Kültür SanatSalgının gör dediği

Salgının gör dediği

31.10.2025 - 07:01 | Son Güncellenme:

Julia Ducournau, Altın Palmiyeli “Titane”dan sonra çektiği ilk sinema filmi “Alpha”da hem geçmişe dair hem de geleceğe yönelik duygusal bir büyüme hikâyesi anlatıyor.

Salgının gör dediği

MÜJDE IŞIL- Julia Ducournau ilk uzun metrajı olan “Raw” ile dikkatleri üzerine çektikten sonra 2021’deki Cannes Film Festivali’nde “Titane” filmiyle Altın Palmiye kazanmıştı. Ve 1993’te “The Piano” ile Altın Palmiye kazanan Jane Campion’dan sonra bu ödülü kazanan ikinci kadın yönetmen olmuştu. “Titane”da “Crash”, “Christine”, “Rosemary’s Baby” başta olmak üzere pek çok referansla beslenip cinsiyet ve kimlik politikalarını ana karakterinin bedeni üzerinden anlatmıştı. Yeni filmi “Alpha” onun kadar çarpıcı değil belki ama ondan daha duygusal bir yapım.

Haberin Devamı

Üç kişilik trajedi

Film ismini, Berberice konuştukları için Fas, Cezayir, Tunus, Libya ya da Mısır’dan geldiklerini düşündüğümüz bir ailenin kızı, 13 yaşındaki Alpha’dan alıyor. Babasız bir ailenin kızı Alpha. Annesi doktor. Sonradan tanıyacağı dayısı ise bir bağımlı. Uzun süredir bir salgın var çevrelerinde. Bu hastalık, bulaştığı insanları bembeyaz mermere dönüştürüyor. Alpha kolundaki dövme yüzünden hastalığı kaptığından korkarken annesi ile ilişkisi de bundan etkileniyor.

“Titane”da erkek kılığına giren bir kız ve onu kayıp oğlu olarak sahiplenen adamın ilişkisini anlatan Julia Ducournau, bu kez anne-kız ilişkisine odaklanıyor. Ama bu hikâyenin üç ayağından biri de dayı karakteri. Anne, kardeşini bağımlılıktan kurtarıp hayatta tutmak için çok çabalıyor. Bir yandan da kızının okulda hastalık şüphesiyle dışlanmasını engellemeye çalışıyor. Film, adını kız evlattan alsa da dayıyı da dahil ettiğimizde üç kişinin trajedisi bu aslında. Brian De Palma’nın “Carrie”siyle benzerlikler taşıyan film, korkutmaktan ziyade duygusal yıkımın gel gitlerine ortak ediyor seyirciyi. Bir yandan da 13 yaşındaki bir kızın hem aile içinde hem de okulda yaşadığı zorluklarla mücadelesini gösterip büyümeye dair bir hüzünlü masal anlatıyor.

Haberin Devamı

Filmin geçtiği zaman biraz distopik biraz da ‘80’ler gibi duruyor. Kan yoluyla ve cinsel yolla bulaşan salgın, ‘80’lerdeki AIDS hastalığını akıllara getiriyor. “Titane”da metali yaşayan bir organizmaya dönüştüren Ducournau, “Alpha”da da mermeri neredeyse heykel estetiğine çeviriyor.

“A Prophet” ile tanınan Tahar Rahim, 20 kilo verdiği rolünde inanılmaz bir oyunculuk çıkarıyor. Asghar Farhadi’nin “About Elly”sinin yıldızı Rahavard Farahani, anne rolünde yine çok etkileyici. Alpha’yı canlandıran Mélissa Boros, daha önce “Le silence de Sibel”de DEAŞ tarafından kaçırılıp cinsel köleliğe zorlanmış bir karakteri canlandırmış. İkinci sinema filminde, güçlü oyuncu kadrosunun içinde ezilmiyor.

Zorbalığa hayır!

Gökçen Usta’nın yönettiği, senaryosunu Ali Kobanbay’ın yazdığı; Onur Tuna, Belçim Bilgin, Timur Acar, Asena Keskinci, Fatih Berk Şahin, Utku Coşkun ve Çağdaş Onur Öztürk’ün başrolleri paylaştığı “Bağlantı Hatası” hem gençlerin yaşadığı görünmez travmalara hem de yetişkinlerin çoğu zaman farkında olmadan sürdürdüğü baskı kalıplarına ayna tutuyor. Özel bir lisede gençler arasında yaşananları temel alsa da zorbalığın yalnızca okulda değil, ailede başladığını ve bireyin hayatına olan etkilerini gözler önüne seriyor. Filmin yapımcılarından Ömer Faruk Sorak, “Özellikle özel okul seçtik ki ekonomik durumu iyi olmayan ebeveynler ve çocukların, ‘paramız olsaydı böyle şeylerin yaşanmadığı okullarda eğitim alırdık’ gibi bir hayali varsa bunun, büyük ölçüde gerçek olmadığını bilsinler” diyor.

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler