Milliyet ExecutiveKalıcı başarı için formül: Kadının gücü gençliğin enerjisi!

Kalıcı başarı için formül: Kadının gücü gençliğin enerjisi!

09.11.2025 - 04:19 | Son Güncellenme:

Kariyerde sahadan başlamayı, veri insan dengesini ve fırsat eşitliğini kalıcı başarı için ana kaldıraç olarak gören Sedakat Özgür Anlar kadın istihdamında süreç temelli eşitlikten AVM’lerde ‘ölç yönet dönüştür’ yaklaşımına uzanan bir çerçeve çiziyor.

Kalıcı başarı için formül: Kadının gücü gençliğin enerjisi

DUYGU ERDOĞAN- Türkiye’nin önemli sanayici ailelerinden Kale Endüstri Holding’in ikinci kuşak temsilcilerinden Sentra Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Sedakat Özgür Anlar, özellikle gençler için benimsediği ilkeler ve sosyal sorumluluk projeleriyle dikkat çekiyor. Sedakat Özgür Anlar gençlere kariyerlerinin ilk adımını ‘sahada’ atmalarını önerirken veriye dayalı düşünme, finansal okuryazarlık ve dijital yetkinliği insan odağıyla buluşturan bir yönetim anlayışı benimsiyor. Aynı zamanda kadınların çalışma hayatındaki yerini güçlendirmeyi tek seferlik projelerle değil, işe alımdan terfiye uzanan şeffaf ve ölçülebilir süreçlerle kalıcılaştırmayı savunuyor.

Haberin Devamı

AVM ekosisteminde ise sürdürülebilirliği bir ‘yönetim sistemi’ olarak ele alan Sedakat Özgür Anlar enerji - su - atık performansının düzenli izlenmesi, çatı GES yatırımları ve ‘yeşil kira’ ilkeleriyle hem çevresel etkiyi hem varlık değerini artırmayı hedefliyor. Sedakat Özgür Anlar’la projelerini konuştuk...

Sanayi kökenli bir ailenin üyesi ve kendi girişimini kuran bir iş insanı olarak çalışma hayatına başlayacak gençlere yönelik en önemli tavsiyeleriniz neler olur?

Öncelikle nerede olurlarsa olsunlar, kararlarını değerleriyle hizalamalarını tavsiye ediyorum. Çünkü dürüstlük ve sorumluluk, kısa vadeli kazançtan daha kalıcıdır. Yetkinlik tarafında veriye dayalı düşünmeyi, finansal okuryazarlığı ve dijital becerileri temel edinmeliler ama insanı, ekip çalışmasını ve müşteriyi merkeze koymayı asla ihmal etmemek şartıyla. Azim ise uzun yol disiplinidir.

Haberin Devamı

Hedef koymaları, plan yapmaları, başarısızlıkları ‘öğrenme verisi’ olarak görmeleri çok kıymetli. Diğer yandan kariyerlerine mümkün olduğunca sahada başlamalarını tavsiye ediyorum. Üretimi, operasyonu ve müşteriyi yerinde deneyimlemek, ileride verecekleri stratejik kararlara yön verir. Mentorluk almak, çevrelerini güvene dayalı ilişkilerle büyütmek, kısacası ilkeli olmak, sürekli öğrenmek ve azim, kalıcı başarıyı getirir.

Sektörünüzde kadın bir işveren olarak kadınların çalışma hayatında daha fazla ve iyi bir yer alması açısından uygulamalarınız var mı? Özellikle hangi sorunlara karşı çalışmalar yapılmalı?

İş hayatında kadınların yerini güçlendirmenin, fırsat eşitliğini süreçlere entegre etmekle mümkün olduğuna inanıyorum. Kadın istihdamını güçlendirmek, tek seferlik projelerle değil süreçlere bütünleşmiş bir fırsat eşitliği yaklaşımı ile mümkün. Biz kurum olarak işe alımdan terfiye, ücretlendirmeden çalışma düzenimize kadar tüm İK döngüsünü bu ilkeyle yönetiyoruz. Bu kapsamda yetkinlik temelli işe alım ve şeffaf terfi ilkelerini esas alıyor, yıllık eşit işe eşit ücret analizleri ve düzeltme planları, saha ve ofis için iş sağlığı ve güvenliği çalışmaları ile operasyon tarafında vardiya - çalışma düzeni esnekliği ve annelik sonrası dönüş gibi noktalarda yönetsel kolaylaştırıcılar uyguluyoruz.

Haberin Devamı

Sektör genelinde çözülmesi gereken ana başlıkların orta kademe kırılması ve ölçülebilir hedef eksikliği olduğunu düşünüyorum. Kurumlar, üst yönetim seviyesinde nicel hedefler koyup ilerlemeyi düzenli izlediğinde dönüşüm hızlanıyor.

Farklı pek çok sosyal sorumluluk alanında yer alıyorsunuz. Gençler açısından dikkat çekmek istediğiniz başlıca sorun ve çözüm önerileri neler olur?

Türkiye’de 15 - 24 yaş arası gençler toplam nüfusun yaklaşık yüzde 15’ini oluşturuyor. Bu, önemli bir stratejik avantaj anlamına gelse de gençliğin karşılaştığı eğitim, istihdam ve bölgesel fırsatlara erişimdeki yapısal sorunlar, bu potansiyelin ekonomik ve toplumsal bir değere dönüşmesini engelliyor.

Öncelikli sorun şüphesiz ki istihdam. TÜİK verilerine göre sadece kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 36. Üniversite mezunu gençlerin ise yaklaşık yüzde 25’i işsiz. NEET (ne eğitimde ne istihdamda) olan genç sayısında Türkiye OECD ülkeleri arasında birinci sırada. Bu tablo, eğitim sistemi ile iş dünyası arasındaki kopukluğun, dijital ve teknik beceri eksikliklerinin ve fırsat eşitsizliğinin bir yansıması. Gençlerin önemli bir kısmı niteliklerine uygun iş bulmakta zorlanıyor ya da sistemin dışında kalıyor.

Haberin Devamı

Diğer yandan eğitim - istihdam uyumsuzluğu da önemli bir sorun olarak karşımızda. Üniversite mezunlarının büyük bir kısmı, aldıkları eğitimin iş piyasası için yeterli olmadığını düşünüyor. Buna ek olarak, “evde genç” kavramıyla ifade edilen ve ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı yüzde 30’un üzerinde. Gelecek kaygısı, işsizlik, yüksek enflasyon ve geçim sıkıntısı gençlerde umutsuzluk ve motivasyon kaybı yaratıyor. Bu tablonun, uzun vadede üretkenliği düşüren ve toplumsal bağlılığı zayıflatan ciddi bir risk alanı oluşturduğunu söylemek mümkün.

Tüm bu sorunlara yanıt olarak ise kalıcı ve yapısal çözümler üretmek gerekiyor. Öncelikle eğitim - istihdam köprüsünü güçlendirecek, özel sektörle doğrudan bağlantılı beceri geliştirme merkezleri kurulabilir. Bu merkezler, dijital teknolojilere odaklı eğitimler sunarak mezuniyet sonrası gençleri doğrudan iş gücüne kazandıracak istihdam mekanizmalarıyla desteklenebilir.

Haberin Devamı

Yine gençlerin üretkenlik potansiyelini harekete geçirecek yerel inovasyon bölgeleri ve girişimcilik merkezleri hayata geçirilebilir. Bu merkezlerde genç girişimcilere vergi muafiyeti, fon desteği ve pazar erişimi sağlanabilir.

Son olarak, psikososyal baskılarla mücadele için önleyici temelli gençlik destek merkezleri kurulabilir. Üniversiteler ve yerel yönetimler iş birliğiyle yürütülecek bu merkezler, ruh sağlığı, dayanıklılık ve toplumsal katılımı güçlendirmeyi hedefleyebilir.

Özetle, Türkiye gençlik potansiyelini gerçek bir kalkınma gücüne dönüştürmek istiyorsa, kısa vadeli ve parçalı çözümler yerine istihdam, eğitim, katılım ve dayanıklılığı birlikte ele alan bütüncül bir stratejiye yönelmeli. Bu konunun sosyal politika meselesi olmanın ötesinde, ülkenin geleceğiyle doğrudan ilgili bir kalkınma meselesi olduğuna inanıyorum.

 Şehir dokusuna uyum ilkesi...

Sedakat Özgür Anlar'ın verdiği bilgiye göre, Sentra Gayrimenkul Yönetim ve Kiralama AŞ, AVM ve perakende alanlarında faaliyet gösteren, gayrimenkul yatırımları planlanmış ve portföyündeki yerlerini geliştirmekte olan bir şirket. Sedakat Özgür Anlar şunları söyledi:

"AVM ve perakende alanlarında faaliyet gösteren şirketimiz, gayrimenkul yatırımları planlanmış ve portföyündeki projeleri sürekli geliştirerek sürdürülebilir bir büyüme sağlama hedefiyle hizmet veriyor. Portföyümüzde Türkiye’nin ilk ve köklü AVM’lerinden biri olan Kale Outlet Center’ın yanı sıra yurtdışında yatırımı ve dönüşüm planlaması devam eden tarihi bir kilit fabrikası ve ticari gayrimenkuller yer alıyor.

Gayrimenkul kiralama, yönetim ve yatırım süreçlerimizde; şehir dokusuna uyum sağlayan, sürdürülebilir ve yenilikçi projeler geliştirerek yatırımcılarımıza ve tüm paydaşlarımıza uzun vadeli değer yaratıyoruz. Her adımda verimlilik, güven ve şeffaflık ilkeleriyle ilerleyerek sektörde kalıcı bir fark yaratmayı hedefliyoruz."

İstikrarlı ve yeşil büyüme planı hazır

Sentra Gayrimenkul ile oluşturduğunuz ekosistemi, gelecek planlarınızı anlatır mısınız?

AVM ve perakende alanlarında faaliyet gösteren şirketimiz, gayrimenkul yatırımları planlanmış ve portföyündeki projeleri sürekli geliştirerek sürdürülebilir bir büyüme sağlama hedefiyle hizmet veriyor. Portföyümüzde Türkiye’nin ilk ve köklü AVM’lerinden biri olan Kale Outlet Center’ın yanı sıra yurtdışında yatırımı ve dönüşüm planlaması devam eden tarihi bir kilit fabrikası ve ticari gayrimenkuller yer alıyor.

Şirket olarak çalışanlarımız ve iş ortaklarımızla birlikte 200 kişiye yakın istihdam sağlarken, mülk sahibi olarak yönetimini kendimizin yaptığı Kale Outlet Center’daki çalışanlarla istihdama olan etkimizin 1.000 kişinin üzerinde olduğunu söyleyebilirim. Kurum olarak Türkiye ve dünyanın bulunduğu ekonomik konjonktürü yakından izleyerek, kısa vadede öncelikle uzmanı olduğumuz alanlarda istikrarlı adımlarla büyümeyi ve portföyümüzdeki varlıkları stratejik yatırımlarla güçlendirmeyi hedefliyoruz.

Çevre dostu yapılanma ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda AVM’lerde nasıl bir süreç izlenmeli?

Ülke olarak sürdürülebilir kalkınma yolculuğumuzda iklim hedeflerine ulaşmak ve değer zincirlerinde bulunduğumuz uluslararası paydaşlarımızın standartları ile uyum sağlamak için tüm sektörlere düşen önemli sorumluluklar bulunuyor. İklim krizi gerçekliği sürdürülebilirliği hemen hemen her sektörün gündeminde tutsa da AVM’lerin bu konu özelindeki adımlarını hızla hayata geçirmeleri gerekiyor.

Sektörümüzün çatı kuruluşu olan Alışveriş Merkezileri ve Yatırımcıları Derneği, AVM sektöründe enerji tüketimi ve karbon ayak izini ölçen ilk endeks çalışmasını kısa bir süre önce açıklandı. Kiralanabilir alan bakımından AVM’lerin yaklaşık 1/5’inin veri paylaşımıyla oluşturulan endekse göre, AVM’lerin ortalama karbon ayak izi 65.4 kilogram eş değer karbondioksit. Bunun 63.6 kg’ı elektrikten, 1.56 kg ise doğal gazdan geliyor. Güneş enerji sistemleri kullanan AVM’lerde ise ortak alan elektriğinin yüzde 40.3’ü yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanırken, bu yatırımlar sonucunda AVM’lerin karbon ayak izinde yıllık yüzde 20’e kadar azalma sağlanabiliyor.

Bu noktada, AVM’lerde sürdürülebilirliğin proje bazlı değil, ‘yönetim sistemi’ yaklaşımıyla ele alınması gerektiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Peki nasıl bir süreç izlenmeli? Öncelikle ölçmeden yönetemeyiz. Enerji, su, atık ve iç hava kalitesi için yıllık hedefler koyularak, yazılı bir sürdürülebilirlik politikası ve buna bağlı hedefsorumluluk matrisi kurulması gerekir.

Bu verileri LEED, BREEAM gibi uluslararası standartlara bağlayarak şeffaf bir şekilde raporlamanın sonrasında önce verimlilik (BMS/otomasyon, LED, HVAC optimizasyonu, ısı geri kazanım, alt sayaçlar) ardından ise yenilenebilir (çatı güneş enerji sistemleri, yenilenebilir tedarik) prensibiyle ilerlemek ve süreci su/atık döngüsü, ulaşım ve iç hava kalitesiyle tamamlamak gerekir. Ulaşım tarafında bisiklet ve toplu taşıma dostu çözümleri, mümkünse elektrikli şarj noktalarını ekleyip, son olarak, kiracılarla “yeşil kira” benzeri basit kurallar (veri paylaşımı, tüketim hedefleri, malzeme standartları) belirlenebilir.

Bu sade çerçeveyi izlemek; maliyetleri düşürüp, riskleri azaltırken, ziyaretçi deneyimini ve varlık değerini güçlendirecektir.

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler