faydalı

faydalı

Son dakika faydalı haberleri ile ilgili Milliyet'e eklenen tüm haberler bu sayfada yer almaktadır. Geçmişte yaşanan faydalı gelişmeleri, bugün yaşanan en flaş gelişmeler ve çok daha fazlası sürekli güncel olan faydalı haber sayfamızda...

faydalı haber başlıkları altta listelenmiştir. Son dakika haberleri de dahil olmak üzere şu ana kadar eklenen toplam 155 faydali haberi bulunmuştur.

Çam kese böceklerine biyolojik savaş
Çam kese böceklerine biyolojik savaşBalıkesir’in Edremit ve Havran ilçelerinde Kazdağları ormanlarında çam kese böceği ile mücadele için yapılan adacıklar adeta zararlı tırtıllar için hapishane görevi görüyor. Tel örgüler ile çevrilen ve etrafı su dolu bir adacıktan oluşan hapishaneyi andıran sistem ile çam kese böcekleri ile mücadele ediliyor. Edremit Orman İşletme Müdürlüğüne bağlık ekipler Edremit ve Havran ilçelerinde Kazdağları ormanlarında orman zararlısı çam kese böceği ile mücadeleye aralıksız devam ediyor. İlkbahar aylarında Calosoma böceği ile çam kese böcekleri ile biyolojik mücadele yapılırken kış aylarında da adacık yöntemi ile bu zararlı ile mücadele kesintisiz devam ediyor. Kazdağlarının çeşitli yerlerinde oluşturulan adacıklarda toplanan çam kese böceklerinin, düşmanı olan sinekler ile yok ediliyor. Tel örgüler ile çevrilen ve oluşturulan ada etrafına su hendekleri oluşturularak tırtılların adadan kaçması önlenirken eski hapishaneleri andıran bu yöntem Kazdağlarında 4 ayrı noktada uygulanıyor.Edremit Orman İşletme Müdürü Barış Tamer Kilis “Çam kese böcekleri genellikle çam ağaçlarının üzerinde beyaz ve pamuksu kesecikler şeklinde gözükmektedir. Edremit Orman İşletme Müdürlüğümüzde de çam kese böcekleri ile mekanik ve biyolojik yollarla mücadele edilmektedir. Bu gördüğümüz metot da adacık yöntemi biyolojik mücadele yöntemlerinden bir tanesidir. Ağaçlardan topladığımız kesecikleri adacığın ortasına bırakarak çam kese böceğinin paraziti olan bir sineği üretmekteyiz. Bu şekilde doğaya faydalı olmaya çalışmaktayız” dedi.
11.09.2019Yaşam
Çayda organik tarıma geçeceğiz
"Çayda organik tarıma geçeceğiz"Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, 2 bin dekar olan organik çay tarım havzasının bu yıl 40 bin dekara çıkarılacağını söyledi. Bir dizi incelemelerde bulunmak için geldiği Rize’de ÇAYKUR Genel Müdürlüğü'nü ziyaret ederek sivil toplum örgütleri temsilcileri ve bürokratlarla basına kapalı bir toplantı yapan Bakan Fakıbaba, toplantı sonrasında basın mensuplarının organik çay tarımı ile ilgili sorularını cevapladı. Gıda ve Tarım Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, yaptığı açıklamada “Tüm paydaşlarla bir araya gelerek çayı konuştuk. 'Problemler nedir nasıl çözebiliriz?' diye konuştuk. Çok faydalı bir toplantı oldu. Şunu büyük bir mutlulukla tespit ettim. Bütün paydaşlar organik tarım için herkes gönüllü. Artık organik tarıma geçelim diyorlar. Ama ürünün miktarı azalmadan nasıl geçeriz bunların planlamasını yapalım diyorlar. Organik tarıma geçtiğimiz zaman nasıl geçeceğiz, nerelerde geçeceğiz, bununla ilgili değerlendirmeler yaptık. Planlı bir şekilde organik tarıma geçeceğiz. Bende bir Tarım Bakanı ve hekim olarak gerçekten azottan, nitrattan, fosfordan bu toprağın mümkün olduğu kadar temizlenmesi gerektiğine inanıyorum. Bunun bir takvimini ve planlamasını bir yolunu çizip ona göre hareket edeceğiz. Bir yol haritası olacak. Bir yol haritası plan program olmadan bunu başarmamız mümkün değil. Bu plan projeyi sadece Ankara’da bizler değil, bütün paydaşlar ve sivil toplum örgütleri ve üreticilerle beraber yapacağız. Bir çay kanunu var. Bunun güncellenmesi söz konusu. Ben 5,5 aydır bakanım bu konuyla ilgili tüm arkadaşlarımızla çalışıyoruz” dedi.
11.09.2019Haberler
İş davalarında arabulucu dönemi başladı
İş davalarında arabulucu dönemi başladıMilyonlarca vatandaşı ilgilendiren işçi işveren davalarında arabuluculuğun dava şartı haline gelmesiyle yeni bir dönem başladı. Bu kapsamda Bakırköy Adalet Sarayı’na gelen vatandaşlar Arabuluculuk Merkezi’ne başvurarak iş hayatında yaşadıkları sorunları çözebilmek için arabulucu talep etti. Milyonlarca vatandaşı ilgilendiren işçi işveren davalarında 2018 yılı itibariyle yeni bir dönem başladı. Yeni yılla birlikte tarafların yaşadıkları iş sorunlarıyla ilgili dava açmadan önce arabulucuya gitmeleri zorunlu hale getirildi. İşçi işveren uyuşmazlıklarında arabuluculuğun dava şartı haline gelmesine yönelik düzenlemeyi de içeren İş Mahkemeleri Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle iş konusundaki uyuşmazlıklarda vatandaşlar arabulucuya gitmeden mahkemeye başvuramayacak. Bu kapsamda Bakırköy Adalet Sarayı’na gelen vatandaşlar Arabuluculuk Merkezi’ne başvurarak iş hayatında yaşadıkları sorunlar için arabulucu talep etti. Uygulamayla işe iade davaları, bireysel iş uyuşmazlıkları, alacak ya da tazminat talepleri, fazla mesai ücreti gibi iş konularda arabulucuya başvurulacak.“Daha hızlı, ekonomik taraflar için daha dostane bir çözüm olacak” Tarafların uzlaştırılması adına uygulanan yöntemin faydalı olduğunu dile getiren Avukat, Arabulucu Esma Nihan Bozdemir, “Yeni yıldan itibaren zorunlu hale geldi. Meslek hastalıkları ve iş kazaları haricinde her konuda vatandaşlar arabuluculara gelmek zorunda dava şartı oldu çünkü. Aksi takdirde dava red olacak. Daha hızlı, ekonomik taraflar için daha dostane bir çözüm olacak, arada husumet olmadan ayrılmış olacaklar. Mahkemeler açısından da rahatlık olacak, hızlı kararlar alınacak. "
11.09.2019Yaşam
Mersinde kış ortasında deniz keyfi
Mersin'de kış ortasında deniz keyfiYurdun büyük bölümünde soğuk ve yağışlı hava etkili olurken, Mersin’in Bozyazı ilçesinde doğasever ve çevreci Turkuaz Grubu üyeleri, 2018 yılının ilk gününde denize girdi. Kış mevsimine rağmen hava sıcaklığının 17'yi, nemin de yüzde 53'ü bulduğu Mersin'in sahil ilçesi Bozyazı'da güneşli havayı fırsata çeviren doğasever grup, yılın ilk gününde denize girerek mavi suların keyfini çıkardı. Kuruldukları günden itibaren yeni yılın ilk gününde grup üyeleriyle denize girme etkinliği düzenlediklerini, bu etkinlikteki asıl amaçlarının Bozyazı’nın yaz- kış yaşanılabilir bir kent olduğunu tüm dünyaya göstermek olarak değerlendiren Turkuaz Grubu Lideri Dr. Bahadırhan Karakoç, “Sadece yazın denize girilen bir ilçe değil, Bozyazı’nın yaz ve kış yaşanır bir kent olduğunu herkese buradan haykırmak istiyoruz. Bakın Torosların zirvesinde kar var, biz burada sahilde denize giriyoruz” dedi. Üç senedir devam ettirilen ve artık geleneksel hale gelen 1 Ocak’ta denize girmeyi, herkesin de katılabileceği, toplu bir şenlik havasına sokmak, herkese açık bir etkinlik yaparak daha fazla kişinin katılmasını sağlamak istediklerini belirten Karakoç, “Bu sayede Anamur, Aydıncık, Bozyazı, Gazipaşa gibi Taşelinde yer alan bölgemizde 365 gün denize girilebileceğini, turizmin sadece yaz ile sınırlı olmadığını göstermeyi, bölgemize dikkat çekmeyi, deniz kenarında bulunan bölgemizde yüzme gibi bir sporu yaygınlaştırmayı, böylelikle lisanslı sporcular ve şampiyonlar çıkarmayı, aynı zamanda da şenlik havasında birlik ve beraberliği sağlamayı hedefliyoruz” diye konuştu. İçerdiği maddeler ile birçok hastalığa da şifa olan deniz suyunun eski çağlardan bu yana tıp alanında sıklıkla kullanıldığını ve deniz tuzunun insan vücudu için faydalı olduğunu ifade eden Karakoç, “Ancak dolaşım sistemi rahatsızlığı yaşayanlar için özellikle bu mevsimde denize girmelerini önermiyoruz. " dedi.
11.09.2019Yaşam
Doktor balıklar kış aylarında da işbaşında
Doktor balıklar kış aylarında da işbaşındaSivas’ın Kangal ilçesinde bulunan balıklı kaplıca, kış aylarında da şifa arayanların uğrak yeri. Cilt hastaları sıfırın altındaki hava ısısına rağmen 37 derece sıcaklıktaki selenyum içerikli suda balıklarla şifa buluyor. Sivas’ın Kangal İlçesinde bulunan balıklı kaplıca yaz aylarında olduğu gibi soğuk kış günlerinde de cilt hastalıklarına şifa arayanları ağırlıyor. Kaynağı tam olarak bilinmeyen, yer altından gelen ve 37 derece sıcaklığa sahip su, içerisindeki balıkları ile sedef başta olmak üzere bir çok cilt hastalığının tedavisinde kullanılıyor. Boyları 2 ile 10 santimetre arasında değişen sazangiller familyasına ait balıkların 37 derece sıcaklıktaki suda nasıl yaşayabildiklerinin sırrı ise halen çözülemedi. Şifalı su Kangal’da hava sıcaklıklarının sıfırın altında yaşandığı şu günlerce 37 derecelik ısısını koruyor. Soğuk hava ile birleşen sıcak su buharlaşmaya neden olarak ilginç görüntüler de oluşturdu.Müslüm Karay isimli bir sedef hastası, doktor olduğunu belirterek dünyanın birçok hastanesinde çare bulamadığı rahatsızlığın balıklı kaplıcada tedavi ettiğini belirterek, “Duyum üzerine buraya geldim. Hava sıcaklığı eksi 10 derece olmasına rağmen suyun sıcaklığı 37 derece ve soğuğu hiç hissetmeden tedavimizi olabiliyoruz. Aslında hiç gelmemeyi de göze almıştım. Yazın gelmeyi düşünmüştüm. İletişime girdiğim arkadaşların hepsi bu suyun çok faydalı olduğunu söylediler. Aksine şunu düşünerek geldim. Yazın çok insan olduğu zaman sudaki balıklar kalabalık olduğu için belki sudaki balıklar temiz olmaz hijyenik olmaz diye düşündüm. Az insan olur hem daha tedaviden daha iyi faydalanırım diye kışın gelmeyi tercih ettim." dedi.
11.09.2019Yaşam
Gemlik’in taşınma kararı ilçe halkını sevindirdi
Gemlik’in taşınma kararı ilçe halkını sevindirdiBursa'nın Gemlik ilçesinin son yayımlanan KHK’da 'taşınması' kararının çıkması ilçe halkını sevindirdi. 108 bin nüfuslu Gemlik ilçesinin orman vasfını yitirmiş bir alana taşınmasını sağlayacak yeni düzenleme, KHK'ya girdi. Geçici maddenin eklenmesiyle Gemlik’te deprem riski bulunan yaklaşık 10 bin konutun sağlam zeminli yerlere taşınmasının önü de açılmış oldu açıldı. 4 mahalledeki yaklaşık 50 bin vatandaşın 5 yıl gibi bir sürede taşınması öngörülürken, alınan bu kadar da ilçe halkını sevindirdi. İlçe halkı olumlu bakıyor Alınan kararı olumlu bulduklarını ifade eden vatandaşlar, sahil kenarlarından evlerin yamaca taşınmasının alt yapı sorununu da ortadan kaldıracağını ifade ettiler. Geçmişte yaşanan depremlerden çok etkilendiklerini belirten ilçe halkı, bu sayede riskin de ortadan kalkacağını belirttiler. "Evler hasarlı" İlçede emlakçılık yapan Mehmet Doğan da, kentsel dönüşümün her yönden faydalı olacağını ifade ederek, “Ben daire içlerine girdiğim için görüyorum, evler hep hasarlı. Sahil kısmı hep eski. 50-60 yıllık binalar. Arka taraflarda da aynı sıkıntı yaşanıyor. Ayrıca konut ihtiyacı da var. Depremden sonra hasarlı olan binalarımızın yenilenmesi gerekiyor. Şehir içerisinde 30 metrekareye bina oturtmuşlar. Emlak piyasasında da kentsel dönüşüm ile beraber hareket olur” dedi.
11.09.2019Yaşam
15 Temmuz gazisinin kardeşinden trafiğe çözüm Otoray sistemi
15 Temmuz gazisinin kardeşinden trafiğe çözüm "Otoray" sistemiİstanbul trafiğine çözüm arayan 15 Temmuz gazisi Muhammed Bostancı'nın engelli kardeşi Ahmet Bostancı ‘Otoray’ sistemi projesiyle trafik yoğunluğunu azaltabileceğini öne sürdü. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden emekli olan 15 Temmuz gazisi Muhammed Bostancı'nın bacaklarından engelli olan 52 yaşındaki kardeşi Ahmet Bostancı, uzun zaman üzerinde çalıştığı ‘Otoray’ projesi ile İstanbul trafiğine çözüm bulduğunu söyledi. Aynı anda 46 aracı İstanbul’un bir ucundan diğer ucuna taşımayı sağlayan projesini Başbakanlığa sunan Bostancı, tek hedefinin ülkeye faydalı olmak olduğunu dile getirdi. Ahmet Bostancı ‘Otoray’ sisteminin İstanbul’da günde 30 bin aracın trafiğe girmeden ulaşımını sağlayacağını iddia etti.Uzun zamandır proje üzerinde çalışan Ahmet Bostancı, “Otoray isimli bir proje geliştirdim. Geliştirdiğim proje iki kattan oluşan raylı bir sistem. Araçların yan şekilde taşınmak suretiyle trafikte 10 aracın kaplamış olduğu yola 46 aracın sığması anlamına gelen bir proje. Yani yoldaki araçları hem yan gitmek suretiyle hem de iki katlı taşınmak suretiyle 5 gidiş 5 gelişten oluşacak. Sadece bir iniş bir de binişten oluşan aralarda durak olmayacak. İstanbul’un bir ucundan bir ucuna trafiğe girmemesiyle, Otoray’dan yararlanarak trafikte büyük bir rahatlama olacak. Benim yaptığım projeyle günde 30 bin araç taşınmış olacak. Eğer bu projeyi Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımız gördüğü takdirde ülkemize kazandıracağından eminim ve dünyada eşi olmayan kullanılmayan proje. Benim için patentinin alınması benim şahsımın adına olması önemli değil, önemli olan ülkemin kazanması noktasında bir proje” dedi.
11.09.2019Haberler
Tüfekle ateş ederek ağacı kırdı
Tüfekle ateş ederek ağacı kırdıKocaeli'de pompalı tüfekle ağaca ateş açarak gövdelerini parçalayan A.K. adlı şahıs hakkında Gölcük Orman İşletme Müdürlüğü hazırladığı şikayet dilekçesini, Cumhuriyet Savcılığı'na teslim etti. Gölcük Orman İşletme Müdürlüğü, ilçe sınırları içerisinde ağaçlara pompalı tüfekle ateş ederek zarar veren A.K. adlı şahıs hakkında Cumhuriyet Savcılığına şikayet dilekçesi verdi. Müdürlük tarafından hazırlanan dilekçede ise şu ifadelere yer verildi: "Geçtiğimiz günlerde sosyal medya üzerinden paylaşılan ve sonrasında ulusal, yerel ve sosyal medyada haber olan bir video yayınlanmıştır. Paylaşılan videonun içeriğinde, olayın Gölcük Orman İşletme Müdürlüğü, Yuvacık Orman İşletme Şefliği sorumluluk alanında gerçekleştiği anlaşılmıştır. Video, içeriği gereği, gerek sivil toplum kuruluşlarınca, gerek vatandaşlarımızca tepkiyle karşılanmıştır. Sebep konu ile ilişkili kamuoyu açıklaması yapılmasının faydalı olacağı düşünülmüştür. Kurum sorumluluğu gereği bu ve benzeri davranışlara asla sessiz kalmayıp müsamaha göstermediğimizi özellikle ifade etmek isteriz. Vatandaşlarımızın göstermiş olduğu hassasiyet bizleri mutlu etmiş; ormanların korunması ve orman suçlarıyla mücadele hususunda azmimizi arttırmıştır. Orman İşletme Şefliğimiz tarafından, pompalı tüfekle ateş ederek 1 adet ağacın hayatiyetini kaybetmesine sebep olan şüpheli hakkında Orman Kanunu’nun 14. Maddesi’ne muhalefet suçundan 11.12.2017 tarihinde tutanak düzenlenip, Cumhuriyet Savcılığı’na tevdi edilmiştir."
11.09.2019Yaşam
Eşek sütüyle şifa buldu çiftliğini kurdu
Eşek sütüyle şifa buldu çiftliğini kurduManisa’nın Salihli ilçesinde yakalandığı akciğer rahatsızlığını 3 ay boyunca her gün eşek sütü içerek atlatan Yücel Alp kendisi gibi hastaların şifa bulması için eşek çiftliği kurdu. İyileştikten sonra 2 eşek alan ve 3 yılda eşek sayısını 25’e çıkaran Alp, “Faydasını görüyorum o yüzden eşime dostuma da faydalı olmak istiyorum” dedi. Yapılan araştırmalarda anne sütüne en yakın süt olarak değerlendirilen ve birçok rahatsızlığa iyi geldiği tespit edilen eşek sütü üretimi gün geçtikçe artıyor. Manisa’nın Salihli ilçesinde yaşayan 47 yaşındaki Yücel Alp, yaklaşık 4 yıl önce yakalandığı akciğer rahatsızlığını eşek sütü içerek atlattı. Rahatsızlığının ilk 3 ayında 20 kilometre uzaklıktaki bir köye her akşam eşek sütü içmek için giden Alp 3 ayın sonunda ciğerlerinin temizlenmesi üzerine 2 eşek alarak çevresindekilere de faydalı olmak üzere Adala Mahallesindeki tarlasında eşek çiftliği kurdu. Her birine ayrı isim veren ve ailesinin bireyleri gibi davranan Alp, 3 yılda 25 eşeğe ulaştı. Eşekleri günde sadece bir defa sağdığını anlatan Alp, kendisinin şifa bulduğu eşek sütünden çevresinin de faydalanması için çiftliği kurduğunu ve günde sadece bir buçuk litre süt sağdığını belirtti.Yaklaşık 4 yıl önce terleme, aşırı halsizlik ve akciğerlerindeki sorunlar nedeniyle doktora başvurduğunu anlatan Alp, “Akciğerden rahatsızdım, terleme ve halsizlik vardı. Doktora gittim ciğerimde 3 tane leke olduğunu söyledi çekilen filmimde. Alt komşumuz vardı yaşlı o dedi ki; ‘Senin tek ilacın eşek sütü’ önce inanmadım daha sonra araştırdım gerçekten doğruymuş. 20 kilometre ilerde bir köyde eşek sütü buldum. Her gün akşamüstü gittim. Yaşlı bir dedemiz var Allah razı olsun sağıverdi sürekli. 3 ay boyunca sürekli olarak kullandım. Kullandıktan sonra tekrar film çektirdik göğüs bölümünde. Lekelerin tamamen temizlendiğini söylediler. Yeni doğan bir bebeğin ciğeri nasıl bembeyaz o şekilde olduğunu söylediler ve kendim eşek aldım. 2 eşek almıştım şimdi çoğalttım. Faydasını görüyor
11.09.2019Haberler
3 bin yıllık aşiretin üyeleri bir araya geldi
3 bin yıllık aşiretin üyeleri bir araya geldiYapılan araştırmalarda 3 bin yıllık bir geçmişe sahip olan Metina aşiretinin üyeleri ilk kez Diyarbakır’da bir araya geldi. Dernek kurarak kurumsal bir yapıya bürünen aşiret, kan davası gibi toplumsal yaraları sarmanın yanı sıra eğitim, kültür ve sanat gibi konularında da çalışmalar için bir yardımlaşma kampanyası düzenledi. Kampanyada kısa sürede binlerce lira toplandı. Nüfusunun büyük bölümü Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bulunan ve 3 bin yıllık bir geçmişe sahip Metina aşireti, Nisan ayında Metinalılar Yardımlaşma, Dayanışma ve Eğitim Derneği’ni (Metina-Der) kurarak kurumsal bir kimliğe büründü. Kurulduğu günden bu yana başta kan davaları olmak üzere birçok toplumsal yarayı sarmaya çalışan dernek Yenişehir ilçesinde bulunan Kış Spor Kompleksi’nde bir yardımlaşma kampanyası düzenledi. Kısa sürede binlerce liranın toplandığı kampanyada konuşan Dernek Başkanı Aydın Pirinççioğlu, düzenlenen etkinliğinin en önemli özelliğinin Metina ailesinin ilk kez bir araya gelmesi olduğunu ifade ederek, “Aile üyelerimizin Güneydoğu’nun her tarafından gelip bize katılmaları, düşüncelerini, fikirlerini söylemesi bizim için çok onur verici bir şey oldu. Onun dışında bütün Diyarbakır’da yaşayan Metinalıların ilk istişare toplantısı oldu. Bunun devamı gelecek. Metinalılar her tarafta yönetim kurulu adına gerek metropollerde, gerek kırsalda derneğin ne kadar önemli olduğunu, ne kadar faydalı olduğunun kanısına vardı. Bu konuda bu çatı bizim için çok önemli. Gerek ailemiz için gerek bölge için ne kadar paylaşımcı olduğumuzu bugün burada istişare ettik. İleri ki süreçte etkinliklerimizi daha da genişleteceğiz ve Metina’nın olduğu her yerde insanlara ulaşmaya çalışacağız” dedi.
