13.07.2025 - 04:35 | Son Güncellenme:
SERKAN ARMAN
SERKAN ARMAN- Otomobilde Rolls-Royce markası ‘ultra lüks’ün adeta eş anlamlısı... Dünyada lükse yönelik giderek artan taleple birlikte Rolls-Royce 2024’te 5 bin 712 adetle tarihindeki üçüncü en yüksek satışa ulaştı.
Türkiye’deki tek yetkili bayi olan Rolls-Royce Motor Cars İstanbul ise 2024 yılında üst üste üçüncü kez yıllık satış rakamlarında artış yakaladı.
Ghost (Hayalet), Rolls-Royce’un 120 yıllık tarihindeki en çok talep edilen modeli... Kısa süre önce İstanbul’da Ghost Series II modeli için özel bir lansman düzenlendi. Milliyet Executive’in sorularını yanıtlayan Rolls-Royce Motor Cars İstanbul Genel Müdürü Hilal Aysal, Rolls-Royce gibi ikonik markalarla çalışmanın bir ayrıcalık olduğu kadar ciddi bir sorumluluğu da beraberinde getirdiğine dikkat çekerek, “Sadece otomobil satmıyoruz, markaların asırlık değerlerini, kalite anlayışını, kişiye özel hizmet kültürünü eksiksiz şekilde yaşatıyoruz” diyor. Hilal Aysal ile hayata ve otomobillere dair sohbet ettik...

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
1988 İstanbul doğumluyum. Yeditepe Üniversitesi’nde moda okuduktan sonra New York’ta Fashion Institute of Technology’de eğitimime devam ettim. 2013 yılında Rolls-Royce Motor Cars’ın Türkiye’ye resmi olarak gelmesiyle Royal Motors ailesine katıldım.
Arabalara ilgim her zaman fazlasıyla vardı ancak aile şirketimiz Royal Motors’da çalışmak istemedim ve Amerika’ya taşınarak moda okudum. Bu kararım Rolls-Royce Royal Motors’a katılıncaya kadar geçerli oldu. Rolls-Royce’un distribütörü olduğumuz yaz Türkiye’deyken bir markanın Türkiye pazarına girerken yaşanan gelişmeler, oluşumlar oldukça ilgimi çekmeye başladı, içine girdikçe bir daha çıkmak istemedim. Aile şirketinde çalışmamak için en uzak noktaya gittiğimi düşünürken bir anda kendimi bu işin içinde buldum.
Otomotivci bir babanın kızı olarak otomobillere ilginiz nasıldı?
Babam Artuğ Aysal 43 yıldır otomotiv dünyasında ve araba yarışçısı. Royal Motors 1982 yılında kurulmuş bir şirket yani benden daha büyük diyebiliriz. Dolayısıyla ben zaten arabaların içerisinde doğdum ve büyüdüm. Arabalara ilgim ister istemez çok küçük yaşlarda başladı, her gün farklı otomobilleri görmek merak yarattı ve zaman içerisinde tutkuya dönüştü.
Aslında kariyerimi bu alanda ilerletmek istemiyordum, hayatımda bir hobi olarak, tutku ve heyecan olarak kalmasını istedim ama biraz evvel de dediğim gibi bu sektör beni içine çekti, bugün iyi ki karşı koyamamışım diyorum.
İlk olarak ne zaman bu işin içine girmeye başladınız? Babanızdan neler öğrendiniz? Artık işi tamamen devraldınız mı?
Royal Motors 43 yıllık bir firma ve 2013’ten beri Rolls-Royce Motor Cars’ın distribütörlük operasyonlarını yürütüyor. Aile şirketimiz Royal Motor’un kurumsallaşmaya başladığı dönemlerde bu işin içine girdim. Babamdan öğrendiğim en değerli şey, tabiri caizse sözün senet olduğu ve insan ilişkilerindeki samimiyeti.
Böylesine köklü markaları temsil edebilmek büyük bir onur olduğu kadar ciddi bir mesuliyet. Tam olarak bayrağı devraldım demek doğru olmaz, öncelikle babam yıllar içerisinde yaptıklarımı, aldığım kararları gördükçe sorumluluğumu artırarak yetkilerimi adım adım artırdı ve artık sorumluluğun büyük bir bölümü bende diyebilirim. Babamın tecrübesine güvenerek gerektiğinde hatta sık sık onun fikirlerinden faydalanıp operasyonu yönetiyorum. Markanın ön plandaki kişisi ben olsam da arka planda tecrübeli bir ekip ve aile desteği var.
Sorumluluğu büyük ölçüde devraldıysanız, size göre bunun ne tür zorlukları oldu? Çocuğunuzla birlikte aynı zamanda iş hayatını yürütmek zorluk yaratıyor mu?
Royal Motors, kendi hedeflerini kendi yaratan bir firmaydı ve bu hikâye global markaların temsilcisi olmamızla birlikte farklı bir yere taşındı. Royal Motors’un aile şirketi olarak butik yapısını ve değerlerimizi koruyarak, kurumsallaşması ve modernleşmesinde büyük adımlar attım. Ayrıca Royal Motors olarak marka bilinirliğini artırma konusunda çalışmalarda bulundum.
Çocuğum olmadan önce hayatım sadece iş ve sosyal dünyamdı. Anne olmak benim hayatımda bambaşka bir dönüşüm sağladı. Önceliklerim değişti, anne olunca daha da güçlendim. İşkolik denilecek seviyede çalışırdım, annelikle beraber hayatımda denge kurmayı öğrendim. Zaman zaman zorlayıcı olsa da kızım Lal bana iş dışındaki hayatın ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatıyor. Lal’in bana kattığı sabır ve şefkat duygusu, liderlik anlayışımı da değiştirdi. Bu arada bu kadar yoğun iş temposu ile çocuğunuzun manevi ihtiyaçlarını karşılamak hiç kolay değil, içinizde bir savaş yaşıyorsunuz adeta ama zamanla bir denge oluşuyor, dediğim gibi öncelikleriniz değişiyor.
2023 yılında Yılın Global Satış Bayisi olduk. 2023 annelik izninden döndükten sonraki ilk yılım, bunun kızımın şansı ve bana kattıkları olduğunu düşünüyorum.
‘Türkiye süper lüks otoda stratejik pazar oldu’
İstanbul dışında başka ilde de şubeniz var mı? Rolls Royce gibi pahalı ve prestijli bir markayla çalışmak nasıl bir sorumluluk?
Rolls-Royce 2013 yılında Royal Motors’un Türkiye distribütörü olmasıyla Türkiye pazarına giriş yaptı ve Rolls-Royce Motor Cars’ın ilk ve tek şubesi İstanbul’da. Aynı şekilde İngiliz taksi olarak bilinen LEVC 2022 yılından beri Türkiye pazarında ve sadece İstanbul’da satış ofisimiz mevcut.
Rolls-Royce gibi dünyaca tanınan, lüksün temsilcisi ve LEVC gibi ikonik markalarla çalışmak çok büyük bir ayrıcalık olduğu kadar ciddi bir sorumluluk da. Sadece otomobil satmıyoruz, markaların asırlık değerlerini, kalite anlayışını, kişiye özel hizmet kültürünü eksiksiz şekilde yaşatıyoruz. Her müşteri teması bir güven ilişkisi bizim için.
Markalardan size geri dönüşler nasıl? Rolls Royce dünyasında önemli başarılara imza attınız mı?
Rolls-Royce İstanbul olarak kişiye özel üretime önem veriyoruz ve son 3 yıldır satış rakamlarımızı istikrarlı bir şekilde artırdık. Ben bunun sebebinin Kovid’in etkisi olduğunu düşünüyorum. İnsanlar artık deneyimlere ve kişiselleştirilmiş ürünlere daha çok önem vermeye başladılar. 2021 yılında müşterilerimize sunduğumuz kişiye özel üretim seçeneklerini hayata geçirerek özel araç tasarımları yarattık ve Avrupa’da “Yılın Bespoke Bayisi” olduk. Bununla birlikte Rolls-Royce İstanbul olarak satış ve satış sonrası ekibimizin başarısıyla artan satışlarımız ile satış öncesi ve sonrası süreçleri doğru şekilde yönetme, datanın doğru ve kaliteli olması, müşteri memnuniyeti gibi hedeflerde gösterdiğimiz performans ile 2023 yılında “Yılın Satış Bayisi” ödülünü aldık.
Süper otomobiller ve lüks otomobiller pazarında Türkiye’nin özel bir durumu var mı? Satışlar nasıl? Müşterilerinin ne gibi istekleri olabiliyor?
Türkiye süper lüks otomobil segmentinde giderek daha stratejik bir pazar haline geldi. Bunun en önemli sebeplerinden biri Türkiye’de lüks algısının olgunlaşmasıyla birlikte üst düzey gelir grubunun lüks yaşam tarzını kendilerini ifade etme aracı olarak görmeleri. Otomotivdeki lüks tüketim pazarının artması aslında doğrudan otomobil kaynaklı değil, lükste genel olarak talebin artmasından kaynaklanıyor.
Rolls-Royce markası ile müşterilerimizin yaşam tarzlarına uygun, tasarıma özen gösterdiğimiz kişiye özel araçlar yaratıyoruz, her biri adeta yürüyen sanat eseri. Türkiye’de çok farklı müşteri portföyüne sahibiz. Özellikle Rolls-Royce’un dinamik yüzü olan Black Badge modellerine ve Bespoke programımızla tamamen kişiye özel tasarımlara yönelik talepler de dikkat çekici şekilde artıyor.
Sizin çalıştığınız markalara örnek olduğunuz, Türkiye’de müşterilerinize uyguladığınız özel hizmetler var mı?
2013 yılında Rolls-Royce Motor Cars’ın bayiliği aldığımız günden itibaren her geçen gün kendimizi yenilemek ve müşteri beklentilerini karşılayabilmek için çalıştık. Bunun sonucu olarak da geçtiğimiz yıl mayıs ayında bu gördüğünüz showroom’u yeniden yarattık. Lüksü ve deneyimi ön planda tutarak hedef kitlemize hitap etmeyi amaçladık. Burada araç sergilemenin ötesinde marka deneyimini ve müşterilerimiz ile ilişkilerimizi güçlendirecek farklı etkinlikler düzenliyoruz.
Rolls-Royce kişiye özel üretim araçlar olduğu için renklerden iç mekan detaylarına kadar her noktasında kişisel hikâyeler yer alıyor. Müşterilerimiz sadece satış anında değil, yıllar boyunca bu ayrıcalıklı hizmeti hissetmeye devam ediyor.
İş hayatında otomotiv dışında başka hedefleriniz var mı?
Aile şirketimiz Royal Motors’un içerisinde doğan biri olarak otomotiv sektörü benim için sadece iş hayatına dahil olan bir alan değil, zaten hayatım, tutkum. En büyük hedefim, babamın yıllar önce büyük bir tutkuyla kurduğu aile şirketimizin değerlerini ve mirasını geleceğe taşıyabilmek. Bu sadece bir işi sürdürmek değil, bir kültürü korumak anlamına geliyor. Yıllar önce büyük bir özveriyle kurulan Royal Motors bugün sadece bizim değil, aynı zamanda markalarımızın ve müşterilerimizin de güven duyduğu bir marka.