Geri Dön
Kültür SanatHong Kong'tan MoMA'ya rakip geldi

Hong Kong'tan MoMA'ya rakip geldi

M+ Müzesi, Hong Kong'da açıldı. Asya kültürünü de içinde barındıran müze koleksiyonlarının genişliği ve önemi açısından New York'un MoMA'sına rakip olmayı amaçlıyor.

Hong Kong'tan MoMA'ya rakip geldi

Aybala Nisa Kesici- Hong Kong -Hong Kong M+ Müzesi, 12 Kasım 2021 tarihinde kapılarını sanatseverlere açmış Asya’daki ilk dünyadaki en büyük “contemporary” (çağdaş) görsel kültür müzelerinden biri. Batı Kowloon Kültür Bölgesi’nin Victoria Limanı’na bakan en güney ucunda yer alan M+ binası gerek mimari görünümü gerekse konumu sebebiyle şimdiden Hong Kong'un en ikonik yapılarından biri hâline geldi.
M+ koleksiyonları, yirminci ve yirmi birinci yüzyıl görsel kültürü ile beraber başta Hong Kong ve Çin olmak üzere Asya kültürünü de içinde barındırıyor. Müze, koleksiyonlarının genişliği ve önemi açısından New York'un MoMA'sına rakip olmayı amaçlıyor.

Şu anda müzede “Hong Kong: Here and Beyond”, “M+ Sigg Collection: From Revolution to Globalization”, “Antony Gormley: Asian Field”, “Individuals, Networks, Expressions”, “Things, Spaces, Interactions”, ve “The Dream of the Museum” gibi birçok ünlü sanatçının eserlerinin yer aldığı çeşitli sergiler bulunuyor. Bu sergilerden “Neon Signs”, “Mapping Chinese Art, 1972-2012: Selection from the M+ Sigg Collection” ve “Digital Commissions” olmak üzere üç tanesine ise M+’in resmi internet sitesinden çevrimiçi olarak ulaşmak mümkün.

Küreselleşme hikâyesi

Müzenin giriş katında sizi karşılayacak olan “Hong Kong: Here and Beyond” sergisinde Hong Kong’un savaş yılları sonrasından günümüze kadar olan dönüşümü bireysel ve kolektif tarihler aracılığıyla ziyaretçilere aktarılıyor. “Here” (Burada), “Identities” (Kimlikler), “Places” (Mekânlar) ve “Beyond” (Ötesi) olmak üzere dört bölüme ayrılan sergi; Hong Kong mimarisini, görsel kültürünü, şehrin daima canlı ve renkli dinamiğini ve birçok kültüre ev sahipliği yapan bu adanın sosyo-kültürel değişimini farklı perspektiflerden ele alıyor. “M+ Sigg Collection: From Revolution to Globalization” sergisi ise Çin’in 1978’de uygulamaya başladığı açık kapı politikasının yarattığı derin sosyal ve ekonomik değişimi sanatla harmanlıyor. Çin devrimi ile beraber ülke genelindeki şehirlerin, milyonlarca insanın günlük yaşamını etkileyen küresel ticaret merkezlerine dönüşmesinin ve Çin’in dünya sahnesindeki yükselişinin hızlanmasının hikâyesini anlatıyor. Küreselleşmenin de etkisiyle sanatçılar geleneksel fikirlere ve sanat uygulamalarına meydan okuyarak kendi sergilerini düzenlemeye başladılar. “M+ Sigg Collection: From Revolution to Globalization” sergisi de bu başarılı girişimlerden birisi.

Hong Kongtan MoMAya rakip geldi

El boyutunda heykeller

“Antony Gormley: Asian Field” ise benim müzede en ilginç bulduğum sergilerden biri oldu. 2003 yılında İngiliz sanatçı Antony Gormley, Çin'in geniş topraklarını ve büyük nüfusunu yansıtmak amacıyla Xiangshan’dan her yaştan yaklaşık 300 kişiyi beş gün boyunca 200.000 kil heykelcik yapmaya davet etti. Gormley katılımcılardan şu üç kurala uymaları istedi: Her bir heykelcik yaklaşık el boyutunda olmalı, ayakta durabilmeli ve iki göze sahip olmalıdır. Bu talimatlar dışında, her katılımcı heykelciklerini istedikleri gibi şekillendirmekte özgürdü. Ortaya çıkan iş ise tek kelimeyle büyüleyici olmuş!
M+’a girişler ilk bir sene boyunca ücretsiz ancak müzeye olan yoğun ilgi sebebiyle müzeyi ziyaret etmeden önce internet sitesi üzerinden rezervasyon yaptırmanızı tavsiye ederim. Hong Kong’a yolunuz düşerse bu büyülü müzeye uğrayıp daha sonra Victoria Limanı’nda her akşam saat 20.00 civarında başlayan ışık şöleninin tadını çıkarmanızı öneririm. Sanatla kalın!