Milliyet ExecutiveBuluttan teknoloji devi çıkaracak

Buluttan teknoloji devi çıkaracak

17.04.2026 - 00:11 | Son Güncellenme:

SabancıDx ve Bulutistan’ın yarattığı sinerji ile Türkiye’den küresel bir teknoloji markası çıkarma hedefi netleşiyor. CEO Mehmet Fırat, Türkiye’nin yüzde 20’lerde kalan bulut penetrasyonunun devasa bir fırsat barındırdığını vurgularken yapay zekâ ve veri egemenliğini 2026 yol haritasının merkezine koyuyor

Buluttan teknoloji devi çıkaracak

SERKAN ARMAN - Küresel teknoloji pazarında veri, artık sadece bir depolama unsuru değil, ülkelerin ve şirketlerin stratejik bağımsızlığını belirleyen en kritik varlık haline geldi. Dünya genelinde bulut bilişim harcamaları trilyon dolar sınırına yaklaşırken, Türkiye bu yarışta hem yüksek büyüme potansiyeli hem de veri egemenliği hassasiyetiyle ayrışıyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Sabancı Topluluğu’nun teknoloji vizyonunun iki ana sütunu olan SabancıDx ve Bulutistan’ın 2024 yılında başlayan stratejik güç birliği, Türkiye’den küresel bir “tech-giant” çıkarma hedefinin en somut adımı olarak dikkat çekiyor.

Bu birleşme, sadece bir hisse alımının ötesinde, altyapı sağlayıcılığı ile yönetilen hizmet yetkinliğini tek potada eriten bir ekosistem inşası anlamını taşıyor. Bugün 500’e yakın mühendis kadrosuyla İstanbul Dijital Kampüs’te şekillenen bu yapı, Avrupa’dan Orta Asya’ya uzanan geniş bir coğrafyada 60’tan fazla ülkeye teknoloji ihraç ediyor. Türkiye bulut pazarının henüz yüzde 20’lik bir penetrasyona sahip olması, önümüzdeki dönemin neden bir “bulut ve yapay zekâ savaşı” şeklinde geçeceğinin de kanıtı niteliğinde.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Bulutistan ve SabancıDx CEO’su Mehmet Fırat, bu dönüşümün merkezindeki veri egemenliği kavramına şu sözlerle vurgu yapıyor: “Bugün dünyanın egemen stratejisi, verinin egemenliğini yönetebildiğiniz bir bulut oyunu.”

Haberin Devamı

Fırat’a göre bu oyunun kazananı, sadece teknoloji sağlayanlar değil, veriyi yerel regülasyonlara uygun şekilde koruyarak yapay zekâ ile katma değere dönüştürenler olacak. Türkiye’nin dinamik ama öğretici pazar yapısında pişen yerli çözümlerin globalde nasıl bir esneklik kazandırdığı, önümüzdeki 2026 rotasının en temel belirleyicisi görünüyor. İşte altyapıdan yapay zekâya, siber güvenlikten küresel büyüme stratejilerine kadar teknoloji dünyasının yeni dengeleri.

Haberin Devamı

■ Türkiye’de doğan global bir teknoloji devi olma hedefiniz var. Bunun için nasıl bir yol haritası çiziyorsunuz?

Haberin Devamı

Sabancı Topluluğu, dijital alandaki teknolojik gelişmelere çok daha hızlı uyum sağlayan ve bu teknolojilere yön verme becerisine sahip küresel ölçekte bir yapı kurmak amacıyla, farklı iş kollarındaki dijital dönüşümü hızlandırmış ve satın almalar yoluyla küresel bir dijital iş kolu oluşturmuştur. Bu kapsamda 2024 yılındaki hisse alımı ile Bulutistan’ın Sabancı Topluluğu’na dahil olması, sadece bir yatırım değil, grubun Türkiye’den global ölçekte bir teknoloji devi çıkarma vizyonumuzun en kritik dönüm noktalarından biriydi.

Haberin Devamı

Deloitte Fast 50’de iki yıl üst üste yer alan, Turcorn listesine giren, TOBB Türkiye 100 listesinde yer alan ve bölgenin en hızlı büyüyen bulut şirketi Bulutistan ile grubun diğer teknoloji şirketi SabancıDx’in yüksek potansiyeli, stratejik bir güç birliğine dönüştü. Bugün geldiğimiz noktada SabancıDx ve Bulutistan olarak ortaya koyduğumuz entegre değer önermesi ile sadece Türkiye’de değil, global ölçekte rekabet edebilecek bir yapı kurduk. Türkiye’de ve globalde gerçekleştireceğimiz yeni yatırımlarla bu yapıyı daha da büyütmeyi hedefliyoruz.

Buluttan teknoloji devi çıkaracak

Halihazırda çevik ve yeni nesil çalışma anlayışı ile girişimcilik kültürü odağında ekosistemimizi büyütmek için de konumlandırdığımız Dijital Kampüsümüz’de çoğunluğu mühendislerden oluşan 500’e yakın SabancıDx ve Bulutistan çalışanı ile geleceğin teknolojilerini şekillendiriyoruz. Geliştirdiğimiz bulut çözümleri, yönetilen hizmetler ve dijital dönüşüm ürünlerimizle aralarında Türkiye ekonomisinin bel kemiğini oluşturan büyük şirket ve toplulukların da olduğu 5 bini aşkın müşteriye hizmet veriyoruz.

Haberin Devamı

Merkezi İstanbul’da olan bir şirket olarak Türkiye’de 3 ilde, 8 farklı veri merkezindeki bulut altyapımızın yanı sıra, yurt dışında Bakü (Azerbaycan), Frankfurt (Almanya) ve Taşkent’te (Özbekistan) bulunan ofislerimiz ve bu 3 bölgeye ilave olarak Londra’daki bulut altyapılarımız ile Avrupa ve Orta Asya’da 60’tan fazla ülkeye doğrudan erişerek büyümemizi sürdürüyoruz. Bulutistan bir altyapı ve platform şirketi olarak konumlanırken, SabancıDx platformun yönetilen hizmetlerini veren ve bununla birlikte çoklu ve hibrit yönetilen bulut hizmetleri sunan bir şirket olarak pazarda büyüme yolunda ilerliyor.

Bugün dünyanın egemen stratejisi, verinin egemenliğini yönetebildiğiniz bir bulut oyunu. Bunun için birden fazla coğrafyada olmak, çoklu bulut yapısını doğru kurmak gerekiyor. Biz de hibrit bulut, çoklu bulut ve yapay zekâ stratejimizi bu doğrultuda kurguluyoruz. Belirlediğimiz bu strateji doğrultusunda yapay zekâ bulutuna yatırımlarımızı sürdürürken, finans başta olmak üzere sektör bazlı bulut çözümleri ve verinin egemenliği odağında çalışmalarımız sıcak gündemimizi oluşturuyor.

Haberin Devamı

■ SabancıDx ile Bulutistan’ın yeni konumlanması size ve müşterilerinize ne kazandırıyor?

Bulutistan ve SabancıDx’in içinde bulunduğu bulut dikeyi esasında bizim için veri merkezi hariç entegre değer önermesinin tamamını içeriyor. Bu da hizmet odaklı ve platform odaklı altyapı. Burada hem kendi oluşturacağımız platformlar var hem de üçüncü parti platformlar yer alıyor. Uçtan uca bir müşterinin ihtiyaç duyabileceği veri merkezinden başlayıp buluta, buluttan yönetilen hizmetlere kadar bütün ihtiyacını tek bir çatı altında sunabilecek bir yapıdayız.

Uyguladığımız strateji yalnızca bize değil, en çok müşterilerimize kazandırıyor. Çünkü güç birliği sayesinde şirketlerin sıkça karşılaştığı “Farklı hizmet sağlayıcılarını nasıl bir araya getireceğim?” sorunu ortadan kalkıyor. Artık müşterilerimiz, tüm süreçlerini kolayca yönetebiliyor. Türkiye pazarına baktığımızda ise bu modelin önemi daha da net ortaya çıkıyor. Çünkü Türkiye bulut pazarı bugün yaklaşık 2.3 milyar dolar seviyesinde ve hızla büyüyor. Ancak asıl kritik nokta, bu pazarın hala düşük penetrasyona sahip olması. Bu da entegre ve ölçeklenebilir çözümler için çok büyük bir fırsat alanı yaratıyor.

Yapay zekâda ilk önce teknoloji yerine 'iş problemi'ne odaklanın

■ Yapay zekâ tarafında “nereden başlamalıyız” diyen birçok şirket var. Yapay zekâya yeni adım atan ama geleneksel iş modeline sahip bir şirkete nasıl bir plan önerirsiniz?

En büyük hata, yapay zekâya teknolojiyle başlamak. Doğru başlangıç noktası teknoloji değil, iş problemi. Şirketler önce şu soruyu sormalı: ‘Biz yapay zekâyı nerede gerçek bir değer yaratmak için kullanabiliriz?’ Küçük ama etkisi yüksek bir kullanım senaryosuyla başlamak en sağlıklı yaklaşım.

Yapay zekâ, bulut dünyasında yeni bir kapı açıyor. Bugüne kadar CPU’lardan, klasik işlem gücünden bahsediyorduk. Artık oyun değişti. Yapay zekâ ile birlikte GPU tabanlı yeni bir altyapı ve yeni bir iş modeli ortaya çıktı. Bu yüzden ikinci kritik başlık veri. Yapay zekâ projelerinin başarısı, veri kalitesiyle doğrudan ilişkili. Üçüncü adım ise doğru altyapı. Esnek, ölçeklenebilir ve yapay zekâya hazır bir bulut mimarisi olmadan bu dönüşümü yönetmek mümkün değil. Artık yapay zekâ, bulutu baştan tanımlayan bir katman haline geldi. Önerimiz net: Küçük başla, hızlı öğren, doğru altyapıyla ölçekle.

■ Hibrit ve çoklu buluta geçişte Türkiye’deki şirketler en çok nerede zorlanıyor? Sorunları aşmak kolay mı?

Türkiye’de şirketler hibrit ve çoklu buluta geçerken en çok karmaşıklıkta zorlanıyor. Mesele sadece bir altyapıyı taşımak değil, farklı sistemleri, farklı sağlayıcıları ve mevcut uygulamaları birlikte çalıştırabilmek. Bir diğer önemli başlık veri egemenliği ve regülasyon uyumu. Özellikle kritik sektörlerde şirketler, verinin nerede tutulduğu konusunda çok daha hassas davranıyor.

Türkiye’de bulut penetrasyonunun hala yüzde 20 seviyelerinde olması da bu zorlukların bir göstergesi. Avrupa’da bu oran yüzde 50’nin üzerinde. Bu fark aslında hem bir eksiklik hem de çok büyük bir fırsat alanı anlamına geliyor. Şirketler parçalı çözümlerle ilerlediğinde zorlanıyor, entegre bir modelle ilerlediğinde ise dönüşüm hızlanıyor.

■ Globalleşme yolunda Türkiye’de doğmuş bir bulut ve dijital teknoloji oyuncusu olmanın en büyük avantajı ne?

En büyük avantajımız, zorlu bir pazarda doğmuş olmak. Türkiye çok dinamik, çok katmanlı ve aynı zamanda çok öğretici bir pazar. Burada büyüyen şirketler doğal olarak hızlı düşünmeyi ve çevik hareket etmeyi öğreniyor. Bir diğer avantaj da veri egemenliği gibi konulara baştan duyarlı olmak. Bu konu sadece Türkiye’nin değil, dünyanın gündeminde. Türkiye’den çıkıp globalleşen bir teknoloji oyuncusu olmak, hem esneklik hem dayanıklılık kazandırıyor.

■ Üretken yapay zekâ ile birlikte çalışanlarınız açısından hangi yeni beceriler öne çıkıyor?

Yeni dönemde öne çıkan beceriler; doğru soru sorma, veriyi doğru okuma ve yapay zekâdan gelen çıktıyı iş süreçlerine çevirebilme yetkinliği. Ekiplerimizi yapay zekâ destekli çalışma biçimlerine hazırlıyor, eğitimler ve gerçek proje deneyimleriyle bu kası içeride güçlendiriyoruz. Hedefimiz, yapay zekâyı yalnızca bir araç değil, değer üretme biçiminin doğal bir parçası haline getirmek.

■ Kısa vadede bulut, yapay zekâ ve siber güvenlikte, Türkiye’deki şirketlerin “bu kadar hızlı beklemiyorduk” demesi muhtemel kırılma noktası ne olabilir?

En güçlü kırılma noktası, yapay zekânın yaygınlaşma hızının, şirketlerin mevcut altyapı ve güvenlik hazırlıklarının önüne geçmesi olacak. Artık bulut, yapay zekâ ve güvenlik tek bir stratejik denklem haline geliyor. Şirketlerin “bu kadar hızlı beklemiyorduk” diyeceği nokta da tam burası olacak. Dönüşüm artık kademeli değil, çok daha eş zamanlı ilerliyor. Türkiye’de pazar yüzde 20’nin üzerinde büyüyor ve şirketler bu dönüşüme beklediklerinden daha hızlı adapte olmak zorunda kalacak.

 

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler