Geri Dön

‘Itirafçılık’ tartışması

Fiili olarak bizzat darbe girişimine katılmış ve halka karşı silah kullanan darbeciler, ‘itirafçılık’tan yararlanamıyor. Ancak, FETÖ üyesi olarak kurum içinde faaliyetlerine devam eden TSK mensupları, Yüzbaşı Burak Akın örneğinde olduğu gibi itirafçı olabiliyor...

‘Itirafçılık’ tartışması

Türk Silahlı Kuvvetleri’nde (TSK) yuvalanmış kripto FETÖ’cüleri ortaya çıkaran “kontör ve jetonlu telefonla iletişim” sisteminin deşifre edilmesi örgüt içinde kırılma noktası oldu.
Kontör soruşturmaları; aynı zamanda tamamına yakını sivil FETÖ üyelerinden oluşan mahrem imamların, TSK’da kontrol ettikleri hücrelerdeki kripto örgüt üyelerinin itirafçı olmasının önünü açtı.
Özellikle Kara Kuvvetleri eski Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak ile görevdeki komutan Orgeneral Yaşar Güler’in koruma ekibinde görev alan Yüzbaşı Burak Akın’dan sonra itirafçı akını başladı.
Kripto FETÖ’cülerin itirafçı olarak devlete başvurması “kimler itirafçılıktan serbest kalıyor?” tartışmasını beraberinde getirdi.
Yasadaki tanımı
Daha önceki bir çok soruşturmada itirafçılar vardı. Ancak son dönemde TSK içinde -15 Temmuz sonrasındaki soruşturmalarda bile tespit edilemeyen- kripto FETÖ’cülerin itirafçı olması itirafçılık uygulamasının yeniden tartışılmasına neden oldu.
Halen yürürlükteki itirafçılık uygulaması, Türk Ceza Kanunu’nun 221. maddesinde tanımlı. Aynı zamanda “etkin pişmanlık” olarak değerlendirilen itirafçılık “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu nedeniyle soruşturmaya başlanmadan ve örgütün amacı doğrultusunda suç işlenmeden önce, örgütü dağıtan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayan kurucu veya yöneticiler hakkında cezaya hükmolunmaz” tanımı var. Devamındaki, “Örgüt üyesinin, örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeksizin, gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirmesi halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz” tanımı itirafçılığı açıklıyor.
Peki bu tanımın özellikle TSK’ya yönelik FETÖ ve darbe girişimi soruşturmalarında uygulaması nasıl oluyor?
Bu sorunun yanıtını bulmak için 17-25 Aralık ve 15 Temmuz’dan sonraki süreçte adli soruşturmalarda görev almış adli soruşturmacılara danıştım.
Öncelikle, fiili olarak bizzat darbe girişimine katılmış ve halka karşı silah kullanan darbeciler, itirafçılıktan yararlanamıyor. Çünkü, bu konumdaki şüpheli ya da sanıklar yasa hükmüne göre örgüt üyeliğinde olduğu gibi ceza indirimi alamaması nedeniyle itirafçı olmuyor. İtirafçı olmak bu konumdakilere herhangi bir avantaj sağlamıyor.
Ancak, bu kritere uymayıp FETÖ üyesi olarak kurum içinde faaliyetlerine devam eden TSK mensupları, Yüzbaşı Burak Akın örneğinde olduğu gibi itirafçı olabiliyor.

Akın’ın itirafları

Yüzbaşı Akın, yaptığı itiraflarda verdiği bilgilerle tek başına 40 kişinin ismini verdi. Aynı hücrede yer alan ve kendisi gibi kripto oldukları anlaşılan Yüzbaşı Abdülkadir Koçyiğit ve Yüzbaşı Fuat Söylemez, bu isimlerden sadece ikisi. Hücresini yöneten mahrem imamlar, yıllar içindeki örgüt abilerinin isimleri belirlenmiş durumda. Koçyiğit ve Söylemez de bazı farklı isimleri verdi.

Kripto FETÖ’cü Akın, verdiği bilgiler nedeniyle adli kontrol kapsamında serbest bırakıldı, ancak TSK tarafından açığa alındı.
Görüştüğüm bir yetkiliye bu durumu sorduğumda şu yanıtı verdi:

“Bu durumda Akın’ın sessiz kalıp cezaevine girmesi mi önemli, yoksa 40 kişiyi açığa çıkarması mı? Yasa hükmü Akın’ın itirafçılıktan yararlanmasına olanak veriyor. Biz devlet olarak görünenin değil, görünmeyenin peşindeyiz. İtirafçılık, örgütün çözülmesi için, özellikle kriptoların günışığına açığa çıkarılması için çok önemli. Somut bilgiye bakılıyor. İtirafçılar, hayatlarını silsile halinde bize anlatmak zorunda. Zaten anlattıkları, eldeki diğer verilerle, özellikle mahrem imamların verdiği ifadelerle örtüştürülüyor. Bu bir af değil. Yasanın verdiği bir hak.”

‘İtirafçılar çoğalmalı’

TSK’daki kripto FETÖ’cülerin arka arkaya itirafçı olmasının dikkat çektiğini, bu durumun örgütün bir oyunu olup olmadığını sorduğumda aynı yetkili, “Örgüt liderinin itirafçılara yönelik talimatı ortada. FETÖ’nün çözülmesini sağlamak için; kimsenin alnında “FETÖ’cü” diye yazmıyor. Özel kimlikleri yok. Örgüt halen aktifliğini sürdürüyor. Hâlâ TSK mensuplarıyla temas devam ediyor. İtirafçıların çoğalması lazım. İtirafçıların “tutuklanması” istemi, bu kişilere “susun” mesajı vermektir” yanıtını verdi.

Bu görüşlere şunu da eklemekte fayda var: Kripto FETÖ’cü olarak haklarında adli işlem başlatılan TSK mensuplarından gerek itirafçı olanlar, gerekse adli kontrol şartıyla serbest bırakılanların “açığa alınmak” yerine, TSK’daki aynı görevlerine devam etmeleri soruşturmacı birimlerde rahatsızlık yaratıyor.

Yıldırım-7 operasyonunda 1 ton 207 kilo esrar ele geçirildiDiyarbakır’da İl jandarma komutanlığınca başlatılan Yıldırım-7 operasyonu kapsamında 1 ton 207 kilo esrar maddesi, 3 bin 101 kök skunk bitkisi, 1 adet ruhsatsız av tüfeği ile 3 şüpheli gözaltına alındığı bildirildi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber