünü, tahmini 5-7 kez görüştüğünü söyledi.
Yanardağ, S.A. vefat ettiğinde başsağlığı dilemek amacıyla Yeniköy'deki evinde Gün'ü gördüğünü, bu görüşmelerde siyasi gündeme dair konuşmalar yaptıklarını belirterek, "Tanışmış olduğumuz dönem 2022- 2023 yılları olduğu için genellikle 2023 seçimleri ile alakalı konuşuyorduk. Görüşmelerimizde Hüseyin'in S.A'nın manevi oğlu olduğunu bilmiyordum, öz oğlu olduğunu biliyordum. Hatta kendisini 'Hüseyin Gün A.' olarak iki isimli olarak biliyordum. Bu yüzden 'Gün'ün soyadı olduğunu mevcut soruşturma kapsamındaki ifademde bana söylenilmesi üzerine öğrendim." ifadelerini kullandı.
S.A. hayattayken TELE1 kanalına kurumsal olarak yardım amacıyla elden maddi yardımda bulunduğunun doğru olduğunu kaydeden Yanardağ, bu yardımların küçük miktarlar olduğunu, muhasebeleştirilip kayıtlara geçtiğini, anormal bir durum olmadığını iddia etti.
Şüpheli Hüseyin Gün'ün, Yanardağ'a dönem dönem kanalına destek olmak amacıyla elden cüzi miktarlarda para verdiğini belirttiği, "Merdan Yanardağ'ın, Kemal Kılıçdaroğlu ile röportaj yaptığı yayında sorulmasını tarif ettiğim soruları ilettim ve aynı olmasa da benzer nitelikte sorular soruldu. Ama benimkisi tamamen tavsiyeydi." şeklindeki söylemlerinin bulunduğu ifadesi okundu.
"YABANCI İSTİHBARAT SERVİSİ ÇALIŞANLARI İLE ŞİRKET ORTAĞI OLMASINA ÇOK ŞAŞIRDIM"
Şüpheli Yanardağ, söz konusu beyanları kabul etmediğini söyleyerek ifadesinde şunları kaydetti:
"Hüseyin Gün'den bugüne kadar hiçbir ad altında para almadım. Ya ben yanlış hatırlıyorum ya da kendisi yanlış hatırlıyor. Annesi olarak gördüğü S.A'nın küçük maddi yardımları olurdu. İfadesinde bahsettiği faaliyetleri ile ilgili hiçbir bilgim yoktur. Necati Özkan ile alakası nedir bilmiyorum. Görüşmelerinde Necati Özkan'dan bahsettiği hiç olmamıştır. Siyasi espiyonaj faaliyeti yürüttüğü ile ilgili hiçbir izlenimim olmadı. Bu konuda hiç şüphelenmedim. Söylemleri de doğal ve diğer izleyicilere benzer tepkileri içeriyordu. Hüseyin Gün'ün benim ile ilgili neden bu şekilde beyanda bulunduğunu bilemiyorum. Hüseyin Gün'ün tanıdığım kadarıyla iftiracı ve yalancı bir karakterde olmadığını düşünüyorum. Benimle bir husumeti yoktur. Bu konudaki tek akla yatkın cevap ya onun ya benim yanlış hatırlıyor olabileceğidir. Yani Hüseyin isimli şahıstan para alma konusundaki iddialar ile ilgili doğru ya da yanlış şeklinde bir cevabım yoktur."
Şüpheli Hüseyin Gün ile arasında savcılığa paylaşamayacağı herhangi bir sırrı olmadığını, Gün hakkında kendisine bahsedilen soruşturma kapsamındaki bilgi ve ifade tutanağı üzerine karşılaştığı profile şaşkın olduğunu dile getiren Yanardağ, "Çünkü bu şahıs benim ile olan iletişiminde bu tarz izlenim vermemişti. İzleyici-gazeteci sınırlarını aşmadı. Özellikle yabancı istihbarat servisi çalışanları ile şirket ortağı olmasına çok şaşırdım. Ancak bugün geriye dönüp baktığımda da bu şahsın benim ile olan ilişkisinin bu faaliyetleri dışında olduğunu düşünüyorum. İstemeden de olsa herhangi bir espiyonaj faaliyetine de alet olduğumu da düşünmüyorum." şeklinde beyanda bulundu.
Merdan Yanardağ, üzerine atılı suçlamaları kabul etmeyerek serbest bırakılmasını talep etti.
NE OLMUŞTU?
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu ve Necati Özkan'ın "casusluk" suçundan başlatılan soruşturmada ifadelerinin alınacağını, Merdan Yanardağ'ın ise aynı soruşturma kapsamında gözaltına alındığını bildirmişti.
Başsavcılıktan yapılan açıklamada, 4 Temmuz'da "casusluk" suçundan tutuklanan ve yabancı ülkeler lehine ajanlık faaliyetlerinde bulunduğu, görüşmelerini gizliliğe riayet etmek amacıyla kriptolu telefonlar üzerinden gerçekleştirdiği, farklı ülkelerde gerçekleşen iç karışıklıkları finanse ettiği tespit edilen şüpheli Hüseyin Gün'e ait dijital materyallerin incelendiği belirtilmişti.
Açıklamada, söz konusu incelemede, Gün'ün dijital materyallerinde sivil kişilerin ya da şirketlerin temin etmesinin mümkün olmayacağı askeri mühimmat ve silahlara ait fotoğraflara ve İsrail'de askeri ya da siyasi alanda faaliyet gösterdiği anlaşılan İsrail vatandaşlarına ait pasaport fotoğraflarına rastlandığı ifade edildi.
Açıklamada, soruşturma kapsamında elde edilen delillere göre medya mensubu şüpheli Merdan Yanardağ'ın şüpheli Gün ile "casusluk" faaliyetlerine ilişkin çok sayıda irtibat ve yazışmasının tespit edildiği, bunun tanık beyanı ile de doğrulandığı belirtilerek, şüpheli Yanardağ'ın şüpheli Gün'den menfaat temin etmek suretiyle seçim sürecinin basın ayağını organize ettiği, 2019 yerel seçimlerinde yabancı istihbarat servisleri ile iştirak halinde seçimlerin manipüle edilmesi noktasında faaliyette bulunduğu ve bu şekilde "casusluk" suçunu işlediğinin anlaşıldığı ifade edilmişti.
Başka suçtan tutuklu şüpheliler İmamoğlu ve Özkan'ın "casusluk" suçundan sorgulanmak üzere bulundukları ceza infaz kurumundan savcılığa getirilmeleri için müzekkere yazıldığı bildirilen açıklamada, şüpheli Yanardağ'ın da aynı suçtan gözaltına alındığı, Yanardağ'ın evinde ve iş yerinde arama işleminin yapıldığı bilgisi verildi.
Açıklamada, soruşturma kapsamında 4 Temmuz'da "casusluk" suçundan tutuklanan şüpheli Hüseyin Gün'ün ise işlemleri yapılmak ve elde edilen yeni delillere göre üzerine atılı "suç örgütü yöneticisi olmak" suçundan sorgulanmak üzere sulh ceza hakimliği kararıyla bulunduğu cezaevinden, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne getirileceği ifade edilerek, "Cumhuriyet Başsavcılığımızca soruşturma, Milli İstihbarat Teşkilatımız (MİT) ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü ile işbirliği içerisinde kararlılıkla ve genişletilerek sürdürülecektir." denildi.