05.09.2025 - 07:00 | Son Güncellenme:
MÜJDE IŞIL
MÜJDE IŞIL- Bosna Savaşı’na birebir şahit olmuş, sonrasında Türkiye’ye gelerek diş hekimliği eğitimi almış Gökhan Tunalıgil, edebiyat ve sinema yoluyla Balkanlar’da yaşanan katliamların sesi olmaya gayret ediyor. Dört sene önce Haktan Özkan ile birlikte imza attığı “Saklı Yüzler: Bosna” filminde, Bosna-Hersek’te soykırım yapan savaş suçlularının durumunu, yargılanıp yargılanmadıklarını, yaşamlarına nasıl devam ettiklerini gündeme getirmişti. Şimdi ise Kosova’yı anlatan ve ilk filmin devamı niteliğindeki “Güneşin Karanlığında Kosova”yı seyirciyle buluşturuyor. Film, Gökhan Tunalıgil’in yazdığı aynı adlı kitaptan uyarlandı. Yine Haktan Özkan’ın yönettiği filmin senaristi Ayhan Tunalıgil.
İlk filmdeki ana kahramanlarla şekilleniyor yine hikâye. Kosova’da yeniden savaş çıkarma girişimine karşı Boşnak ajanlar Mirsad ve çocukluk arkadaşı Haris ile Kosova İstihbarat Şefi Ayser, ucu NATO’ya kadar uzanan ihanet ağını çökertmeye çalışıyor. Film Kosova’da, Türkiye’de, Sırbistan’da ve Bosna-Hersek’te çekilmiş. Başrollerde ilk filmdeki gibi Gökhan Tunalıgil, Ayhan Krüezi ve Ebru Taşçı yer alırken Ali Düşenkalkar’ın yanı sıra Kosovalı sanatçı Sonay Buş da rol alıyor.
“Güneşin Karanlığında Kosova” hem savaşa tanıklık etmiş hem de Türkiye’de yaşayan bir Balkan göçmenin içeriden bakışını yansıtıyor. Gökhan Tunalıgil filmde; geçmişte yaşananlar ve bugün de devam eden yaraların temelinde Boşnakların katledilmesine seyirci kalan dünyanın hâlâ benzer tavrını devam ettirdiğini vurguluyor. Filmin dertleri, tüm insanlığın dertleri tabii ki ama sanat kısmından bakınca hiç de o etkiyi yaratamıyor. İyi/kötü olduğunun altını kalın kalın çizen klişe karakterler ve beylik laflardan kurulu senaryonun üzerine bir de televizyon estetiği eklenince filmin iyi niyetinin de etkisi kalmıyor. Kadın kahramanlara geniş alan açılması ise filmin başlıca artısı.
Eğer bundan sonra üçüncü bir film daha gelecekse, belki baştan televizyon dizisi formatına yönelinmesi, emek kaybının önüne geçebilir ve iyi niyeti daha belirginleştirebilir.
Vizyonda onlar da var
“The Canterville Ghost”: Oscar Wilde’ın yayımlanmış ilk öyküsü olan “The Canterville Ghost” (1887) birçok kez sahneye ve perdeye uyarlanmıştı. Bu kez animasyon formatında izleyeceğiz. Bir Amerikan ailesi, İngiltere’de yeni satın aldıkları Canterville Şatosu’na taşınır. Şatonun eski sahibi Sir Simon de Canterville’in hayaleti, yüzyıllardır Canterville şatosundakileri korkutmayı başarmıştır. Ancak hayalet Amerikalı ailenin hiç beklemediği direnişiyle karşılaşır. “Canterville’in Gizemli Şatosu”nun yönetmenliğini Kim Burdon ile Robert Chandler yaparken seslendirme kadrosunda Stephen Fry ve Freddie Highmore var.
“The Conjuring 4”: “The Conjuring: Last Rites/Korku Seansı 4: Son Ayin”, “The Conjuring: The Devil Made Me Do It”in devamı ve The Conjuring” evreninin dokuzuncu filmi. Filmin yönetmen koltuğunda Michael Chaves oturuyor. Paranormal olayları araştıran Ed ve Lorraine Warren çiftini canlandıran Patrick Wilson ve Vera Farmiga rollerini geri dönüyor. Warren’lar, yüzleşmeleri gereken gizemli varlıklarla ilgili yine korkunç bir vakaya tanık oluyor.