20.01.2026 - 16:57 | Son Güncellenme:
İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Nusaybin-Kamışlı sınır hattında yaşananlara ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.
"Nusaybin-Kamışlı sınır hattında, Suriye tarafındaki terör örgütü YPG yandaşları tarafından şanlı bayrağımıza yapılan hain saldırı, milletimizin huzuruna yönelmiş, terörle mücadele kapsamındaki gelişmeleri hedef alan açık bir provokasyondur. Bu tür eylemleri planlayan ve icra edenler bilmelidir ki, Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenliğine yönelik her tehdit ve mukaddesatımıza yönelik her alçaklık, en kararlı şekilde karşılık bulacaktır.
CEZASIZ KALMAYACAK
Söz konusu saldırıyla, terörsüz Türkiye hedefini sabote etmeye yönelik karanlık odakların bir kez daha devreye girdiği görülmektedir. Bu girişimler, ne devletimizin kararlılığını zayıflatabilecek ne de milletimizin birlik ve beraberliğine zarar verebilecektir. Olayla ilgili olarak ilgili kurumlarımız tarafından derhal soruşturma başlatılmıştır. Bu hain teşebbüsün failleri ve arkasındaki yapılar, hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde tespit edilerek gerekli tüm adli ve idari işlemler gecikmeksizin uygulanacaktır. Hiçbir saldırı ve provokasyon cezasız kalmayacaktır."
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: "Bu alçaklığı planlayan ve uygulayanlar hukuk önünde mutlaka hesap verecek, bayrağımıza gerçekleştirilen saldırı hiçbir şekilde cezasız kalmayacak"
Mardin'in Nusaybin ilçesinde Türk bayrağına yönelik gerçekleştirilen provokasyon ile ilgili Milli Savunma Bakanlığı tarafından bir açıklamada bulunuldu.
Bakanlık açıklamasında şu ifadeler kullanıldı: Nusaybin’de bulunan geçişe kapalı sınır kapısından terör örgütü sempatizanları tarafından sınır geçme teşebbüsünde bulunulması ve sınır kapısındaki bayrağımıza saldırılmasıyla ilgili idari tahkikat başlatılmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: Aziz milletimizin bağımsızlığının ve egemenliğinin simgesi olan bayrağımıza yönelik Nusaybin-Kamışlı sınırında terör örgütü unsurlarınca gerçekleştirilen saldırıyı lanetliyorum.
Şanlı bayrağımıza uzanan her el tüm milletimize ve asırlık kardeşliğimize uzanmış demektir.
Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda büyük bir hassasiyet ve titizlikle yürütülen sürece karşı bir süredir devam eden provokasyonların son halkası olan bu menfur eylem, ülkemizin barış ve huzur iklimini zehirlemek, tarihî fırsatları boşa çıkarmak üzere planlanmış açık bir sabotajdır.
Unutulmamalıdır ki milletimiz, sınırlarımız içinde veya dışında bayrağımızın şanını koruma iradesine, gücüne ve kararlılığına sahiptir.
Provokasyonu lanetleyen İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya: Bu alçak provokasyon, milletimizin birlik ve beraberliğini hedef alan, Terörsüz Türkiye yürüyüşümüzü sekteye uğratma çabasından başka bir şey değildir.
Bu provokatörler aklından çıkarmasın. Ay yıldızlı bayrağımız, şehitlerimizin emaneti, milletimizin namusudur. Bayrağımız için milletimizin her bir ferdi şehadete yürümekten asla geri durmaz.
Bayrağımıza uzanan her kirli el, tarih boyunca hak ettiği cezayı bulmuştur ve her daim bulacaktır. Bundan da kimsenin şüphesi olmasın! Kardeşliğimize pusu kuranlara karşı en büyük cevabımız; daha fazla kenetlenmek, Büyük ve Güçlü Türkiye’yi inşa etmek için canla başla çalışmaktır
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, sınır hattında terör örgütü YPG/SDG yandaşlarının Türk bayrağına saldırısına ilişkin açıklama yaptı. Açıklamasında "Nusaybin-Kamışlı sınırında yaşanan bayrak indirme olayı bizleri derinden üzmüştür. Partimizin bayrakla ilgili herhangi bir sorunu yoktur. Toplumun ortak değeri olan bayrağa saygısızlığı kabul etmiyoruz." ifadelerini kullanan Doğan, protesto yürüyüşünü provoke eden bu tür davranışları kesinlikle tasvip etmediklerini bildirdi.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: Mardin Nusaybin–Kamışlı sınır hattında terör örgütü yandaşlarınca bayrağımıza yönelik gerçekleştirilen alçak girişimi lanetliyorum.
Bu menfur olayla ilgili olarak Mardin Cumhuriyet Başsavcılığımızca adli soruşturma başlatılmıştır.
35 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
Diğer yandan; Suriye’nin Halep kentinde Hükümet güçleri ile SDG/YPG terör örgütü arasındaki çatışmalar bahane edilerek ülkemizde gerçekleştirilen eylemlerle ilgili olarak Cumhuriyet Başsavcılıklarımızca soruşturmalar devam etmektedir.
Bu kapsamda 356 şüpheli hakkında soruşturma yapılmış, 35 şüpheli tutuklanmış, 45 şüpheli hakkında adli kontrol tedbirleri uygulanmış, 77 kişinin gözaltı işlemleri ise devam etmektedir.
Devletimizin egemenliğine ve toplumsal huzurumuza yönelen hiçbir saldırı, hiçbir provokasyon cezasız kalmayacaktır.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Şanlı bayrağımıza yapılan alçak saldırıyı lanetliyoruz. Suriye tarafındaki terör örgütü SDG yandaşları tarafından Nusaybin-Kamışlı sınır hattında şanlı bayrağımıza yapılan alçak saldırıya en net ve güçlü karşılık verilecektir. Bayrağımız tüm değerlerimizin sembolüdür. Değerlerimize saldıranlar bunun bedelini muhakkak ödeyecektir.” dedi.
Yaşanan olayla ilgili açıklamalarda bulunan Terör ve Güvenlik uzmanı Coşkun Başbuğ şu ifadeleri kullandı;
"Suriye’de en az 8 Aralık kadar tarihi bir gün yaşanıyor. Bunun ispatını, bütün tuşlara basan, bu süreci şu ana kadar destek veren başta İsrail ve şer odaklarda rahatlıkla görebilirsiniz. Bakın dikkat edin, bütün tuşlardan kastım oydu.
Oyuncu dışı ne varsa harekete geçirmek için bir akıl devreye girdi, harekete geçti. Ve Tel Aviv merkezli bu akıl şu an Türkiye’yi, bölgeyi ve gelişmeleri çaresizce, acizce engellemenin derdinde.
Burada, o sürece rağmen, biraz daha sinsi bir dönem bekliyordu Suriye’yi, bölgeyi ve bizleri. O da şuydu: Senden gibi görünen, Kürtmüş gibi davranan ya da bölge insanıymış gibi hareket eden ama aslen İsrail’e çalışan, aslen Ermeni olan, aslen kaynağı belirsiz bir yapıdan oluşan bir oluşum. Sanki Kürt haklarını savunuyormuş ve Kürtmüş gibi davranarak sinsice bir oyun planlıyorlardı. Sıkıntı buydu. Yani en tehlikeli ve en kötü oyun, senden gibi görünen, anlayamadığın bir yapının devreye alınmasıdır.
Bu bahsetmiş olduğumuz yapının Kürtlerle, Kürtlükle uzaktan yakından ilgisi yok. Tamamen Yahudi mantığıyla düşünüp İsrail’e hizmet eden, İsrail’in değirmenine su taşıyan ve bugüne kadar gelinen süreçte de artık son noktaya gelindiğinde şuursuzca saldıran bir akla dönüşmüş durumdalar.
Sadece Suriye’de mi? Değil. Elbette bizde de İsrail’e hizmet eden, bizim eski FETÖ kalıntısı yapılarda sıkça görmeye alıştığımız, onların değirmenine su taşıyan yapılar var. Onların da aktif edilmesi lazımdı ve düğmeye basıldı.
Şimdi işte bayrak, sonrasında yaşanan hadiseler, bir takım açıklamalar… Bunlar dikkat ederseniz hep Batı ağzıyla ve aynı kelimelerden oluşan ortak cümlelerle dillendirilen hususlar ve bunları dillendiren kesimler.
Bu bize şunu gösteriyor mu? Bütün bunların hepsi bir yerden emir-komuta ediliyor, bir yerden güdülüyor. Dolayısıyla bu yapılan saldırılar, bu provokatif eylemler zaten bizim beklediğimiz türden eylemler ve söylemler.
Ama şunu belirtmekte fayda var: Kuduzun sonu ölümdür. Buna hiçbir çare yok. Süreci geçirdin mi, aşı da fayda etmez. Bunların hiçbir çaresi yok."