11.09.2019Yaşam
Balın rengi her şeyi anlatıyor
Balın rengi her şeyi anlatıyorKoyu renkli balların antioksidan bakımından, açık renkli balların ise anti mikrobiyal aktivite bakımından çok zengin olduğu belirtildi. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Fen Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sevgi Kolaylı, Türkiye'nin dünya bal üretiminde Çin ve Arjantin'in ardından 3. sırada bulunduğunu belirterek Türkiye menşeli balların dünyada öne çıkan ve Yeni Zelanda’da üretilen “Manuka Balı'ndan daha yüksek aktiviteye sahip olduğunu söyledi. Özellikle koyu renkteki balların antioksidan bakımından çok zengin olduğunu kaydeden Kolaylı, “Ancak ballarında kendi aralarında fonksiyonları var. Biz bunlara biyolojik aktivite diyoruz. Bu biyolojik aktivitede örneğin bir bal antioksidan bakımından zengin olabiliyor. Başka bir bal anti mikrobiyal aktivitece zengin olabiliyor. Farklı bir bal yaraların iyileşmesinde etkisi daha yüksek olabiliyor. Dolayısıyla kendi aralarında farklılıklar bulunabiliyor. Ülkemizde koyu renkten açık su rengine kadar ballarımız var. Bunların da insanlar için faydalı yönleri farklı farklı olabiliyor. Yaptığımız araştırmalar şunu gösteriyor. Koyu renkli ballar antioksidan bakımından çok zengin. Açık renkli ballarımız da anti mikrobiyal aktivitece çok zengin olabiliyor. Dolayısıyla bu balların enfeksiyon oluşturan bakterilere karşı anti bakteriyal yani antibiyotik etkileri yüksek" açıklamasında bulundu. Hakkari çiçek balı Manuka Balı'na rakip "En son yaptığımız araştırmaya göre, dünyada öne çıkan bir bal var; Yeni Zelenda’nın Manuka Balı" diyen Kolaylı "Bu balın kendi arasında 4-5 çeşidi var. Manuka Balı'nın dört ayrı faktörünü elde ettik. Türkiye’deki bazı öne çıkan ballarla anti mikrobiyal aktivitesi yönünden karşılaştırdık. Bu bal çok pahalıya satılıyor ve anti mikrobiyal aktivitesi de çok yüksek olduğu ileri sürülüyor. Karşılaştırdığımız zaman Türkiye menşeili balların ondan çok daha yüksek aktiviteye sahip olduğunu gördük." dedi.
11.09.2019Haberler
Bu taksici hizmette sınır tanımıyor
Bu taksici hizmette sınır tanımıyorİstanbul’da 5 yıldır taksicilik yapan Ahmet Tutkun, diğer taksicilerden farklı olarak, müşterilerini evinde ağırlıyormuş gibi yolculuk yaptırıyor. Ahmet Tutkun, taksiye binen müşterilere çikolata, kek ve çeşitli içeceklerin yanı sıra internet imkanı sunuyor. İstanbul’un çeşitli bölgelerinde 5 yıldır taksicilik yapan Ahmet Tutkun, müşteri memnuniyeti için aracında yaptığı değişikliklerle adından söz ettirmeyi başardı. Taksiye binen müşterilerine hizmette sınır tanımayan örnek taksici, meslektaşlarına göre verdiği hizmetle bir adım öne geçiyor. tTutkun, aracına binen müşterilere ücretsiz olarak çikolata, kek, çeşitli içecekler ve internet imkanı sunuyor.Hizmette sınır tanımayan Taksici Ahmet Tutkun, “Sürekli yolculuk yaptığımız bir şirketin personeli var. O personel benim dinlediğimiz müziği sevdi. Araçta bluetooth bağlantısı var istiyorsan bağlanabilirsin dedim. Bu şirket her zaman 4-5 araç çağırıyor. Bu arkadaş ta sürekli olarak beni seçiyor. Bende buradan anladım ki, müşteriye ne kadar hizmet sunarsan seni o kadar tercih ediyor. Sonra suları, abur cuburları, internet bağlantısın koydum. Elimden geldiğince bütün imkanları sunmaya çalışıyorum. Öncelikle şaşırıyorlar. Kapıyı açar açmaz suları görüyorlar. Sonra koltuk arkasında bulunan bölümü abur cuburlarla doldurduk. İlk başta şaşırıyorlar ve sattığımı düşünüyor. Kesinlikle satmıyorum tamamen ücretsiz” dedi.“Yarım elma gönül alma diyorlar ya, hakikaten gönül alıyor” İlginç tepkiler aldığını söyleyen Taksici Tutkun, “Bunu söyleyince kimse beklemiyor, alışmamışlar. Çok ilginç tepkiler geliyor. İnsanların hoşlarına da gidiyor. Küçük bir nüans, ince bir düşünce, çok da maddi değeri olan bir şey de değil. Hani derler ya ‘Yarım elma gönül alma’ hakikaten insanların gönlünü alıyor. Araç içerisinde çok kısa sürede o samimi duygular ortaya çıkıyor. Hakikaten dostane sohbet ortamı oluşuyor. Turistler için çok faydalı bir uygulama oldu."
11.09.2019Yaşam
Eşi sigarayı bırakamadı, astım hastası olan kızı için bu cihazı yaptı
Eşi sigarayı bırakamadı, astım hastası olan kızı için bu cihazı yaptıVAN'ın Erciş İlçesi'nde oturan 40 yaşındaki Hakan Korkmaz, astım hastası 7 yaşındaki kızı Berkem ve benzer durumdaki hastalar için çok fonksiyonlu dumansız hava cihazı yaptı. Korkmaz, cihaz ile pasif içicilerin, özellikle çocukların sigara ve nargile dumanından korunmasını hedeflediğini söyledi.Erciş İlçesinde yaşayan Korkmaz, astım hastası kızı Berkem'in hastalığından yola çıkarak demir, ahşap, plastik ve camdan çok fonksiyonlu dumansız hava cihazı yaptı. Korkmaz, eşinin sigara tiryakisi olduğunu ve doktorların tüm uyarılarına rağmen bu kötü alışkanlığı bırakamadığını, bu nedeni ye böyle bir cihaz üzerinde çalıştığını söyledi. Hakan Korkmaz, şöyle dedi:Bu makineyi öncelikle kızım ve tüm çocuklar için yaptım. Sigara tiryakisi eşimin içtiği sigara ve nargileden dolayı kızım astım oldu. Doktorlar defalarca eşimi uyardı, sigaradan uzak durmasını istedi. Ama sigara içmeye devam etti. Ben de evde çocukların zarar görmemesi için böyle bir makine icat ettim. Bu cihaz sigara ve nargile dumanının dışarı çıkmasını sağlıyor. Yapmış olduğum icadın bir tanesini evimde bıraktım. Eve gelen misafirler, eve gelen yabancılar sigara içsinler diye, diğerini de iş yerime bıraktım. İşyerimi bir atölye niteliğinde kullanıyorum." DUMANSIZ HAVA CİHAZI Bu cihazın Türkiye ve dünyada benzerinin bulunmadığını öne süren Korkmaz, 1 yıl önce patent başvurusu yaptığını belirterek şöyle konuştu: "Patenti 3 yılda veriyorlar. Ben faydalı modelini aldım. Bu cihaz her yerde kullanılabilir, insanlar için faydalı olduğu tescillendi. Patent 2 yıl içerisinde elimde olacak. Başvurum hazır ve patenti de tescilledim. Bu makinenin portatifini benden istediler. Bunu yapmak için baya uğraştım. Fabrikalara gittim. Bu cihazın bir parçasının bile çok yüksek meblağlara mal olduğunu bana söylenince buna maddi gücüm yetmedi. Bu cihazı kendi imkanlarımla yaptım. Burada durumlar kısıtlı olduğu için malzemenin her parçasını bir yerden getirmek zorunda kaldım. Daha sonra üniversitelere başvurdum. Ün
11.09.2019Yaşam
Uludağa kar yağdı, koyunların zirve kampı erken bitti
Uludağ'a kar yağdı, koyunların zirve kampı erken bittiBursa'da hayvanlarını otlatmak için 3 ay evvel Uludağ'ın zirvesine çıkaran çobanlar, karın erken yağması üzerine dönüşe geçti. Uludağ'ın 2 bin 543 metrelik zirvesindeki göller bölgesinden köylerine indirilen koyunlar, 25 kilometrelik mesafeyi iki günde kat etti. Her yıl havaların ısınmasıyla birlikte hayvanlarını Uludağ'ın zirvesine çıkaran çobanlar, bu sene karın erken yağması üzerine dönüşe erken geçti. Yaklaşık 3 ay Uludağ'da kalan çobanlar, doğal şartlarda beslenen küçük başlarının sütünden peynir, yoğurt, kaymak yaparak Uludağ'a gezmeye gelenlere satıyor. Uludağ'ın endemik bitki türlerinden beslenen koyunlar aralık ayı başında kışı geçirmek için köylerine indiriliyor. Ancak 29 Ekimde düşen kar ve soğuk hava sebebiyle çobanlar 1 ay öncesinden dönüşe geçti. Yolculuğun 2 gün sürdüğü göçte, Uludağ'ın zirvesinden Mürseller ve Kirazlı köylerine kadar yürüyerek inen çobanlar, seneye kadar çıkamayacakları zirveden yazın topladıkları otları hayvanlarına kışın da yedirmeye devam ediyor.Hayvanlarını geniş otlaklarda otlatıyorlar 3 ay boyunca yaylada kalan hayvanlar 2 bin 543 metre rakımda besleniyor. Yüksek rakımlarda ağaçsız bölgede uzayan otlar için adeta birer biçme makinesi olan koyunlar, Uludağ'ın ekolojik dengesine ciddi faydalar sağlıyor. Çobanlar, Uludağ'ın endemik bitki türlerini yiyen hayvanlarının etinin ve sütünün çok leziz olduğunu söylüyor.Geceleri koyunları köpekler koruyor Yaylalarda geceleri kurt saldırılarına karşı özel olarak eğittikleri köpeklerle sürüleri koruyan çobanlar, hayvan saldırılarına maruz kalmamak için köpek beslediklerini söyledi. Yıllardır Uludağ bölgesinde çobanlık yapan 57 yaşındaki Mehmet Mendi, "40 yıldan beri hayvancılık yapıyorum, Temmuz ayının başında yaylaya çıkıyoruz, 3- 4 ay yaylada kalıyoruz. Aralık başı gibi geri dönüş yapıyoruz. Uludağ'da Karagöller mevkiinde yaylacılık yapıyoruz. Uludağ hayvanlarımız için çok faydalı oluyor. Biz dönüşte iki gün yolculuk yapıyoruz" dedi. Normalde hayv
11.09.2019Haberler
Sayaç okuyanlara köpek eğitimi
Sayaç okuyanlara köpek eğitimiBursa'da sayaç operatörlerine köpek saldırılarına karşı eğitim verildi. Eğitim sonrası yapılan tatbikatta operatörlerin köpeklerden korunmak için hangi metodları kullanacakları anlatıldı. Bursa'da sayaç operatörleri sık sık köpeklerin saldırısına uğruyor. Son kurbanlardan birisi de Ramazan Şenler oldu. Şenler, merkez Nilüfer ilçesi Hasanağa bölgesinde bir köpeğin saldırısına uğradı.Bunun sonrası doğalgaz, elektrik ve su sayaçlarını okuyan personele köpek eğitimi verilmeye başlandı.Bursa Köpek Eğitim Merkezi'ne gelen sayaç okuma personelleri köpeğin serbest olduğu bir alanda nasıl davranmaları gerektiğini uygulamalı olarak öğrendiler. 10 yıldır doğalgaz sayacı okuyan ve geçtiğimiz kendisi de bir köpek tarafından ısırılarak ölümden dönen Ramazan Şenler, başından geçenleri anlattı. Şenler, "Hasanağa bölgesinde köpek tarafından ısırıldım. Doğalgaz sayacını okumam gereken yer bir villaydı. Binada kimse yoktu, sayaç da içerideydi. Kimse olmadığını gördüm. Hava yağmurluydu. 'Doğalgaz' diye seslendim ama hayvan ses vermedi. Merdiven boşluğuna sinmiş. Birden karşı karşıya geldik. Hayvan bağlı değildi ve kaçacak alan bulamayarak önce yere oturdum. Göz göze geldik. Köpek o an durdu. Boş bir anını yakaladığımı düşündüm ve yandaki villanın çitlerinden atlamak isterken köpek koluma yapıştı ve beni yere yatırdı. Sağ kolumu arka tarafından koparırcasına silkelemeye başladı. Şuurumu kaybettim. Kolumu boğazıma doğru kapattım. Sonra kendime geldim. Köpek yoruldu ve ağzı kanalar içinde kalmıştı. İkinci defa çitlere yöneldim bu defa kalçamdan yakaladı. Üzerimi parçaladı. Elimdeki fatura yazılan cihazla kafasına vurdum. Bırakmıyordu. Köpek yorulunca bende kendimi çitlere atarak kurtuldum. Şimdi burada köpeklere karşı nasıl davranmamız gerektiğini öğrendim. Bu eğitimler çok faydalı oldu" diye konuştu.Bursa Köpek Eğitim Merkezi sahibi Mustafa Aydın, "Sahada çalışan, elektrik, su, doğalgaz sayaçlarını okuyan arkadaşlara köpek eğitimi veriyoruz. Köpe
11.09.2019Yaşam
Bu tespihe paha biçilemiyor
Bu tespihe paha biçilemiyorKanalizasyon çamurundan yaptığı proje ile ham petrol elde eden Muammer Doğru isimli vatandaş, ülkeye katkı sağlayacak projeyi hayata geçirebilmek için destek bekliyor. Yıllar önce Avrupa’ya giderek kanalizasyon çamurundan yeni ham madde üretildiğini gören Hendek’li Muammer Doğru isimli vatandaş, ülkesine döndükten sonra bir buluş gerçekleştirdi. Doğru, yaptığı proje ile ham petrol, kok kömürü ve gübre elde etmeyi başardı. Projenin testleri başarıyla geçtiğini ancak maliyetinin yüksek olduğunu belirten Doğru, projesini hayata geçirebilmek için destek beklediğini söyledi.“Ülkenin yararı için faydalı olacak bir proje” Çalışmayla ilgili Türk Patent Kurulu’na başvurduğunu ve sonuçlarını askıda beklediğini belirten Muammer Doğru, “Yıllar önce Avrupa’ya gezmeye gitmiştim. Orada bu projeyi gördüm. Ve Türkiye’ye gelerek aynısını uyguladım. Kanalizasyon çamurunu petrol, gaz, kok kömürü ve gübreye dönüştüren bir buluş buldum. Bunların analizini yaptırdım Türk Petroller Kurumu ve İSTAÇ’ta. Türkiye’ye yararlı bir proje olduğunu düşünüyorum. Belirli yerlere başvuruda bulundum, devlet kurumları biraz ağır çalıştığı için sonuca varamadım. Amerika’da yıllık 300 milyon varil üretiyorlar, İstanbul’da ise bin ton civarında çıkıyor atık çamuru. Bin tonda günlük 7 bin 500 civarında varil gibi bir üretim yapıyor. Bu rakamı yıllığa vurduğumuz zaman çok büyük meblağlar oluyor. Türkiye’de 81 il var, 81 ilide düşünürsek hem insan çalıştırma açısından hem ülkenin yararı için faydalı olacak bir proje. Belediyelerde bu işten muzdarip zaten yani para harcıyorlar. Biz tamamen faydalı model, tamamen dönüşüm yaparak bertaraf ederek bakterileri öldürüyoruz bu projede” dedi.“Projeyi hayata geçirmek istiyorum” Ülke için faydalı olan bu projeyi hayata geçirmek istediğini belirten Doğru, “Kanalizasyon atık çamurundan çıkan atıkları damıtma sistemiyle elde ediyorum. Gaz sıvı halde çıkıyor ve sıvının içerisinde 31 oktan benzin var, petrol var, uçak yakıtı var. Bu k
11.09.2019Haberler
Kapari bitkisi yeni geçim kaynağı
Kapari bitkisi yeni geçim kaynağıANTALYA'nın Gazipaşa İlçesi'nde kapari bitkisi gelir kaynağı oldu. Doğada kendiliğinden yetişen kapari bitkisinin kilosu 10 liraya satılıyor.Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'nde 'Gebre' olarak adlandırdığı ve 'çok faydalı' dediği kapari bitkisi, Gazipaşa'nın sahil kesiminden başlayıp 700 rakımdaki bölgelerde doğal ortamda yetişiyor. Bazı çiftçiler zararlı olduğu gerekçesiyle arazilerinden bu bitkiyi sökerken, bazıları ise kapari sayesinde ciddi ekonomik gelir elde ediyor. Toplandıktan sonra tuzlanıp bir kavanoza konulan ve turşusu yapılan kaparinin kilosu 10 liraya, turşusu ise 20 liraya satılıyor. Kapari bitkisinin meyveleri tomurcuk halindeyken değerlendirilmeye başlıyor. Gazipaşa'da kapari hasadı haziran ayında başlayıp temmuz sonuna kadar sürüyor. Bitkinin tomurcukları, meyvesi ve yaprağından turşu yapılıyor. Kapari ilaç, kozmetik ve boya sanayinde de kullanılıyor. KİLOSUNU 10 LİRADAN ALIYORUM Doğanca Mahallesi'nde oturan Tamer Aksoy, kapari bitkisini kendisinin de topladığını, vatandaşın topladığını ise kilosunu 10 liradan alarak turşusunu yapıp 20 liradan bazı iş yerlerine sattığını söyledi. Aksoy, Akdeniz'de yetişen bir bitki. Sıcak ve kurak bölgelerde yetişiyor. Birçok hastalığa da iyi geldiği bilinen bir bitki dedi. SEZONDA 15 BİN LİRA KAZANIYORUM Kaparinin başka bölgelerde bahçesinin kurulduğunu ve gelir kapısı haline getirildiğini vurgulayan Aksoy, Bizim bölgede henüz bahçeleşme yok. Bu bitkinin geliri iyi, masrafsız, doğada kendiliğinden yetişen bir bitki. Sezonda 1- 1.5 ton meyve toplayıp turşusunu kurup satıyorum. Turşusuna bir hayli talep var. Herkese toplamasını öneriyorum. Ekonomilerine katkı sağlamalarını ve şifa niyetine kendilerinin de tüketmelerini tavsiye edebilirim. Bitki dikenli olduğu için hasadı biraz zahmetli ama iyi gelir elde edilebilir. Ben de sezonda 15 bin lira kazanıyorum ve geçimimi bu şekilde sağlıyorum diye konuştu.
11.09.2019Haberler
Erzuruma 1 milyon dolarlık güneş enerji sistemi kurdular
Erzurum'a 1 milyon dolarlık güneş enerji sistemi kurdularErzurum’un Oltu ilçesinde iki esnaf iki yıl önce projesine başladığı ve destek almadan 1 Milyon dolar harcayarak kurdukları ‘Güneş Enerji Sistemi’ projesini hayatı geçirdiler. Erzurum’un Oltu ilçesinde esnaflık yapan Mehmet Alkan ve Fahrettin Aynalı, iki yıl önce kurdukları ‘Güneş Enerji Sistemi’ni destek alamadan 1 Milyon dolar harcayarak kurdular. İki yıl önce başlattıkları projeyi hayata geçirmenin mutluğunu yaşadığını belirten Mehmet Alkan, tesisin toplam maliyetinin 3 Milyon 500 TL olduğunu söyledi.“Tesis 5 yılda kendisini amorti edecek” Destek almaları durumunda tesisin geçen yıl kurulmuş olacağını ifade eden Alkan, “İki yıl önce başlattığımız güneş enerjisi projemizi hayata geçirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Geçen yıl Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’na (TKDK) müracaat ettik ve bizi bir yıl oyaladılar. Yoksa bu tesis geçen yıl kurulmuş olacaktı. TKDK’dan her hangi bir destek alamadık ve tamamen kendi imkânlarımızla dördüncü ayda inşaatını yapmaya başladık tesisin. Bu tesis 1 megawattlık bir tesis. Dört kişi istihdam edilecek sadece güvenlik görevlisi ve teknik eleman olarak. Daha önce bu araziden hiçbir tarımsal gelir elde edilemezken biz bu araziye bu tesisi kurarak devletimize ve milletimize faydalı olduğumuzu düşünüyoruz. Bu tesis aşağı yukarı bir milyon dolara yani 3 milyon 500 Bin TL’ye bize maliyeti oldu. Bu tesisin yaptığımız hesaplara göre kendisini beş yılda amorti ediyor. Devletten destek almadık tamamen öz sermaye ve krediyle yapılmış yüzde 50 öz sermaye yüzde 50 krediyle yapıldı” diye konuştu.
11.09.2019Haberler
Endüstri 4.0 mevzuatı Türkiye’de nasıl düzenlenmeli
Endüstri 4.0 mevzuatı Türkiye’de nasıl düzenlenmeli?Ankaref CEO'su Ali Erhan Binici endüstri 4.0 mevzuatının nasıl düzenlenmesi gerektiği ile ilgili görüşlerini Wise TV'ye anlattı.Yakın bir gelecekte endüstri 4.0'ın Türkiye'de de benimseneceğini söylerek sözlerine başlayan Binici, global markaların da bu pazarda yer alacaklarını hatırlatarak, 4.0 sanayi devriminin Türkiye açısından faydalı olabilmesinin mevzuat düzenlemelerine bağlı olduğunu vurguladı. Sözlerine, "Ankaref olarak global firmaların Türkiye'de ürün satışlarında belirli limit ve kriterlar olmasını arzu ediyoruz" şeklinde devam eden Binici, global firmaların Türk pazarında yerli bir firma ile entegre olmadan ve entegre olduğu firmanın ürününü başka bir ülkede 4.0 projesinde kullanma taahütü vermeden yer alamaması gerektiğini vurguladı. Türkiye'de bu işi yapabilecek yetenekli firmaların mevcut olduğunu, vergi avantajı sağlanması ve ÖTV gibi konuların gündeme gelmesi durumunda bu firmaların 4.0 projelerinde güçlü bir şekilde yer alacağını sözlerine ekleyen Binici, bunun tek yolunun da tercih önceliği veya zorunluluk olduğunu dile getirdi. 4.0 sanayii devriminde global firmalar için düzenlenen mevzuatlara mutlaka lokal firmaların da dahil edilmesinin Ankaref'in en büyük beklentisi olduğunu söyleyen Binici girişimcilik konusuna da değinerek ve Türkiye'de girişimciliğin ve üretmenin çılgınlık, üretilen ürünlerin marketing ve PR çalışmalarının farklı bir disiplin olduğunu, buna rağmen bıkmadan sabırla ve inançla, etik ve ahlaki bir çerçeveyle çalışan girişimcilerin doğru noktalara ulaşacağını söyledi.
11.09.2019Nevidyo
Bu köyün toprağı akrep kaçırıyor
Bu köyün toprağı akrep kaçırıyorMardin’in Mazıdağı ilçesine bağlı Derecik köyünün toprağının akrepleri kaçırdığına inanan vatandaşlar, bu köyden aldıkları toprakları ev, bahçe ve ahırlarının etrafına döküyor. Başta Doğu ve Güneydoğu olmak üzere birçok ilden vatandaşlar, bu köyden toprak almaya geliyor. Köy Muhtarı Fadıl Karçı, topraklarının bilimsel olarak incelenmesini istedi. Mazıdağı ilçesine bağlı Derecik köyünün toprağının, akrepleri kaçırdığına ilişkin iddialar uzun yıllardır halk arasında kulaktan kulağa yayılıyor. İddiayı duyan başta Doğu ve Güneydoğu olmak üzere Türkiye’nin farklı illerindeki vatandaşlar, ya toprak almak için bu köye geliyor ya da muhtara ulaşarak, kendilerine toprak göndermesini istiyor. Köyden yaklaşık bir kilogram kadar toprak alan vatandaşlar, bunu akrepleri uzaklaştırmak için ev, bahçe ve ahırlarını çevresine serpiyor.“Köyümüzde akrep sokması vakası yaşanmadı” Köy Muhtarı Fadıl Karçı, özellikle kerpiç evlerin çevresinde çok fazla akrep olduğunu ve bu evlerde yaşayanların bunlardan kurtulmak için köylerinden toprak aldığını belirterek, “Şehir dışından gelip buradan toprak alanlar oluyor. Evlerinin etrafına döktükten sonra akrep gelmediğini söylüyorlar. Buradan toprak alıp akrepten kurtulanların birbirine söylemesiyle bu durum yayıldı. Biz de köyümüzde hiç akrep sokması vakası duymadık. Toprak eğer insanlara faydalı olabiliyorsa güzel bir şey. Toprağın incelenmesini istiyoruz” dedi.“Köyün toprağı akrepleri kovuyor” Daha önce Derecik köyünde yaşayan ve akreplerden kurtulmak için köye toprak almaya gelen Fahri Karçı ise, “Bu köyün toprağını almaya gelen çok oluyor. Hem verimli bir toprak hem de akrepleri kovuyor. Kimin evinde akrep varsa bu köyün toprağını alıp çevresine serpsin. Yarım kilo kadar serpilmesi yeterli” diye konuştu.
11.09.2019Yaşam
Faydalı böcekler Kayseride iş başınada
Faydalı böcekler Kayseri'de iş başınada"Faydalı Böcekler Kayseri’de İş Başında” sloganı ile tarımsal üretimde biyolojik mücadele konusunda gerçekleştirilen projenin tanıtımı yapıldı. Ankara Zirai Mücadele Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünden, yapılan çalışmaları yerinde incelemek için gelen ekip ile birlikte, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cem Özkan proje hakkında bilgiler verdi. Prof. Dr. Cem Özkan, tarımsal üretimde yoğun ve bilinçsiz kullanılan tarım ilaçlarının, birçok problemlere neden olduğu bildirdi. Özkan, tarım ilacı kalıntısı nedeniyle insan sağlığında yaşanan olumsuzluklara hava-su-toprak gibi doğal kaynakların kirlenmeye, arılar ve benzeri birçok hayvanın ölmesi ile doğal dengenin bozulmasına, ilaçlara karşı dirençli zararlıların ortaya çıkışması ve dış satımda ilaç kalıntısı olan ürünlerin geri dönmesi ve mücadelede ekonomik olarak dış ülkelere bağımlılığın, üzerinde durulması gereken sorunlar olduğunu belirtti. Özkan, tarımsal zararlıların neden olduğu kayıpların dünya ortalamasının, yüzde 25 civarında olduğunu, Türkiye'de de benzer oranlarda kayıplar olduğunu bildirerek, "Türkiye'de tarımsal zararlılarla mücadele denildiğinde üreticilerin ilk akla gelen uygulama, tarımsal ilaçların kullanıldığı Kimyasal Mücadele Yöntemi’dir. Türkiye’de yaklaşık 35-40 Milyon ton tarım ilacı kullanılmakta, bunun için yapılan harcama ise 800 milyon ABD doları civarındadır. Tarım ilaçlarında yurt dışına olan bağımlılığımız ise % 95 civarındadır. Günümüzde tarım ilaçlarını bize satan ülkeler, bu tarım ilaçlarını kullandığımız ürünlerde tarım ilacı kalıntısı belirli oranı geçtiğinde ise bizim sattığımız bu ürünleri geri göndermekte ve hatta boykot uygulamaktadır. Bu tarım ilacı bağımlılığının neden olduğu ekonomik, ekolojik ve sağlık problemlerini azaltmak için alternatif mücadele yöntemlerine yönelme zorunluluğu vardır. Alternatif mücadele içinde ,“Biyolojik Mücadele” önde gelmektedir" diye konuştu.
11.09.2019Yaşam
Bu su her derde deva
Bu su her derde devaArtvin’in Şavşat ilçesine bağlı Çermik Köyü’nde tespit edilen sıcak su kaynağı ve hemen yakınındaki maden suyu sıcaklık ve mineral değerleri ile dikkat çekiyor. Sağlık turizmine kazandırılmayı bekleyen sıcak suya günde 100’lerce insan girerek şifa bulurken, termal suyun ortalama 300 metre yukarısında bulunan maden suyu ise ekonomiye kazandırılmayı bekliyor. Çevreye tedavi noktasında ün salmış olan termal suyun aynı zamanda ilçeyi ısıtması için de proje üretiliyor. Yapılacak sondajlama çalışmasının ardından çıkacak suyun sıcaklığına göre seralara ve hatta evlere verilebilecek olan sıcak su ile çevredeki yerleşim yerlerinin ısıtılabileceği dile getiriliyor. Yatırım yapmak için bölgede çalışmalara başlayan Artvinli iş adamı Aslan Özer, yaptığı açıklamada “Biz ilk sondajı yaptığımız zaman çok az bir su çıkıyordu ve 26 dereceydi. Her 33 metrede 1 derece artması gerekiyorken, burası 3-5 derece arttı. 42,5 dereceyi biz 126 metrede bulduk. Buradan aşağı yukarı 300 metre yukarıda da 36 metrede maden suyunu yakaladık. Saniyede 1 buçuk ile 2 litre arasında bir maden suyu çıkıyor, şimdi pompa yardımı ile çıkartarak maden suyunu şişeleyeceğiz” ifadelerini kullandı. Dünyanın en kaliteli maden suyu çıkacak Dünyanın en kaliteli maden suyu olarak adlandırılan Gürcistan’ın Borjomi kentinde çıkartılan maden suyundan daha da kaliteli olduğunu dile getiren Özer “Borjomi’nin değeri belli zaten. Bizimkinin ondan daha yüksek değeri var, bizimki ondan daha değerli bir su ve biz bu maden suyunu şişelemek istiyoruz. Aynı zamanda bu suyun değeri 9 bin 600 pH . Dünyanın her tarafında baktık, İsveç’te en iyi değer 8 bin 200, dünyanın birinci derece suyu diyorlar ama bu su içilemiyor. Bizim suyumuzun değeri, 9 bin 600 ph, daha kaliteli, içiliyor ve çok da faydalı” diye konuştu. Tesisin tamamlanmasıyla bölge turizminin daha da gelişeceğini dile getiren Özer “Bu tesisler yapıldıktan sonra burası koskocaman kasabaya döner. Buranın köylü halkı
11.09.2019Yaşam
Kangallar organik köy sütüyle besleniyor
Kangallar organik köy sütüyle besleniyor Hazır sütle beslenen kangal yavrularını ölürken, doğal sütle beslenen yavruların hastalanmadığı tespit edildi. Türk aslanı olarak tabir edilen, ünü tüm dünyaya yayılan ve kurt sürüleri ile baş edebilme özelliği ile dikkat çeken Sivas Kangalı, hazır süt tehlikesi ile karşı karşıya. Sivas İl Özel İdaresi Seçkin Irk Kangal Köpeği Eğitim ve Üretim Merkezinde yapılan uygulamalarda hazır süt ile beslenen Kangal yavrularının yaşamadığı, anne sütü ve doğal süt ile beslenen yavruların ise hastalıklara karşı direnç kazandığı tespit edildi.Konuyla ilgili açıklama yapan Sivas İl Özel İdaresi Seçkin Irk Kangal Köpeği Eğitim ve Üretim Merkezi Sorumlusu Hüseyin Yıldız, hazır sütlerle beslenen yavruların neredeyse tümünde ölümler gözlendiğini ifade edip, doğal süt ile beslenen yavrularda ise ölüm oranının sıfır seviyelerde olduğuna dikkat çekti. Yıldız yaptığı açıklamada, “Geçmişten bu yana yaptığımız uygulamalar neticesinde elde ettiğimiz tecrübelere dayanarak, yavrulara kesinlikle hazır süt vermiyoruz. Paket, hazır sütlerin yavruların yüzde yüz ölümüne neden olduğunu gördük. Bunun yanında hiçbir işlemden geçmemiş doğal köy sütünü verdiğimizde ise yavruların sütte ki tüm yararlı mineralleri aldığını gördük. Anne sütü ve doğal köy sütü ile beslenmiş yavruların hasta olmadığı gördük. Yani doğal süt ile beslenen bir yavrunun her hangi bir bakteriyel hastalığa yakalanma olasılığı sıfır. Organik sütün kangal ırklarına faydalı olduğunu biz tespit etmiş olduk. Organik süt ile beslediğimiz yavrularda tek bir kayıp bile vermedik. Ancak hazır süt ile beslenen yavrularda 5-6 gün sonra ölümler gözlendi. Niyetimiz süt üreticilerini tenkit etmek değil. Biz gözlemlerimizi paylaşıyoruz. Elde ettiğimiz neticeyi paylaşıyoruz. Gayemiz hazır sütlerin neden olduğu yavru ölümlerine azaltmaktır. Dedi.Yıldız geçmişte elde ettikleri tecrübeler ışığında üretim merkezlerinde tüm yavruların anne sütünün dışında sadece işlem görmemiş doğal köy sütleri ile beslendiğini
11.09.2019Yaşam
Yıldırım’dan AKPM’nin Türkiye kararına sert tepki
Yıldırım’dan AKPM’nin Türkiye kararına sert tepkiBaşbakan Binali Yıldırım, “Uluslararası kuruluşlar maalesef Avrupa’da yükselen ırkçılığın etkisinde kalarak böyle kararlar alıyorlar. Bunlar bölgesel ve küresel barış için faydalı kararlar değil, açıkçası Türkiye olarak bu kararı tamamen siyasi bir karar olarak görüyoruz” dedi. Başbakan Binali Yıldırım, Radyo Televizyon Gazetecileri Derneği tarafından Grand Otel’de düzenlenen ödül törenine katılmadan önce gazetecilerin sorularını cevapladı. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nin (AKPM) Türkiye’yi siyasi denetime almasına ilişkin kararının sorulması üzerine, Yıldırım, “(HDP’li vekillerinin de imzasının olduğu) Buna şaşırmadım, orada bu kararın yönünde oy kullanmaları hiç şaşırtıcı değil. O kararda tamamını oy kullananlar PKK’nın terör örgütü olmaktan çıkarılması için propoganda yapan kimseler. Bu karar şunu gösteriyor, son zamanlarda İslamafobi, Türkiye karşıtlığı gibi politikaların Avrupa Konseyi Parlamentosuna yansımasıdır. Uluslararası kuruluşlar maalesef Avrupa’da yükselen ırkçılığın etkisinde kalarak böyle kararlar alıyorlar. Bunlar bölgesel ve küresel barış için faydalı kararlar değil, açıkçası Türkiye olarak bu kararı tamamen siyasi bir karar olarak görüyoruz. Türkiye’nin gerçekleri ile örtüşmüyor, hiç kimse Türkiye gibi 15 Temmuz travmasını yaşamadı. Yaşamadıkları için Türkiye’de neler oldu, Türk halkı badirelerden geçti ve buna karşı Türkiye’nin alması gereken tedbirler nelerdir, bunları zahmet edip derinliğine inceleme zahmetinde bulunmadılar. Türkiye, alınan karar ne olursa olsun, demokrasini güçlendirmeye, ülkesinin ve milletinin refahını korumaya devam edecek. Türkiye, yurtlarından edilmiş çaresiz insanların derdine derman olmaya devam edecek. Bir gün gelecek ki onlar da bu aldıkları kararın ne kadar yanlış olduğuna kanaat getirecekler ve tekrar gözden geçirecekler. Bunun doğuracağı sonuçlar var, o sonuçları da hükümet olarak değerlendirmemizi yapacağız, atmamız gereken adımları da k
11.09.2019Haberler
Hürkuş füze testini gerçekleştirdi
Hürkuş füze testini gerçekleştirdiHÜRKUŞ lazer güdümlü uzun menzilli tanksavar füzesi (LUMTAS) ile Konya’da test atışı gerçekleştirdi.Savunma Sanayii Müsteşarlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, 2018 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) envanterine girmesi planlanan HÜRKUŞ uçağının LUMTAS füzesi atış gösterimi, Karapınar’da bulunan Milli Savunma Bakanlığı Atış Test ve Değerlendirme Grup Komutanlığında yapıldı.Gösterime, Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak, Savunma Sanayii Müsteşarı İSMAİL DEMİR ve yabancı ataşeler ile askeri ve sivil üst düzey personel katıldı.SSM inisiyatifiyle başlatılan “Türk Başlangıç ve Temel eğitim Uçağı Projesi” kapsamında üretilen HÜRKUŞ uçağı, TUSAŞ-Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ tarafından farklı görev senaryolarını destekleyecek şekilde tasarlanan silahlı versiyonuyla, pilot eğitim ihtiyacının yanı sıra hafif taarruz ve silahlı keşif görevlerini düşük maliyet ve yüksek hassasiyetle yapılabilmesi için geliştirildi.Atış gösteriminde kullanılan LUMTAS ise Roketsan tarafından anti-tank (tandem) harp başlığına alternatif olarak anti-personel harp başlığıyla da kullanılabilecek şekilde tasarlandı. Halihazırda ATAK helikopterine entegre edilen füzeler, sabit kanatlı uçaklar, İHA’lar, kara ve deniz platformlarından da atılabiliyor.UMTAS- CİRİT VE TEBER KULLANILACAK LUMTAS haricinde, Roketsan tarafından üretilen, zırhlandırılmış yapı, kendini koruma sistemleri, gece görüş uyumlu aydınlatma, veri linki, lazer işaretleme kabiliyetine sahip elektro optik kamera ve gelişmiş aviyonik sistem özellikleri taşıyan yerli güdümlü mühimmat UMTAS/CİRİT/TEBER ile silahlandırılacak olan HÜRKUŞ uçağı, 5 adet harici yük istasyonu ve bin 500 kilogram faydalı yük taşıma kapasitesine sahip olacak.
11.09.2019Haberler
Sektör profesyonelleri deneyimlerini YTÜ öğrencileriyle paylaştı
Sektör profesyonelleri deneyimlerini YTÜ öğrencileriyle paylaştıUluslararası ve yerel birçok markaya iletişim danışmanlığı hizmeti veren Alya İletişim Danışmanlığı, Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencileri ile bir buluşma gerçekleştirdi.Wise TV’nin de katıldığı buluşmada, Alya İletişim’in Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projesi için hizmet verdiği WittyCommerce Yönetici Ortaklarından Aytek Ekici ve Platin Bilişim Genel Müdürü Ayhan Bamyacı, öğrencilere faydalı olabilecek deneyimlerini paylaştılar.GENÇ MÜHENDİSLERE İPUÇLARIAlya İletişim olarak kurumsal sosyal sorumluluk projesi için hizmet verdikleri markalarla YTÜ’lü öğrenciler için ortak bir buluşma düzenlediklerini belirten Alya İletişim Ajans Başkanı Firuze Kaymaz, “Genç mühendislere, geleceğin başarılı iş adamlarına kariyerlerinde etkin bir şekilde kullanabilecekleri ip uçları vermek yeni nesil meslekler hakkında bilgi vermek istiyoruz. Özellikle siber güvenlik ve e-ticaret alanında ülkemizin ciddi anlamda donanımlı genç mühendislere ihtiyacı var. Fakat sadece okullarda bu eğitimleri almak yeterli değil. Okullardan mezun olduktan sonra bir adım öne geçebilmek için farklı uzmanlık alanlarında bilgi sahibi olmaları bekleniyor.” dedi."ANLAMLI BİR BULUŞMA OLDU"Buluşmanın geleceğe yönelik hem öğrenciler acısından hem de katılımcılar açısından önemli olduğunu belirten WittyCommerce Yönetici Ortaklarından Aytek Ekici, “Bugün burada üniversite kulüplerinin ve üniversitelerin bizim yaptığımız işe adım atan ya da atacak olan öğrencilerin sorularını cevaplama noktasında son derece faydalı bir etkinlik oldu. Şimdiye kadar neler yaptık, hangi hatalar yaptık onları anlatmak ve belki de onların geleceğini planlamalarına dair bir adım, bir ufak bilgi vermek adına, hem onları hem de kendimizi onlara tanıtmak adına buradayız. Belki ilerisi için birlikte çalışma seçeneklerini değerlendirmek için buradayız. Büyük bir organizasyon olduğunu ve öğrenciler için anlamlı bir buluşma olduğunu düşünüyoruz.” dedi.SEKTÖR DE DİNAMİK YENİ NESİL DE<
11.09.2019Nevidyo
Bulut bilişim sektörünün uzmanları bir araya geldi
Bulut bilişim sektörünün uzmanları bir araya geldiIDC’nin düzenlediği toplantıda bulut bilişim sektörünün uzmanları bir araya geldi.Toplantıya katılan Doğuş Yayın Grubu Teknoloji Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Barış Özbey, “Burada birbirini tanıyan ve beraber iş yaptığımız insanlarla bir araya geldik. Bu tip işlerde teknolojiye yatırım yapmaktan ziyade, ürün almaktan ziyade bu nasıl uygulayacağımızı bilmiyoruz. Türkiye’de birçok bulut hizmetinde hala yeterince uzmanlaşmış ekipler bulunmuyor. Bu tip etkinlikle diğer firmalar benzer problemleri nasıl aşmışlar, kimlerle çalışmışlar, nasıl pratik çözümler bulmuşlar bunları dinlemek ve yapılan işlerin büyüklüğünü görebilmek için çok önemli bir buluşma” diyerek Bulutistan’a teşekkürlerini iletti.Etkinliğin yapılmasının en büyük amacının bulut bilişim konusunun bilinilirliğini biraz daha yukarıya çekmek olduğunu vurgulayan Datacore Genel Müdürü Serdar Özçelik, “Çok geniş bir kitlede yapmadık, yapmama sebebimiz de kurumların buraya bakış açılarını da dinlemek istedik. Türkiye’de bu konu yavaş yavaş gündeme geliyor. Kurumları doğru dinleyip doğru çözümle yaklaşmaya çalışıyoruz. Bu anlamda gayet başarılı bir evet oldu. Bunların mutlaka pozitif çıktılarını kendi tarafımızda da gözlemleyeceğiz.” dedi.Eventin oldukça başarılı olduğunu belirten NetApp Genel Müdürü Behçet Yumrukçallı ise “Farklı sektörlerden kurumlarla bir araya gelme fırsatı doğurduk. Özellikle medya, sağlık ve perakende sektörü ile görüşmelerimiz bizim açımızdan faydalı geçti. Çünkü onların da sorunlarını da dinlemiş olduk. Aslında bu sorunları elbette ki biliyoruz ama bir fiil ağızlarından dinlemek bizim için değerli oldu.Bulutistan Genel Müdürü Orçun M. Özalp de, “Özellikle medya sektöründeki büyük verinin buluta taşınması projeleri ile hayata geçen başarı hikayeleri var. Bugün ki etkinlikte de başarı hikayelerinin ve sağladığı faydaların üzerinden geçmiş olduk.” dedi.
11.09.2019Nevidyo
Erdoğan: Maskeli balo sona erdi
Erdoğan: Maskeli balo sona erdiCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Maşalarıyla, silah verdikleri, sırtına sıvazladıkları terör örgütleriyle, 1 dolara satın aldıkları ajanlarıyla bizi sıkıştırmaya çalışanlar artık bizzat sahaya indiler. Maskeli balo sona erdi" dedi.İlim Yayma Vakfının Haliç Kongre Merkezinde düzenlenen 46. Genel Kuruluna Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanı sıra Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve çok sayıda davetli katıldı. Toplantıda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Adıyaman Samsat’ta bu sabah yaşanan deprem nedeniyle vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini iletti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Adıyaman Samsat’ta bu sabah 3,6 büyüklüğünde deprem olduğunu hatırlatarak, "Adıyaman Samsatlı kardeşlerimize geçmiş olsun dileklerimi iletmek istiyorum. 2 Mart tarihinin ardından aralıklarla depremler yaşanıyor. Bu sabah güne Samsat 3,6 büyüklüğünde sarsıntıyla uyandı. 2 Mart’ta can kaybı olmamakla birlikte 2 binin üzerinde binada hasar meydana geldi. Hasar tespiti ve mağduriyetlerin giderilmesi için için çalışmalar sürüyor" dedi.İlim Yayma Vakfının 44 yıldır vatanını imanla seven nesiller yetiştirdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Peygamberimiz ’İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olanıdır’ buyurmaktadır. İlim Yayma Vakfı, Peygamberimizin bu tavsiyesini kendisine rehber edinerek 44 yıldır gece gündüz çalışıyor. Ülkemizin en kasvetli döneminde, baskının ve şiddetin sokaklarda kol gezdiği dönemlerde vakfı kuran büyüklerimiz sağına soluna bakmadan ben varım dediler, yola öyle çıktılar. Gençlerimiz birbirini kırmasın, körpe dimalar sapkın ideolojilerin esiri olmasın diye iyilik hareketini başlattılar. Vatanını imanla seven nesiller yetiştiriyor. Büyük bir iftiharla ifade etmek isterim ki İlim Yayma Vakfınını rahle-i tedrisinden geçen gençler birilerinin sözüm ona altın nesli gibi ihanetle, cinayetle, hırsızlık, sapkınlıkla anılmadı. Bu çatıda hiçbir genç ekmeğini yediği vatanına, bağrından
11.09.2019Haberler
Yeşil yumurtaya talep hızla artıyor
Yeşil yumurtaya talep hızla artıyorTürkiye’de özellikle son dönemde ‘yeşil yumurtacı’ olarak bilinen süs tavuğu besleyen üreticilerde artış devam ediyor. Edirne’de de araucana cinsi tavuk yetiştiriciliği kervanına katılan meraklı çiftçilerden Nebil Eyikeyif, yeşil yumurtaların bıldırcın yumurtasına eş değer olduğunu söyledi. Kökeni Güney Afrika Şili’ye dayanan araucana cinsi süs tavuğu yetiştiriciliği, son dönemde Türkiye’de büyük bir ivme kazandı. Gerek görselliği ve tadı ile gerekse de maddi getirisiyle adeta yeni bir kazanç kapısı haline gelen sektöre bir katılımcı da Edirne’den eklendi.“3 yıl önce hobi olarak başladım” Edirne’nin Karaağaç Mahallesi’nde bulunan çiftliğinde 3 yıl önce hobi olarak başladığı ‘yeşil yumurtacı’ tavuk yetiştiriciliğini günden güne arttıran 59 yaşındaki Nebil Eyikeyif, “Ben doğma büyüme Edirneliyim, Karaağaç Mahallesi’nin eski muhtarıyım. Edirne Ziraat Odası’nda da 30 yıl süreli genel sekreterlik yaptım. Hobilerim içerisinde tavuk, kuş bakmak önde geliyor. Bu yeşil yumurtlayan tavukları da 3 yıl önce bir arkadaşım sayesinde sahip oldum. Çok memnunum. İnsanlarımız ihtiyaçlarını giderecek kadar sahip olduk, o yüzden çok mutluyum” dedi.“Tamamen doğal şartlarda yetişiyorlar” Eyikeyif, çiftliğinde beslediği araucana cinsi süs tavuklarının doğal yollarla beslenme ortamına sahip olduğuna değinerek, “Yani organik dendiği zaman insanın aklına gelen olay bizim yumurtalarımızdır, tamamen doğal şartlarda yetişiyorlar, doğal şartlarda yumurtluyorlar. Meraklı insanlarımıza bunlardan ikramda bulunuyoruz. Niyetimiz bunları çoğaltmak. İnsanlara biraz daha faydalı hale gelmek” diye konuştu.“Yeşil yumurta karaborsada 50 bizde 5 TL” Türkiye’de özellikle son dönemde çok talep nedeniyle hem yeşil yumurta fiyatlarının hem de araucana tavuk cinsi fiyatlarının çok yükseldiğini hatırlatan Eyikeyif, “Karaborsada yeşil yumurta ve tavuk çok uçuk fiyatlara satılıyor. Ama biz meraklı arkadaşlara edinsinler, sahip olsunlar diye yumurtalarımızı
11.09.2019Haberler
Başbakan Yıldırım Fikirtepede konuştu
Başbakan Yıldırım Fikirtepe'de konuştuBaşbakan Binali Yıldırım, "Fikirtepe kentsel dönüşüm konutları" temel atma törenine katıldı. Başbakan Yıldırım törende yaptığı konuşmada vatandaşlardan referandumda evet oyu kullanmalarını istedi. "Hayırcılara bakın ona göre karar verin" diyen Yıldırım'ın konuşmasının satır başları şöyle: "Yapılacak bu kentsel dönüşümle, Fikirtepe'de 13 adada tamamen, yepyeni bir şehir inşa edilecek. Bunun yanı sıra 2 adada da dönüşüm çalışmaları başlıyor. Kentsel dönüşüm projeleri hükümetimizin önemli icraatlarından biridir. 2002'de göreve geldiğimizde Türkiye'nin en önemli konularından biri de ev ihtiyacıydı. Büyük bir konut seferberliği başlattık. Kısa süre içerisinde Türkiye'nin her köşesinde konut projelerini hayata geçirmeye başladık. Gerek toplu konut, gerek kentsel dönüşüm çalışmalarında kararlılığımız aynen devam ediyor. Temelini attığımız her eser, her yeni proje vatandaşımızın işini, aşını, ekmeğini büyütüyor. İnsanlarımızın yaşam kalitesini artırmak en temel görevimizdir. Her yatırımla iş alanı sağlıyoruz, yeni istihdam alanı sağlıyoruz. Bu anayasa değişikliği baldır kaymaktır bu da güzel. Memlekette faydalı güzel bir şey olsa CHP hemen harekete geçer. Bunları hatırlayın. Başörtü yasağını kaldıracağımız zaman 'bu bir rejim meselesi' dediler. Demokratik bir uygulamayı 28 Şubat kalıntısını kaldırırken bile CHP bu bir rejim sorunudur diyen CHP'den Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesine çıkaracak bu değişikliğe ne diyecek? Ey Kemal bey uyan artık Türkiye rejimini seçti.1923'te cumhuriyeti ilan ettik ve cumhuriyeti bugün daha da ileriye taşıyacak yeni anayasayı milletimizin huzuruna getiriyoruz. Her ne kadar siz (CHP) Mecliste, aslanlar gibi kürsü işgal ederek, ayak ısırarak, burun kırarak bu anayasayı engellemeye çalıştıysanız da başaramadınız. Şimdi söz milletindir. Şimdi söz milletindir. Karar sizindir. PKK, FETO, HDP hayır diyor onun için evet diyoruz. Hayırcılara bakın ona göre karar verin. Nisanda refarundamda bu millet dersini verecek. Evet m
11.09.2019Haberler
Başbakan Yıldırımdan sert açıklamalar
Başbakan Yıldırım'dan sert açıklamalarBaşbakan Binali Yıldırım, terör örgütü PKK’nın Sincar’da konuşlanmasının Türkiye’nin milli güvenlik meselesi olduğunu ifade ederek, “Ya Irak Peşmerge güçleri buradan PKK’lıları çıkaracak ya da Türkiye gereğini yapacak. Bu konudaki duruşumuz nettir. Bunu da bu ziyaret esnasında ifade ettik” dedi.Başbakan Binali Yıldırım, Irak temaslarının ardından özel uçak “ANA” ile Ankara’ya geldi. Esenboğa Havalimanı’nda açıklamalarda bulunan Yıldırım, sözlerine Bağdat ve Kudüs’te meydana gelen patlamalarda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dileyerek başladı. “Son aylarda Başika Kampı üzerine başlayan ve kamuoyuna yansıyan Irak’la ilişkilerimizde olumsuz bir durum meydana gelmiştir. Bunları düzeltmek için bu toplantı fevkalade faydalı oldu” diyen Yıldırım, “2017 yılının ilk yurtdışı ziyaretini Irak’a yapmış olmamız, komşumuz Irak’a verdiğimiz önemin bir göstergesidir. Ortak çıkarlarımızı geliştirmek, sorunları asgariye indirmek amacıyla görüşlerimizi karşılıklı samimiyetle paylaştık. Bugüne kadar aramızdaki istişare ortamını muhafaza etmeye hep özen gösterdik. Son aylarda Başika Kampı üzerine başlayan ve kamuoyuna yansıyan bazı karşılıklı söylemler üzerine Irak’la ilişkilerimizde hafif olumsuz durum meydana gelmişti. Bütün bunları izale etmek ve Irak’la ekonomik yatırım, güvenlik işbirliğimizi geliştirecek yeni bir anlayışı tesis etmek için bu toplantı fevkalade yararlı olmuştur. Toplantı sonunda ortak bildiri yayınladık. Ayrıca yükseköğretim alanında bir işbirliğine Milli Eğitim Bakanımız karşılıklı imza attı” ifadelerini kullandı.
11.09.2019Haberler
Bilinçaltı terapisi nedir
Bilinçaltı terapisi nedir?Aqua Yaşam Uzman Doktoru Seda Ülgen, bilinçaltı terapisini Wise TV'ye anlattı.Ülgen, "Bilinçaltının korkulduğunun aksine bizler için çok faydalı olabileceğini belirten Ülgen, "Bilinçaltı sahip olabileceğimiz en muhteşem en sihirli güçtür. Genelde insanlara bilinçaltı dediğiniz zaman, bilinçaltından kurtulmalıyım alın bunu silin lütfen benden uzaklaştırın diye getirirler. Oysa tam tersi bilinçaltı olmadan bizim yaşamamız mümkün değil. Kendimizi korumamız mümkün değil. Şöyle örnekleyebiliriz, sizin gözünüze bir kalem atsam hemen elinizi kaldırır ve kendinizi savunmaya geçersiniz, bunu düşünerek yapmaya kalkışsanız gözünüze kalem çoktan girmiş ve sizi yaralamış olur. Bilinçaltı bedenimizin otomatik tepkileri gibi bizim için karar vermeye çalışan bizden daha akıllı görünen bir mercektir. Hayatımızın %98-99'unu yönetir. Tek sorun bilinçaltının küçük yaşlardan itibaren bu kalıplarını, doğrularını oluşturması. O yüzden de bazen biz istediğimiz bir seçimi yaparken bilinçaltının doğrularıyla çakıştığı için istemediğimiz bir hayata sürükleniyoruz. Bilinçaltı terapileri veya bu konudaki eğitimler hem kendi şifrelerimizi okuyabilmeyi, bu blokajların anahtarlarını edinmeyi ve bu yolu tanıyarak gelecekte tekrar bir doğru oluşturduğunda bu bize hizmet etmiyorsa bu doğruları, dönüştürmek için anahtarlarımızın şifrelerimizin elimizde olması demek" dedi.
11.09.2019Nevidyo
Bu sütün kilosu 20 bin TL
Bu sütün kilosu 20 bin TLTürkiye’de az miktarda üretilen ve birçok hastalığa iyi geldiği belirtilen arı sütünün toptan satıldığında 5 bin TL’ye, kovandan üretilen gözlerle gram gram satılması halinde ise kilogram fiyatının 15-20 bin TL seviyelerinde olduğu belirtildi. Türkiye arıcılık sektöründe her geçen gün gelişimini sürdürürken arı ürünleri üretiminde de artış yaşanıyor. Bal dışında birçok arı ürünü üretmeye başlayan arıcılar bu sayede arı ürünü çeşitliliğinin arttırılmasına da olanak sağlıyor. Geçtiğimiz yıllarda üretimine başlanan ve son dönemde artış gösteren arı ürünlerinden arı sütü birçok hastalığa iyi gelmesi sebebi ile Dünya'nın en pahalı sütleri arasında yer alıyor. Başlı başına ayrı bir üretim isteyen ve zahmetli bir uğraş olan arı sütünün kilosu toptan satıldığında 5 bin TL’ye, kovanlarda üretildiği gözlerle gram gram satılması halinde ise fiyatı 15-20 bin TL seviyelerine çıkabiliyor.“Hücre yenileyici özelliği var” Arı ve arı ürünlerinin incelenmesi ve arıcılığın geliştirilmesi için kurulan Ordu Arıcılık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü Yetiştirme Teknikleri Bölümü’nde görevli Ziraat Mühendisi Zooteknist Hasan Ese, arı sütünün üretimi, faydaları ve fiyatı hakkında açıklamalarda bulundu. Arıların arı sütünü yavrularını beslemek için kullandıklarını, aynı zamanda arı sütünün insan sağlığı açısından da çok önemli bir ürün olduğunu ifade eden Ese, “Arı sütü 5-15 günlük genç yaştaki işçilerin çene altı bezlerinden salgıladıkları aslında yavrularını beslemek için kullandıkları, özellikle larvalarını besledikleri bir gıda. Ancak son dönemde içeriği açısından apiterapik birçok uygulamada karşımıza çıkıyor. Arı sütü insan vücudu için, insan bedeni için çok faydalı olduğu bilenmekte. Özellikle içerisindeki bulunan maddeler sayesinde hücre yenileyici özelliği olan maddelerden dolayı çok tercih ediliyor. Son dönemlerde ise apiterapik uygulamalarda ve destek tedavilerinde yaygınca kullanılıyor” dedi.“Kilogramı 20 bin TL’yi bulabiliyor” Arı sütünün so
11.09.2019Haberler
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Herkes haddini bilmeli
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Herkes haddini bilmeliCumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim Suriye’nin topraklarında zerre kadar gözümüz yok. Herkes de haddini bilmeli. Bu adımları atarken bu kararlılık içinde atıyoruz” dedi.Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul ettiği valilere seslenen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasının başında hayatını kaybeden eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’a Allah’tan rahmet diledi.“Ülkemizdeki mevcut idari yönetim sistemi bir yönüyle 2 bin 200 yıllık Türk devlet geleneğinin, diğer yönüyle de bin 400 yıllık medeniyetimizin birikimini ifade ediyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk milletinin özelliklerinden birisinin de gidilen coğrafyalarda karşısına çıkan iyi, güzel, faydalı ne varsa onları kendi bünyesine katma konusundaki esnekliği olduğunu söyledi. Erdoğan, “Bu bizim için tarih ve kültür geçmişimizi gölgeleyen değil tam tersine zenginleştiren bin vasıftır. Cumhuriyetin ilk döneminde görülen toptancı anlayış dahi bu tarihi sürekli kesmeyi başaramamıştır. Nitekim bugün kurumlarımızın geçmişine baktığımız zaman 93 yıllık cumhuriyetimize karşılık 200 yıllık, 300 yıllık, 500 yıllık, bin yıllık, 2 bin yıllık kuruluş yıldönümleri olduğunu görüyoruz. Sadece eski değil aynı zamanda çok büyük bir devlet birikimimiz vardır” dedi.Türklerin devlet anlayışının eski ve güçlü olduğunun altını çizen Erdoğan, “Osmanlı Devleti’nin 33 vilayeti vardı, ama aynı topraklar üzerinde bugün 64 farklı devlet hükümet sürüyor. Daha geriye gidersek Orhun abidelerinde ifade çok manidardır ‘üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe ilini, töreni kim bozabilir?’ Evet, bizim devlet yönetim anlayışımız işte böylesine eskidir, böylesine güçlüdür” diye konuştu.Valilerin kadim bir geleneğin 81 vilayetteki temsilcileri olduğunu belirten ve valilere seslenen Erdoğan, “Şehirlerimizdeki en üst düzey temsilcileri olarak çok büyük bir sorumluluk üstlenmiş bulunuyorsunuz. Valiliklerimiz ve bağlı birimleri devleti hükümetin o şehirdeki tutan e
11.09.2019Haberler