13.08.2025 - 00:00 | Son Güncellenme:
ZEYNEP AKTAŞ
ZEYNEP AKTAŞ- 2025’in ilk yarısı, şirketlerin net kârlılık performanslarında belirgin bir ayrışmaya işaret etti. Borsa İstanbul’da finans, savunma gibi sektörler güçlü kâr artışları açıklarken; ulaştırma, otomotiv, gayrimenkul ve çimento sektörlerinde daralmalar yaşandı. Genel tabloda 78 şirket için toplam net kâr geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11.94 düşerek 254.3 milyar TL’ye geriledi. Bu düşüş, makroekonomik belirsizliklerin ve sektör bazlı maliyet baskılarının şirket bilançolarına yansıdığını gösteriyor.
Kârlılık, bir şirketin yalnızca bugünkü performansını değil, gelecekteki büyüme kapasitesini de belirleyen en temel finansal göstergelerden biridir.Makro düzeyde ise şirketlerin kârlılık eğilimi, ekonomik döngülerin sağlığı hakkında kritik sinyaller verir. 2025’in ilk yarısındaki kâr dağılımı, yatırımcıların dikkatini artık sadece büyümeye değil, aynı zamanda kalıcı ve sağlıklı bir kârlılık modeline yönlendirmesi gerektiğine işaret etmektedir.
Kâr artışında dikkat çeken şirketler arasında Gıpta Ofis Kırtasiye, Naturelgaz, Tureks Turizm Taşımacılık, Metro Holding, Aygaz, Pergamon Dış Ticaret, Doğan Burda, QNB Finansal Kiralama öne çıktı. GIPTA’nın yüzde 2.529’luk artışı, önceki yılın düşük baz etkisinin finansal tabloya nasıl yansıyabileceğinin somut bir örneği oldu.
Yüksek kâr artışları çoğu zaman birkaç temel etmene dayanır: Güçlü satış büyümesi, maliyetlerin kontrol altına alınması, döviz kurlarındaki olumlu etkiler, finansal gelirlerin artması ya da vergi avantajları. Ayrıca sektörün o dönemde yaşadığı konjonktürel fırsatlar örneğin enerji arzındaki artış, sigortacılıktaki prim gelirlerinin yükselmesi veya yatırım şirketlerinin portföy kazançları da net kârı doğrudan etkileyebilir.
Bununla birlikte, bir şirketin önceki yıl zarar ya da çok düşük kâr açıklaması, takip eden yıldaki artışı oransal olarak abartılı gösterebilir. Bu nedenle yüksek kâr artışları tek başına değerlendirilmemeli; sürdürülebilirlik, faaliyet kârlılığı ve nakit akışı gibi diğer göstergelerle birlikte okunmalıdır.
2025’in ilk yarısında Garanti Bankası, İş Bankası (C), Akbank, Yapı ve Kredi Bank gibi büyük bankalar güçlü kârlılığını sürdürdü. Garanti BBVA 53.6 milyar TL kârla sektörde ilk sırada yer aldı.
Yüksek kârlılık, bankalara özkaynaklarını güçlendirme ve yeni kredi imkânları oluşturma kapasitesi sağlar. Bu da reel sektöre sağlanan finansmanın sürekliliğini ve ekonomik büyümenin sürdürülebilirliğini destekler. 2025’in ilk yarısında görülen bankacılık kârlılığı, sadece sektörel bir başarı değil, aynı zamanda Türkiye ekonomisinin direncine ve toparlanma kapasitesine dair bir işaret olarak da okunmalıdır.
Çevik ve öngörülü şirket kârlılıkta öne çıkabilir
Türkiye Sigorta (TURSG), Ray Sigorta (RAYSG) ve Ak Sigorta (AKGRT) gibi şirketler, sırasıyla yüzde 42, yüzde 98 ve yüzde 99’a yakın kâr artışı açıkladı. Sigorta sektörü, volatil ortamlarda defansif bir pozisyon arayan yatırımcılar için dikkat çekici hâle geliyor.
Sigorta sektöründeki kâr artışı, finansal sistemin dayanıklılığı ve bireysel/kurumsal risklerin güvence altına alınma kapasitesi açısından büyük önem taşır. Sigortacılığın derinleştiği bir ekonomik ortam, uzun vadeli tasarrufları ve sermaye piyasalarını destekleyen bir yapı oluşturur. Ayrıca volatil piyasa koşullarında sigorta şirketleri, portföylerindeki sabit getirili menkul kıymetler ve defansif yapıları sayesinde yatırımcılar için daha güvenli limanlar haline gelir. Bu yönüyle kâr artışı, sadece geçmiş dönem başarısını değil; gelecekteki sürdürülebilir büyümenin ve sektör güvenilirliğinin de güçlü bir işareti olarak değerlendirilmelidir.
Türk Hava Yolları (THYAO) yüzde 33, TAV Havalimanları (TAVHL) yüzde 169 kâr kaybı açıkladı. Lojistik altyapı yatırımlarının uzun vadeli getiri sağlamasına rağmen, kısa vadeli dalgalanmalar sektör üzerinde baskı yarattı. Bu gelişmeler, ulaştırma sektöründe dönemsel performans farklılıklarını yatırım kararlarında dikkate almanın önemini gösteriyor.
Ulaştırma sektörü, büyük ölçekli altyapı yatırımları ve uzun vadeli stratejik hamlelerle şekillense de; dönemsel olarak dışsal şoklara son derece açık bir yapıya sahip. Bu nedenle yatırım kararlarında sadece büyüklük değil, zamanlama ve döngüsel riskler de dikkate alınmalı. Kârlılık burada istikrar değil, esneklik ve adaptasyonla sürdürülebiliyor.
Otomotivde kâr düşüşü
Ford Otosan (FROTO) ve Tofaş (TOASO), kârlarında sırasıyla yüzde 39 ve yüzde 73 düşüş yaşadı. Tüketici talebindeki azalma, yüksek envanter maliyetleri ve ihracat pazarlarındaki daralma bu sonuçlara neden oldu. Otomotiv sektörü için sürdürülebilir büyüme yerine çevik adaptasyon kabiliyeti ön plana çıkıyor.
Bugün otomotivde kârlılık, sadece araç satışıyla değil; doğru stok yönetimi, dijitalleşme yatırımları, sürdürülebilir üretim pratikleri ve değişen tüketici tercihlerini öngörme kabiliyetiyle şekilleniyor. Kur dalgalanmaları, faiz oranlarındaki yüksek seyir ve küresel ticaret yavaşlaması gibi makro faktörler ise bu denklemde önemli rol oynuyor. Dolayısıyla sektör oyuncuları için esas mesele, büyümekten çok; hızlı adapte olabilmek ve esnek operasyonel yapılar kurarak riskleri yönetebilmek. Önümüzdeki dönem, çevik ve öngörülü hareket eden şirketlerin kârlılıkta yeniden öne çıktığı bir evre olacak.
Gayrimenkulde kâr gerilemesi
ISGYO, MHRGY, TSGYO ve DZGYO gibi gayrimenkul yatırım ortaklıklarında kârlılık büyük oranda eridi. BEGYO’nun yüzde 104, ISGYO’nun yüzde 89 oranındaki düşüşleri sektördeki genel daralmayı yansıttı. Yüksek finansman maliyetleri, talep yavaşlaması ve düzenleyici değişiklikler bu durumu destekledi.
Yüksek faiz oranları hem bireysel hem kurumsal yatırımcıların krediye erişimini sınırlandırmakta; bu da hem konut satışlarını hem de yeni proje geliştirme iştahını azaltmaktadır. Enflasyon karşısında değer koruma özelliğiyle öne çıkan gayrimenkul, bu dönemde sınırlı nakit akışı ve düşük fiyatlama gücü nedeniyle yatırımcı nezdinde cazibesini yitirdi. Ayrıca düzenleyici kurumların sektör üzerindeki etkisi artarken, kira tavanı uygulamaları ve vergi politikalarındaki değişiklikler de kârlılığı sınırlandıran unsurlar arasında yer almaktadır. Sonuç olarak, gayrimenkulde kârlılığın korunması artık sadece portföy değerlemesiyle değil; stratejik zamanlama, güçlü finansman yapısı ve regülasyonlara hızlı uyumla mümkün hâle geldi.
Holdinglerde iki ayrı yön
Koç Holding (KCHOL), net kârını yüzde 51 oranında azaltırken; Inveo Yatırım Holding (INVEO), önceki yılki zarardan 6.6 milyar TL kâra geçerek önemli bir dönüş gerçekleştirdi. Holdinglerin performanslarındaki bu farklılık, iştirak portföyü kompozisyonunun ve sektörel maruziyetin sonuçlar üzerindeki belirleyici rolünü ortaya koyuyor.
Holdinglerin kârlılık performanslarında görülen bu ayrışma, makroekonomik dalgalanmaların ve sektörel kırılganlıkların yatırım portföylerine nasıl yansıdığını gösteriyor. Koç Holding gibi geniş ve çeşitlenmiş yapılar, enerji, otomotiv ve dayanıklı tüketim gibi konjonktürel olarak baskı altında kalan sektörlerdeki maruziyet nedeniyle net kârda yüzde 51 oranında düşüş yaşarken; Inveo Yatırım Holding gibi daha çevik ve sermaye piyasalarına duyarlı yapılar, finansal piyasalardaki toparlanmadan faydalanarak zarar pozisyonundan kâra geçebiliyor. Makro düzeyde ise bu farklılıklar, ekonomideki çok katmanlı etkilerin şirket yapılarına nasıl asimetrik yansıdığını anlamak açısından önemli bir gösterge sunuyor.
Savunma ve teknolojinin istikrarı güven veriyor
Aselsan (ASELS) yüzde 24 kârını artırırken, Patek (PATEK) zarardan kâra geçmesi ile dikkat çekti. Bu alandaki şirketlerin savunma sanayi projeleriyle doğrudan ilişkisi, gelir akışını istikrarlı kılmakta. Bu istikrar, orta ve uzun vadeli yatırımlar açısından güven telkin ediyor. Savunma ve teknoloji sektörlerinde görülen güçlü kârlılık artışları, makroekonomik belirsizliklerin yoğunlaştığı dönemlerde dahi bu alanların istikrarlı büyüme kapasitesine sahip olduğunu ortaya koyuyor.
Çimentoda kâr baskısı
Çimsa (CIMSA) yüzde 55, Afyon (AFYON) yüzde 103, NIBAS yüzde 129 oranında kâr kaybı yaşadı. Yüksek enerji maliyetleri ve konut sektöründeki yavaşlama bu düşüşleri açıklıyor. Bu sektör için maliyet yapısı kadar talep dinamikleri de belirleyici konumda. Çimento sektöründe 2025’in ilk yarısında yaşanan yüksek oranlı kâr kayıpları, hem arz hem de talep yönlü baskıların birleşerek sektörü sıkıştırdığını gösteriyor. Faiz oranlarının yüksek seyrettiği, finansmana erişimin zorlaştığı dönemlerde inşaat faaliyetlerindeki durgunluk, sektörün gelir yapısını doğrudan etkileyerek kârlılığı baskılıyor.
Tüpraş (TUPRS) yüzde 24, Aygaz (AYGAZ) ise yüzde 186 oranında net kâr artışıyla öne çıktı. Enerji fiyatlarındaki dalgalanmalara rağmen iç piyasada etkin maliyet yönetimi bu şirketlerin performansını korumasını sağladı. Sektör, volatiliteye rağmen portföy çeşitliliği sağlayan yapısıyla önemini sürdürüyor. Enerji sektörü, küresel jeopolitik gelişmelere, emtia fiyatlarındaki oynaklığa ve kur hareketlerine son derece duyarlı olsa da, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelerde iç talep gücü ve regülasyonlarla desteklenen fiyatlama stratejileri sayesinde sürdürülebilir kârlılık mümkün olabiliyor. Bu da enerji şirketlerini hem ekonomik istikrarın hem de yatırım güvenliğinin taşıyıcı unsurlarından biri haline getiriyor.
Arçelik (ARCLK), 22.8 milyar TL net kârdan 4 milyar TL zarara geçti. TAV Havalimanları ve gayrimenkul yatırım ortaklıklarının bazıları da benzer dönüşler yaşadı. Yüksek finansman maliyetleri, artan ithalat girdileri ve iç talepteki zayıflama, şirketlerin net kârdan zarara geçmesinde tetikleyicileri oldu.
Kârlılıkta seçicilik dönemi
2025’in ilk yarısı, şirket analizlerinde gelir tablosunun ötesine geçilmesi gerektiğini bir kez daha gösterdi. Net kâr büyüklüğü kadar bu kârın kaynağı, sürdürülebilirliği ve faaliyet gelirleriyle desteklenip desteklenmediği kritik öneme sahip. Bu nedenle yatırımcılar için temkinli, veri odaklı ve karşılaştırmalı analiz temelli bir yaklaşım kaçınılmaz hâle geliyor.
Yatırımcıya 20 stratejİk uyarı
1.Sadece fiyata değil, bilanço kalitesine odaklanın.
2.Net kâr artışı sürdürülebilir mi diye sorgulayın.
3.Sektörel trendleri dikkatle izleyin.
4.Düşük baz etkisiyle oluşan yüzdesel artışları dikkatle yorumlayın.
5.Zarar açıklayan şirketleri nedenleriyle analiz edin.
6.Holdinglerin faaliyet çeşitliliğini göz önünde bulundurun.
7.Bankacılık ve sigorta gibi düzenleyici sektörlerde bilanço yapısına dikkat edin.
8.Kâr marjı daralan sektörleri kısa vadeli yatırım yerine orta-uzun vadede izleyin.
9.Enerji ve savunma gibi stratejik alanlara yönelin.
10.Gayrimenkul ve ulaştırma gibi zorlayıcı alanlarda seçici davranın.
11.Kârdan zarara dönen şirketlerde yapısal nedenleri araştırın.
12.Teknoloji ve yazılım şirketlerinin gelir yapısını inceleyin.
13.Kâr büyümesiyle birlikte borçluluk oranlarına da bakın.
14.Dönemsel kâr artışlarının mevsimsellikten etkilenip etkilenmediğini analiz edin.
15.Yatırım kararlarında özsermaye kârlılığı gibi oranları dikkate alın.
16.Net kâr artışlarının faaliyet kârıyla desteklenip desteklenmediğine bakın.
17.Bilanço dışı gelirlerin etkisini ayıklayın.
18.Sektörel regülasyonları takip edin.
19.Kâr açıklama tarihlerini ve takvimsel etkileri göz ardı etmeyin.
20.Panik değil analiz temelli karar verin; veri odaklı kalın.