09.11.2025 - 04:07 | Son Güncellenme:
ŞÜKRÜ ANDAÇ- Daniel M. Haybron imzalı “Mutluluk” adlı kitap, içerisinde iş dünyasından yöneticilerin alması gereken öğütler ve hatırlatmalar ile dolu. Kitabı referans alarak iki farklı noktaya değineceğim. Ama emin olun, 143 sayfalık kitapta yer alan pek çok nokta geleceğe dair bakış açınızı etkilemekte yararlı olabilir. İlk konu “rahatlamak” ile ilgili. Evet, “çalışmak”değil “rahatlamak!..”
Günümüzde, tüm dünyada karmaşanın hakim olduğu bir ortamda “rahatlamak” akla gelen en son şey olabilir. Kitapta “Rahatlayın” başlığı altında özetle şöyle deniliyor:
“Birkaç yıl önce Meksikalı bir iş insanı ile yapılan bir röportajı okumuştum; ailesi güzel bir şehir olarak bilinen Merida’ya geri dönmeden önce ABD’de 10 yıl yaşamıştı. Her iki ülkenin de artıları ve eksileri olduğunu ama Meksika’yı tercih ettiğini söylüyordu. Kuzeyli komşularına tavsiyesi olup olmadığı sorulduğunda ise tek bir öneride bulundu: 'Sakin olun.'
Meksika tarzı genişlik kesinlikle herkese göre değil; diğer şeylerin yanı sıra verimlilik pahasına elde edilir. Ancak daha hızlı yaşam temposunu tercih edenler bile kendilerine bir nefes alma alanı bırakmaya çalışabilirler; yavaşlamak, düşünmek ve yeniden enerji toplamak amacıyla. Yahut en azından bir şeyleri fark etmek amacıyla. Sevdiklerimizle sıkıştırılmış olarak “kaliteli zaman” geçirmek diye bir şey yoktur. Sadece birlikte olmanız, doğal, plansız ve telaşsız bir şekilde birlikte bir şeyler yapmanız gerekir. Ölmek üzere olan hastalarla yapılan bir çalışmada, pişmanlık listesinin başında şu not vardı: 'Keşke bu kadar çok çalışmasaydım.'
Bu yanıt, her erkek hastadan gelmişti. Çocuklarının gençliğini, eşlerinin arkadaşlığını özlüyorlardı. Kadınlar da pişmanlıktan söz ettiler ancak çoğu daha eski kuşaktan olduğu için, evin geçimini sağlayan kişi değildi. Tüm erkekler, hayatlarının büyük kısmını iş koşturmacasında geçirdikleri için derin pişmanlık duyuyorlardı.
Tempoyu yavaşlatmak rahatlamanın bir türüdür. Bir diğeri, olayları orantısız şekilde büyütmemek, sorunlara hak ettiğinden fazla üzülmemektir. Muhtaç olmamak, her şeyin en iyisini istememektir. Olumsuzluklara takılıp kalmamak, öfke ve kaygı beslememektir. Aksiliklere gülüp geçmek, onları yolculuğun parçası olarak görmektir. Unutmayalım her zaman aksilikler olacaktır...”
İşte size altın oran
Ve ikinci başlık... Kitapla devam ediyoruz: “Mutlu ne kadar mutlu? Araştırmacılar, mutluluk noktası adına, her olumsuz duygu için yaklaşık üç olumlu duygu eşiğine işaret ediyor. İnsanlar bu eşiğin üzerinde çeşitli şekillerde iyi durumda olma eğiliminde olabilirler. Oysa olumlu duygunun olumsuz duyguya oranı üçte birin altına düştüğünde işler genellikle daha kötüye gidiyor olabilir.”