13.08.2025 - 00:00 | Son Güncellenme:
İSMAİL ŞAHİN
İSMAİL ŞAHİN- Türkiye’nin 2024 yılında enerji ithalatı 65.6 milyar doları aştı. Tüketilen enerjinin yaklaşık üçte biri binalarda kullanılıyor, bunun da yüzde 80’i ısıtma ve soğutma amaçlı tüketiliyor. Bu çerçevede, ısı yalıtımında kullanılan malzemelerin kalınlığı ve performansı, enerji verimliliği açısından belirleyici bir unsur... Türkiye’de yalıtım sektörü denilince ilk akla gelen markalardan İzocam’ın Genel Direktörü Murat Savcı’yla yatırımlarını ve yalıtımınn geleceğini konuştuk...
Kısaca İzocam’dan bahseder misiniz?
İzocam, Türkiye yalıtım sektörünün öncüsü olarak 1965te kurulmuştur. Ülkemizde yalıtım malzemelerinin üretimi İzocam’ın kuruluşu ile başlamıştır. Bundan 60 sene önce Gebze’de ilk camyünü tesisimizle başlayan yolculuğumuz, bugün 5 farklı tesisimizdeki üretimlerle devam etmektedir.
Zeminden, cephe ve çatıya, duvar ve döşemeden tesisata kadar her uygulama alanına uygun nitelikli yalıtım malzemeleri sunmaktayız. Bunların yanı sıra sanayi tesislerinden gemi sektörüne, termik santrallerden akustik panellere, vagonlardan evlerimizde kullanılan fırınlara, yangın kapılarından güneş kolektörlerine kadar geniş bir alanda ısı, ses yalıtımı ve yangın güvenliği sağlarken diğer üreticilerin imalatlarında gereksinim duydukları yalıtım malzemelerini de üretmekteyiz.
İlk kurulduğumuz günden bu yana olduğu gibi, 60’ıncı kuruluş yıldönümümüzü kutladığımız 2025 yılında da ülkemizin enerji verimliliği, sürdürülebilir üretim ve ekonomik kalkınma hedeflerine doğrudan katkı sağlayan çalışmalara öncülük etmeyi hedefliyoruz.
İzocam His Yalıtım’ı bünyesine kattı. Bu satın alma “yalıtım sektöründeki son yılların en büyük hamlesi” olarak nitelendiriliyor. Bu yatırım kurumsal strateji açısından ne anlama geliyor?
2025 yılına adım atmadan çok kısa süre önce gerçekleştirdiğimiz en stratejik hamlelerden biri, Kayseri’de faaliyet gösteren His Yalıtım’ı bünyemize katmamız oldu. 220 bin metrekarelik alana kurulu bu tesisimiz, yalıtım sektöründe son yıllarda yapılan en büyük satın almalardan biri. Yeni tesisimizle birlikte, özellikle doğu, kuzey ve güneydoğu bölgelerimizdeki ihracat potansiyelini artırmayı planlayan firmamız, komşu ülkelere açılacak ticaret kanallarıyla bölgesel kalkınmaya ve istihdama da katkı sunmayı amaçlamaktadır.
Kayseri Tesisi yatırımımız, yalnızca üretim hacmini artırmakla kalmamakta, Türkiye’nin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasında önemli bir kilometre taşı olarak değerlendirilmektedir. Firmamız, üretim kapasitesini artıran bu önemli yatırımın getirdiği ivmeyle, yıl boyunca tüm ürün gruplarında pazar payını büyütmeyi hedeflemektedir.
Kayseri’deki tesis, yıllık 80 bin ton kapasite artışı sağladı. Bu büyümenin yurtiçi ve ihracat pazarına etkisi nedir?
Kayseri Tesisi’nde başladığımız üretimin, ilerleyen süreçte iç ve dış pazar faaliyetlerimize de pozitif yansımaları olacaktır. Marka bilinirliğimizin ilk sırada olduğu Türkiye pazarında değişen üretim teknolojimiz ve iç pazarda tüm bölgelere stratejik yakınlıkta olmamız pazar payımızı büyük oranda artıracaktır.
Kocaeli, Mersin ve Eskişehir’deki diğer üretim tesislerimizin de katkısıyla tüm iç pazarı kapsayan tedarik zincirimizi daha da güçlendirmeyi hedeflemekteyiz. Kayseri fabrikamız lokasyon olarak Türkiye’nin doğu bölgelerinde bulunan illerimize verdiğimiz hizmet kalitesini de üst seviyeye taşıyacaktır. Türkiye pazarında bu yatırımla birlikte pazar payımızın yüzde 25’e çıkmasını beklemekteyiz.
Yeni TS 825 standardının enerji verimliliğine etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye’nin 2024 yılında 65.6 milyar doları aşan enerji ithalatı, ülkemizin bu alandaki dışa bağımlılığını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Tüketilen enerjinin yaklaşık üçte biri binalarda kullanılmakta, bunun da yüzde 80’i ısıtma ve soğutma amaçlı tüketilmektedir. Bu çerçevede, ısı yalıtımında kullanılan malzemelerin kalınlığı ve performansı, enerji verimliliği açısından belirleyici bir unsur haline gelmiştir.
Bu bağlamda, TS 825 Binalarda Isı Yalıtım Kuralları Standardı’nda yapılan güncelleme, yalnızca sektörümüz açısından değil, ülkemizin enerji politikaları ve çevresel hedefleri açısından da stratejik bir adımdır. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan ve 20 Şubat 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak 1 Nisan 2025 itibarıyla yürürlüğe giren yeni standart, enerji verimliliğini artırmayı ve iklimsel koşullara daha uygun yapılaşmayı hedeflemektedir.
Bu düzenleme ile Türkiye’deki iklim bölgeleri 4’ten 6’ya çıkarılmış, yalnızca ısıtma değil, soğutma yükleri de hesaplamalara dahil edilmiştir. Böylece, yalıtım kalınlıklarının artırılmasıyla hem kış hem de yaz aylarında enerji tüketimi azaltılacak, binaların toplam enerji performansı iyileştirilecektir.
Madrid’de ortalama yalıtım 12 cm, İstanbul’da ise 5 cm
Güney bölgelerde yaşayan vatandaşlarda “yalıtıma ihtiyaç yok” algısı var. Sizce bu yaygın algıyı kırmak için ne gibi stratejiler izlenmeli?
Özellikle güney bölgelerimiz başta olmak üzere ülkemizin sıcak bölgelerinde yaşayan vatandaşlarımız binalarının yalıtım ihtiyacı olmadığı yanılgısına kapılabilmektedir. Ancak, soğutma için harcadığımız enerjinin ısıtma için harcadığımız enerjiden 3 ila 4 kat daha fazla olduğu unutulmamalıdır.
Dolayısıyla binalarımızda soğutma için daha fazla yalıtıma ihtiyacımız bulunmaktadır. Yenilenen standartla birlikte; genellikle ısıtma amaçlı yalıtıma gereksinim duymazken, soğutma kaynaklı enerji kullanımının yüksek olduğu ılıman, sıcak iklim kuşaklarında da yalıtım uygulamaları zorunlu hale getirilerek, ülke genelinde enerji kullanımının azaltılması hedeflenmiştir.
Bu algıyı kırmak için öncelikle yalıtımın yalnızca soğuk iklimler için değil, sıcak iklimlerde de ciddi enerji tasarrufu sağladığını anlatan bütüncül bir iletişim stratejisi benimsenmelidir. Kamuoyunu bilinçlendiren kampanyalar, eğitimler ve tasarruf örnekleriyle desteklenen farkındalık çalışmaları bu sürece katkı sunacaktır. Aynı zamanda, güncellenen TS 825 standardının ülke genelinde etkin şekilde uygulanması ve denetlenmesi, bu algının dönüşümünü hızlandıracak önemli adımlardandır.
Yenilenen TS 825 standardıyla birlikte binalarda U değerleri Avrupa standardına yaklaştırıldı. Bu gelişme sektör pratiklerine nasıl yansıyacak?
Binalarda yapılan ısı yalıtımı uygulamalarındaki yalıtım malzemelerinin kalınlaşması, daha iyi yalıtım ve daha yüksek tasarruf anlamına gelmektedir. Üst düzey enerji verimliliği sağlamak için yalıtım hesaplarında kullanılan U değerlerine ve bu değere en büyük katkıyı sağlayan yalıtım malzemelerine dikkat edilmesi gerekmektedir. U değeri hesabında binanın yer aldığı iklim bölgesi, uygulamanın yapılacağı yapı kesitinin özellikleri, uygulama katmanları önem arz etmekle birlikte en önemli katkı ısı yalıtım malzemesinden gelmektedir.
Örneğin Madrid’de binalarda ortalama 12 cm yalıtım kalınlığı kullanılırken, İstanbul’da benzer iklim koşullarına rağmen kalınlık genellikle 5 cm civarındadır. Amsterdam’da ortalama 16 cm yalıtım kalınlığı kullanılırken, Kayseri’de 7 cm uygulanmaktadır. Daha soğuk iklimlerde, örneğin Oulu-Finlandiya veya Tromsö-Norveç’te kalınlıklar 20 cm’ye ulaşırken, Türkiye’nin en soğuk bölgelerinden Erzurum’da dahi genellikle 8 cm ile sınırlıdır.
Bu güncelleme, yalıtım kalınlıklarının Avrupa seviyelerine yaklaşmasını, dolayısıyla hem binalarda enerji tüketiminin azalmasını hem de ülkemizin enerji ithalatının ve karbon emisyonlarının düşmesini sağlayacaktır.
Yalıtım sektörü 2023’te 7.5 milyar dolar pazar büyüklüğüne ulaştı ve yaklaşık 150 bin kişiye istihdam sağladı. 2025 için sektörün büyüme öngörüleri nelerdir ve İzocam bu büyümede hangi rolü üstleniyor?
Mevcut ülke koşullarını, komşu ülkelerdeki gelişmeleri ve ekonomik süreçleri dikkate aldığımızda yaklaşık 13 milyon m3 hacme sahip yalıtım pazarımızın 2025’te de büyüklüğünü koruyacağını düşünmekteyiz.
Sektörümüzdeki eğilim ve trendleri incelediğimizde sürdürülebilirliğe katkı sağlayan, enerji kullanımını azaltan, yüksek ısıl konforun yanı sıra ses ve su yalıtımı da sağlayan, yenilenebilir enerji sistemleri ile uyumlu, yangın güvenliğini artıran ve aynı zamanda binaların depreme karşı mukavemetini koruyan son teknoloji yalıtım malzemelerine olan taleplerin gerek yurtiçinde gerekse dış pazarlarda arttığını görmekteyiz.
Değişen piyasa koşullarında doğru ihtiyaca doğru çözüm geliştirme hedefi ile Ar-Ge çalışmalarımız ile daha ekonomik ve yüksek ısıl konfor sunan ürünleri piyasaya sunmaya devam etmekteyiz. Yanmayan, yüksek ısı yalıtımına ek olarak ses ve titreşim yalıtımına da katkı sağlayan akustik konfor sunan yeni ürünleri sektöre kazandırmaktayız. Bu vizyonumuz doğrultusunda geçtiğimiz haftalarda, ses, ısı ve yangın güvenliğinde yenilikçi çözüm sunan iç mekanlarda estetik ve konforu bir araya getiren yeni ürünümüzü ve sanayi tesislerine özel olarak tasarladığımız yüksek sıcaklıklarda yalıtım performansını bir üst seviyeye taşıyan yeni ürünümüzü sektöre kazandırdık.
Gelecek yıllar için yatırım planlarınız ne yönde?
Önceliğimiz, tüm iş süreçlerimizi dijitalleştirerek operasyonel mükemmeliyeti yakalamak ve yenilikçi teknolojilerle rekabet avantajımızı sürdürülebilir kılmaktır.
Aynı zamanda 2050 yılına kadar karbon nötr olma hedefimiz doğrultusunda sürdürülebilirliğe katkı sağlayan uzun vadeli hedeflerimizi hayata geçirebilmek için de aksiyonlarımız devam etmektedir. Seragazı emisyonlarımızın azaltılması, su tüketimlerinin ve atıksu oluşumlarının sınırlandırılması, alternatif hammadde kaynaklarının üretim süreçlerine adapte edilmesi ve döngüsel ekonomiye katkı sağlayacak birçok proje çalışması 2030 yılı ve 2050 yılı sürdürülebilirlik hedeflerimize uyum sağlamak için detaylı programlar halinde ele alınmaktadır.
Bu stratejik yaklaşımımız kapsamında; Tarsus tesisimizde elyaf makineleri kompresör verimliliği ve hurda geri kazanım projeleri devam etmektedir. 2024 yılında başlattığımız ve 2025’te de sürdürdüğümüz ürün tipi ve proses bazlı enerji tüketim hesaplamaları ve takipleri sayesinde enerji tüketimimizi daha etkin yönetiyor; her aşamada izlenebilir ve sürdürülebilir bir enerji yönetimi sağlıyoruz.
Ayrıca, Tarsus Camyünü Tesisimizde fırın üreticileri için ürün sağlayan hattın modernizasyonu ile kapasite artışı gerçekleştirilmiş; dijital operasyon izleme ve yönetim sistemi sayesinde sahadan alınan anlık teknik veriler işlenerek üretim adımlarının hedeflere ve spesifikasyonlara tam uyumlu yönetimi sağlanmaya başlanmıştır. Bu uygulamanın üretim verimliliği, hedeflere uyum ve maliyet azaltımı gibi önemli katkıları olmuştur.
Camyünü tesisimizde pilot olarak başlatılan bu dijital operasyon izleme ve yönetim sisteminin, önümüzdeki dönemde diğer tesislerimize de aktarılması planlanmaktadır. Böylece, hem operasyonel verimliliğimizi artıracak hem de sürdürülebilirlik hedeflerimiz doğrultusunda kaynakların daha verimli kullanılmasını sağlayacağız.
Yüzde 80’e kadar geri dönüştürülmüş içerik
İzocam ürünlerinde yüzde 80’e kadar geri dönüştürülmüş içerik kullanılıyor. Bu strateji hem üretim hem çevre için ne anlam ifade ediyor?
Türkiye’yi yaklaşık 60 yıl önce çevre dostu ve sağlıklı yalıtımla tanıştıran İzocam olarak, üretimlerimizde geri dönüştürülmüş malzeme kullanarak döngüsel ekonomiye katkı sağlamaktayız. Doğadan ilham alarak doğal olanı destekleyen firmamız, ülkemizdeki yasaların zorunlu tutmamasına rağmen, yapımında geri dönüşümlü malzemeler kullanılan, insan sağlığına zarar vermediği ve doğa dostu olduğu kanıtlanmış ürünler sunmaktadır. Çevre dostu malzemeler içeren İzocam mineral yünler, dünyada en çok bilinen ve en güvenilir ürünler arasında yer almaktadır.
Çevre dostu malzemeler içeren İzocam ürünleri en az yüzde 30 oranında geri-dönüştürülmüş içeriğe sahip olup İzocam Camyünü üretiminde bu oran yüzde 80’e kadar çıkmaktadır. ‘Yedinci doğal kaynak’ olarak adlandırılan geri dönüştürülmüş malzeme kullanarak atık yönetimini zirveye taşırken, ürünlerimizin içeriği ile sürdürülebilirliğe de hizmet etmekteyiz.
Ayrıca, ürün ambalajlarımızın tasarımlarını yenilerken, daha az boya ve plastik kullanarak, ambalaj boyları ve kullanılan paketleme miktarlarını da yeniden düzenleyerek çevre dostu bir ambalajlama elde etmiştik. Geçtiğimiz yıl bunu bir adım daha öteye taşıdık ve içeriğinde en az yüzde 50 geri dönüştürülebilir malzeme içeren yeni ambalajlarımız ile ürünlerimizi sevk etmeye başladık. Gelecekte de gerek çevreci yatırımlarımız gerekse sürdürülebilir ve çevreci ürünlerimiz ile örnek ve öncü olmak hedefiyle çalışmalarımızı sürdürmekteyiz.
Genç girişimciler için tavsiyeler
Yalıtım sektörüyle ilgilenen genç girişimcilere ve sektöre yeni adım atmak isteyenlere ne tavsiye edersiniz?
Yalıtım sektörü, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik gibi kritik alanlara dokunan, uzun vadeli etkisi güçlü bir alandır. Bu alanda başarılı olmak isteyen gençlerin sadece teknik bilgiyle yetinmeyip aynı zamanda çevresel sorumluluğu da içselleştirmeleri gerekmektedir. Gelişen yönetmelikleri yakından takip eden, kaliteye ve yenilikçiliğe odaklanan genç profesyonellerin sektörde fark yaratma potansiyeli oldukça yüksektir.
Yalıtım, çevreyle uyumlu bir geleceğin temel taşlarından biri olduğu için bu alanda atılan her adım, dünyaya karşı verilen değerli bir katkıdır. Dolayısıyla, geleceğin sürdürülebilir şehirlerinde ve yaşam alanlarında söz sahibi olmak isteyen gençler için yalıtım sektörü doğru bir başlangıç noktasıdır.