09.11.2025 - 04:09 | Son Güncellenme:
SERKAN ARMAN- Akaryakıt gibi geleneksel bir alanda fırsat eşitliği ve sürdürülebilirlik aynı denklemde buluştur mu? OPET Yönetim Kurulu Üyesi Filiz Öztürk, ‘Kadın Gücü’ ve ‘Eşitsek Fark Eder’ projeleriyle istasyonlarda 'kültürü' değiştirirken müşteri memnuniyeti ve performans göstergelerinde de somut sonuçlar ürettiklerini anlatıyor. Öztürk’ün kariyer duraklarından yaratılan toplumsal etkiye uzanan yolculuğu konuştuk...
Eğitim ve iş yaşamınızın kilometre taşları neler oldu?
İlkokul, ortaokul ve liseyi Mersin’de tamamladım. Bilkent Üniversitesi İşletme Bölümü’nde okurken New York Ithaca Üniversitesi Uluslararası İşletme Bölümü’ne geçiş yaptım. Oxford ve Cambridge’de uluslararası petrol ticareti ve fiyatlandırması eğitimleriyle enerji sektörüne yoğunlaştım. Kariyerime Koçbank’ta MT olarak başladım.
1997’den itibaren ise OPET’in hikâyesine katıldım. 2012'den bu yana da OPET Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapıyorum. Regnum İnşaat’ta da Gayrimenkul Geliştirme ve Taahhüt Grup Başkanı ve Güvenok Lojistik’te Yönetim Kurulu Başkanı olarak aktif rol alıyorum. Toplumsal etki yaratmanın önemine inanıyorum. KalDer’de 3 yıl başkan yardımcılığını üstlendim. Halen KAGİDER üyesi ve Hayat Boyu Hayat Dolu Derneği yönetim kurulu üyesiyim. Kariyerimde özellikle sürdürülebilirlik, toplumsal katkı ve fırsat eşitliğini işimin merkezinde tuttum.
Akaryakıt sektörü erkek egemen bir alan. Değişimin ipuçları var mı?
Enerji sektörü hâlâ erkek egemen yapıya sahip. 1997’den bu yana sektörün içindeyim ve kadının adının olmadığı bir alanda yıllarca mücadele verdik. En büyük şansım, cinsiyet eşitliğine ve kadının gücüne inanan bir ailede büyümem oldu. 2018’de ‘Kadın Gücü’ projemizi başlattığımızda, ‘Akaryakıt istasyonunda kadının ne işi var...’ algısı yaygındı. Amacımız mesleğin cinsiyeti olmadığı algısının toplumsal düzeyde benimsenmesinin sağlanması, kadınların çalışma hayatının her alanında fırsat eşitliği ilkesi çerçevesinde başarıyla var olabileceğini göstermekti. Proje başladığında OPET ve Sunpet istasyonlarımızda kadın çalışan 1.541 idi. 2018’den bu yana ise 17 bini aşkın kadın çalışana ulaşıldı. Proje sektörde de kadın istihdamın artmasına katkı sağladı.
Kadın Gücü Projesi OPET’te ve sektörde nasıl bir değişim yarattı?
2018’de başladığımızda istasyonlarda kadın çalışan görmek çoğu insan için sıra dışı bir durumdu. Bugün ise müşterilerimizin çoğu, kadın çalışanlarımızın varlığını istasyon deneyiminin doğal ve pozitif bir parçası olarak görüyor. Kadınların varlığı hizmet anlayışında, iletişimde ve kurum kültüründe güçlü bir değişim yarattı. Kadın istihdam eden bayilerimizin satışlarında pompa başına yüzde 4’lük artış ölçümlendi.
UN Women iş birliğiyle yürütülen ‘Eşitsek Fark Eder’ projesi hangi noktada?
UN Women ile bir iş birliğine giderek, Kasım 2023 itibarıyla ‘Eşitsek Fark Eder’ dedik ve Kadın Gücü’nü destekleyen yeni bir proje daha başlattık. Bu proje, Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliği, kadınların güçlenmesi ve kadın istihdamını artırmak için kapsamlı ve uzun vadeli bir programı içeriyor. Ana hedefimiz Kadının Güçlenmesi Prensipleri’ni (WEPs) etkin bir şekilde uygulayarak sektör ve toplumda, toplumsal cinsiyete duyarlı kurum politikaları ve uygulamalarını geliştirmek.
Heroes Women Role Model List 2025’in ‘Top 100 Women Executives’ listesinde ilk 5’tesiniz. Bu ne ifade ediyor?
Listede yer almak benim için büyük bir gurur kaynağı. Ancak bu başarıyı yalnızca kişisel bir ödül olarak değil, yıllardır birlikte yürüttüğümüz bir çalışmanın uluslararası alanda da karşılık bulması olarak görüyorum. Bu listeye girmek, OPET’in toplumsal cinsiyet eşitliği, çeşitlilik ve kapsayıcılık alanlarında attığı somut adımların, dünya çapında da örnek gösterildiğini ifade ediyor. Özellikle genç kadınlara ilham kaynağı olmak, kendi potansiyellerine inanma cesareti vermek benim için çok değerli.
Yarının enerjisini bugünden tasarlamak
Enerji sektöründe dijital ve yeşil dönüşüm hızlanıyor. Elektrikli araçlar yaygınlaşıyor. OPET bu dönüşümde nasıl bir rol üstleniyor?
Son yıllarda pek çok sektörde olduğu gibi enerjide de büyük bir dönüşüm yaşanıyor. İklim krizi, sürdürülebilirlik hedefleri ve teknolojideki gelişmeler, bizleri daha çevreci, dijital ve akıllı çözümler üretmeye yönlendiriyor. OPET olarak bu dönüşümün dışında değil, merkezinde yer almayı hedefliyoruz.
Elektrikli araçların yaygınlaşması ile birlikte araç şarj ekosistemi ile enerji sektöründe güçlü konumumuzu sürdürmekte kararlıyız. Türkiye’nin dört bir yanında bu altyapıyı genişletirken, enerji ihtiyacını kanopi üzerine kurulan GES’ten karşılayan tükettiği enerji ve suyu verimli kullanan teknolojiye sahip akıllı istasyon konseptimiz ile bu dönüşümde öncü rol üstleniyoruz. Veri analitiği, akıllı sistemler ve dijital sadakat uygulamalarıyla müşterilerimizin ihtiyaçlarını daha iyi anlayıp, onlara özel çözümler üretiyoruz.
İstanbul’daki Genel Müdürlük binamız ile Körfez ve Giresun Terminallerinin tüm elektrik tüketimlerini güneş enerjisinden karşılamak üzere Manisa’nın Demirci İlçesinde kurulumu tamamlanan Mahmutlar Güneş Enerji Santrali’ni (GES) geçtiğimiz aylarda devreye aldık. Yıllık elektrik üretimi 5 bin MWh’yi bulacak olan Mahmutlar GES ile 1.500 hanenin elektrik tüketimine eşdeğer bir üretim gerçekleştirilirken, çevresel açıdan da önemli kazanımlar söz konusu olacak. Mahmutlar GES projesiyle elektrik ihtiyacını çevre dostu yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlayan OPET, yıllık 3.000 ton karbon emisyonunun önüne geçerek çevre dostu bir çözüm sunarken, 145 bin ağacı da doğaya kazandıracak.
Tüm bu çalışmalarla OPET olarak enerjideki dijital ve yeşil dönüşümün öncü, yön veren ve sürdürülebilir değer yaratan markası olma hedefiyle ilerliyoruz. Biz bu dönüşümü sadece bir teknolojik değişim olarak değil, geleceğin enerji anlayışını yeniden şekillendiren bir sorumluluk olarak görüyoruz. Yani rolümüz bugünün ihtiyaçlarını karşılarken yarının enerjisini bugünden tasarlamak diyebilirim.
OPET istasyonlarını ‘fayda merkezi’ olarak konumlama vizyonunuzun müşteri deneyimine katkısı nedir?
Müşterilerimiz bir OPET istasyonuna girdiklerinde sadece yakıt almıyor, aynı zamanda kendilerini iyi hissedecekleri bir deneyim yaşıyorlar. İstasyonlarımızda sunduğumuz hijyen standartları, oto yıkama alanları, market hizmetleri, çocuklara yönelik düzenlemeler, kadın istihdamını artıran uygulamalar bu vizyonun somut örnekleri.
Baktığımızda bu yaklaşımın müşteri deneyimine yansımasının ise çok güçlü olduğunu görüyoruz. Müşterilerimiz, nerede olurlarsa olsunlar bir OPET istasyonuna girdiklerinde, belli bir standardın ve özenin kendilerini beklediğini biliyor. Bu da bizim için sürdürülebilir marka değerinin en önemli göstergesi.
İş yaşamınızın size öğrettiği 3 önemli kural nedir?
Yaklaşık 30 yıldan bu yana iş hayatının içinde yer alan biri olarak, her zaman ilk önceliğim ‘insan odaklı yaklaşımın’ işin her alanına yansıması oldu. Başarının da, sürdürülebilirliğin de, güvenin de temelinde insan ilişkileri yer alıyor. İnsan odaklı yaklaşım, empatiyi, iletişimi ve birlikte üretme kültürünü güçlendiriyor.
İkinci olarak ise ‘öğrenmeye, gelişmeye açık olmak’ çok önemli. Bu nedenle öğrenmeyi bir yaşam biçimi haline getirmek gerekiyor. Ben her zaman kendimi yenilemeye, farklı bakış açıları kazanmaya ve genç kuşaklardan da öğrenmeye özen gösterdim. Özellikle gençlerin bakış açısına, dünyayı nasıl algıladıklarını bilmemiz gerek. Bugün Z kuşağı olarak ifade ettiğimiz gençler, bizim çalışma arkadaşlarımız arasında yer almaya başladı.
Dijital teknolojilerin içine doğan bir Alfa Kuşağı yetişiyor. Bu nedenle artık dünyaya sadece kendi deneyimimizden değil, onların gözünden de bakabilmemiz gerekiyor.
Üçüncü olarak ise ‘sürdürülebilirlik anlayışını hayatın her alanına yerleştirmek’ çok önemli. Buradaki sürdürülebilirlik yalnızca çevresel değil, insan ilişkilerinden kurum kültürüne, iş yapış biçimlerinden kişisel dengeye kadar uzanan bütünsel bir yaklaşım. Sürdürülebilirliği sürekliliği olan değerler yaratmak, kalıcı etki bırakmak ve yaptığımız her işin geleceğe katkı sağlaması olarak görüyorum. Bence bu, hem bireysel hem kurumsal bir sorumluluk.