09.11.2025 - 04:21 | Son Güncellenme:
AHENK BEYAZIT
AHENK BEYAZIT- Türkiye’nin siber güvenlik sahnesinde hızla ismi duyulan OctoXLabs, kurumların “risk nerede ve hangisi öncelikli?” sorusunu yanıtlamak üzere yola çıkmış.
Kuruluş hikâyesi, dijital varlık envanterinin bulut ve saha sistemlerinde parçalandığı bir dönemin ihtiyacından doğuyor. OctoXLabs Satış Direktörü Ata İğdebeli’nin verdiği bilgilere göre ekip, görünmeyeni görünür kılan bir platformla kritik sinyalleri tek bir pencerede toplayıp önceliklendiriyor; böylece güvenlik ekiplerinin zamanı en çok etki yaratacak müdahalelere harcamasını sağlıyor.
Bu yaklaşım, kısa sürede sahada karşılığını buldu; OctoXLabs’i TT Ventures’ın radarına taşıdı. Yatırım, yalnızca finansman değil, büyümeyi stratejik olarak hızlandıran bir ortaklık olarak kurgulandı: Şirket Orta Doğu ve ABD’de kanal ağını genişletmeye başladı. Yapay zekâyı ilişki haritalama ve erken risk tespiti için kullanıp, kritik operasyonlarda ‘insan gözetimi’ ilkesini koruyan platform minimum veri prensibi ve müşteri kontrolüyle de ayrışıyor. Ata İğdebeli ekibin, görünürlüğü bir son değil başlangıç saydığı, risklerin sürekli izlenip önceliklendirildiği ve karşılık verildiği döngüsel bir güvenlik modeli inşa ettiğini anlatıyor. İğdebeli sorularımızı yanıtladı...
OctoXLabs kısa sürede dikkat çeken yerli siber güvenlik girişimlerinden biri haline geldi. Bu noktaya gelene kadar nasıl bir yolculuk geçirdiniz?
OctoXLabs, kurumların dijital varlık karmaşasında kaybolduğu bir dönemde kuruldu. Bugün kurumların en kritik sorusu şu: Risk nerede ve hangisi öncelikli? Biz görünmeyeni görünür kılan ve bu soruya net cevap veren bir platform geliştirdik. Kurumların kritik risklere hızla odaklanabilmesini sağlayan bu yaklaşım sayesinde sahada kısa sürede gerçek fark yarattık.
TT Ventures Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’ndan (GSYF) yatırım alma sürecinizden bahseder misiniz?
Kurumsal müşterilerle sahada doğruladığımız güçlü ürünümüz, bir teknoloji şirketinin kurduğu girişim sermayesi yatırım fonundan yatırım almak için doğal bir adaydı. Başvuru sürecinde ürünün kurumlar için yarattığı somut değeri ve ölçeklenme potansiyelini ortaya koyduk. Vizyoner yaklaşımlarıyla bu potansiyeli hızla fark ettiler ve yatırım sürecini tamamladık. OctoXLabs için bu süreç, finansal desteğin ötesinde büyümemizi stratejik olarak hızlandıran bir adım oldu. Mevcut kurumsal iş birliklerimizi derinleştirip ürünümüzü doğruladığımız alanlarda daha geniş ölçekte konumlandırdık.
TT Ventures GSYF’den yatırım almanın girişiminize ne gibi katkıları oldu?
TT Ventures yatırımcılığın ötesine geçerek girişimlerin büyümesine stratejik katkı sağlayan bir yapı. Bizim için bu ortaklık, mevcut ivmemizi güçlendiren ve global yolculuğumuzu hızlandıran önemli bir dönüm noktası oldu. TT Ventures GSYF yatırımının ardından OctoXLabs olarak doğru kurumlarla daha hızlı buluştuk, sahadaki etkimizi genişlettik ve ürünümüzü uluslararası ölçekte konumlandırma hedefimize bir adım daha yaklaştık. Bu vizyoner destek, büyümemizde ciddi bir hızlandırıcı etki yarattı.
Şirket için nasıl bir büyüme ve genişleme planı belirlediniz?
Artık odağımızı Türkiye’den global pazarlara taşıyoruz. Orta Doğu ve ABD’de güçlü iş birlikleri kuruyor, satış ağımızı hızlıca genişletiyoruz. Amacımız; kurumların dijital risklerini daha net yönetebilmelerini sağlayan teknolojilerde, uluslararası arenada kazandığımız konumu sağlamlaştırmak.
Bugün sizi en çok hangi sektörler veya kurum türleri tercih ediyor? Büyüme stratejinizde hangi müşteri grupları ön planda olacak?
Dijital varlık yönetimi ihtiyacı aslında tüm kurumlarda ortak. Bugün en hızlı benimseyenler, hem saha hem bulut altyapısını birlikte yöneten ve karmaşık yapılara sahip büyük kurumlar. Ancak finanstan, perakendeye, enerjiden teknolojiye kadar pek çok sektörde bu ihtiyacın hızla arttığını görüyoruz. Bizim için sektör değil, çözülmesi gereken problemin ölçeği belirleyici.
Hedef küresel bir teknoloji şirketi
OctoXLabs olarak yapay zekâyı ürününüzün hangi aşamalarında kullanıyor veya kullanmayı planlıyorsunuz?
Yapay zekayı hem kendi süreçlerimizde hem de platformumuzda etkin şekilde kullanıyoruz. Amacımız, yapay zeka ile güvenlik ekiplerinin karar süreçlerini hızlandırmak ve daha net içgörüler sunmak. Varlıklar arasındaki ilişkileri görünür kılıyor, kritik risk sinyallerini daha erken tespit edebiliyoruz. Böylece kurumlar riskleri önden görebilmek ve kontrol altına almak için harekete geçebiliyor. Ancak şu an için güvenlikte kritik operasyonların otomasyonunun daima insan gözetimiyle ilerlemesi gerektiğine inanıyoruz; görünürlük ve kontrol bizim için temel prensip.
Yurt dışı pazarlara açılma konusunda öncelikli olarak hangi ülkede varlık göstermek istiyorsunuz?
Farklı birçok sektörden müşterilerimizle Orta Doğu ve ABD’de halihazırda sahadayız; iş birliklerimizi ve kanal yapımızı bu bölgelerde genişletiyoruz. Yakın dönemde Avrupa ve APAC pazarlarında da görünürlüğümüzü artırmak için aktif çalışmalar yürütüyoruz. Global büyüme stratejimiz çok bölgeli bir yapıda ilerliyor.
Veri gizliliği ve yasal uyumluluk konularında nasıl bir yaklaşım izliyorsunuz?
Biz zaten güvenlik alanında çözüm üreten bir teknoloji şirketiyiz; dolayısıyla veri gizliliği ve güven, ürünümüzün en temel öncelikleri arasında. Güvenlik verisi hassastır. Bu nedenle platformumuzu minimum veri prensibiyle, yerel regülasyonlara uyumlu ve tamamen müşteri kontrolünde olacak şekilde tasarlıyoruz. Ürün çıktıları uyumu doğal olarak hızlandırıyor; ancak biz kendimizi bir uyumluluk aracı olarak değil, uyumun teknik temelini sağlayan çözüm olarak konumlandırıyoruz
Kurumlara proaktif ve sürdürülebilir bir güvenlik duruşu kazandırmak’ vizyonunuz var. Bu vizyon doğrultusunda yaptığınız çalışmalar nelerdir? Türkiye’de bu anlayış ne ölçüde yerleşmiş durumda sizce?
Bizim yaklaşımımızda görünürlük bir son değil, başlangıç. Kurumların dijital varlıklarını sadece listelemekle kalmıyor; riskleri sürekli izleyebildikleri, önceliklendirebildikleri ve karşılık verebildikleri bir güvenlik duruşu sağlıyoruz. Çünkü sürdürülebilir güvenlik, anlık aksiyon değil; sürekli iyileştirme mekanizmasıdır.
Türkiye’de bu anlayışın hızla olgunlaştığını görüyoruz. Kurumlar artık ‘görmek’ yerine ‘kontrol etmek’ istiyor. Bu dönüşüme eşlik etmek ve hızlandırmak da bizim en büyük motivasyonumuz.
Önümüzdeki beş yılda OctoXLabs’ı nerede görüyorsunuz? Hem Türkiye’de hem de global pazarda nasıl bir etki yaratmayı hedefliyorsunuz?
Önümüzdeki beş yılda hem Türkiye’de hem de global pazarlarda güçlü bir konuma ulaşmış bir OctoXLabs göreceğiz. Kurumların dijital risklerini daha hızlı görüp daha bilinçli yönetebilmelerini sağlayan çözümlerimiz sayesinde, güvenlik operasyonlarının ayrılmaz bir parçası olmayı hedefliyoruz. Türkiye’de edindiğimiz deneyimi ve başarımızı Orta Doğu ve ABD başta olmak üzere yurt dışına taşıyoruz. Kısacası, Türkiye’den çıkan ve küresel ölçekte tercih edilen bir teknoloji şirketi olma yolunda kararlılıkla ilerliyoruz.