GündemHakkını arama bilinci

Hakkını arama bilinci

08.12.2012 - 02:30 | Son Güncellenme:

Avukat Cinmen, “Sivil toplum örgütlerinin, engelli ve engelsiz tüm insanların haklarını bilmeleri, ilgili kurumlardan haklarını talep etmeleri, istenen haklar verilmiyorsa idari yargı mekanizmalarını işletmeleri gerekiyor” dedi

Hakkını arama bilinci


Milliyet gazetesinin başlattığı “Engelleri Birlikte Aşıyoruz” kampanyası tüm hızıyla devam ediyor. Kampanya aracılığıyla gazetemize ulaşan birçok engelli vatandaşımızın ortak sorunu, dün gazetemizde yer alan engelli sporcu Burcu Dağ’ın yaşadığı sıkıntının aynısı: Ulaşım. Avukat Ergin Cinmen, Türkiye’de engelli vatandaşların yaşadığı ulaşım sıkıntısı başta olmak üzere birçok sıkıntıda başvurabilecekleri hukuki yolları değerlendirirken şöyle konuştu:

Engelsiz Türkiye için
“‘Gördüğümüzde hemen sırtlayıp getiriyoruz, sevabınadır abi’ dedi. Kabataş’tan bindiğim raylı sistem tramvaydan, şimdi ismini hatırlayamadığım durakta indiğimde, görevli gence sorduğum sorunun cevabı böyleydi. Üst geçitten inip çıkıp, bilmem kaç merdivenle ancak ulaştığım durağa gelmek o kadar kolay olmadı. Ve etrafta ne yürüme ne de görme engelli hiçbir insan yoktu.
İşaret dilinden anlamayan hiçbir görevli bulunmadığından, ne hastanede doktora, ne mahkemede hakime, savcıya, ne tapu memuruna ne de belediye görevlilerine dertlerini anlatabiliyorlardı. Yani onlar hep evdeydi. Bir toplumun ve onun vücut verdiği devletin uygarlık skalasındaki yeri, engelsiz olanlarla engelli olanların ne derecede bir arada yaşadıklarıyla oranlıdır. Devletimizin, adına ‘özürlü’ dediği ancak gerçek adları ‘engelli’ olan ve bu nüfusun yüzde 12.29’unu teşkil eden ve toplam sekiz milyonu bulan insanlarımızın durumu işte böyle.

‘Sorun nerede?’
Her konuda olduğu gibi, başta uluslararası sözleşme, Anayasa, yasa, kanun hükmünde kararname, yönetmelik, genelge, tebliğ gibi toplam 147 yasal düzenlemeye rağmen bir ülkenin nüfusunun yüzde 12.29’unu teşkil eden bölümü evinden çıkamıyorsa, çıktığı zaman başına türlü türlü felaketler gelebiliyorsa “sorun nerededir” diye düşünmek lazım.
Engellilerin Anayasası diyebileceğimiz düzenleme olan 5378 Sayılı Yasa’nın 3. maddesi engelli kişi tanımını şöyle yapıyor: ‘Doğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılama güçlükleri olan ve bu konuda bakım, rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyaç duyan kişi.’
Gerek Türkiye’nin 30 Mart 2007 tarihinde onayladığı ‘Engellilerin haklarına ilişkin sözleşmeye’, gerek Anayasa’nın 42, 50 ve 61. maddelerine ve gerekse bu düzenlemelerin hayata geçirilmesi için yayımlanmış olan 2008 yılı itibarıyla 147 adet yasal düzenlemeye bakıldığında; kişi başına on bin dolara ulaşmış olan bu ekonomiye karşın, engelli dediğimiz insanlarımızın neden hala evlerinden çıkamadıkları sorusunu sormak gerekiyor.

‘Yok farz edilir’
Bu sorunun tek bir yanıtı vardır. O da hak arama bilincindeki eksiklik. Eğer bu toplumda sesiniz gür bir şekilde çıkmıyorsa, var olan haklarınızı kullanamıyorsanız her toplumda olduğu gibi bu toplumda da haklarınız yok farz edilecektir.
Oysa yapılması gereken bellidir. Önce konumuza ilişkin sivil toplum örgütleri, engelli ve engelsiz tüm insanlar haklarını bilmeli, ilgili kurumlardan haklarını talep etmeli, istenen haklar verilmiyorsa idari yargı mekanizmalarını işletmeleri gerekiyor.
Bunun için etkin bir kampanyaya gerek var. Önce ‘Türkiye engellilerinin engel haritasının!’ çıkarılması gerekiyor. Klasik deyimiyle İstanbul’dan Ardahan’a kadar her bir beldemizde engelli insanlarımızın kamusal alan ve yerlerde kendilerini ifade etmelerini veya hareket kabiliyetlerini kısıtlayan yer ve mahallerinin listelerini çıkarmaları gerekiyor.
Bunların düzeltilmesi için bağlı bulundukları idari kademelere dilekçe vermeleri, bu istemleri yerine getirilmediğinde ise idari yargı mercilerine ‘hizmet kusuru’ nedeniyle, duruma göre iptal ve tazminat davaları açmaları gerekiyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

‘Herkesin yasal hakkı’

Ergin Cinmen, “Bir toplu taşıma aracına engellinin tekerlekli sandalyesiyle girebilmesi için gereken düzenek yoksa; o yere ilişkin durağa tekerlekli sandalye ile girilemiyorsa; bir hastanede, bir adliyede, bunun gibi tüm kamu kurumlarında herhangi bir nedenle işaret dilini bilen kamu görevlisi yoksa; görme engelli bir insanın özellikle kamusal yerlerde yaşamını sürdürebilmesi için gereken önlemler alınmamışsa, gereken düzenek kurulmamışsa; bunların kurulmasını istemek yalnızca o engellinin değil, herkesin ve her kurumun yasal hakkıdır. Milliyet gazetesi önemli bir kampanya başlattı. Bu kampanyayla Türkiye’nin “engel” haritası çıkarıldığında resim bütün olarak görülecek; ilgili idari kurumların dikkatleri çekilecek, 60 gün içerisinde bunlar netice vermediğinde ise idari yargı devreye sokulacaktır.
Bunların da netice vermemesi halinde Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yoluna kadar gidilecektir. Sihirli değneği aramaya gerek yok. Hak arama bilincinin tüm sorunları çözeceği gibi bu sorunu da çözeceğine inanıyorum” diye konuştu.

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler