Kültür SanatIşık ile karanlığın dansı

Işık ile karanlığın dansı

12.01.2026 - 07:01 | Son Güncellenme:

Müze Gazhane’nin endüstriyel belleğinden yola çıkan “Toz, Yıldızları Gölgede Bıraktığında”, ışığı merkeze alan aydınlanma anlatılarını ters yüz ederek karanlığı düşünmenin ve hissetmenin bir alanı olarak kuruyor.

Işık ile karanlığın dansı

MELİSA VARDAL - Müze Gazhane’nin L binasına adım attığınızda, sizi ilk karşılayan şey ışık değil onun yokluğu. Yukarı doğru kıvrılarak yükselen endüstriyel yapı, geçmişte İstanbul’un aydınlatma ihtiyacını karşılayan kömür ve gaz üretiminin mekânıyken bugün karanlığı yeniden düşünmeye çağıran bir sergiye ev sahipliği yapıyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

İBB Kültür ve İBB Miras tarafından düzenlenen, küratörlüğünü Uras Kızıl’ın üstlendiği “Toz, Yıldızları Gölgede Bıraktığında” başlıklı karma sergi, ışık ile karanlık arasındaki kadim gerilimi yalnızca görsel değil, bedensel ve düşünsel bir deneyime dönüştürüyor. Sergi, 19. yüzyılın çelişkilerle örülü dünyasından yola çıkıyor. Aydınlanma düşüncesinin mutlak akla duyduğu inancın sarsılmaya başladığı, Sanayi Devrimi’nin ilerleme vaadi ile insanın doğanın yüceliğini öne çıkarttığı bu tarihsel kesit, serginin kavramsal omurgasını oluşturuyor. Aydınlık ile karanlık, rasyonel olan ile sezgisel olan, insan ile insan-olmayan arasındaki sınırlar bu sergide netleşmek yerine bilinçli olarak bulanıklaştırılıyor. Adını hem fiziksel hem de metaforik bir karşılaşmadan alan sergi, aydınlanmayı yalnızca ışıkla özdeşleştiren kolaycı okumayı tersyüz ediyor. Karanlık sergide eksiklik değil, düşünme ve tahayyül için geniş bir alan olarak kuruyor kendini. Gizem Akkoyunoğlu, Ozan Atalan, Alpin Arda Bağcık, Kıymet Daştan, Benal Dikmen, Sinem Dişli, Başak Kaptan, Ali Miharbi, Kaan Kemal Öner, Ekin Saçlıoğlu ve Damla Sari’nin eserleri de kömür, is, ışık, toz, ateş ve enerji gibi sembollerle Gazhane’nin endüstriyel belleğiyle temas ediyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Işık ile karanlığın dansı

AYDINLIĞA ÇIKAN SORULAR

Haberin Devamı

Sergi, izleyiciyi daha ilk adımda bedensel bir karşılaşmayla içine alıyor. L binasına girildiğinde, ziyaretçiyi doğrudan Ali Miharbi’nin “Hava Tezgâhları” yerleştirmesi karşılıyor. Mekânın uzaktan kontrol edilen sistemlerinden ilhamla adını alan bu işte, lokal ısıtma özelliğine sahip ampuller, her biri farklı şiddetlerde ışık ve ısı yayıyor. Işık, burada yalnızca görülen bir unsur değil hissedilen, bedende dolaşan bir enerjiye dönüşüyor. Bu karşılaşmanın hemen ardından, duvarlara serpiştirilmiş Novalis alıntıları devreye giriyor. “Ne kadar yoksul ve çocukça geliyor bana ışık o alacalı nesneleriyle” cümlesiyle başlayan bu şiirsel eşik, izleyiciyi alışıldık aydınlanma fikrinden uzaklaştırarak ışığın mutlak ve güvenli bir değer olmaktan çıkabileceğini fısıldıyor. Bu şiirsel eşik, serginin geneline yayılan düşünsel hattın da ipuçlarını veriyor. Işık ve karanlık burada karşıt kutuplar olarak değil, birbirini sürekli dönüştüren, yer yer iç içe geçen iki deneyim alanı olarak ele alınıyor. Sergi boyunca izleyici, görmeye alıştığı şeylerden çok hissetmeye, sezgisel olarak algılamaya davet ediliyor. “Toz, Yıldızları Gölgede Bıraktığında”, 26 Mart’a kadar kesin cevaplar sunmak yerine sorular üretmeyi, karanlığın içinde kalmayı ve bu alanın sunduğu düşünsel imkânları keşfetmeye çağırıyor.

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler