28.09.2025 - 07:01 | Son Güncellenme:
Melisa Vardal - Salt Beyoğlu, yeni sezonu Türkiye’de sanat eğitiminin alternatif damarlarından birini görünür kılan “‘90’lardan Beri Halı’dayız” ile açtı. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’ne bağlı Halı Atölyesi’nin yıllara yayılan üretim hattını ve belleğini bir araya getiren sergiye girerken ziyaretçileri, gazete kupürleriyle kaplanmış bir X-Ray cihazı karşılıyor. Daha ilk adımda gündemin içinden geçen bu enstalasyon, izleyiciyi eleştirel bir yolculuğa davet ediyor.
Ucu ‘70’lere uzanıyor
1970’lerin sonunda kurulan Halı Atölyesi, 1990’larda sanatçı-akademisyen Gülçin Aksoy’un öncülüğünde disiplinlerarası ve muhalif bir üretim mekânına dönüşüyor. Aksoy’un “Bir halıyı da dokuyabilirsiniz, bir fikri de” sözü, dokumanın salt teknik bir uğraş değil, toplumsal meseleleri dile getiren bir ifade biçimi olabileceğini gösteriyor. Sergide yarım bırakılmış dokumalar, şiir dizelerinin atkı ve çözgülere işlendiği işler ya da pankart estetiğini andıran halılar bu anlayışın canlı örnekleri olarak öne çıkıyor.
Sergideki en çarpıcı işlerden biri “Canan / Nazar Değdi Dünyama” başlıklı afiş serisi. Neon renkli, sahne yıldızını andıran görsellerin üzerinde şu sloganlar dikkat çekiyor: “Kaç kurban daha?”, “Can veriyorum.” Afişlerin altına eklenen “Erkeklerin sevgisi her gün üç kadın öldürüyor” cümlesi ile meselenin ağırlığını ortaya koyan eser, popüler kültür imgeleriyle şiddetin kanıksanmışlığını görünür kılıyor. Bir diğer dikkat çekici çalışma üst katta yer alan, Nur Saygı’nın kırmızı zeminli, dört figürlü halısı. Eserde yere kapanmış adın figürleri, çevrelerini saran dikenli tel deseni ve yüzeye basılan “Deport” damgaları göçmenliğin yarattığı dışlanma ve hayatta kalma mücadelesini hatırlatılıyor. Duvarda yazılı “Gündem” başlığının altında ise duvarları kaplayan gazete kupürleri, kırmızı damgalarla vurgu yapılan “Tercih”, “Yeter”, “Var” sözcükleri eşliğinde yeniden okunuyor. Yine aynı katta bir gazete rafında gazetelerin üzerinde “Sadede gel” etiketleri ziyaretçileri karşılıyor.
Dev ponponu beraber yapıyorlar
Sergi, izleyiciyi yalnızca izlemeye değil, sürecin parçası olmaya çağırıyor. Ortada duran kasnak, kimi zaman hazır bir ip yumağıyla, kimi zaman da duvardaki şeffaf kutulardan seçilecek renkli iplerle dolduruluyor. İp, çemberin içinden geçirilerek katman katman sarılıyor; yumak bittiğinde yeniden başlanıyor. Talimatlarda ise şöyle bir uyarı yer alıyor: “İp doğarken yanınızdakilerle konuşabilirsiniz. Unutmayın, çembere ip dolamak ciddi bir iştir. Bu yüzden çok eğlenin.”