Geri Dön

Hesabını kim verecek?

İstanbul Davutpaşa'da 5 katlı bir binada faaliyet gösteren kaçak maytap ve havai fişek işletmesinde meydana gelen patlamada 20 kişi öldü, 116 kişi yaralandı. Patlamanın geldiği işletmenin 6 gün önce 'plastikçi' olarak ruhsat için başvurduğu ortaya çıktı. Binadaki ruhsatsız tekstil işletmesinin dört kez mühürlendiği ancak dördünün de söküldüğü belirlendi. İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş, 'İhbar olmazsa bilemeyiz' dedi

RUHSATSIZ MAYTAP VE HAVAİ FİŞEK ATÖLYESİ PATLADI: 20 ÖLÜ 116 YARALI Davutpaşa Çifte Havuzlar Caddesi üzerinde bulunan birbirine bitişik 5 katlı binanın 3. ve 4. katında kaçak olarak faaliyet gösteren maytap, havai fişek ve meşale üreten atölyede 09.45 sıralarında yangın başladı. Yangının etkisiyle bitişik işyerlerinin buhar kazanlarında patlama meydana geldi. Binanın üst 2 katı çökerken, sokak savaş alanına döndü.Binanın hemen yanında bulunan yaklaşık 130'dan fazla işyerinin bulunduğu Prestij İş Merkezi'nde bulunan dükkanların tümü harabeye döndü Zeytinburnu'nun Davutpaşa semtinde bulunan 5 katlı bir binada faaliyet gösteren kaçak maytap ve havai fişek işletmesinde meydana gelen patlamada 20 kişi öldü, 4'ü ağır 116 kişi yaralandı. Ölenlerden 8'inin yangını seyretmek için dışarı çıkan vatandaşlar olduğu öğrenildi. Kaçak olarak maytap ve havai fişek üreten atölyenin 6 gün önce 'plastikçi' olarak ruhsat için başvuruda bulunduğu ortaya çıktı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, "İhbar olmazsa biz bilemeyiz" derken CHP'li Mehmet Sevigen, Topbaş'ı istifaya davet etti. Vali Muammer Güler ile Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş olay yerini inceledi. Güler, patlamanın olduğu mahalde havai fişek maytapları, çorap, iplik ve boya atölyeleri ile kazanların bulunduğunun tespit edildiğini, patlamanın basıncın etkisiyle meydana geldiğini söyledi. Güler şöyle konuştu: "Bu maytap imalathanesi kaçak. Hiçbir önlem alınmamış. Öncelikle çıkan bir yangın var. Bir ateş topu şeklinde çıkmış. Patlayıcı maddenin bulunduğu bölümde bir kazan var. Onun da patlaması söz konusu. Onun etkisinden aşağıdaki tekstil atölyelerinin olduğu boya ve çorap atölyelerinin olduğu kazanlarda bir patlama olmuş olabilir."Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan da olay yerinde inceleme yaptı. Çağlayan, "Özellikle patlamanın, yani olaya sebebiyet veren işyerinin çok kısa bir süre önce Zeytinburnu Belediyesi'ne başvurarak plastik imalatı yapacağı yönünde bir müracaatı olmuş. Altında yer alan bir kot atölyesi 4 kere mühürlenmiş ve dördünde de mühür fevki yapılmış" dedi.Zeytinburnu Belediye Başkanı Murat Aydın da bina ve içinde faaliyette bulunan firmalarla ilgili şu bilgiyi verdi: "Ekiplerimizin yaptıkları denetimde kaçak olarak faaliyet gösteren bir işyeri bulunmuş, yapılan uyarı üzerine bu işyeri 25 Ocak 2008'de 'plastikçi' olarak ruhsat için başvuruda bulunmuş. Irmak tekstil, kot yıkama atölyesine ilişkin yetki ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde. Ruhsatsız olduğunu tespit etmişiz, Büyükşehir'e bildirmişiz. 2005'te tespit zaptı yapılmış. 2005'den 2007'nin Ekim ayına kadar birçok kez işlem yapılmış, mühürlenmiş, mühür kopartıldığı için 2007'de savcılığa suç duyurusunda bulunulmuş. Büyükşehir başvuruda bulunmuş."Topbaş da, yanıcı ve parlayıcı maddeler ile havai fişek tarzında malzeme bulunan işyerlerinin mutlaka itfaiyeden ruhsatlı olması gerektiğini belirterek şöyle devam etti:"Vatandaşlarımız havai fişek, maytap gibi imalathane ve depo olarak kullanılan ne kadar yer varsa ihbar etsinler. Bu kadar büyük işyeri çevresinde böyle bir imalathane veya depolamayı bizim bilmemiz mümkün değil. Ancak bir otokontrol, yurttaşlık görevini beklemekteyiz." Basıncın etkisiyle patladı Patlamayla ilgili olarak Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca soruşturma başlatıldı. Bu kapsamda Cumhuriyet Savcısı Ali Haydaroğlu olay yerinde incelemelerde bulundu. DSP İstanbul Milletvekili Hasan Macit, 20 kişinin can verdiği patlamayı Meclis gündemine getirdi. Macit, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yanıtlaması istemiyle TBMM'ye sunduğu soru önergesinde, söz konusu işmerkezinde ruhsatsız havai fişek üretilmesini ve bunun kontrol edilmemesinin nedenlerini sordu. Patlama Meclis gündeminde Olayın meydana geldiği binada, arama kurtarma çalışmaları devam ederken çorapçıda çalışan 17 yaşındaki oğlundan hastane araştırmalarına rağmen haber alamayan Filit Güleç, oğlunu aramak üzere olay yerine geldi, ancak güvenlik güçleri bölgeye girmesine izin vermedi. Ağabeyi Hakkı Güleç, kardeşi Heybetullah Güleç'in sabahleyin işe gitmek üzere evden çıktığını, üzerinde kimlik ve fotoğraf olmadığını söyledi. Can pazarı Önerge 3 yıldır Kadir Topbaş'ın masasında Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclis Başkanlığı'na 2005 yılında sunduğu bir önerge ile kentteki "kaçak yanıcı, parlayıcı ve patlayıcı madde depolarının tespit edilip kapatılmasını istedi. Meclis oybirliğiyle önergeyi, gereği yapılmak üzere başkanlık makamına yani belediye başkanlığına havale etti. Davutpaşa'daki patlama, Büyükçekmece Belediye Başkanı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi ANAP Grup Başkanvekili Hasan Akgün'ün, 13 Haziran 2005 tarihinde, "9 Haziran 2005 tarihinde Ümraniye Demirciler Sanayi Sitesi'ndeki bir havai fişek deposunda meydana gelen ve 6 kişinin hayatını kaybettiği patlamayla" ilgili sunduğu önergeyle ilgili ne yapıldığı konusunda kuşku yarattı. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 7. maddesinin (u) bendi şöyle: "İl düzeyinde yapılan planlara uygun olarak, doğal afetlerle ilgili planlamaları ve diğer hazırlıkları büyükşehir ölçeğinde yapmak; gerektiğinde diğer afet bölgelerine araç, gereç ve malzeme desteği vermek; itfaiye ve acil yardım hizmetlerini yürütmek; patlayıcı ve yanıcı madde üretim ve depolama yerlerini tespit etmek, konut, işyeri, eğlence yeri, fabrika ve sanayi kuruluşları ile kamu kuruluşlarını yangına ve diğer afetlere karşı alınacak önlemler yönünden denetlemek, bu konuda mevzuatın gerektirdiği izin ve ruhsatları vermek." GÖRGÜ TANIKLARI: Davutpaşa'daki patlamayı görgü tanıkları şöyle anlattı: Raşit Sicimoğlu (Yaralı): İş merkezinde önce bir patlama meydana geldi. İlk patlamaya bakalım derken, ikinci patlamada her taraf yıkıldı. Toz, duman, karanlık... Ondan sonra herkes birbirini kaybetti. Patlama olunca zaten merak ettik. Binanın üzerinde 'Ne oldu?' diye bakan insanlar vardı. 'Aşağı inin' demeye kalmadan ikinci patlama oldu, insanlar parçalandı. Menderes İnal (Yaralı): Tornacıyım. Sabah 08.30'da işe geldik. 09.00'da bizim binanın karşısındaki işhanındaki patlamayı duyduk. Bakmak için dışarı çıktık. Yangını izlerken ikinci bir patlama daha oldu. Her yer bir anda simsiyah oldu. Bir arkadaşım yangın yüzünden çatıya çıkmıştı, ikinci patlamadan sonra kurtarılamadı. Ahmet Ünal: Saat 09.40 sıralarında önce küçük çaplı bir patlama meydana geldi. Hemen dışarıya koştuk. Yan binadaki işyerinin çatısından alevler çıktığını gördük. Alevler maçlar yanan maytapları andırıyordu. Çatının üzerinde büyük bir deliğin açıldığını gördük. Daha sonra 'imdat' sesleri gelmeye başladı. Kenara çekilmemizle birlikte büyük bir patlama meydana geldi. Bina yerle bir oldu. İkinci patlamadan önce binanın dış duvarlarının dışarıya doğru şişmeye başladığını gördük. Patlamadan sonra binayı dumanlar sardı. Ömer Taşçı: Sabah işe geldik, çalışmaya başladık. 'Güm' diye bir ses duydum. 'Ne oluyor?' diye dışarıya baktığımda karşıdaki sitenin çatısı yanıyordu. Yanımdaki arkadaşıma, binada tekrar bir patlama olabileceğini söylediğim sırada büyük bir patlama daha meydana geldi. Bina harabeye döndü. Aşağıya indiğimizde yardım isteyenler vardı. O sırada itfaiye ve ambulanslar geldi. Doğan Erdoğan: Önce küçük bir patlama duydum. Ne olduğunu anlamak için dışarıya çıktık. Bir baktık ki, sitenin çatısı açılmış, alevler çıkıyordu. 2 dakika sonra büyük bir patlama oldu. Bütün camlar aşağıya döküldü. Her yeri duman kapladı. Öleceğimi düşündüm, çünkü çok yakındaydık. Binanın duvarları şişti ve patladı TEPKİLER Davutpaşa'daki patlamayla ilgili olarak liderler şöyle konuştu: Cumhurbaşkanı Abdullah Gül: Patlamada çok sayıda vatandaşımızın hayatını kaybetmesinden, çok sayıda vatandaşımızın da yaralanmasından derin üzüntü duydum. Can kaybının artmamasını temenni ediyorum. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan: Bu talihsiz olay bütün boyutlarıyla araştırılmakta ve ihmali olanlar hakkında gerekli incelemeler yapılmaktadır. Patlamada hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına ve ailelerine başsağlığı, yaralılara da acil şifalar diliyorum. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal: İlk izlenim olarak olayın bir terör saldırısı olmadığının ortaya çıkması memnuniyet verici. Ama buna da bir terör saldırısı gözüyle bakabiliriz. Çünkü göz göre göre yıllardır izlenen yanlış imar, kent-leşme politikası, sanayinin yerleşmesi, her türlü denetimden uzak olması, yani ciddi bir kentleşme politikasının olmaması, İstanbul gibi bir metropolde en tehlikeli bir sanayiyle hayatın iç içe geçmesine neden oldu. Bir kaza, bir olay bu kadar acı bir bedel ödememize neden oldu. DSP Genel Başkanı Zeki Sezer: Patlama sonucu iş yerinde üretim ve ticari faaliyet yapamaz durumda olanların vergi borçları, SSK ve BAĞ-KUR primi ödemelerinin ertelenmesini ve çalışanların, yeniden işbaşı yapıncaya kadar İşsizlik Fonu'ndan yararlandırılması için Maliye Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nı acilen göreve çağırıyorum. Türk-İş Yönetim Kurulu: Patlamanın yaşandığı iş merkezinde iş güvenliği ve ruhsat konusunda eksiklikler var. Bu durumun Türkiye'de işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili uygulama ve denetim eksikliğini bir kez daha ortaya koydu. Patlamanın gerçekleşmesine zemin hazırlayan nedenlerle ilgili sorumluların tespiti ve gereken işlemlerin yapılması bir daha bu tür üzücü olayların yaşanmaması için önem taşımaktadır. Baykal: Yanlış şehirleşmenin sonucu... İstanbul Valiliğinden yapılan yazılı açıklamaya göre, patlamada 20 kişi hayatını kaybetti. Ölen 12 kişinin ismi şöyle: Hasan Akhun, Azerbaycanlı Davruz Mamadov, Halit Altan, Kazım Nişli, Zübeyr Bal, Yaşar Kara, Kadir Cesur, Orhan Sadal, Ömer Vural, Hüseyin Taylanoğlu, Lezgi Şimşek, Heybetullah Güleç. Ölenlerden 12'sinin kimlikleri belli oldu Prestij İş Merkezi'nin karşındaki bir yedek parça atölyesinde endüstri mühendisi olarak çalışan Kadir Cesur'un annesi Fatma Cesur, patlamayı duyar duymaz oğlunu aramaya başladı. Çevredeki hastaneleri dolaşan ancak sonuç alamayan Cesur, İstanbul Tıp Fakültesi'ne gelen Vali Güler ve Başkan Topbaş'ın önüne çıkarak, "Oğlumu bulamadım bana yardım edin!" diyerek gözyaşı döktü. Fatma Cesur, oğlunu bulmak için başka bir hastaneye doğru yola çıktıktan kısa süre sonra Vali Güler arayarak, kendisine ulaşan listeden hayatını kaybeden kişilerin arasında oğlunun adını söyledi. Oğlunun öldüğünü Vali Güler söyledi

Milliyet'te Gündem (25 Şubat 2021)İşte Türkiye'de ve dünyada gündemin öne çıkan haber başlıkları;

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber

Türkiye’nin haber yaşam platformu Milliyet Dijital yenilendi!

Uygulama ile devam et, gündemi kaçırma!

Şimdi DeğilHemen Keşfet