01.08.2025 - 07:01 | Son Güncellenme:
Kariyerlerini Jordan Peele’ye benzetmek şimdiden çok iddialı bir öngörü olabilir ama Avustralyalı ikiz kardeşler Danny ve Michael Philippou, korku sinemasına kendilerini adamış görünüyorlar. Bizde de gösterime giren ilk uzun metrajlı filmi “Talk to Me/Konuş Benimle”den sonra ikinci filmleri “Bring Her Back/Onu Geri Getir”de çok daha olgun ve ‘duygusal’ bir yapıma imza atmışlar.
Gerilim ve özlem
“Konuş Benimle” annesini kaybeden 17 yaşındaki Mia’nın uzak olduğu babası yerine kendine alternatif bir aile kurmaya çalıştığı yas sürecinde geçiyordu. Philippou Kardeşler “Onu Geri Getir”de de yine yas sürecine odaklanıyor. Babalarının ani ölümünden sonra sosyal hizmetler tarafından koruyucu anne Laura’nın yanına verilen iki üvey kardeş ile tanışıyoruz filmde. Piper görme engelli. Abisi Andy 17 yaşında ve reşit olunca kız kardeşinin velayetini almak istiyor.
Filmin senaryosu korkuturken hüzünlendirmeyi de başarması açısından hayli yoğun. Body horror türünün hakkını verse de filmin omurgası sadece bunun üzerine kurulmuyor ki “Konuş Benimle”de korkutma hissi çok daha baskındı. Filmde üvey kardeşler arasındaki güven ilişkisi çok etkileyici. Andy’nin abi refleksleri de. Film en çok da Hideo Nakata’nın “Karanlık Sular”ı ile duygudaşlığı ağır basıyor dramatik açıdan. Ne kadar korkutsa da Oliver’ın görünüşünün, Piper’ın görme engelinin ve Andy’nin sıkışmışlığının gerilimi bir yana bu, Laura’nın kızına duyduğu özlemin de filmi. Klasik korku ritüellerini bunun üzerine kurmasında ise “Konuş Benimle”den çok daha başarılı bir denge sağlıyor. Yönetmenlerin biçimci tercihlerinin de olgunlaştığını, çerçevelerin bir ressam titizliğiyle yaratıldığını görüyoruz.
Billy Barratt genç yaşına rağmen çok iyi bir oyunculuk çıkarmış. Gerçek hayatta da görme engelli olan ve hiçbir oyunculuk deneyimi olmayan Sora Wong, nahifliğini karakteriyle bütünleştirmiş. Deneyimli oyuncu Sally Hawkins ise daha çok “The Shape of Water” ile hatırlansa da kendini ne kadar zorlayabileceğini kanıtlamış.
Maymundan Robbie’ye
“The Greatest Showman’ın yönetmeni Michael Gracey imzalı “Better Man: Robbie Williams’ın Hikâyesi”, başrol oyuncusunun gerçeğine benzeyip benzemediğinin derdine düşmeyen iddialı bir biyografi. Williams’ı ‘medya maymunu’ ifadesine nazire yaparcasına maymun kılığında betimliyor. Williams belli ki günah çıkarmak ve şeytanlarıyla, geçmişte yaptığı hatalarıyla barışmak istemiş film vesilesiyle. Baba travmasını ve erken gelen şöhretin ondaki tahribatını izliyoruz. Jonno Davies, hareket yakalama tekniğiyle maymun kılığına bürünürken Williams’ın sesini ise şarkılarda ve anlatıcı olarak duyuyoruz. Filmin ilk yarısında estetik tercihler öne çıkıyor. Londra’da Regent Street’teki dans sahnesi gibi çok iyi koreografiler ve sahneler mevcut filmde. Müzikal biyografilere özgün ve enerjik bir yaklaşım getiren filmin duygusal damarı da güçlü. Filmden sonra Williams’ın Royal Albert Hall’da 2001 tarihli konserde “My Way”i nasıl söylediğini izlemeniz tavsiye olunur.