Larissa Gacemer 'bebek' sorusuna nasıl karşılık verdi?

Larissa & Burak Gacemer çifti çektikleri eğlenceli videolarla, sempatik tavırlarıyla Instagram'ın en gözde çiftlerinden. Yeni yayınladıkları bir videoyla aslında birçoğumuzun kanayan yarasına parmak bastı. Peki neydi o video?

Larissa Gacemer 'bebek' sorusuna nasıl karşılık verdi?

Brezilyalı model Larissa Gacemer takipçileri tarafından yöneltilen "Neden çocuk yapmıyorsunuz?" sorusu karşısında bir video yayınladı. Videodaki nezaketi, ses tonundaki zerafet, açıklama yaparkenki samimiyeti karşısında bu hadsizliği yapanlar bir nebze de olsa düşünmüş olmalı!

Evet, hepimiz hayatımızın belli dönemlerinde benzer sorulara maruz kalmışızdır. Kimimiz açıklama yapma gereği duyduk, kimimiz bunaldık daraldık, kimimiz cevap verme tenezzülünde bile bulunmadık belki. Evliysen ‘çocuk’ yapma zorunluluğu daha çocukluktan beyinlere işlenen, bir evin olmazsa olmazı olarak dayatılan bir durum. Oysa iki kişilik hayatın içerisinde birçok şeyde olduğu gibi ‘çocuk sahibi olmak’ da bir seçim. Maalesef toplum tarafından dayatılan ve evliliğin yalnızca ‘üremek’ olgusuyla yürütüldüğüne inanan onlarca insan tanıyorum. Şahsım adına defalarca benzer sorulara maruz kalan biri olarak, bugüne dek hiç kimsenin "Sağlığın yerinde mi?", "İçinde bulunduğun çalışma koşulları sebebiyle psikolojik ve fiziksel durumun çocuk sahibi olmana elverişli mi?" sorusunu yönelten insan sayısı bir elin beş parmağını geçmez. Oysa Larissa & Burak Gacemer çiftinde olduğu gibi birlikte geçirdikleri kıymetli anlara, eğlenceli dakikalara, birbirlerine kattıkları güzel duygulara, hislerine, biriktirdikleri güzel anılara ortak olmak yerine hiç mi hiç hakkımız yokken "Neden çocuk yapmıyorsunuz?" sorusunu sormalarının altında da aslında sağlıksız ilişkiler, mutsuz kişilikler yatıyor.

 

Kimseyi eksik ya da yarım yapmıyor

 

 

Çiftin bu hadsizlik karşısındaki kibarlığı takdire şayan, açıklama yapmak zorunda kalması ise utanç verici. "Burak beni böyle kabul etti, doğuştan gelen bir hastalığım var, ben de durumu kabul ettim’"cümlesi her şeyi anlatıyor aslında. Devamındaki şu sözleri de ne denli bunaldığının göstergesi. "Ama siz bana inanılmaz kötü yorumlar yazıyorsunuz. Sadece bana değil, herkese böyle şeyler yazıyorsunuz. İnsanlar ne yaşıyor bilemezsiniz. Kötü yorum yazmayın artık!" derken bile kimseyi incitmeden, son derece dikkatli bir üslupla seslendi takipçilerine. Daha ne demeli anlamaları için? Ancak bu kadar net anlatılabilirdi. Anne olamamak yahut tercih sonucu olmamak kimseyi eksik ya da yarım yapmıyor. Ah diyorum keşke haddimizi bilme bilincine erişsek, dünya daha bir çekilir hale gelmez miydi? Enerjimizi ısrarla dibe çekmeye çalışanlar, üzerine vazife olmayan her şeye müdahale hakkını kendinde bulanlar, kötülükle beslenenler, negatiflikleriyle ve kötü sözleriyle bir başkasının hayatını zehir etmeye kanalize olmuş bir sürü insan var hayatımızda ve hep de olacak. Hayatın her alanında böyle. İş yerinde, markette, çarşıda, pazarda, ailende, akrabalarında, sosyal medyada, her yerde...

 

Canını acıtabileceğini düşündü mü?

 

 

Mevlana’nın şu sözleri hep aklımın bir köşesindedir: "Benim hayatımı yargılamadan önce, benim ayakkabılarımı giy, geçtiğim yollardan geç. Ancak ondan sonra ; Beni yargılayabilirsin!.. " Bilmediğimiz hayatlar üzerine ne çok fikrimiz var.. Bitmek bilmeyen yargılar! Hoş bilsek de hakkımız yokken üstelik! Larissa’ya bu soruyu soranlar hiç canını acıtabileceğini düşündü mü? Bu bir eksiklik değilken ‘Beni böyle kabul etti’ cümlesi bile insanın kalbini acıtıyor. Evlat sahibi olup da kan ağlayan, mutsuzlukla boğuşan bir sürü evlilikler var etrafımızda. Başta da belirttiğim gibi genelde de bu tür zihinlerin ürünü oluyor bu ve benzeri cümleler; çünkü çocuk onlar için gerçeklerden kaçış, zoraki evlilikleri devam ettirme sebepleri. Şahsım adına etrafımdakilerden bunu deneyimledim. Takip edenler bilir ki Gacemer’i vuracakları başka hiçbir şey yok, öyle çok üstüne gelinmiş ki tane tane anlatıyor halden anlamazlara.Yalnızca doğurmuş olmak kimseyi tam manasıyla ‘anne’ yapmıyor. Biyolojik annelikten ziyade herhangi bir canlıya gösterdiğin şefkat, sevgi, vicdan ve merhamet duygusu, koruma içgüdüsü çok daha önemli.

Ve aslında son noktayı da videosunun altına yaptığı yorumla eşi Burak Gacemer koydu. "Sen bana yetersin" dedi. Başka söze gerek var mı?

 

Bu makaleye ifade bırak