17.04.2026 - 00:24 | Son Güncellenme:
DUYGU ERDOĞAN - Küresel enerji sektörü, iklim krizi ve jeopolitik gerilimlerin gölgesinde tarihinin en büyük dönüşüm sürecinden geçiyor. Geleneksel yakıtların yerini düşük karbonlu çözümlere bıraktığı bu yeni dönemde şirketler sadece kapasite artışıyla değil, teknoloji ve veri yönetimiyle de fark yaratıyor. Zorlu Enerji, doğal gaz dağıtım varlıklarının devriyle birlikte rotasını tamamen yenilenebilir kaynaklara ve enerji teknolojilerine çevirerek bu dönüşümün önemli oyuncularından biri haline geldi. Bugün üretim portföyünün tamamı yenilenebilir kaynaklardan oluşan şirket, e-mobilite ve akıllı şebeke çözümleriyle sadece enerji üreten değil, enerjiyi yöneten bir teknoloji şirketine dönüşüyor.
Zorlu Enerji CEO’su Elif Yener ile şirketin yeni nesil enerji stratejilerini, Avrupa’daki şarj ağı yatırımlarını ve Türkiye’nin enerji bağımsızlığındaki teknolojik hazırlık düzeyini konuştuk.
■ Zorlu Enerji’nin doğal gaz dağıtım varlıklarının devri sonrası tamamen yenilenebilir enerji ve teknoloji odaklı bir yapıya evrilme stratejisinin 2026 yılındaki temel öncelikleri nelerdir?
Sürdürülebilirlik odağındaki hedeflerimiz kapsamında planladığımız doğal gaz dağıtım varlıklarımızın devri sonrasında odağımızı tamamen yenilenebilir enerji ve teknoloji temelli bir yapıya yönlendirdik. Bu dönüşüm, bir portföy değişiminin ötesinde, iş modelimizi uçtan uca yeniden tanımladığımız bütüncül bir stratejiyi ifade ediyor. Bugün üretim portföyümüzün 100%’ü yenilenebilir kaynaklardan oluşuyor. Bu yapıyı özellikle jeotermal başta olmak üzere hibrit ve depolamalı projelerle daha esnek, dengeli ve yüksek verimli bir yapıya taşıyoruz. Enerji artık yalnızca üretimden ibaret değil, üretim, dağıtım, depolama ve tüketimin eş zamanlı yönetildiği bir ekosistem haline geldi.
Biz de bu dönüşümü dijitalleşme, veri analitiği ve akıllı sistemler üzerinden yönetiyor, operasyonel verimliliği ve karar alma hızını artırıyoruz. Enerjinin son kullanıcıyla buluştuğu e-mobilite ve yeni nesil enerji teknolojileri gibi alanlarda daha aktif ve güçlü bir konum alarak, üretmenin ötesinde uçtan uca enerji çözümleri sunan bir yapıyı adım adım hayata geçiriyoruz.
Sürdürülebilirlik hedeflerimiz her zaman olduğu gibi önceliklerimiz arasında yer alıyor. Bu kapsamda sürdürülebilirlik stratejimizi onarmak, kapsamak ve dönüştürmek üzerine kurguluyoruz. Zorlu Enerji olarak, yalnızca bugünün kaynaklarına değil, geleceğin varlıklarına ve yaşam hakkına katkıda bulunuyoruz. Geleceği durduğumuz yerde beklemiyor, hep birlikte inşa ediyoruz. Zorlu Enerji olarak, iş modelimiz ve değer zincirimiz ile bu geleceği onarıcı, kapsayıcı ve yenilikçi kılmak için yola çıktık.
■ London Stock Exchange Group ESG değerlendirmesinde dünya genelinde kendi kategorinizde birinci sıraya yerleşerek küresel bir başarı elde ettiniz. Bu sürdürülebilirlik performansını kalıcı kılmak için hangi yeni kriterleri ajandanıza aldınız?
Bu başarıyı kalıcı kılmak için sürdürülebilirliği sonuçtan çok şirket genelinde işleyen bir yönetim modeli olarak ele alıyoruz. Üretim tarafında yalnızca yenilenebilir kaynak oranına değil, sistem esnekliğini ve enerji verimliliğini ölçen göstergelere odaklanıyoruz. Yenilenebilir üretimin artmasıyla birlikte depolama kapasitesi, hibrit projelerin payı ve üretim tahmin doğruluğu gibi metrikler operasyonel performansın belirleyici unsurları haline geliyor. Bu alanlarda daha ileri veri odaklı ve öngörülebilir bir yapı kuruyoruz. Burada yeni yapay zeka teknolojisi ile pilot çalışmalar yürüterek verimli sistemler kurguluyoruz.
Değer zincirimiz boyunca etkiyi uçtan uca ölçülebilir kılmayı önceliklendiriyoruz. Tedarik zincirinden saha operasyonlarına kadar karbon ayak izi, kaynak verimliliği ve operasyonel sürdürülebilirlik performansını bütüncül bir çerçevede izliyor ve yönetiyoruz. Böylece sürdürülebilirliği sadece üretim tarafında değil, tüm iş yapış biçimimizin merkezine yerleştiriyoruz.
■ ZES markasıyla Türkiye’deki liderliğinizin ardından Electrip üzerinden Avrupa pazarlarındaki büyüme stratejiniz nasıl ilerliyor ve 2026 sonu için yurt dışı istasyon hedefiniz nedir?
ZES ile Türkiye’de kurduğumuz yaygın ve erişilebilir şarj ağını, Electrip markamızla Avrupa’ya taşıyoruz. Burada yaklaşımımız yalnızca istasyon sayısını artırmak değil farklı pazarlarda kesintisiz erişim sağlayan, entegre ve yönetilebilir bir mobilite altyapısı kurmak. Türkiye’de bugün 81 ilde 1800’ün üzerinde istasyonda 5000’i aşkın soketle hizmet sunuyoruz. Electrip tarafında ise Avrupa’da 6 ülkede 1300’ün üzerinde istasyonla faaliyet gösteriyoruz. Bu yapı, farklı coğrafyalarda operasyon yürüten kullanıcılar için erişim ve kullanım süreçlerini daha entegre hale getiriyor.
Stratejik olarak Avrupa’da daha yüksek büyüme potansiyeli taşıyan pazarlara odaklanıyoruz.
İtalya başta olmak üzere Güney Avrupa’da büyümeyi sürdürürken, Polonya ve Hırvatistan gibi pazarlarda yatırımlarımızı genişletiyoruz. Bu yaklaşım, doygun pazarlardan ziyade gelişim alanı yüksek bölgelerde konumlanmamızı sağlıyor. ZES ve Electrip’i dijital sistemler ve roaming altyapısı ile tek bir platform altında birleştiriyoruz. Kullanıcıların farklı ülkelerde tek bir sistem üzerinden şarj hizmetine erişebilmesi, özellikle uluslararası filolar için operasyonel verimlilik ve planlama açısından önemli bir avantaj yaratıyor.
■ Uluslararası fonlardan alınan 2.41 milyon euro tutarındaki Ar-Ge hibeleri, şirketin dijitalleşme ve yeni nesil enerji teknolojileri geliştirme kapasitesini nasıl etkileyecek?
Uluslararası fonlardan sağladığımız Ar-Ge hibeleri, teknoloji geliştirme kapasitemizi doğrudan güçlendiren ve bu alandaki çalışmalarımızı hızlandıran önemli bir kaldıraç oluyor. Bu kaynakları özellikle yapay zeka destekli üretim tahmini ve operasyonel optimizasyon çalışmalarında değerlendiriyoruz. Üretim tesislerimizde çok sayıda değişkenin aynı anda yönetildiği üretim süreçlerinde, bu çalışmalar sayesinde üretimi daha öngörülebilir hale getiriyor ve operasyonel verimliliği artırıyoruz. Böylece operasyonlarımızda daha kontrollü, dengeli ve veri temelli bir yapı oluşturuyoruz.
Bununla birlikte, ileri aşamada santrallerin dijital ikizlerini oluşturmaya yönelik çalışmalarımız da bulunuyor. Bu sayede, üretim süreçlerini daha derinlemesine analiz edebildiğimiz, farklı senaryoları önceden test edebildiğimiz ve daha hızlı karar alabildiğimiz bir altyapıyı kademeli olarak hayata geçiriyoruz.
■ Enerji sektöründe kadın istihdamı oranını yüzde 15 seviyesinden yüzde 30 seviyesine çıkarma hedefinizden bahsettiniz. Bu hedefe ulaşmak için şirket içinde ve sektör genelinde hangi somut adımları planlıyorsunuz?
Enerji sektöründe kadın istihdamının artırılması bizim için temsil meselesinin ötesinde, sektörün dönüşümünü hızlandıran stratejik bir gereklilik. Bugün Türkiye genelinde enerji sektöründe kadın istihdamı yaklaşık yüzde 15 seviyesinde bulunuyor. Zorlu Enerji olarak bu oranı yüzde 21 seviyesine taşıdık ve 2030 yılına kadar yüzde 30’un üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Bu hedef doğrultusunda çalışmalarımızı üç ana başlıkta sürdürüyoruz.
İlk olarak, kurumsal politika ve yönetişim tarafında güçlü bir çerçeve oluşturduk. Zorlu Grubu’nun “Akıllı Hayat 2030” stratejisi kapsamında yürütülen “Eşit Bi’Hayat” yaklaşımı bu alandaki temel referansımızı oluşturuyor. İkinci olarak, yetenek geliştirme ve liderlik hattını güçlendirmeye odaklanıyoruz. “Liderlikte Kadın Yüz’ü” programı ile genç kadınların iş dünyasına ve liderlik süreçlerine hazırlanmasını destekliyoruz. Üçüncü olarak ise sektöre yönelik yetenek havuzunu genişletmeyi hedefliyoruz. Enerji sektöründe kadın mühendis sayısını artırmaya yönelik “Enerjimiz Eşit” projesi kapsamında meslek liselerinde yürüttüğümüz çalışmalarla farkındalığı daha erken aşamada oluşturuyoruz. Tüm bu adımların ortak amacı, kadınların iş gücüne katılımını artırmanın ötesine geçerek, karar alma mekanizmalarında daha güçlü temsil edilmelerini sağlamak.
Enerji bağımsızlığı ve finansal sürdürülebilirlik
■ Bölgesel jeopolitik risklerin enerji arz güvenliğini tehdit ettiği bir dönemde, yerli yenilenebilir enerji kaynaklarının Türkiye’nin enerji bağımsızlığındaki rolünü nasıl konumlandırıyorsunuz?
Jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde enerji arz güvenliği, ülkeler için stratejik bir öncelik haline geliyor. Bu noktada yerli ve yenilenebilir enerji kaynakları, Türkiye’nin enerji bağımsızlığını güçlendiren temel yapı taşları arasında yer alıyor. Türkiye son dönemde enerji arz güvenliğini güçlendirmek adına özellikle tedarik kaynaklarını çeşitlendirme yönünde önemli adımlar attı. Bununla birlikte uzun vadeli, kalıcı ve sürdürülebilir bir bağımsızlık için yerli ve yenilenebilir kaynakların sistem içindeki payının artırılması belirleyici rol oynuyor.
Yenilenebilir enerji yatırımları, dışa bağımlılığı azaltırken aynı zamanda daha öngörülebilir ve sürdürülebilir bir üretim yapısı oluşturuyor. Bu dönüşüm, yalnızca üretim kapasitesinin artmasıyla sınırlı kalmıyor, şebeke altyapısının güçlendirilmesi, depolama teknolojilerinin devreye alınması ve enerji verimliliğini artıran dijital çözümlerle birlikte ele alındığında gerçek anlamda karşılık buluyor.
■ Akıllı şebekeler ve enerji depolama çözümlerinde Zorlu Enerji’nin kısa vadeli yatırım planları ve bu alandaki teknolojik hazırlık düzeyi nedir?
Kısa vadede odağımız, yenilenebilir üretim kapasitesini daha etkin yönetebilen ve sistem esnekliğini artıran entegre bir altyapı kurmak. Bu kapsamda enerji depolama teknolojileri ve dağıtım şebekesinin güçlendirilmesi öncelikli yatırım alanlarımız arasında yer alıyor. Depolama tarafında, üretim portföyümüzü hibrit ve depolamalı projelerle destekleyerek enerjiyi ihtiyaç duyulan zaman dilimlerinde sisteme yönlendirebileceğimiz daha dengeli bir yapı kuruyoruz.
Akıllı şebekeler tarafında ise dijitalleşme odaklı bir hazırlık süreci yürütüyoruz. Yapay zeka destekli üretim tahmini ve operasyonel optimizasyon çalışmalarıyla üretim ve tüketim dengesini daha öngörülebilir ve yönetilebilir hale getiriyoruz. Bu sayede, şebeke üzerindeki yükü daha etkin planlayabileceğimiz, verimliliği yüksek bir operasyon yapısı oluşturuyoruz. Teknolojik hazırlık seviyemizi, altyapı yatırımları ile insan odaklı dijitalleşmeyi birlikte ele alan bir yapı üzerinden ilerletiyoruz.
■ Şirketin finansal sürdürülebilirliğini güçlendirmek adına sermaye piyasalarındaki aktif görünümünüzü ve 2026 yatırım bütçesinin dağılımını nasıl özetlersiniz?
Finansal sürdürülebilirliği güçlendirmek adına sermaye yapımızı disiplinli bir yatırım yaklaşımı ve dengeli kaynak yönetimiyle ele alıyoruz. Sermaye piyasalarındaki konumlanmamızı da uzun vadeli büyüme ve sürdürülebilirlik hedeflerimizi destekleyen, öngörülebilir ve şeffaf bir yapı üzerine kuruyoruz. Yatırım tarafında ise odağımızı net şekilde yenilenebilir enerji ve bu alanı destekleyen teknoloji yatırımlarına yönlendirmiş durumdayız. 2026 yılında da yatırımlarımızı üretim, dağıtım altyapısı, teknoloji ve mobilite çözümleri arasında dengeli bir dağılımla kurguluyoruz. Özellikle jeotermal geliştirmeler, hibrit projeler ve verimlilik artırıcı uygulamalar yatırım önceliklerimiz arasında yer alıyor.
■ Enerji sektöründe kariyer basamaklarını hızla tırmanan bir lider olarak, iş hayatının başındaki gençlere kendi tecrübelerinizden yola çıkarak hangi temel yetkinlikleri geliştirmelerini önerirsiniz?
Kariyer yolculuğunun başındaki gençler için en kritik konulardan biri, çok boyutlu düşünebilme becerisi. Enerji gibi dinamik ve dönüşümün merkezinde yer alan bir sektörde yalnızca teknik bilgiyle ilerlemek yeterli olmuyor, finansı, riski ve insan boyutunu birlikte değerlendirebilen bir bakış açısı geliştirmek gerekiyor. Kendi kariyerimde mali işler tarafında sorumluluk üstlenmek, yatırım süreçlerini ve risk yönetimini yakından deneyimlemek karar alma disiplinimi şekillendiren önemli bir eşik oldu.
Bununla birlikte, değişime uyum sağlama ve sürekli öğrenme isteği öne çıkan bir diğer yetkinlik. Enerji sektörü bugün teknoloji, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik ekseninde hızla yeniden şekilleniyor. Bir diğer önemli başlık ise sorumluluk alma ve sahaya temas etme. Sahada bulunmak, ekiplerle doğrudan temas kurmak ve işin teknik boyutuna hakim olmak güven inşa etmenin en güçlü yollarından biri. Aynı zamanda farklı bakış açılarına açık olmak ve kapsayıcı bir perspektif geliştirmek de kritik. Kariyer bir hız yarışı değil, doğru deneyimleri biriktirme süreci.