Milliyet ExecutiveKüresel devlerin merkez üssü Türkiye

Küresel devlerin merkez üssü Türkiye

17.06.2026 - 03:58 | Son Güncellenme:

AmCham Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Emre Karter, Türkiye ve ABD arasındaki 100 milyar dolarlık ticaret hedefine odaklandıklarını belirterek Amerikan şirketlerinin yüksek katma değerli ve inovasyon odaklı yatırımlarla Türkiye’nin bölgesel bir yönetim merkezi olma potansiyelini desteklediğini vurguluyor

Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin
Küresel devlerin merkez üssü Türkiye

SERKAN ARMAN - Küresel tedarik ağlarının değiştiği, ekonomik ve jeopolitik riskler nedeniyle stratejik esnekliğin kritik hale geldiği bir süreçteyiz. Bu hareketli dönemde, Türkiye ile ABD arasındaki köklü ticari ilişkiler, salt bir alışveriş ilişkisinin ötesine geçerek derin bir stratejik ortaklığa dönüşüyor. Geleneksel yatırımların yerini yapay zekaya, siber güvenliğe ve dijital ekonominin omurgasını oluşturan yeni nesil teknolojilere bıraktığı bu süreçte, Türkiye küresel devlerin bölgesel yönetim ve teknoloji üssü olarak konumlanıyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

AmCham Türkiye (Amerikan Şirketler Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Emre Karter, iki ülke arasında ortaklaşa belirlenen 100 milyar dolarlık stratejik ticaret hedefini, Amerikan şirketlerinin Türkiye’nin potansiyeline olan güvenini ve Türkiye’nin sunduğu çok boyutlu rekabet avantajlarını ekonomi gündemine taşıyor.

Dijital dönüşümden bölgesel kalkınmaya kadar küresel ekosistemin geleceğini şekillendiren bu stratejik yol haritasını Emre Karter’le konuştuk.

■ Türkiye ve ABD arasındaki ekonomik ilişkilerin mevcut seyrini nasıl değerlendiriyorsunuz? Önümüzdeki dönemde iki ülke arasındaki ticaret hacmini artıracak temel itici güçler neler olacak?

Haberin Devamı

Türkiye ve ABD arasındaki uzun yıllara dayanan ekonomik ve ticari ilişkiler, genel seyri açısından bakıldığında olumlu yönde gelişen ve istikrarlı bir şekilde büyüyen dengeli bir tablo ortaya koymaktadır. Sayısal verilere baktığımızda, ikili ticaret hacmimiz 2013 yılında 20 milyar dolar seviyesindeyken, 2025 yıl sonu itibarıyla 36 milyar dolara ulaşmıştır; enerji ve hizmetler sektörlerini de dahil ettiğimizde ise bu hacim 45 milyar doların üzerine çıkmaktadır.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Biz de AmCham Türkiye (Amerikan Şirketler Derneği) olarak, 150’ye yakın üyemizin Türkiye’deki toplam 60 milyar doların üzerindeki yatırımıyla ülke ekonomisine katkı sağlarken, nitelikli iş gücü istihdamı açısından da önemli bir rol üstleniyoruz.

Haberin Devamı

İthalat ve ihracat dengesinin son derece dengeli bir eğilim gösterdiği bu tabloda ABD, günümüz itibarıyla Türkiye’nin en büyük ikinci ihracat pazarı ve beşinci en büyük ithalat pazarı konumunda yer almaktadır. Önümüzdeki dönemde iki ülke arasındaki ticari bağları daha da yukarıya taşıyacak temel itici güç, Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Trump tarafından ortaklaşa belirlenen 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefidir.

Haberin Devamı

Bu stratejik hedefe ulaşılması yolunda Türkiye’de yatırımı bulunan Amerikan şirketlerinin sağlık, havacılık, enerji, teknoloji ve kimyasallar gibi yüksek katma değerli sektörlerdeki yatırım ortamına yönelik beklentilerini anlamak ve bu beklentilere yanıt vermek kritik önem taşıyor.

Haberin Devamı

Aynı zamanda, Türk şirketlerinin global değer zincirlerine katılımını sağlamak için firmaların ihracat ölçeklerini ABD pazarına uyumlu bir konsolidasyona yönlendirmek de önem taşıyor.

■ Amerikan şirketlerinin Türkiye’deki yatırım eğilimlerine bakıldığında, yakın gelecekte hangi sektörlerin veya teknoloji alanlarının öne çıkması bekleniyor?

Amerikan şirketlerinin Türkiye’deki yatırım profiline bakıldığında, geçmiş dönemlerde ağırlıkta olan sermaye ve emek yoğunluklu yatırımların yerini, günümüzde artık Türkiye’ye teknoloji transferi sağlayan, yüksek katma değerli ve inovasyon odaklı yatırımlara bıraktığını görüyoruz.

Yatırım yelpazesi, otomotiv ve geleneksel sanayinin ötesine geçerek; yapay zekâ, siber güvenlik, bulut bilişim teknolojileri, veri merkezleri ve yazılım gibi dijital ekonominin omurgasını oluşturan alanlarda derinleşmektedir. Bunun yanı sıra e-ticaret, finansal teknolojiler (fintech), yenilenebilir enerji çözümleri, sağlık ve yaşam bilimleri ile ileri düzey sağlık teknolojileri yakın gelecekte öne çıkması beklenen yeni nesil stratejik alanlar arasında yer almaktadır.

Haberin Devamı

Dünyanın önde gelen Amerikan teknoloji devlerinin Türkiye’deki mevcut varlığı ve yeni yatırımları, ülkemizin bu gelişen sektörlerde sadece bir kullanıcı değil, çözüm üreten bölgesel bir lider olarak konumlanmasını desteklemektedir. Ayrıca son dönemde teknoloji, oyun, kimya, sağlık, medya ve üretim alanlarında yoğunlaşan birleşme ve satın alma işlemleri de yatırımcı eğilimlerinin bu sektörlerdeki büyümeye odaklandığını doğrulamaktadır.

AmCham perspektifinden baktığımızda, Türkiye üyelerimiz için güçlü ve çok boyutlu bir yatırım destinasyonu olmayı sürdürüyor. Jeostratejik konumu sayesinde Avrupa, Orta Doğu ve çevre pazarlara erişim sağlaması; gelişmiş üretim altyapısı ve tedarik zinciri kabiliyetleri Türkiye’yi öne çıkaran temel unsurlar arasında. Bunun yanında, genç ve nitelikli iş gücü ile dinamik iç pazar da yatırım kararlarında belirleyici oluyor. Özellikle küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde, Türkiye’nin esnek ve güvenilir bir üretim ve dağıtım merkezi olarak konumlanması üyelerimiz açısından önemli bir avantaj.

Haberin Devamı

Türkiye’yi rakiplerinden ayrıştıran en kritik nokta ise bu unsurları aynı anda sunabilmesi. Yani sadece bir üretim üssü değil, aynı zamanda bölgesel bir yönetim ve büyüme merkezi olma potansiyeli taşıyor.

■ Çok sayıda küresel şirket Türkiye’yi bölgesel bir operasyon ve yönetim merkezi olarak konumlandırıyor. Türkiye’nin bu stratejik rolü, Amerikan firmalarının büyüme stratejilerine nasıl katkı sağlıyor?

Türkiye, Amerikan şirketleri için yalnızca yerel bir pazar olmanın ötesinde, Orta Asya’dan Kafkasya’ya, Orta Doğu’dan Doğu Avrupa’ya uzanan geniş bir coğrafyada stratejik bir bağlantı, erişim ve lojistik üssü işlevi görmektedir. Günümüzde farklı sektörlerde faaliyet gösteren AmCham üyesi Amerikan şirketlerinin önemli bir bölümü, yönetimden hizmet ve satışa, Ar-Ge ve inovasyondan üretim ve lojistiğe kadar pek çok kritik operasyon fonksiyonuna ait bölgesel merkezlerini Türkiye’de konumlandırmış durumdadır ve bu merkezler aracılığıyla bölge ülkelerini Türkiye’den yönetmektedir.

Türkiye’nin sunduğu “Bölgesel Yönetim ve Teknoloji Üssü” rolü, Amerikan firmalarının küresel ve bölgesel büyüme stratejilerine lojistik avantajlar, güçlü üretici ekosistemi, yan sanayi derinliği ve farklı pazarlara aynı anda kesintisiz hizmet verebilme kapasitesi sunarak çok boyutlu ve operasyonel bir esneklik katkısı sağlamaktadır.

Halihazırda üyelerimizin üçte biri Türkiye’den 80’e yakın ülkenin operasyonlarını yönetiyor. Bu bölgesel merkez rolü, özellikle lojistik ve operasyonel verimlilik açısından büyük bir rekabet avantajı sunuyor. 

■ AmCham üyesi şirketlerin Türkiye’nin ekonomik potansiyeline yönelik uzun vadeli bakış açısını nasıl özetlersiniz?

AmCham Türkiye olarak, 150’ye yakın üyemizin Türkiye’deki toplam 60 milyar doların üzerindeki yatırımıyla ülke ekonomisine katkı sağlarken, nitelikli iş gücü istihdamı açısından da önemli bir rol üstleniyoruz.

PwC ile birlikte hazırladığımız, Türkiye’ye gelen Amerikan yatırımlarını inceleyen rapor verilerinin de açıkça ortaya koyduğu üzere, Amerikan şirketlerinin ülkemizdeki yatırım süreçleri konjonktürel ya da kısa vadeli dalgalanmalara dayalı olmayıp, genellikle 7 ila 10 yıllık uzun vadeli projeksiyonlarla planlanmakta ve hayata geçirilmekte. Bu uzun vadeli bakış açısı, yatırımcıların Türkiye’nin orta ve uzun vadeli ekonomik potansiyeline, köklü, dayanıklı ve güvenilir iş ortamına duyduğu sarsılmaz güvenin en somut göstergesi.

Sahada faaliyet gösteren mevcut yatırımcılarımızın olumlu deneyimleri ve ülkemize olan uzun vadeli bağlılıkları, Türkiye’nin yatırım ortamına yönelik iştahı canlı tutarak yeni yatırımcıların kararlarını şekillendiren en güçlü referans kaynağı olmaya devam ediyor.

■ Küresel tedarik zincirlerindeki yapısal değişimler ve ekonomik belirsizlikler dikkate alındığında, Türkiye’nin sunduğu en güçlü rekabet avantajları nelerdir?

Küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği, pandemi ve jeopolitik gelişmeler gibi küresel kırılmaların yaşandığı belirsizlik dönemlerinde Türkiye, esnek ve güvenilir bir üretim ile dağıtım merkezi olduğunu kanıtlayarak küresel rekabette başarılı bir sınav vermiştir. Uluslararası yatırımcılar açısından Türkiye’nin sunduğu en güçlü rekabet avantajlarının başında, Avrupa, Orta Doğu ve çevre pazarlara doğrudan erişim sağlayan jeostratejik coğrafi konumu ve sadece birkaç saatlik uçuş mesafesinde milyarlarca insana ve trilyonlarca dolarlık devasa bir pazara lojistik üs olarak ulaşabilme imkânı gelmektedir.

Bu güçlü konumu destekleyen gelişmiş sanayi yapısı, esnek üretim altyapısı, yan sanayi derinliği ve üretici ekosistemi, operasyonel dayanıklılığı artırmaktadır. Ayrıca, dijital ekonomi, yazılım ve mühendislik disiplinlerinde yetkin, teknolojiye son derece hızlı adapte olabilen genç ve nitelikli iş gücü havuzu ile dinamik iç pazar büyüklüğü ülkeyi rakiplerinden ayıran en kritik avantajlardan.

Kamu tarafında ise Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi’nin üstlendiği “tek durak ofis” yaklaşımı, bürokratik süreçleri yatırımcı lehine sadeleştirip hızlandırarak, kamu ile özel sektör arasında kesintisiz diyalog ve stratejik rehberlik yoluyla operasyonel öngörülebilirliği en üst düzeye çıkarmaktadır.

Türkiye - ABD ticaretinde yeni dönem stratejileri

■ AmCham tarafından düzenlenen Türkiye İş ve Yatırım Ortamı Anketi sonuçları, yatırımcıların ülkedeki mevcut iş iklimine ve geleceğe yönelik beklentilerine dair ne tür mesajlar veriyor? Ankette öne çıkan en kritik bulgular hangileridir?

NielsenIQ ile iş birliğinde 2026’da gerçekleştirdiğimiz AmCham Türkiye İş ve Yatırım İklimi Çalışması, Türkiye’nin ABD’li şirketler açısından güçlü bir pazar, önemli bir bölgesel merkez ve uzun vadeli varlığını koruyan bir yatırım destinasyonu olarak görüldüğünü ortaya koyuyor.

Genel eğilimlere bakıldığında, anketin bir önceki yapıldığı 2021 yılı ile kıyaslandığında, dijital ekonomi ve vergilendirmeye dair algı olumlu yönde ilerleme gösterirken, genel iş ortamına ilişkin algılar büyük ölçüde sabit kalıyor; eğitim ve iş gücü göstergelerinde ise bir miktar gerileme yaşanıyor.

Yatırımcıların Türkiye’nin iş ortamını değerlendirirken de öncelikle ekonominin büyüklüğü ve büyüme potansiyelini, ardından regülasyonların öngörülebilirliği ile döviz kuru istikrarını ön planda tuttuğu anlaşılıyor.

Ankette öne çıkan güçlü yönler incelendiğinde, Türkiye’nin pazar büyüklüğü ve büyüme potansiyeli 78 skor ile bu çalışmadaki en yüksek sonucu alıyor. Bunu, regülasyonlar hazırlanırken uluslararası standartların dikkate alındığı algısı 71 skorla, Türkiye’nin uluslararası standartlar ve sertifikasyonlara bağlılığı ise 69 skorla takip ediyor.

Şirketlerin önümüzdeki yıllarda da Türkiye’de faaliyetlerini sürdürmeyi planlaması 81 skorla oldukça yüksek bir bağlılığa işaret ederken, Türkiye - ABD ikili ekonomik ilişkilerinin önümüzdeki yıllarda güçleneceğine yönelik beklenti de 69 seviyesinde ölçülüyor. Ayrıca Türkiye’nin bölgesel operasyon merkezi olma potansiyeli 68 skor alırken, iş ve yatırım ortamının Orta ve Doğu Avrupa ile diğer gelişen ekonomilerle karşılaştırıldığında rekabetçi olduğu algısı 56 seviyesinde seyrediyor. Türkiye’nin, şirketlerin küresel yatırım stratejisinde öncelikli pazarlardan biri olduğu algısı da yine 56 skorla öne çıkan diğer unsurlar arasında yer alıyor. 

Gelecek beklentileri açısından bakıldığında, ilgili endeksin 2021’deki 85 seviyesinden 2025’te 94’e yükseldiği görülüyor. Buna karşılık net ve öngörülebilir bir regülasyon takvimi, uluslararası göstergelerde görünür iyileşme ve kamu-yatırımcı diyaloğunun güçlendirilmesi, Türkiye algısını kısa sürede olumlu yönde değiştirebilecek ve yatırımcı güvenini pekiştirebilecek en kritik adımlar olarak nitelendiriliyor.

■ AmCham Türkiye olarak önümüzdeki dönemde iki ülke arasındaki ekonomik bağları daha da derinleştirmek adına odaklanacağınız öncelikli projeler ve stratejik hedefler nelerdir?

Önümüzdeki dönemde AmCham Türkiye olarak en temel stratejik hedefimiz, iki ülke arasındaki ikili ticaret hacmini ortak hedef olan 100 milyar dolar düzeyine ulaştırma kararlılığına güçlü katkılar sunmaya devam etmektir.

Bu hedef doğrultusunda, ülkemizin ekonomik potansiyelini doğru tanıtmak amacıyla her yıl ABD’de gerçekleştirdiğimiz üst düzey ziyaretleri sürdürecek; BM Genel Kurul Toplantıları kapsamında New York’ta küresel yatırımcılarla bir araya gelirken, Washington DC’de Senatörler, Kongre üyeleri ve önde gelen düşünce kuruluşlarına ziyaretlerimizi artırarak devam edeceğiz. AmCham Türkiye olarak son 3 yıl içerisinde Washington DC’de farklı zamanlarda 55’in üzerinde ziyaret gerçekleştirdik. Bu ziyaretler kapsamında, Türkiye’de faaliyet gösteren Amerikan şirketlerinin katkısı, yatırım ortamı, ikili ticaret ilişkileri ve bölgesel iş birlikleri gibi konuları ABD’li karar vericilerle paylaştık. Aynı zamanda bu temaslar, Türkiye’nin bölgesel merkez olarak taşıdığı rolü ve potansiyeli vurgulamak açısından da kritik bir platform sundu.

Bu temaslarımızın yanı sıra, teknolojik dönüşüm odaklı stratejik hedeflerimiz doğrultusunda, bünyemizdeki Teknoloji ve İnovasyon Komitemiz çatısı altında yapay zekâ ve siber güvenlik gibi dijital kaslarımızı güçlendirecek yeni nesil alanlardaki iş birliklerine yoğunlaşıyoruz.

Ayrıca, yatırım ortamına stratejik bir rehberlik sunmak adına, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi ile birlikte Amerikan şirketlerinin Türkiye’deki bölgesel merkezlerinin başarı hikayelerini ve operasyonel detaylarını içeren kapsamlı bir yayını çok yakın bir zamanda yatırımcılarla buluşturacağız.

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler