Milliyet ExecutiveDijital çağın yeni pazarı: Veri satışı

Dijital çağın yeni pazarı: Veri satışı

09.11.2025 - 04:31 | Son Güncellenme:

Yapay zekâ veri olmadan gelişemiyor. Dünya genelindeki açık kaynak veriler neredeyse tükenmiş durumda. O yüzden bazı şirketler kişilerden verilerini para karşılığı almaya başladı. Aylık 25 GB veriye 50 dolar ödeme yapılıyor. Ama bunun ahlaki ve hukuki boyutu tartışılıyor...

Dijital çağın yeni pazarı: Veri satışı

Artık çağımızın en değerli kaynağı petrol değil, veri. Her tıklama, her arama, her satın alma, görünmez bir ekonomik zincirin parçası haline geldi. Teknoloji devleri, bu veriler sayesinde kullanıcı davranışlarını analiz ediyor, hedefli reklamlar üretiyor ve milyarlarca dolarlık gelir elde ediyor. Peki bireyler bu dev pastadan pay alabilir mi?

Haberin Devamı

Amerikalı araştırma şirketi Generation Lab, bu soruya “evet” yanıtını veriyor. Şirketin geliştirdiği Verb.AI adlı uygulama, kullanıcılarına kişisel verilerini paylaşmaları karşılığında ayda 50 dolar veya daha fazla ödeme yapmayı teklif ediyor.

Dijital ikiz oluştur!

Sistem oldukça basit: Kullanıcılar telefonlarına bir takip yazılımı indiriyor. Bu yazılım, yapılan alışverişleri, izlenen içerikleri, gezilen siteleri ve kullanılan uygulamaları anonim olarak kaydediyor. Banka işlemleri gibi hassas alanlar hariç tutuluyor. Toplanan verilerle kullanıcıya ait bir “dijital ikiz” oluşturuluyor ve bu veriler şirketlerin araştırma yapabileceği bir veritabanına aktarılıyor. Yani klasik anket yöntemlerinin yerine, gerçek zamanlı bir dijital gözlem geliyor. Generation Lab, bu farkı “doktora gitmekle MR çektirmek arasındaki fark” olarak tanımlıyor. 25 GB veriye aylık 50 dolar, 50 GB veriye ise aylık 70 dolar ödeme yapılıyor.

Haberin Devamı

Kullanıcılar için cazip görünen bu model, aslında milyarlarca dolarlık bir piyasanın minik bir parçası. Küresel veri aracılığı pazarı 430 milyar doların üzerinde. Buna rağmen bireylere ödenen miktar, sistemin ürettiği toplam değerin çok küçük bir bölümünü oluşturuyor. Bir kişinin birkaç haftalık çevrim içi davranış verisi, şirketlere binlerce dolarlık pazar içgörüsü sağlayabiliyor.

Bu durum, “adil paylaşım” tartışmasını gündeme getiriyor. Generation Lab CEO’su Cyrus Beschloss, “Şirketler insanların verisiyle milyarlar kazanıyorsa, kullanıcıların da pay alması gerekir” diyor. Ancak uzmanlara göre mesele yalnızca para değil; etik, mahremiyet ve bilinçli onay gibi temel ilkeler de işin içinde.

Z kuşağı ne düşünüyor?

Araştırmalar, Z kuşağının veri paylaşımı konusunda önceki kuşaklara göre çok daha rahat olduğunu gösteriyor. Dijital doğan bu nesil, gizlilikle dijital yaşam arasında kesin bir sınır tanımıyor. Verilerini zaten sosyal medya platformlarına teslim ettikleri için, 50 dolarlık bir gelir fikrine olumsuz bakmıyorlar.

Ancak uzmanlara göre “verisini paylaşan kullanıcı” modeli, uzun vadede mahremiyet algısını aşındırma riski taşıyor. Çünkü bireyler, hangi verilerin nerede saklandığını ya da kimlerle paylaşıldığını çoğu zaman tam olarak bilmiyor.

Haberin Devamı

Hukuki boyutu var

Avrupa Birliği’nin GDPR düzenlemesi ve Türkiye’deki KVKK yasası, kişisel verilerin bireyin açık rızası olmadan işlenmesini yasaklıyor. Bu çerçeve, kullanıcıların verileri üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmasını hedefliyor. Ancak gönüllü veri paylaşımıyla para kazanma modelleri, “rıza” kavramını bulanıklaştırıyor. Gerçekten özgür bir seçim mi, yoksa dijital hizmetlere erişebilmek için kabul edilmek zorunda kalınan bir şart mı? Bu soru hâlâ masada. Yeni etik ikilemi “50 dolar adil mi?” sorusu, aslında dijital çağın en önemli tartışmalarından birine dokunuyor. Bireyler ekonomik fayda elde ederken, kişisel mahremiyetlerinden ne kadarını feda ediyorlar? Şirketler ise veriyi anonimleştirdiklerini söylese de, her veri parçası kimliğe giden bir iz bırakıyor. Sonuçta, verinin değeri yalnızca ekonomik değil, insani bir mesele. Birçok uzmana göre mahremiyet, güven ve bireysel özgürlük, veri ekonomisinin gerçek teminatları olmalı. 50 dolar, kısa vadede cazip bir teklif olabilir; ancak kişisel verinin uzun vadeli değeri, bundan çok daha fazlasını temsil ediyor.

Haberin Devamı

'Veriyi satmak ne yasal, ne etik, ne de mantıklı'

Küresel Sorumlu Yapay Zekâ Konseyi Küresel Elçisi, Human Centric AI Lab Kurucusu Şule Güner:

Kişisel verileri satmak yasal değil, etik değil; mantıklı da değil. Öncelikle kişisel verileri satın alanın sicili bozuk veya suça eğilimli olduğunu varsayarsak, hem satın alan hem de satan yasalara uymamış kabul edilir. İkinci boyut, durumun vatandaşlık sorumluluğu ve etik kurallarına aykırı olması. Toplumsal kabul ve hukuki değerlendirmelere göre, kişisel veriler devletin kişiyle ilişkisini sürdürmesi için kullanılıyor. Bu ilişkinin gizliliği devlet tarafıdan sağlanmakla birlikte, üçüncü taraflara bu gizli ilişkinin devamı için bazı sorumluluklar getiriyor. Eğer kişi veya söz gelimi üçüncü parti kişi/kurum bu gizliliği bozarsa KVKK’ya bağlı olarak kişisel verileri ihlal etmiş; devletin çatısında oluşan bu güven ortamı da etik olarak bozulmuş olur. Peki neden mantıklı değil? Kişinin neredeyse tüm işlemlerini dijital olarak yapabildiği ülkemizde verilerini satan veya satılanın hayatına devam etmesi için kendini açığa çıkarması kaçınılmaz. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının biyometrik verileri, diğer ülkelerdeki gibi kaydediliyor. Retina, avuç içi çizgileri, yüz şekli gibi kişiye özgü özelliklerin değişmesi mümkün değil. Dolayısıyla bu ihlal kısa dönemde işe yarasa da uzun dönemde yaramayacaktır.

Haberin Devamı

Z kuşağı olumlu yaklaşıyor

Yapılan anketlere göre gizliliklerini koruma bilgisine sahip olsalar da, Z kuşağının büyük bir kısmı buna pek önem vermiyor:

- Z kuşağının neredeyse yüzde 90’ı, kişisel bilgilerini sosyal medya şirketleriyle paylaşmaya açık.

- Yüzde 33’ü, web siteleri veya uygulamalar tarafından izlenmekten rahatsızlık duymadığını söylüyor (Z kuşağı dışındaki gruplarda bu oran yüzde 22).

- Yüzde 40’tan fazlası, indirim kodu almak ya da ücretsiz bir hizmetten yararlanmak için kişisel bilgilerine erişim izni verdiğini belirtiyor.

- Baby Boomer’ların (1946’dan 1964’e kadar doğanlar) yüzde 74’ü, çevrimiçi hizmetler karşısında kendilerini “ürün” gibi hissettiklerini söylerken, Z kuşağında bu oran yüzde 51.

- Z kuşağının yüzde 38’i, kişisel verilerini sosyal medya platformlarına emanet edebileceğini söylüyor. Ancak yalnızca yüzde 37’si, hükümet kurumlarına aynı düzeyde güveniyor.

- Baby Boomer’ların yüzde 71’i verilerini devlete güvenle paylaşabileceğini söylerken, sadece yüzde 4’ü sosyal medya platformlarına güveniyor.

KVKK’ya aykırı değil, ama...

Bilişim hukuku uzmanı Avukat Gökhan Ahi:

Kendisine ait kişisel verilerin paylaşımıyla gelir elde etmeye dayalı modellerde önemli olan, kişinin neye rıza verdiğini açıkça bilmesi ve bu rızayı tamamen özgür iradesiyle verebilmesidir. Ayrıca, yeterli bir aydınlatma yapılması, bu tür kişisel verilerin istenildiğinde silinmesini sağlayan etkin bir mekanizmanın bulunması ve veri işleme amaçlarının sınırlarının net çizilmesi halinde bu tür uygulamalar KVKK’ya aykırılık oluşturmuyor. Fakat, rızanın para karşılığında verilmesi, “özgür irade” kavramını zedeleyebilir, bu da hukuki olarak gri bir alan yaratmaktadır. İşe etik açıdan bakarsak, kişisel mahremiyetin metalaşması ve ticarete konu olması, insanın özeline dair sınırların pazarlık konusu haline gelmesi anlamına gelir. Bu durum, uzun vadede mahremiyet bilincini aşındırır ve “hazır tüketici”, “hazır seçmen” paketleri gibi farklı uygulamalara dönüşebilir.

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler