13.08.2025 - 00:00 | Son Güncellenme:
SERKAN ARMAN
SERKAN ARMAN- Türkiye’de ‘yapay zeka’ denilince akla ilk gelen isimlerden birisi Halil Aksu... Hem Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi’nin, hem de yapay zekalı danışmanlık hizmeti veren Digitopia’nın kurucusu. Yapay zekanın bu asrın en önemli trendi olacağının ipuçlarını 2010’lu yıllardan beri takip eden Aksu’yla dijital geleceği, kurmaya hazırlandıkları Yapay Zeka Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’nu ve girişimciliği konuştuk...
Türkiye’de yapay zekanın yükselişini en erken gören ve harekete geçen isimlerdensiniz. Digitopia ve Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi (TRAI) ile bu yönde attğınız adımlara geçmeden önce, en başa dönelim. 2013 yılında kurumsal hayatı bırakana kadar teknolojiye ilginiz, eğitim ve iş hayatınız nasıl şekillendi?
Kendimi çok şanslı hissediyorum. Halen büyük aşkım olan eşim sayesinde 1996’da Almanya’dan İzmir’e döndüm ve tam da o dönemde SAP İzmir ofisi kuruldu ve kuruluş ekibinde yer aldım. Pek çok projede yer aldım. İki yıl içinde kariyerim beni İstanbul’a getirdi. Bir arkadaş grubuyla ilk girişimimi 1999’da kurdum ve çok hızlı büyüdük. Maalesef 2001 krizine teslim ettik. Belirsiz dönemi atlatmak için Almanya’ya gittim, ama İstanbul virüsü bize bulaşmıştı artık.
2002’de Gartner İstanbul ofisi kuruldu ve kurucu ülke müdürü beni işe aldı. Kariyerimin en önemli dönüm noktası oldu. Yönetim danışmanlığı dünyasına adım attım ve Türkiye’de, Orta Doğu’da ve Avrupa’da yüzlerce şirketin teknoloji stratejilerine yön verdim. Kısa sürede direktör, partner ve sonra da Türkiye ve Orta Doğu’dan sorumlu bir pozisyonda pek çok başarıya imza attım.
“Alman ekolüyle disiplinli, Türk ekolüyle pragmatik” bir girişimci olarak tanımlanıyorsunuz. Bu yaklaşım nasıl işliyor ve size nasıl avantajlar sağlıyor?
Eşim bu konuda bana şaka yoluyla kızar. “İşine geldiğinde Almanım diyorsun, işine geldiğinde Türküm diyorsun.”
İş dünyasında bu harman çok işime yarıyor. Uluslararası lider teknoloji şirketlerin terbiyesini almış olmanın da avantajı var. Hızlı hareket etmek gerektiğinde Türk gibi kıvrak düşünmek, pragmatik davranmak çok büyük avantaj. Girişimcilik dünyasında ve bu kadar çok belirsizliğin yaşandığı bu günlerde çok önemli. Diğer yandan düzen kurmak, süreçler tanımlamak, uzun vadeli planlar hazırlamak, disiplinli olmak da büyük bir meziyet. En önemlisi de bu farklı yönleri ne zaman, ne şekilde ve hangi dozajda uygulamak gerektiğini ayırt edebilmek. Bunu da iyi yapabildiğimi düşünüyorum, kurduğum şirketlerin başarıları, müşterilerimizin başarıları bunun kanıtı sanki.
Digitopia nasıl ortaya çıktı? Yapay zekalı danışmanlık ne anlama geliyor? Şirketlerin dijital olgunluğunu nasıl belirliyorsunuz?
Çok iyimser bir insanım. Teknolojinin de insanlığın varoluşundan beri bizi ilerlettiğini düşünüyorum. Ateşin, tekerin, yazının, matbaanın, buhar makinesinin, içten yanmalı motorun, bilgisayarın, internetin, mobil iletişimin, hatta sosyal medyanın bile hayatımıza ciddi değer kattığını düşünüyorum. Tabii ki günümüzün en sıcak konusu yapay zeka.
Ekim 2018’de altıncı kitabım olan Dijitopya kitabım yayınlandı. Bazı üniversitelerde ders kitabı olarak kullanılmaktadır. Bu kitap bir dijital dönüşüm rehberi. Aynı zamanda kitapta bir dijital olgunluk modeli kurgusu sunmuştum. 2019 yılı başında kadim dostum Kağan Şahin başarılı bir exit ile Orta Doğu’dan Türkiye’ye döndü ve beni ofisimde ziyaret etti. Birkaç ay süren istişareler sonucunda ortak olmaya karar verdik. O günlerde şirketimin adı GelecekHane idi ve gelecek trend ve teknolojileri alanında araştırmalar yapıp, şirketlere gelecek stratejileri alanında danışmanlık veriyorduk. En önemli trendlerden birisi de dijital dönüşüm idi.
Kağan ile birlikte bu işlerimizi dünya sahnesine çıkarmaya karar verdik ve kitabımın adı, şirketimizin adı oldu. Digitopia şirketi 2019’da Londra merkezli olarak kurmuş olduk. O yıllarda müşterilerimiz soruyorlardı, “Endüstri 4.0 nedir? Ve biz acaba Endüstri kaç sıfırız?” Biz de bunun üzerine “ölçemediğini, yönetemezsin” dedik ve Dijital Olgunluk Endeksimizi bir çözüm olarak 2019'da piyasaya sürdük. Bugün Türkiye’de pazar lideriyiz, 30’dan fazla ülkede müşterimiz, iş ortağımız ve sertifikalı danışmanlarımız bulunmaktadır. Büyük holdinglerden KOBİ’lere kadar, fabrikalardan bankalara kadar, strateji oluşturmak için veya sektörel kıyaslama için, ölçemediğini yönetemezsin, herkes bir dönüşüm içinde. Biz de bu dönüşümleri ölçülebilir, yönetilebilir, izlenebilir hale getiriyoruz.
‘Nasıl düşünürsek, nasıl karar verirsek, gelecek öyle olacak’
2017’de Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi’ni kurarken neler düşünüyordunuz? Bu inisiyatifin kapsamı ve sınırı nedir? 8 yıllık süreçte neler yapıldı? Önünüzde nasıl bir yol gözüküyor?
Bu çok kapsamlı bir soru. Kaç saatimiz var? Şaka bir yana, yapay zekanın bu asrın en önemli trendi olacağının ipuçları 2010’lu yıllardan itibaren çok netleşti. Daha önce çalıştığım danışmanlık şirketinde de farkındaydık, GelecekHane araştırmaları kapsamında 2015 yılında belirlediğimiz sekiz devrimin biri yapay zeka devrimiydi.
6 Mayıs 2017’de 50 kişinin katıldığı bir çalıştay düzenledik. Biz bu tarihi Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi’nin doğum günü olarak kutluyoruz. İki misyonumuz var: Birincisi, Türkiye’de yapay zeka farkındalığını artırmak. İkincisi ise, yapay zeka ekosistemini geliştirmek. O günden beri, bu iki misyon uğrunda canla başla çalışıyoruz. Emre Özcan arkadaşımla ve benimle başlayan bu inisiyatif bugün 12 kişilik bir ekip, Türkiye’nin lider yapay zeka ekosistemi, dünya çapında tanınan, şirketlerin yapay zeka stratejilerine yön veren, girişimcilik ekosisteminin nabzını en yakından tutan, yatırımcılara ve kanun koyuculara rehber olan içerikler ve raporlar üreten, müthiş bir faaliyet haline geldi.
Son sekiz yıl içinde yüzbinlerce kişiye yapay zeka eğitimleri, seminerleri, çalıştayları düzenledik. Her yıl Türkiye’nin en büyük yapay zeka zirvesini düzenliyoruz. Yaklaşık 20 ülkeyle stratejik iş birliklerimiz var, Türkiye’deki yapay zeka ekosistemini dünyaya tanıtıyoruz. Bu temmuz ayında Birleşmiş Milletler’in Cenevre’de ve Viyana’daki yapay zeka konferanslarına katıldım, Türkiye yapay zeka ekosistemini anlattım.
Önümüzdeki beş yıl içinde etkimizi katlayarak artırmaya, daha çok şirkete rehber olmaya, daha çok girişimciye destek olmaya, ülkemizin ve dünyanın yapay zeka dönüşümünü başarıyla, insanlara ve insanlığa hizmet edecek, onu ileriye taşıyacak şekilde gelişmesine katkıda bulunmaya devam edeceğiz. Yapay Zeka Girişim Sermayesi Yatırım Fonu kuruyoruz, böylece ekosisteme yatırım yaparak, girişimlerin daha hızlı gelişmesine katkıda bulunacağız, yatırımcıların da bu devrimden pay almalarına vesile olacağız.
Yapay zeka hayatımızda giderek daha fazla yer bulurken kimileri geleceğe iyimser, kimileri de karamsar bakıyor. Sizin daha iyimser tarafta yer aldığınızı biliyoruz. Yapay zekanın önümüzdeki 10 yıl içinde hayatımızı nasıl dönüştüreceğini öngörüyorsunuz? Bize bir gelecek tasviri yapabilir misiniz?
Tabii ki, memnuniyetle. Görevimiz. Otonom araçlar sıradan hale gelecek. Cep telefonları ister bu şekliyle, ister kulaklığa veya yüzüğe dönüşmüş haliyle, kişisel asistanlarımız haline gelecek. 2024 yılında Fizik ve Kimya dalındaki Nobel ödülleri yapay zeka ekiplerine verildi. Bu artarak devam edecek. Sağlık alanında radikal gelişmeler yaşanacak, yaşlanmanın şifresi çözülmüş olacak, kişiye özel ilaçlar epeyce ucuzlamış ve yaygınlaşmış olacak. Sanırım Mars’a insanlar düzenli bir şekilde gidip gelebilir hale gelebilir.
Fabrikalarda, depolarda, mağazalarda robotların sayısı katlanarak yaygınlaşacak. Bizler, yani insanlar, daha konforlu yaşayacak, hafta sonu en az üç belki de dört güne çıkmış olacak. Koşulsuz temel ücret (universal basic income) giderek yaygınlaşacak. Yaratıcı meslekler, sosyal ve insani dokunuş gerektiren sektörler, sağlık, yaşlı bakımı, eğitim, turizm, sanat, kültür, spor, zanaatkarlık ve benzeri, yeni istihdam alanları yaratacak.
Sevdiğim bir gelecek araştırmacısının güzel bir sözü var: Eğer 21. yüzyılı sağ salimen atlatabilirsek, 22. yüzyıl muhteşem olacak. Özetle, bizim insanlıktan çıkmamamız gerek, birbirimizi öldürecek silahlar ve savaşlar çıkarmamamız gerek, yapay zekayı da insanlara faydalı olacak şekilde zapturapt altına almayı başarmamız gerek. Her şeye rağmen iyimserim. Çünkü nasıl düşünürsek, nasıl kararlar verirsek, gelecek öyle olacak.
Aklında bir fikri olan bir gencin girişimci olabilmek için hangi özelliklere sahip olması gerekiyor? Başarıya giden yolda karşısına çıkacak hangi zorluklara göğüs gerebilmesi şart?
İşte bu çok zor bir soru. İyimser bakarsam, herkes girişimci olabilir. Fikir iyiyse, ekip iyiyse, enerji yüksekse, pazar hazırsa, çok hızlı ilerlenebilir. Ama maalesef girişimcilik çok ağır bir spor. Pek çok konu, genelde yolunda gitmiyor. Evdeki hesap, çarşıya uymuyor.
O yüzden sabırlı ve dirayetli olmak gerekiyor. Ama eğer ürün tutmadıysa, pazar hazır değilse, bazen de diretmemek gerekiyor, pivot etmek veya komple uğraş alanını değiştirmek gerekebilir. İşte buna karar vermek en zor olanı, çünkü genelde dünyanın en iyi girişimi olduğunu düşünürsünüz, girişimciliğin doğasında vardır, yolunda gitmemesi de sizin değil, diğerlerinin suçudur. Ama aslında öyle değildir, kimse de tam sebebini tarif edemez. Futbolda “top yuvarlak” derler, girişimcilikte de durum biraz öyle. Yoksa dünyanın en akıllı girişimcileri ve yatırımcıları çoktan bunun şifresini çözmüş olurlardı. Ama Silikon Vadisi’nde bile başarı oranı yüzde 3-5 civarında, başarı her ne demekse...
Sizin melek yatırımcı yönünüz de var. Bir startup’a yatırım yapmak için hangi kriterleriniz hayati önemde?
Sorularınız giderek zorlaşmakta. Biraz önce söylediğim şekilde, ekip, fikir, pazar, zamanlama, fiyatlandırma, bu girişimin tüm bunları becerebilme ve büyütebilme yeteneği. Ama bunları değerlendirmek oldukça zordur.
Bunun için de bir olgunluk endeksi geliştirdik, adına da DiligenceIQ dedik, 60 kadar kriter üzerinden, bir girişimin ne kadar hazır, olgun, potansiyel vaat ettiğini tespit ediyoruz. Ama tabii ki hala her türlü risk bulunmaktadır. Anneler evlatlarının girişimci olmasını pek istemez. Yeni evlenmiş çiftlerin genelde hanımları pek riskten ve yoğunluktan hoşlanmazlar. Bazen girişimci askere gitmesi gerektiğini bile unutur, bir anda apar topar ortalıktan kaybolur. Hepsi gerçek hayatta yaşanmış hikayelerdir. O yüzden bu konuda pek iddialı değilim. Güvendiğim bazı dostlarımla birlikte hareket etmeyi daha sağlıklı ve güvenli buluyorum.
Dönüşmek isteyen firma yola nasıl çıkabilir?
Dijital dönüşüm birçok firma için gündemin en başında yer alıyor ancak çoğu işe nereden başlayacağını bilemiyor ve bir yol haritaları da yok. ‘Dönüşmek’ isteyen bir firma nereden başlamalı ve neleri göze almalı?
Dijital dönüşüm bir yolculuktur. Yola çıkarken yaptığınız hazırlıklar gibi düşünüz. Hedefiniz neresi, rotanız nasıl, valizinizi topladınız mı, gerekli tüm eşyalarınızı aldınız mı, navigasyon sisteminiz var mı? Hatta ilk kez gittiğiniz bir yere, bir rehber bir tur ile gitmek istersiniz, çünkü kaybolmak istemezsiniz. Biz müşterilerimizin bu dönüşüm yolculuğunda yol arkadaşı olmayı kendimize görev edindik.
Dijital dönüşüm bir takım sporudur. Eğer maçı kazanmak istiyorsanız, yani dönüşümde başarılı olmak istiyorsanız, her mevkide en iyi oyuncuyu seçersiniz, çok iyi bir teknik direktörünüz olur, süper bir takım ruhu olur, bunu da türlü ritüeller ile yaşatırsınız ve maça çıkarsınız. Dönüşüm için de aynı şekilde çok iyi bir ekibe, ciddi bir şekilde yönetim desteğine ve harika bir takım ruhu tesis etmeniz şart. Yoksa dönüşüm aksayacaktır, gecikecektir, teveccüh görmeyecektir. Biz müşterilerimizin takım arkadaşı oluyoruz, sahaya maçı kazanmak için çıkıyoruz.
Dijital dönüşüm bir kurumsal meseledir. Sadece teknoloji ekipleri değil, şirketin her departmanı iştirak etmek zorundadır. Yönetim kurulu görünür ve hissedilir bir şekilde patronaj yapmak zorundadır, vizyonu ortaya koymak, hedefleri belirlemek, rol model olmak, başarıları tekdir etmek, ekipleri motive etmek, üst yönetimin görevidir. Ölçemediğini yönetemezsin. Aynı karlılık gibi, aynı büyüme gibi, aynı verimlik ve kalite gibi, dönüşümün de bir metriği vardır, dünya standardı dijital olgunluk endeksidir.