Milliyet ExecutiveKabile ruhuyla lükse yolculuk

Kabile ruhuyla lükse yolculuk

19.07.2026 - 03:03 | Son Güncellenme:

Geleneksel lüksün sınırlarını aşarak sipariş üzerine üretim modeliyle finansal ve operasyonel esneklik sağlayan Joyka, küresel pazarlara açılmaya hazırlanıyor...

Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin
Kabile ruhuyla lükse yolculuk

AHENK BAYAZIT - Kimi hikâyeler çocuklukta, bir yastığın altında başlar. Özlem Güçlü, küçükken annesinin pırlanta yüzüklerini yastığının altına koyup öyle uyuyacak kadar tutkun o parıltıya. Yıllar sonra bu tutku, üniversite arkadaşı Cesi Benardete ile kurduğu bir markada hayat buldu: Joyka. İsmi bile bir birlikteliğin ürünü, Benardete’nin kızı Joyce ile Güçlü’nün oğlunun göbek adı Kaan’ın birleşiminden doğdu. Bir kabile dilinde kararlılık, özgürlük, güç ve profesyonellik anlamına gelen Joyka, bu felsefeyi tasarımlarına da taşıyor: Altının dişil enerjisini pırlantanın ışığıyla buluşturan, gündüzden geceye taşınabilen, zamansız ve kombinlenmeye açık parçalar. Marka, stok yerine sipariş üzerine üretim modeliyle her müşterisine kendi koleksiyonunu kurma özgürlüğü tanıyor, kasalarda bekleyen düğün takılarını ise çağdaş tasarımlara dönüştürüyor. Radarında yurt dışı pazarları olan Joyka’nın kurucularından Özlem Güçlü ile ile markanın hikâyesini, sipariş odaklı üretim modelinin getirdiği operasyonel avantajları ve küresel pazar hedeflerini konuştuk.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

■ Joyka’nın hikâyesini dinleyebilir miyiz? Takı tasarımına yönelme süreciniz nasıl gelişti? Ortağınızla yolunuz nasıl kesişti? Joyka markasını kurarken öncelikli motivasyonunuz neydi?

Çocukluğumdan beri takı ve mücevhere çok düşkündüm. Herkesin ne giydiğinden çok hep ne taktığına bakardım. Hatta öyle düşkündüm ki o parıltıya, bazı geceler annemin pırlanta yüzüklerini, kolyelerini alıp yastığımın altına koyar, öyle uyurdum... Fakat hiçbir zaman takı tasarımı okumayı hayal etmemiştim. Ortağımla üniversiteden arkadaşız. O sahne sanatları, ben ise reklam mezunuyum. Ben üniversiteden sonra kendi restoranımı açtım, o ise kendi takı markası olan Mago’yu kurdu. Aslında Joyka’nın temelini atan kişi ortağımdır. Daha sonra o yurt dışına taşındı, ben restoranı kapattım ve onun burada bu işi birlikte yapacağı bir kişiye ihtiyacı vardı.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Ben restorancılık zamanımda da ortağımın o zamanki takı markası Mago’nun kermeslerinde onun yanına mutlaka uğrar, ona yardım eder, tasarımlarıyla ilgili kendi fikrimi hep söylerdim. Hatta yurt dışı gezilerimin bazılarında ilham aldığım bir tasarımcı veya beğendiğim bir tasarım fikri olursa onunla paylaşıp fikir vermeyi severdim. O da bu sebepten olacak ki hem gözüne hem işine güvendiği biriyle yola devam etmek istedi ve birlikte ikimize ait olan yeni bir marka kurmaya karar verdik. Markamızın adı da onun kızının adı olan Joyce ile benim oğlumun göbek adı olan Kaan’dan ilham alınarak kuruldu ve böylece Joyka doğmuş oldu. Joyka’nın anlamı da hem beni hem ortağımı çok doğru yansıtıyor. Bir kabile dilinde Joyka kararlılık, özgürlük, güç ve profesyonellik anlamı taşıyor. Tam olarak Joyka biziz yani.

Haberin Devamı

■ Joyka tasarımlarında doğadan, enerjiden ve zamansız çizgilerden söz ediliyor. Bir koleksiyon fikri zihninizde nasıl filizleniyor, tasarım süreci nasıl işliyor?

Haberin Devamı

Biz iki ortak aslında her şeyden ilham alabiliyoruz. Bazen çocuğumuzla oynadığımız bir oyundan, bazen bir resimdeki bir gölgeden. Gerçekten o konuda çok şaşırtıcı olabiliyoruz. Fakat her tasarımın ortak noktası mutlaka zamansız ve kombinlenmeye açık olması oluyor. Çünkü bazen bir mücevher veya takı tek başına çok güzel olup yanında başka hiçbir takıyı taşıyamayabiliyor. Bu, Joyka tasarımlarında göremeyeceğiniz bir tek başınalık.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Doğadan ve enerjiden beslenmek tam olarak bu oluyor. Doğada da iç içe geçemeyen, birlikte olduğunda bir ahenk içinde olamayan her şey nasıl gözümüze batıyorsa tasarımlarda da bu aynı hisle yaratılıyor. Süreç ise şöyle ilerliyor: Bir yaratım fikri oluştuğunda bazı tasarımlar ayrı ayrı, tek başımıza tasarladıklarımız oluyor; tamamen bireysel ama koleksiyon fikrine ait, o koleksiyonun ruhuyla özdeş. Bazı tasarımlar ise ortak oluyor. Mesela ben başlıyorum ama belli bir yerde ortağıma teslim ediyorum, o bitişe ulaştırıyor ya da bazen tam tersi, o başlatıyor ben tamamlıyorum. Ama değişmeyen tek şey her zaman zevkimizin bir ve ortak olması. Daha sonra atölyemizde tasarımların çizimleri tamamlanıp mum kalıpları çıkartılıyor, kontroller sonrası gerekirse son revizeler yapılıp üretime geçiliyor.

Haberin Devamı

■ Markanızda ‘birliktelik’ kavramı da öne çıkıyor. Tasarımlarınızda altın ve pırlantayı bir araya getirirken bu felsefeyi nasıl yansıtıyorsunuz?

Artık her yerde altının frekansının ne kadar yüksek olduğundan çokça bahsediliyor. Biz bunu zaten yıllardır biliyoruz ama son yıllarda enerji çalışmaları ve kadim bilgiler daha revaçta, daha açığa çıktı ve ulaşılabilir oldu. O yüzden altının kıymeti, enerjisi daha anlaşılır durumda. Biz Joyka olarak ilk günden beri, bu bilgiler henüz bu kadar konuşulmuyorken de dişiliği, dişil enerjiyi ve aurayı hep altın ile ilişkilendirdik. Bizce kadını en iyi hissettiren şey eski günlerden bu yana hep altın oldu; hem dişi hem güvende hissettirdi.

Pırlanta ise kadını parlattı, ışığını yansıttı, özgüvenini tazeledi. Bu sebeple altın ve pırlanta bizim için asla ayrılmaz bir takımdır. Bu arada hep kadınlardan konuşuyoruz, sonra erkek müşterilerimiz bize biraz alınıyorlar. Onlar da kızmasın, Joyka erkeklerini de biliyoruz ki genelde bu erkekler bizim müşterilerimizin eşleri, sevgilileri veya çocukları oluyor. Onlar da pırlanta, hatta siyah ve şampanya pırlanta ile altının uyumunu çokça tercih ediyorlar. Sitemizde bir erkek takı kategorisi yok, özel üretim olduğu için siteye hiç eklemedik. Fakat bugüne kadar custom made olarak ürettiklerimizi toparlasak 2-3 koleksiyon olacak kadar erkek tasarım takımız olmuştur.

Haberin Devamı

■ Lüks tüketim ve mücevher sektöründe bir kadın girişimci olarak ne gibi zorluklarla karşılaştınız ve bu yolda en büyük gücünüz ne oldu?

Bu yoldaki en büyük gücümüz her zaman tasarıma, altına ve pırlantaya duyduğumuz büyük tutku oldu. Tutkumuz ve tasarladığımız her bir parçanın, kendini ona ait hisseden bir kadının yüzünde yaratacağı gülümsemeye sebep olacağını bilmek, bizi asla vazgeçmeyeceğimiz bir tutkuyla bağladı. Zorluklar her sektörde olduğu gibi bu sektörde de oldukça fazla. Aniden değişen ekonomik şartların dışında, bugüne kadar oluşmuş tüketim alışkanlıkları bazen zorlayıcı olabiliyor. Büyük lüks dünya markaları dışında farklı, kişiye özel, her yerde görülmeyen, farklı bir ruhu olan tasarımları taşımayı seven kitleye ulaşmak bazen ekstra bir çaba gerektiriyor. Maalesef zaman zaman zorlaşsa da bu durum bizi tutkumuzdan asla vazgeçiremiyor.

■ Bugünün müşterisi mücevherden en çok ne bekliyor? Yatırım değeri, kişisel anlam, gündelik kullanım ya da tasarım farkı mı?

Artık altın tasarımla bir takıya dönüştüğünde de çok kuvvetli bir yatırım değeri taşıyor zaten. Fakat asıl konu bizce kişinin ruhuna, yaşanmışlıklarına, geçmiş bağlarına ve gelecek heveslerine dokunmak. Üzerinde taşıdığı enerjiyle uyumlu olmak. Yaşamına, yaşamının hızına ve her anına uyum sağlayabilmek. Üzerinizde taşıdığınız herhangi bir Joyka parçasıyla plajda, şehirde, gündüz kombininizde ve en önemlisi gece kombinlerinizde, özel günlerinizde de aynı uyum ve özgüvenle devam edebilirsiniz. Üzerinizdeki kıyafetler değiştikçe Joyka’nızı değiştirmeniz gerekmez. Tabii ki bizim de yüzü daha geceye, davete dönük parçalarımız var ama hiçbiri tek başına sadece gündüz veya sadece gece için değil. En başında da söylediğim gibi Joyka’da her parça kendi içinde ve beraberinde uyum içindedir.

■ Joyka bünyesinde ürünleri stokta tutmak yerine sipariş üzerine üretmeyi tercih ediyorsunuz. Bu üretim modelinin markanıza sağladığı avantajlar neler?

Joyka yıllar içerisinde öyle bir marka haline geldi ki, bizim müşterimiz olan herkes yıllar içinde bizim arkadaşımız, bazıları ise yakın dostumuz oldu. Ürünlerimizi stokta tutmak yerine sipariş üzerine üretme felsefemizle bu arkadaşlık ve dostluklar şöyle bir avantaja dönüşüyor: Diyelim ki bir müşterimiz bizden Gipsy koleksiyonundan birçok bilezik, küpe ve kolye aldı fakat koleksiyona doymadı (bu her koleksiyonda sıkça başımıza geliyor). Markayı ve felsefemizi o kadar benimsemiş oluyorlar ki bize yine Gipsy koleksiyonundan farklı bir taleple geliyorlar. Kendi talepleriyle kendi koleksiyonlarını yapıyorlar ve biz yüklü bir stokla çalışmadığımız için sonsuz olasılıkta değişim ve farklılık taleplerine cevap verebiliyoruz.

Bu model, koleksiyonun çizgisini ve ruhunu bozmadan yapılacak her türlü farklılığa hızlı ve olumlu cevap verebilmemizi sağlıyor. Bunun yanı sıra bizi daha özgür hissettiriyor ve istediğimiz zaman kalıpların dışına çıkabilme fikri hem ortağıma hem bana iyi geliyor.

■ Kişisel mücevher danışmanlığıyla eski mücevherleri de yeniden tasarlıyorsunuz. Müşteriler en çok hangi parçaları dönüştürmek istiyor?

Müşterilerimiz en çok düğün, doğum günü gibi özel günlerde takılan fakat kasada bekleyen mücevherleri dönüştürmeyi seviyorlar. Biz de bu işi çok seviyoruz. Çünkü bizce bir mücevherin özel günü, zamanı yoktur. Tasarımsal olarak çok güçlü, göze çarpıcı, ağır bir mücevher; güzel bir beyaz tişört ve jean üzerine oversize bir deri ceketle harika bir kombine dönüşebilir. Sadece düğün, nişan ve özel gün takıları hep aynı kalıp ve görsellikte olduğu için zamansız kavramına uymuyor, belirli bir zaman sonrasında sıkıcı olmaya başlıyor.

Klasik ile zamansız arasındaki ince çizgi en çok düğün takılarında göze batar. Onları dönüştürmeyi çok seviyoruz. Bir de son 1-2 senedir yerli ve yabancı bazı markaların dönem dönem parlayan, moda olan ama sonrasında her yerde görmekten sıkılınan parçalarını dönüştürüyoruz.

■ Joyka şu an hem yerel hem de küresel ölçekte adından söz ettiriyor. Önümüzdeki dönem için markayı büyütme hedefleriniz ve radarınızdaki yeni pazarlar neler? Joyka’yı yurt dışına taşımayı düşünüyor musunuz?

Daha çok yurt dışı pazarı radarımızda. Joyka’nın kendine has çizgisini, tasarımlarındaki o güçlü ama zarif ruhu farklı ülke kadınlarının üzerinde görmeyi ve onların da yüzlerindeki gülümsemenin sebebi olmayı çok istiyoruz.

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler