27.08.2025 - 07:00 | Son Güncellenme:
SERAY ŞAHİNLER
SERAY ŞAHİNLER- Britanya merkezli Cambridge Sözlüğü her yıl yeni kelimeleri arşivine katarak dil coğrafyasını büyüttükçe büyütüyor. Sözlüğe bu yıl tam altı bin yeni kelime eklendi, fakat en çok konuşulan ‘skibidi’, ‘delulu’ ve ‘tradwife’ oldu. Kelimelerin Google’da aranma oranı yüzde bin arttı. Görünüşe göre, yeni kelimeler evrenini artık edebiyat değil, teknoloji, sosyal medya uygulamaları ve yapay zekâ belirliyor.
Peki YouTube, Tiktok, Instagram, X gibi platformların kendine has dilini, günlük yaşama dahil etmek arşivi ve hafızayı nereye taşıyacak? Benzer durumlar dilimizde de yaşanıyor. Sosyal medya ifadeleri, dilin kendisi olarak kabul görüp, konuşma diline organik biçimde dahil ediliyor. Boğaziçi Üniversitesi Türkçe Dersleri Koordinatörlüğü’nden Doç. Dr. Esra Dicle ile sosyal medyanın dil ile etkileşimini konuştuk.
Var olanın resmî kaydı
Dilin, yaşadığı toplumun belleğinin, kültürel dönüşümünün ve kamusal alanının kaydını tutan bir arşiv olduğunu söyleyen Dicle, “Sözlükçülük, dilin yaşayan bir varlık olarak sürekli değişimini takip etmek ve bu değişimi mümkün olduğunca tarafsız biçimde belgelemekle yükümlüdür. Cambridge veya Oxford gibi büyük İngilizce sözlüklerin düzenli aralıklarla yeni kavram ve deyimleri kayda geçirmesi, sözlüğün norm koyan bir kurum olmaktan ziyade, var olan kullanımın resmî kaydını tuttuğunu gösterir. Aynı şekilde Türk Dil Kurumu’nun güncellemeleri de toplumun dil pratiklerindeki dönüşümlerin görünür hâle gelmesini sağlamalı, eklenen kelimeler veya yeniden tanımlanan kullanımlar, güncel dilin nabzını tutmalıdır” diyor.
Yeni bir dijital-kamusal alan olarak değerlendirilebilecek sosyal medyadan doğan ifadelerin sözlüklere girmesinin dilin yalnızca iletişim aracı değil, kültürel hafızanın ve kamusal alanın dinamik bir aynası olduğunu gösterdiğini belirten Dicle, “Bugün sözlüğe eklenen ve genellikle daha önce var olan kelimelerin versiyonları olarak türetilmiş ifadeler, sosyal medya kullanıcılarının nasıl hissettiğini, nasıl düşündüğünü, dille ve yaşamla nasıl bir ilişki kurduğunu belgeleyen işaretlerdir. Bir zamanlar edebiyat, medya, akademi gibi alanlar aracılığıyla taşınan kültürel otorite, artık sosyal medyadaki anlık paylaşımlarda üretiliyor. Bu nedenle sözlük yalnızca kelimeyi değil, dönemin ruhunu, toplumsal hafızanın kaygan ama güçlü izlerini ve kamusal tartışmaların kayıtlarını da kaydeden bir arşive dönüşüyor” ifadelerini kullanıyor.
Yeni sözcüklerin politik ve ideolojik arka planlar ile biçimlendirildiğine dikkat çeken Esra Dicle, “Bu durum, sözlüklerin görünüşte tarafsız bir envanter sunarken aslında kültürel iktidarın yeniden üretildiği mecralar hâline gelmesine yol açar. Bir yandan dilin demokratikleşmesini, farklı jargonların temsiliyetini sağlayan çoğulcu bir alan sağlar; diğer yandan hangi kültürel kodların ve ideolojik tartışmaların gelecek kuşaklara aktarılacağını belirleyen bir filtre işlevi görür. Dolayısıyla her yeni sözcük kaydı, yalnızca dilin değil, kültürel hafızanın, politik tahayyüllerin ve kamusal alanın da resmî tutanağıdır” şeklinde konuşuyor.
‘Cool’ kelimeler
Sözlükte yer alan tanıma göre ‘skibidi’, sosyal medyada yayımlanan viral bir animasyon serisinin yaratıcısı tarafından ortaya atılan, bazen ‘cool (havalı)’ veya ‘bad (kötü)’ anlamına gelebilen ya da tamamen şaka amaçlı, anlamsız şekilde kullanılıyor. ‘Bro (kanka)’ ve ‘oligarchy (oligarşi)’ kelimelerinin birleşiminden türetilen ‘broligarchy’ de sözlüğe eklendi. Bu kelime, teknoloji sektöründeki Jeff Bezos, Elon Musk ile Mark Zuckerberg gibi zengin ve etkili erkek grupları için kullanılıyor.