06.09.2026 - 07:01 | Son Güncellenme:
MELİSA VARDAL - Daha önce sokağınıza baktığınızda gözünüze batan bir şeyi güzelleştirmeyi düşündünüz mü? Bir duvarı boyamayı, eski bir pencereyi renklendirmeyi ya da yıpranmış bir saksıya yeniden hayat vermeyi... Peki ya her gün üzerinden yürüdüğümüz metal bir rögar kapağını güzelleştirmek? Sanatçı Özlem Mahmutoğlu, geçen yıl İstanbul’dan Urla’ya taşınmasının ardından tanıştığı mozaik sanatını yaşadığı sokağın en sıradan yüzeylerinden birine taşıdı.
Fikir, Mahmutoğlu’nun sokaktaki eski ve yıpranmış yüzeyleri renklendirme isteğiyle başladı. Yaşadığı evin yakınındaki Pasta Kodu’nun işletmecisi Onur Tepeören’e sokakta boyanabilecek bir şey gördüğünde kendisine haber vermesini söyleyen sanatçı, önce saksıları boyadı, ardından işletmenin girişindeki rögar kapağını. Daha önce takip ettiği Fransız bir mozaik sanatçısının sokak çalışmalarını hatırlayan Mahmutoğlu, o güne kadar hiç mozaik yapmamış olmasına rağmen işe koyuluyor. Güneş Mozaik Atölyesi’ne ulaşarak tekniği ve malzemeleri öğrenen sanatçı, üç günlük çalışmanın ardından ilk eserini ortaya çıkarıyor.
İlhamın sahibi Urla
Rögar kapağındaki renk ve desenler ise doğrudan Urla’dan ilham alıyor. Mahmutoğlu, sokağın esnafından pazarların renklerine, denizden evlere ve dükkânlara kadar kentin hareketli atmosferini çalışmasına taşırken özellikle gökyüzünden etkilendiğini söylüyor. Uzun yıllar Kadıköy’de ikâmet eden sanatçı, İstanbul’da çoğu zaman beton ve binalara bakarak yaşadığını, ayı ve yıldızları dahi günlerce göremediğini anlatırken Urla’da yeniden fark ettiği gökyüzünün mozaiğin mavilerine, lacivertlerine, turuncularına, sarılarına ve yeşillerine yansıdığını belirtiyor.
Çalışma kısa sürede mahalle sakinlerinin de dikkatini çekiyor; daha önce yalnızca geçilip gidilen ara sokak, insanların durup fotoğraf çektiği bir noktaya dönüşüyor. Sosyal medyada olumlu yorumların yanı sıra mozaiğin kayabileceği ve kamu malına zarar verildiği yönünde eleştiriler de alan Mahmutoğlu, çalışmanın teknik olarak sabitlendiğini ve düzenli olarak kontrol edildiğini ifade ediyor. Ancak sanatçının rögar kapağıyla ilgili asıl meselesi, tek bir yüzeyi güzelleştirmenin çok daha ötesinde. Mahmutoğlu, Urla Belediyesi’ne daha önce sunduğu ancak şu anlık bütçe nedeniyle hayata geçirilemeyen bir projeyle Urla Sanat Sokağı’nın tamamını mozaiklerle dönüştürmeyi hedefliyor.
‘Bir anlığına birinin gününü değiştirebilir’
Elektrik saatleri, mazgallar, rögar kapakları, saksılar ve apartman kenarları gibi gündelik yüzeylerin Urla’nın hikâyesinden ve sembollerinden yola çıkan ortak bir konseptle ele alınmasını isteyen Özlem Mahmutoğlu, “Tek tek eserler yapmak yerine, sokağın kendisini bir sanat eserine dönüştürmek istiyorum” diyor. Mahmutoğlu’nun bu fikri aynı zamanda sanatın nerede olması gerektiğine ilişkin bir soruyu da beraberinde getiriyor. Ona göre sanat yalnızca müzelerde ve galerilerde değil, insanların her gün yürüdüğü sokaklarda da var olabilir. Çünkü sokakta karşılaşılan bir eser, işe yetişirken acele eden birini durdurabilir, bir çocuğun dikkatini çekebilir, bir turiste fotoğraf çektirebilir ya da yalnızca bir anlığına birinin gününü değiştirebilir. Urla’daki mozaikli rögar kapağı da böylece yalnızca renklendirilmiş bir yüzey değil, sanatın gündelik hayatın içine karışabileceğini gösteren küçük bir kamusal sanat müdahalesine dönüşüyor.