11.01.2026 - 06:49 | Son Güncellenme:
DUYGU ERDOĞAN - Türkiye’nin zengin deniz kültürü ve sualtı potansiyeli, sadece keşif meraklılarını değil, vizyoner girişimcileri de kendine çekiyor. Bu isimlerin başında gelen Onur Küçükkaramıklı, yıllarca bir tutku olarak sürdürdüğü dalış sporunu, bugün SONA Sualtı Dalış Teknolojileri ile küresel ölçekte rekabet edebilecek bir teknoloji hamlesine dönüştürmüş durumda.
Dalış dünyasında hem eğitmen hem sporcu hem de kullanıcı olarak geçirdiği yıllar, ona sektörün eksiklerini ve sahadaki gerçek ihtiyaçları en ince ayrıntısına kadar gözlemleme şansı verdi. Küçükkaramıklı birikimini yerli mühendislikle birleştiğinde ortaya sadece ticari bir marka değil, aynı zamanda Türk mitolojisinden ilham alan bir hikâye çıktı. Küçükkaramıklı’yla bir yaşam biçiminin nasıl stratejik bir teknoloji markasına dönüştüğünü, sualtı mühendisliğinde Türkiye’nin geldiği noktayı ve gelecek hedeflerini konuştuk...
Sualtı dalış teknolojilerine yönelik farklı bir alanda girişim fikri nasıl oluştu?
Dalış dünyasının içinde aktif olarak yer almak bizim için yıllar içinde bir yaşam biçimine dönüştü. Dalışın zaten uzun yıllardır hem sporcusu, hem eğitmeni hem de müşterisiydik. Sektörün dinamiklerini, ihtiyaçlarını ve kullanıcı beklentilerini yakından bildiğimiz için, yerli bir markanın güçlü bir hikaye yazabileceğine inanarak Sona Sualtı Dalış Teknolojileri’ni kurduk. Türkiye’de dalış teknolojileri ve mühendisliği üzerine çalışan bir firma olarak temel motivasyonumuz çok netti. Kullanıcının ihtiyacı olanı yerli olarak üretmek. Paul Graham’ın Hackers & Painters kitabında söylediği ‘Gerçekten sizi heyecanlandıran işi yapın’ yaklaşımı bize çok yakın. Çünkü ilgi alanımızdan doğan bu girişim, durmadan derine inmeyi, yaratıcı ve yenilikçi çözümler üretmeyi doğal olarak beraberinde getiriyor.
Markanın isim seçimi konusunda dikkat ettiğiniz bir faktör oldu mu?
Marka yaratırken hele ki bizimki gibi niş bir alanda uğraşıyorsanız ülkünüz ve hikayenizle eşleşen bir isim seçimi yapmak önemli geliyor bana. SONA, Türk mitolojik değerlerinin en önemlilerinden biri, suyun koruyucusu ve tüm su kaynaklarının sahibi Su Ana’nın adını taşıyor. Türk mitolojisine göre yeryüzünde olan her şey dişidir, dolayısıyla su da dişi olup üreme ve çoğalma tasavvurunu temsil eder. Eğer bir markanın hikayesi varsa, değerlerini yansıtan bir isim seçiminin müşteri ile marka arasında bir bağ kurduğuna inanıyorum.
Türkiye’de gelişen bir pazar var mı, ürünleriniz karşılık buluyor mu?
Türkiye, üç tarafı denizlerle çevrili olması, akarsu, nehir ve göller gibi çeşitliliği nedeniyle sualtı faaliyetleri için çok zengin bir coğrafyada bulunuyor. Dolayısıyla hem sportif dalış hem de profesyonel sualtı operasyonları bakımından ciddi bir potansiyel barındırıyor. Biz ağırlıklı olarak zor koşullarda görev yapan kamu güvenliği profesyonelleri, arama kurtarma ekipleri ve sanayi dalgıçları için çalışıyoruz. Elbette sportif dalışın tüm branşları da ürünlerimizin doğal kullanıcı kitlesini oluşturuyor. Kullanıcılarımız bizim için hem daha iyisi nasıl olur sorusunun geliştiricileri hem de sahadaki gönüllü marka elçilerimizdir. Onlarla aynı dili konuştuğumuz ve ihtiyaçlarını doğru okuyup analiz ettiğimiz için ürünlerimizi sürekli olarak ilerletme imkanı buluyoruz.
Piyasada hangi ürünler ile bulunuyorsunuz?
Maskeden patik ve elbiseye, bıçaktan sualtı feneri ve video ışıklarına kadar geniş bir ürün yelpazesine sahibiz. Bizim için hangi rolde olursa olsun bir dalgıcı, her senaryoda kesintisiz destekleyen bir bütünlük önem arz ediyor. Ürünlerimizi tasarlarken bu ekipmanın sualtında yaratacağı fark nedir sorusunu merkeze koyuyoruz. Bu nedenle her bir ekipman, dayanıklılık, görüş kalitesi, termal konfor ve operasyon güvenliği gibi temel parametrelerde profesyonel seviyede performans sunmasına özen gösteriyoruz. Yalnız sportif dalgıçlara değil, arama kurtarma ekiplerinin operasyonlarına yönelik ürünler de geliştiriyoruz. Sel, taşkın, göl ve nehir yatağı operasyonlarında ihtiyaç duyulan ekipmanları sahadaki ekiplerle birlikte hayata geçiriyoruz. Böylece hem sportif dalışta hem profesyonel sualtı çalışmalarında kullanıcıların ihtiyaçlarına uygun ve birbirini tamamlayan bir ürün ekosistemi oluşturuyoruz.

Dalış sporuna ilgi çok arttı
Ürünlerinizin sizi özelleştiren inovatif özellikleri nelerdir?
Özellikle askeri ve kamu güvenliği ekiplerinin yıllardır standart ve çoğu zaman operasyonel ihtiyaçlarını tam karşılamayan ithal ürünlerle yetinmek zorunda kalması, bizi en çok motive eden konulardan biridir. Bu nedenle gerçek saha ihtiyaçlarını tespit ederek, kullanıcının işini kolaylaştıracak ve riskleri azaltacak yerli çözümler geliştirmeye odaklandık. Buğu yapmayan maskelerimiz arama kurtarma operasyonlarında ciddi konfor sağladı. Sona fener ve ışık sistemleri, görüşün zayıf olduğu sularda emniyetli çalışmayı kolaylaştırdı. Sel ve nehir yatağı operasyonlarında kullandıkları arama kurtarma ekipmanlarını da sahadan aldığımız geri bildirimlerle yeniden tasarladık. Ürünlerimizi sürekli olarak kullanıcılardan gelen geri bildirimlerle birlikte değerlendiriyor ve geliştiriyoruz. Bizim için inovasyon, sahadaki gerçek ihtiyaçları bilmek ve onlara karşılık gelen çözümleri üretmek anlamına geliyor.
Sualtı mühendisliği konusunda Türkiye’nin seviyesi nedir?
Sualtı teknolojisi esasen çok geniş bir alanı anlatıyor. Diyebilirim ki karadaki tüm ekipmanların aslında su altında bir karşılığını bulmak mümkün. Bu bağlamda, halihazırda sayıca az ama değerli işler yapan firmalar bulunuyor. Sualtı dalış teknolojileri alanında bizimle aynı doğrultuda, benzer ürün grupları üzerine çalışan başka bir firma henüz bulunmuyor. Lakin bu alanın Türkiye’de gelişmesini çok önemsiyoruz. Bu durumun sektördeki eksikliği değil potansiyeli gösterdiğini düşünüyoruz. Bize göre sektöre yeni oyuncuların katılması, yalnızca teknolojiyi ileri taşımakla kalmaz, aynı zamanda dışa bağımlılığı azaltarak ülkemize rekabet avantajı sağlar. En nihayetinde sektöre yeni oyuncuların dahil olması hem teknoloji seviyesini yükseltir hem de ülkemizin dışa bağımlılığını azaltır.
Toplam yatırım büyüklüğünüz ve talep - satış oranınız nedir? Yeni yatırım planlarınız var mı?
Sona Sualtı Teknolojileri olarak yatırımlarımızı kademeli ve sürdürülebilir büyümeye odaklanan bir modelle gerçekleştiriyoruz. Mekanik ve elektronik imalat kabiliyetlerimiz, sahadan gelen güçlü geri bildirimle birleştiğinde talep ve satış oranlarımız pozitif seyrediyor. Hem iç pazarda hem uluslararası pazarlarda genişleme stratejimiz doğrultusunda çalışıyoruz. Toplam yatırım büyüklüğümüz faaliyet alanımızın gerektirdiği şekilde istikrarlı biçimde artıyor.
Ciddi bir ekonomik ekosistem
Türkiye, üç tarafını çevreleyen denizleri ve binlerce yıllık sualtı mirasıyla dalış sporu için dünyanın en önemli rotalarından biri haline gelmiş durumda. Son yıllarda özellikle yerli turistler arasında bir hobi olmaktan çıkıp bir yaşam tarzına dönüşen dalış, Kaş, Bodrum, Ayvalık ve Çanakkale gibi bölgeleri birer dalış merkezine dönüştürdü. Sadece sportif amaçlı değil, sualtı fotoğrafçılığı ve biyolojik gözlem amaçlı yapılan dalışlar da büyük ilgi görüyor. Bu ilgi beraberinde ciddi bir ekonomik ekosistemi de tetikliyor. Dalış okulları, konaklama tesisleri ve ekipman sağlayıcıları için genişleyen bir pazar oluşurken, sualtı turizminin ortalama turizm gelirlerinden daha yüksek bir katma değer sağladığı görülüyor. Milli sporcuların uluslararası arenalardaki başarıları ve sualtı batıklarının turizme açılması, bu sporun tabana yayılmasını hızlandırdı.
Yerli üretim neden önemli?
Dalış ekipmanlarının gelişimi, temel hayatta kalma araçlarından ileri teknoloji ürünü giyilebilir sistemlere doğru büyük bir değişim geçirdi. Geçmişte sadece askeri ve sanayi amaçlı kullanılan ağır ve karmaşık ekipmanlar, malzeme bilimindeki ilerlemeler sayesinde yerini hafif, dayanıklı ve akıllı çözümlere bıraktı. Bugün kullanılan dalış bilgisayarları, yüksek performanslı fenerler ve özel kumaş teknolojileriyle üretilen elbiseler, sualtındaki riskleri minimize ederken konforu artırma arayışında. Türkiye gibi stratejik su yollarına sahip ülkeler için bu teknolojilerin ithal edilmesi, hem yüksek maliyetler hem de kritik anlarda tedarik zinciri riskleri yaratabilir. Bu noktada yerli üretimin önemi, sadece ekonomik tasarrufla sınırlı kalmayıp aynı zamanda sahadaki operasyonel ihtiyaca hızlı yanıt verebilme kabiliyeti sağlıyor. Özellikle kamu güvenliği ve arama kurtarma gibi hayati alanlarda, yerli imkanlarla geliştirilen ekipmanlar sahadaki personelin başarısı için hayati önemde. Türkiye’nin savunma sanayisindeki teknolojik birikimini sualtı sistemlerine yansıtması, küresel pazarda rekabetçi ürünler sunmasının da önünü açabilecek.