GündemYarım asır sonra ‘Kemalist Türkiye’

Yarım asır sonra ‘Kemalist Türkiye’

31.10.2012 - 02:30 | Son Güncellenme:

Kemalist rejimin şekillendirdiği erken Cumhuriyet Türkiye’sine, o dönemin Kemalist aydınlarının “heyecan dolu” yorumları arasından bakabilmek ve bunu yarım asır sonra, “mesafeli” bir tavırla yapabilmek ilginç bakış açılarını ortaya çıkarıyor

Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin
Yarım asır sonra ‘Kemalist Türkiye’

TÜRKİYE CUMHURİYETİ devletinin basın-yayın alanındaki tanıtım yayınlarının en uzun ömürlüsü ve en kapsamlısı, “La Turquie Kémaliste-Kemalist Türkiye” dergileridir. Bu yayının koleksiyonu, bugün Milli Kütüphane’de, “1968 SB 5” yer numarasıyla muhafaza edilmektedir. Meraklılarının kimi fasiküllerine ancak uzmanlaşmış sahaf dükkânlarında ulaşabildikleri bu yayının dijital ortamdaki bir tıpkıbasımını da, Boyut yayın grubu içindeki web sayfalarında, dijital ortamda izlenebilmekte: www.boyut.com.tr/ltk/default.asp
Bu dijital tıpkıbasım olanağının dışında, Boyut Yayınları, günümüz yazarlarının, uzman ve akademisyenlerinin kaleminden, La Turquie Kémaliste’in genç Cumhuriyet Türkiyesini tanıtma çabalarına bugünden bakarak ışık tutmaya çalışan bir koleksiyon kitabı da oluşturdu.

Kemalist aydınların yorumları
Dünün Kemalist aydınlarının erken Cumhuriyet Türkiyesini nasıl yorumladıklarına bugünden bakan isimler şöyle sıralanıyor:
Ali Satan, Altan Öymen, Ayşe Hür, Bilsay Kuruç, Bozkurt Güvenç, Cahit Kayra, Cengiz Aslantepe, Engin Özendes, Erdoğan Teziç, Faruk Pekin, Gökhan Akçura, Gülten Kazgan, Hakkı Uyar, Hamdi Genç, Kudret Emiroğlu, Lütfü Tınç, Mehmet Özdoğan, Murat Belge, Murat Katoğlu, Necdet Sakaoğlu, Nevin Ünal Özkorkut, Nuşen Gürboğa, Orhan Koloğlu, Osman Bahadır, Serdar Şahinkaya, Tanıl Bora, Uğur

Tanyeli, Zafer Toprak...
Boyut Yayınları’nın hazırladığı ve tam adı “Bugünün Bilgileri İle Kemal’in Türkiyesi: La Turquie Kamâliste” olan kitap, iki ayrı bölümden oluşuyor. Önlü arkalı hazırlanmış olan kitabın arka bölümünde, küçük boyutlu bir “tıpkıbasım” sayfaları arasında, sayı sayı gezinen okur, La Turquie Kémaliste’teki imzalı makalelerin yazarlarını tanıyor. Bu yazıları kaleme alışlarının öncesinde ve sonrasındaki kısa yaşam öykülerine kulak veriyor. Bu bölümde ayrıca La Turquie Kémaliste’i yayına hazırlayan kadrolar ve öyküleri de etraflı bir biçimde tanıtılıyor.

Sıcak ve mesafeli bakışlar
Elbette, iki dünya savaşı arasındaki Türkiye’yi tanıtan birçok yayını bugün alt alta sıralayabilir ve uzun bir liste elde edebiliriz. Ancak, Kemalist rejimin şekillendirdiği erken Cumhuriyet Türkiyesine, o dönemin Kemalist aydınlarının “sıcak” ve “heyecan dolu” yorumları arasından bakabilmek ve bunu yarım asır sonra, “mesafeli” bir tavırla yapabilmek, ilginç bakış açıları oluşturuyor.
Şimdi isterseniz ki günümüz uzman ve akademisyenlerinin yorumlarına kulak kabartalım. Örneğin kitabın “Toplum” bölümündeki “Fes ve Çarşaf Üzerine” başlıklı makalesinde, Hakkı Uyar, 1930’larda bu meselenin “seküler bir ulus inşa etme sürecinin bir parçası olarak” görüldüğünü belirtiyor:
“Nitekim, henüz Türkiye topraklarının dışında olan Hatay’da bile, şapka giyilmesi ve kadınların çarşafı atması etkisini göstermekteydi. Yükselen laik milliyetçilik, geleneksel dinsel kimlikle çatışıyordu. ‘La Turquie Kémaliste’ dergisinde yazan Burhan Belge, şapka giymeyi bir kıyafet değişiminden çok bir zihniyet değişimi olarak görüyordu. Belge’ye göre, çarşafın kaldırılması da kadınları hapishane hayatından çıkarıyordu; tıpkı kuşların kafeslerin çıkıp özgürleşmesi gibi...”

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Yarım asır sonra ‘Kemalist Türkiye’


Kurtarılan kız çocukları
Kitabın “Kadın-Çocuk” bölümündeki “Devrimin Kadınları” başlıklı makalesinde Nurşen Gürboğa, Cumhuriyetin ilk kadın kuşağının erkek otoritesini sorgulamaktan imtina ettiğini belirtir ve Cumhuriyetin kurucu erkek kuşağı tarafından “kurtarılan, himaye gören kız çocukları” olarak tarif edildiklerini dile getiriyor.
Bilsay Kuruç ise, Serdar Şahinkaya ile birlikte kaleme aldıkları makalede (1930’lar Türkiyesinde Sanayileşmenin Ana Çizgileri ), İkinci Dünya Savaşı’nın araya girmesi ve sanayi atılımının kesilmesiyle birlikte, La Turquie Kémaliste’in sayfalarında, sanayi hareketlerine de pek yer verilmediğini vurgular. Zaten 1930’ların ortalarında yer alan sanayi yazılarının da, sanayideki fiziki gelişmelere, inşa faaliyetlerine yer veren makaleler olduğunu dile getirir.
Zafer Toprak, “Erken Cumhuriyet Döneminde Türkiye’de Tarihçilik” başlıklı makalesinde, önemli bir gerçeği vurgular: “Birinci Tarih Kongresi, dönemin ruhuna uygun olarak, önemli ölçüde romantik öğeler içeriyordu. Batı’nın aşağıladığı Türk ırkı, antropoloji ve arkeoloji sayesinde aklanıyordu.”

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Yarım asır sonra ‘Kemalist Türkiye’

Kitabın “Kadın-Çocuk” bölümündeki “Devrim Kadınları” başlıklı makalesinde Nurşen Gürboğa, Cumhuriyetin ilk kadın kuşağının erkek otoritesini sorgulamaktan imtina ettiğini belirtir ve Cumhuriyetin kurucu erkek kuşağı tarafından “kurtarılan, himaye gören kız çocukları’ olarak tarif edildiklerini dile getirir. Kemalist Türkiye’nin kadınları.(üstte)

Haberin Devamı

Vedat Nedim’in başı nasıl yendi?

Haberin Devamı

1937’deki İkinci Türk Tarih Kongresi de, Zafer Toprak’ın altını çizdiği çerçevede, birincisinden farklı olmadı denilebilir. Üstelik bu ikinci kongre, Vedat Nedim Tör’ün de başını yemiştir. Bu olaya da, yeri gelmişken, burada kısaca yer verelim:
Vedat Nedim Tör, iki ayda bir yayımlanan La Turquie Kémaliste dergisini, dört yıl boyunca yönetir. Sadece Matbuat Umum Müdürlüğü’nün bağlı olduğu Dahiliye Vekâleti’nin başındaki Şükrü Kaya değil, dönemin Başvekili İsmet İnönü de, bu yayından memnundur; ikisi de, Vedat Nedim Tör’ün çabalarını takdirle karşılamaktadırlar.
Ama Şükrü Kaya, Gazi’nin emri üzerine, 6 Ekim 1937’de Vedat Nedim’in görevine son verir!İkinci Türk Tarih Kongresi için 1937 sonlarında hazırlanan La Turquie Kémaliste dergisinin özel sayısının, basım öncesi taslak çalışmaları, Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk Tarih Kurumu Başkanlığı’na getirmiş olduğu Hasan Cemil Çambel’i rahatsız etmiştir. Vedat Nedim Tör anılarında bu garabeti şöyle açıklar:
Hasan Cemil Çambel, Vedat Nedim’i Gazi’ye şikâyet etmiştir; çünkü Vedat Nedim, özel sayı hazırlıklarında, “Türk âlimlerine hakaret etmiştir”... Nedir bu hakaret?Vedat Nedim ve ekibi, hazırlayıp “Tarih Kurumu Başkanlığı’nın tasvibine” sundukları özel sayı taslak çalışmalarında, “Kongreye katılan yabancı bilginlerin raporlarını, tarih tezimizin uluslararası bilim dünyasında da tasvip gördüğünü ispat etmek üzere, Türk bilginlerinin tezlerinden önce koymuşlardır dergi sayfalarına...” Böyle bir teklif bile, 1941 yılına kadar kurumun başında kalacak olan Hasan Cemil Bey’i köpürtmeye yetecektir!
1932’de Âfet İnan, Mehmet Tevfik Bıyıklıoğlu, Sami h Rıfat, Sadri Maksudi Arsal, Reşit Galip, Yusuf Akçura ve Şemseddin Günaltay’ın geliştirdiği Türk Tarih Tezi çalışmalarının içinde, Hasan Cemil Çambel de yer almıştır ve elbette, bu tezi savunanlara karşı Vedat Nedim’in cüret ettiği saygısızlığın hesabını soracaktır!

Haberin Devamı
Haberin Devamı

İllüstrasyondan insan unsuruna

Haberin Devamı

La Turquie Kémaliste’in sayfalarındaki Kemalist Türkiye görüntüleri, yayının kapaklarına da yansır. La Turquie Kémaliste’in birinci sayısından altıncı sayısına, kapak görüntüsü olarak, fabrika bacalarının stilizasyonu yoluyla sanayiyi simgeleyen bir illüstrasyon kullanılır. Yedinci sayıdan on ikinci sayıya, büyük sanayi tesislerini tarımla birlikte, figüratif bir biçimde temsil eden yeni bir illüstrasyon karşımıza çıkar. On üç ile on sekizinci sayılar arasında, stilize “fabrika bacaları” bu kez farklı bir düzenlemeyle, insan unsuru öne çıkartılarak kapaklaştırılır.
On dokuz ve yirminci sayılarla, 23-24 ve 25-26 numaralı çift sayıların kapaklarında, tarımsal üretime “toplumcu gerçekçi” bir tarzda ağırlık veren bir desen yer alır. Aradaki 21-22 çift numaralı özel sayının kapağında ise, sözcükler ve rakamlarla, II. Türk Tarih Kongresi’ni öne çıkartan grafik bir düzenleme yapılmıştır. Ekim 1939 tarihli yirmi yedinci sayıdan sonra da, Atatürk’ün bir büstünün fotoğrafı yer alır kapaklarda, 15 sayı boyunca... La Turquie Kémaliste’in sayfalarındaki siyah beyaz fotoğrafların oluşturduğu ‘görsel Cumhuriyet kültürü’nü tamamlayan bu sepye (üç renk) kapakların aksine, kapak içleri, Cumhuriyet öncesi dönemin kültür mirasını, renkli görüntülerle sergiler.

Haberin Devamı

-BİTTİ-

DİZİ HABERTÜRK’TE TARTIŞILDI
‘Kemal’in Türkiye’si’Batılıların bir sözü

Milliyet’in yazı dizisi “Kemal’in Türkiyesi”ni hazırlayan Lütfi Tınç ve “Bugünün Bilgileri ile Kemal’in Türkiyesi” kitabını yayınlayan Boyut Yayınları’nın Genel Yayın Yönetmeni Bülent Yazıkan, önceki akşam Habertürk televizyonunda Pelin Çift’in konuğuydu. Programda, İçişleri Bakanlığı’nın 1934 yılında Cumhuriyet Türkiyesi’nin kamuoyunda tanıtım ve propagandası için çıkardığı Fransızca “La Turquie Kemaliste” dergisi konuşuldu. Bülent Yazıkan, “La Turquie Kemaliste” dergisine nasıl ihtiyaç duyulduğunu şöyle anlattı:

‘Fransızca yayımlamış’
“Atatürk Cumhuriyet’i kurmuş, 10 yıl olmuş. Bir ihtiyaç var yabancılara Türkiye’yi nasıl anlatacağız, ne demeliyiz, nasıl göstermeliyiz. Bütün dünya yeniden kurgulanmış, birinci Dünya Savaşı bitmiş, yeni oluşumlar olmuş. Osmanlı’nın muhatabı eskiden sadece İngiltere, Fransa ve Rusya iken şimdi muhatap birçok devlet ortaya çıkmış. Ankara’da konsolosluklar, büyükelçilikler kurulmuş.
Şimdi o erkana Türkiye’nin anlatılması lazım, o yüzden dergi Türkiye’yi anlatan önemli özelliklerini hatta modern Türkiye’yi ileri bir ülke konumunda göstermeye çabalayan bir dergi olarak Fransızca olarak yayımlanmış ama ‘Kemal’in Türkiye’si’ lafı bu eserin hiçbir yerinde geçmiyor.” Lütfü Tınç ise “Aslında ‘Kemal’in Türkiye’si’ ya da ‘Kemalist Türkiye’ sözü ya da özünde ‘Kemalist’ sözcüğü batılıların daha Kuva-yi Milliye döneminde, raporlarında var. Fransız, İtalyan raporları Kuva-yi Milliye demiyor. Amiral Bristol’ün raporları... Kemal’den bahsediyorlar çünkü hareketin başında Mustafa Kemal var. Gerçi günümüzde Kemal’in Türkiye’si ile Kemalist Türkiye arasında ciddi bir anlam farkı olduğunu ifade edenler muhakkak olacaktır ama biraz şüpheyle yaklaştınız ama son dönemdeki ideolojik yaklaşımlar bağlamında bunu söylüyorum” dedi.
İSTANBUL Milliyet

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler