Geri Dön
Kültür SanatBu tarifte bir eksik var

Bu tarifte bir eksik var

Sezonun en yenilerinden “Portakallı Kek” oyunu, seçimlerimizin dışındaki hayatlarımızla başa çıkmaya çalışırken en olmadık yerde yaşadığımız bir yüzleşme hikâyesi.

Bu tarifte bir eksik var

Seyhan Akıncı - İstanbul’da son dönemlerde yokluğu giderek daha fazla hissedilen küçük sahneler yeni bir şeyler izlemek isteyen tiyatro seyircisini alternatifsiz bırakırken tiyatroyu da giderek maliyetli bir şey hâline getirdi. Bunun oyuncular, metin yazarları ve reji için de olumsuz sonuçları var elbette. Bundan birkaç yıl önce İstanbul’un farklı köşelerinde bir araya gelmiş tiyatro tutkunu insanların oluşturduğu ekiplerin ortaya çıkardığı oyunlar sezon boyunca konuşulurdu. İzmir çıkışlı Tiyatro Oyun Kutusu tam da bahsi edilen boşluğa oturan bir ekip. 2015’ten beri İstanbullu olan Tiyatro Oyun Kutusu bu yıla kadar kendi oyunlarını başka sahnelerde oynuyordu. Mart ayında Fulya’da açtıkları TOK Sahne ile artık kendileri gibi tiyatroseverler için alternatif işler üretenlere alan yaratmayı umuyorlar. Tiyatro Oyun Kutusu’nun kendi evinde seyirciyle buluşan ilk oyunu, Çağla Canbaz’ın yazıp Serdar Satman’ın yönettiği ve Yağmur Anaz’ın oynadığı “Portakallı Kek” oldu.

Konuk gelmeyince…

Televizyonların gündüz kuşağı programları, programcıları zaman zaman izleyiciyi irkilten bir gerçeküstü şova dönüşüyor. Bizim “Portakallı Kek”imiz de işte böyle bir gündüz kuşağı programında kabarıyor. Seyirciler olarak “Jülide ile Yemeğin Dibi” programının konuklarıyız. Aksi gibi yemek yapmak konusunda en ufak bir fikri olmayan Jülide’nin o günkü konuğu programa gelmez ama şov devam etmelidir! Üç, iki, bir... diye geri sayarken abartılı saçı, makyajı ve portakal rengi elbisesiyle Jülide Atay bir kez daha ekrandadır. Yemek yapmak konusunda hiçbir fikri olmayan Jülide, bildiği yerden verir tarifi: “Portakallı Kek.” Un, şeker, portakal kabuğu rendesi, kabartma tozu, yağ, vanilya derken Jülide’nin annesinin tarifi “Portakallı Kek” bizi o kekin piştiği küçük Jülide’nin evine götürür. Jülide’nin hamarat ve güzel annesi mahallenin iyi kızlarındandır. Hâl böyle olunca Jülide’nin babasıyla evlendirilmeye layık bulunmuştur. Babasının bu evliliğe gönlü olmaması dışında imzalar atılmış zamanı gelince çocuk da yapılmıştır. Kısacası konu komşu dışarıdan baktığında kek iyi pişmiş, kıvamı da yerindedir. O kek pişsin de babası afiyetle yesin, annesinin de yüzü gülsün diye unun içine vanilyayı nasıl hevesle döktüğünü belki çok sonra o TV stüdyosunda fark eder Jülide. Ve “Portakallı Kek”in içine malzemelerle birlikte anne ve babası tarafından görülmemiş bir çocuğun gözyaşları da akar. Jülide’nin hikâyesi bizim gibi toplumlar için nasıl da tanıdık. Kendi seçimlerimiz dışındaki hayatla başa çıkma mücadelemiz coğrafi kaderimiz gibi... Jülide, kotarması gereken bir yayında tek bildiği tariften yola çıkarak o “Portakallı Kek”in kokusunu takip ederek ihmal edilmiş çocukluğuna iniyor. O, basamakları indikçe oyunun anlatısı derinleşiyor ve izleyiciyi evlilik, yoksulluk, toplumsal normlar, tercihli yalnızlık gibi üzerine düşünülmesi zor meselelerle baş başa bırakıyor.

Bir televizyon stüdyosunda geçen oyunun gazetecilik üzerine söyleyecekleri de var elbette. Jülide’nin kendisini bir yemek programı stüdyosunda buluşu onu gazeteci olmaya iten gerçeklerin peşinden biraz fazla koşması olmuş. Yaptığı bir haberi “yanlış” anlamış ve tipi ciddi haberler sunmak için uygun bulunmamıştır. Kanalın hazırlamakta olduğu yemek programı için onu daha da güleç gösteren gamzesi de vardır yüzünde ona yakışan kilosu da... Jülide’nin hayatıyla yüzleşmesine dönüşen “Portakallı Kek” pişirme macerası birçoğumuzun tavan arasına kaldırdığı hayallerimizi hatırlatan, seçmediğimiz hayatlarımızın bizi dönüştürdüğü kişiyle baş başa bırakan bir oyun. Yağmur Anaz’ın alkışlanası performansıyla “Portakallı Kek” gelecek sezon izlenecekler listenizde yerini almalı.

Bu tarifte bir eksik var

İstanbul’daki ilk sahnesini bu yıl açtı

İzmir çıkışlı Tiyatro Oyun Kutusu, 2003’te Serdar Satman tarafından kurulmuş. Birçok başarılı oyuna imza atan Tiyatro Oyun Kutusu, 2015’te İstanbul’a taşınarak İstanbullu olmuş. O tarihten bu yana burada oyun üreten ekip, mart ayında Fulya’da TOK Sahne’yi kurdu. Serdar Satman, Oğuz Şahin ve Cana Gedik Aykutlu’nun kurucuları arasında yer aldığı TOK Sahne’nin ilk oyunu ise “Portakallı Kek” oldu. Mart ayında prömiyer yapan oyun ilk ödülünü oyunun yazarı Çağla Canbaz’ın layık görüldüğü Yeni Tiyatro Dergisi tarafından verilen Ahmet Erinanç Türkçeye Katkı Ödülü ile aldı. “Portakallı Kek” ve “Ölü Kadınlar Diyârı” gelecek sezonda yolculuklarına devam edecek. Bunun yanı sıra ekip yeni prodüksiyonlar da hazırlıyor. Tiyatro Oyun Kutusu ayrıca eylül ayında kendi sahnesinde bir tiyatro festivali düzenlemeye hazırlanıyor. İstanbul’dan ve farklı şehirlerden oyunların davet edileceği ve yaklaşık 10 gün sürmesi planlanan festival için çalışmalara şimdiden başlanmış.