14.12.2025 - 06:19 | Son Güncellenme:
AHENK BAYAZIT Atık yağları çevre ve sağlık tehdidi olmaktan çıkarıp karbonu düşüren, dövizi içeride tutan biyodizele dönüştüren Nagihan Çakır Yılmaz, hem ekonomiye hem çevreye kazandıran bir model inşa etti.
Üniversite mezuniyeti sonrası tesadüfen adım attığı sektörde, depo temizliğinden ruhsat işlemlerine, sözleşme masasından biyodizel üretimine kadar işin mutfağındaki her aşamayı bizzat deneyimleyen Nagihan Çakır Yılmaz, 21 yıllık bu birikimini DG Doğru Geri Kazanım markasıyla zirveye taşıdı. Şirketini kurduğu dönemde patlak veren pandemiyi bir engel değil, stratejik bir yapılanma süreci olarak gören Yılmaz, herkesin kabuğuna çekildiği günlerde araç filosunu genişletip Adana, Antalya, İzmir gibi merkezlerde depolar açarak 81 ile ulaşan dev bir ağ ördü.
Bir kadın girişimci olarak bazen ön yargılarla savaşsa da, atık yağları suya ve toprağa zarar veren birer ‘çöp’ olmaktan çıkarıp, cari açığı azaltan katma değerli bir enerji kaynağına dönüştürmeyi başardı. Bu azmi, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), TOBB Kadın Girişimciler Kurulu ve TEPAV iş birliğinde düzenlenen yarışmada ‘En Hızlı Büyüyen Kadın Girişimci Şirket’ ödülüyle tescillenen Dönüştüren Kadınlar Derneği Başkanı ve DG Geri Kazanım CEO’su Nagihan Çakır Yılmaz ile başarı hikâyesini konuştuk.
Sizi ‘girişimci’ olmaya yönlendiren motivasyon neydi?
Benim için en iyi motivasyon işi bildiğime inancımdı. Çünkü ben bu sektörde atık yağ da topladım, sözleşme de yaptım, depo da temizledim, yönetmelik de yorumladım, lisans da aldım, atık yağlardan biyodizel de ürettim. Yani aslında kurmaya karar verdiğimde bu işin her aşamasını görmüş ve birebir yaşamıştım. Deneyimlerime güvenerek artık bir noktadan sonra kendi çatım altında en iyisini yapmak için bu yolculuğa çıktım.
Atık yağ toplama alanında sektördeki boşluğu nasıl fark ettiniz?
Bu bir fark değildi sanırım benim için. Üniversiteden mezun olan her genç gibi bir an önce işe girme arzusuyla birlikte bu sektörle tanıştım. Üzerinden 21 yıl geçti hâlâ yaptığım işi çok seviyorum, hâlâ en iyi en iyi bildiğim işi yaptığım için mutluyum, hâlâ iyi ki yolum çalıştığım tesisle kesişmiş, iyi ki bu kadar zorlu süreci görmüşüm çözüm arayışlarında bulunmuşum ve 20 yıl sonra şimdi yavaş yavaş her şey rayına oturmaya başladığında iyi ki hâlâ bu sektördeyim.
Türkiye’nin her iline ulaşmak için nasıl bir organizasyon kurdunuz?
Biz şirketi kurup yola çıktığımızda pandemi başlamıştı. İnsanlar evde vakit geçiriyordu, restoranlar kapalıydı, kimse dışarıda yemek yemiyor dolayısıyla atık yağ çıkmıyor. Bir süre sonra yavaş yavaş tekrar sokağa çıkıp paket servis yapan yerlerden yağı toplamaya başladık. O zaman Ankara’da bir depomuz ve bir aracımız vardı. Ama hedefimiz hep Türkiye geneline hizmet verebilmekti. Herkesin minimum düzeyde çalıştığı ortamın gayet sakin olduğu bir dönemde biz yeni araçlar aldık, yeni depolar açtık, aramıza yeni ekip arkadaşları katıldı. Aslında pandemi sürecini Türkiye geneli yapılanmamızı tamamlayarak geçirdik diyebiliriz. 81 ile ulaşabileceğimiz noktalarda merkez depolarımız var. Adana, Antalya, İzmir, Bursa, Ankara, Sakarya gibi. Bu merkez depoların hepsinin hizmet verdiği iller var ve belirli periyotlarda kendilerine bağlı illeri ziyaret ederek sözleşmeli olduğumuz noktalardaki atıkların toplanmasını sağlıyoruz.

Biyodizel üretim tesisi kurma hedefinizin çevreye ve ekonomiye etkisi ne olacak?
Biyodizel atık bitkisel yağlardan da üretilebilen bir yenilenebilir enerji kaynağı. 2026-2028 yılları arasında ithal ettiğimiz enerji ithalatı faturasının yüzde 2.4 düşmesi bekleniyor. Biyodizel üretimi ile enerjide dışa bağımlılığımız azalıyor, karbon emisyonları düşük kaynaklardan enerjimizi sağlayarak havamızı koruyoruz, paramız ülke içerisinde kalıyor, dışa bağımlılığımız azalıyor. Tabii ki biz biyodizeli kendi toplamış olduğumuz atıklardan, ülkemizin atığından üreterek hem toplama aşamasında hem üretim hem de kullanım aşamasında çevremizi korumuş oluyoruz. 2005 yılından beri ben ve benim gibi bu işi yapan arkadaşlarım atık yağların hem çevreye hem de sağlığımıza vermiş olduğu zararları anlatıyorlar. Özellikle suyumuza ve toprağımıza çok ciddi zararlar veriyor bu yağlar. Arıtma sistemlerindeki maliyetleri artırıyor. Böyle bir atık kullanarak enerji üretmek hatta karbon sıfır bir enerji üretmek bence paha biçilemez bir boyutta.
Kadın lider olarak girişimcilikte karşılaştığınız en büyük zorluklar neydi?
En zorlandığım nokta sanırım şirketin bana ait olduğunu kanıtlamaktı. Bu sorunu maalesef ki bankalarda da, devlet kurumlarında da, kendi sektörümde yaptığım işi anlatırken de yaşadım. Ama artık aştık bence. Ben burdayım, bir kadın girişimci olarak atık toplama, depolama ve geri kazanım sektöründe faaliyet gösteren bir firmanın kurucusu ve emektarıyım.
‘En Hızlı Büyüyen Kadın Girişimci Şirket’ ödülünü almak sizin için ne ifade ediyor?
Biz kadınlar maalesef ki bazı dayatmaların altında kalıyoruz ve gerçekten kendi farkımıza varamadığımız zamanlar yaşıyoruz. Ödülü aldığım yıl tam da öyle bir yıldı benim için. O yüzden manevi anlamı çok büyük, gurur dolu bir andı. Motivasyonumu ve kendime olan inancımı artırdı.