Milliyet ExecutiveRotayı akademİden fındık bahçesine çevirdi

Rotayı akademİden fındık bahçesine çevirdi

17.06.2026 - 04:17 | Son Güncellenme:

Akademik kariyerini ve 16 bin kilometrelik Asya yolculuğunu geride bırakarak Giresun’daki aile topraklarına dönen Dr. Yasemin Kuruca, Türk fındığını ham madde olmaktan çıkarıp küresel ölçekte katma değerli bir gurme markaya dönüştürüyor.

Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin
Rotayı akademİden fındık bahçesine çevirdi

AHENK BAYAZIT - Akademide sinema üzerine doktorasını tamamlamış bir akademisyenken hayatının rotasını dünya yollarına çeviren Yasemin Kuruca, 16 bin kilometrelik Asya bisiklet yolculuğunun ardından bu kez doğduğu topraklara döndü. Ancak bu dönüş, sadece bir eve geliş hikâyesi değil, geleneksel olarak ham maddeye indirgenen Türk fındığını katma değerli ve küresel ölçekte rekabet edebilecek bir markaya dönüştürme vizyonunun başlangıcı.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Karadeniz’in zorlu coğrafyasında akademik birikimini, dünyayı gezerken kazandığı küresel vizyonu ve girişimcilik cesaretini toprakla buluşturan Kuruca, Kuruca Bahçesi ile yalnızca ürün geliştirmiyor. Kadın emeğini görünür kılan, sürdürülebilir tarımı savunan ve Türk fındığının küresel pazardaki kaderini değiştirmeyi hedefleyen yeni nesil bir tarım-ekonomi modeli inşa ediyor.

■ Akademik hayatı bırakıp bisikletle dünyayı gezmeye başladınız ve kendi markanızı kurdunuz. Kuruca Bahçesi fikri nasıl ortaya çıktı?

Haberin Devamı

Uzun yıllar akademide çalıştıktan ve sinema alanında doktoramı tamamladıktan sonra eşimle birlikte gerçekleştirdiğimiz ve 2022-2024 yılları arasını kapsayan 16 bin kilometrelik Asya bisiklet yolculuğu hayatımın en büyük dönüm noktası oldu. Coğrafyaları pedallayarak geçmek, zamanın değerini ve doğayla iç içe üretken bir yaşamın kıymetini bana yeniden hatırlattı. Yolculuk dönüşü, aslen Giresun’un Espiye ilçesinden gelen ve çocukluğu yazın fındık bahçelerinde geçmiş bir kadın olarak, köklerime ve aile bahçemize dönme kararı aldım. Akademik birikimimi ve dünyayı keşfetmenin verdiği vizyonu toprakla birleştirmek istedim. Kuruca Bahçesi böyle doğdu. Beni markalaşmaya iten temel güç, Türkiye’nin fındık başkentinden çıkan bu eşsiz değeri, geleneksel bir ham madde olmaktan çıkarıp global standartlarda modern bir gıda markasına dönüştürme arzusuydu.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

■ Fındığın hayatınızdaki yeri nedir?

Haberin Devamı

Aslında dürüst olmak gerekirse, benim çocukluğumda ve Karadeniz’deki pek çok ailede fındığın kaderi ne yazık ki hiç de romantik değil. Fındık bizim için sadece yazları toplamak için gittiğimiz, eziyetli süreçleri olan, bahçe bakımlarının hakkıyla yapılmadığı ve hasat edilir edilmez doğrudan tüccara satılan bir üründü. Yani fındık benim hayatımda her zaman vardı ama bir başarı hikayesi olarak değil, geleneksel bir döngünün zorluğu olarak.

Haberin Devamı

Dünyayı gezdikten sonra o bahçelere geri döndüğümde şunu fark ettim: Dünyanın en kaliteli aromasına ve yüksek yağ oranına sahip “Giresun tombul fındığı” daha iyisini hak ediyordu. Biz fındığı sadece bir çuval ham madde olarak tüccara teslim etme kolaylığından çıkarmak istedik.

Haberin Devamı

İşte benim Kuruca Bahçesi’ni kurarken asıl amacım; fındığın sahip olduğu o yüksek katma değerini bizzat yerelde üretmek ve bu eşsiz lezzeti daha fazla insana ulaştırmaktır. Her katma değerli ürünümüz, fındığın o geleneksel kaderini değiştirme ve toprağa hak ettiği profesyonel saygıyı geri verme çabasıdır.

■ Bir kadın girişimci olarak geleneksel tarım-ekonomi düzeninin içine girmek size hangi avantajları ve dezavantajları getirdi?

Tarım sektörü yapısal olarak erkek egemen bir ekosistem gibi algılansa da, aslında sahada kadının görünmez emeği ile ayakta duruyor. Bir kadın girişimci olarak bu düzene girmek, bana olaylara daha estetik, hassas ve kalite odaklı yaklaşma avantajı sağladı. Ayrıca Kadın Girişimcileri Derneği (KAGİDER) gibi programların parçası olmak, bu geleneksel yapının içinde kurumsal bir vizyon geliştirmeme büyük katkı sundu. Dezavantajı ise, geleneksel piyasanın fiyat dalgalanmaları, katı ticaret alışkanlıkları ve kadın üreticilerin ticari karar mekanizmalarında bazen geri planda tutulma eğilimiydi. Ancak ben bu engelleri sadece uzaktan izleyerek değil, işin mutfağına bizzat girerek aştım.

Haberin Devamı

Tarım, İyi Tarım Uygulamaları, e-ticaret ve markalaşma üzerine kapsamlı teknik eğitimler aldım; resmi olarak Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) dahil oldum. Bugün bahçenin bakımından fındığın işlenmesine, e-ticaret operasyonundan kurumsal süreçlere kadar bahçemizden sofraya uzanan her aşamada bizzat yer alıyorum. Sahada bilgiyle ve fiili emekle var olarak, o geleneksel bürokratik mesafeleri ve önyargıları tamamen ortadan kaldırmayı tercih ettim.

■ Yerel üreticilikten markalaşmaya geçerken nasıl bir yol izlediniz?

Genel algının aksine, yerel üreticilik bizim için sadece ürünü doğru zamanda hasat etmekten ibaret değil. Bahçelerimizde sürdürülebilir tarım uygulamalarını hayata geçirmeye ve toprak sağlığını koruyarak verimi artırmaya odaklanmaya çalışıyoruz. Ancak Karadeniz coğrafyasının dik ve engebeli yapısı itibariyle endüstriyel anlamda makineli tarım yapmak neredeyse imkansız. Biz bizzat sahada, bu zorlu coğrafyaya uygun inovatif ve lokal çözümler arıyoruz. Çünkü çok iyi biliyorum ki, gelecekte geleneksel hasat ve bakım yöntemlerinde diretmek bizi dünyanın ve modern tarım ekonomisinin çok gerisinde bırakacak. İşte markalaşmaya ve özellikle Horeca ile kurumsal segmentlere adım attığımızda bizi en çok zorlayan şey de bu yapısal dönüşümü yönetmek oldu.

Haberin Devamı

Bir yandan coğrafyanın getirdiği tarımsal zorluklara karşı sürdürülebilir çözümler üretirken, diğer yandan butik, ‘siparişe özel’ üretim kalitemizi koruyarak pazarın beklentilerine cevap vermeye çalıştık. Katkısız, şeker ilavesiz ve temiz içerik yaklaşımımızdan ödün vermeden yerel bir vizyonu kurumsal bir hacme ulaştırmak, hem sahada hem operasyonda çok yönlü bir mücadeleyi zorunlu kılıyor.

■ Türkiye’de kadınların tarım ve gıda girişimciliğinde daha güçlü yer alabilmesi için en kritik ihtiyaç nedir?

Bence en kritik ihtiyaç, kadın emeğinin formalize edilmesi, profesyonel üretim süreçlerine dahil edilerek sosyal güvence altına alınması ve karar mekanizmalarında yer bulmasıdır. Kadınlar tarımın her aşamasında varlar ama iş katma değer yaratmaya ve bu değeri yönetmeye geldiğinde görünmez oluyorlar.

Bizim Kuruca Bahçesi olarak en büyük sosyal hedefimiz, fındık değer zincirinde kadının rolünü güçlendirmek; Giresun’da kadınların emeğini görünür kılacak, onlara profesyonel tanınırlık ve sosyal güvenlik imkanı sunacak butik bir üretim atölyesi ve kooperatif modeli hayata geçirmektir. Kadınlar hasat eden taraftan, katma değeri yöneten tarafa geçtiğinde tarım ekonomisi gerçek anlamda dönüşecektir.

■ Türk fındığını dünya pazarında güçlü bir marka haline getirebildik mi, bu konuda neler yapılabilir?

Türkiye, dünya fındık üretiminin yaklaşık yüzde yetmişini karşılayarak küresel pazarda miktar bazında hala tartışmasız bir lider. Ancak bu fındığı çoğunlukla küresel endüstri devlerine “ham madde” olarak ihraç ettiğimiz için marka değeri yaratma konusunda henüz yolun başındayız. Türk fındığını dünyada güçlü bir marka yapmak istiyorsak, ham madde ticaretinden “yüksek katma değerli, işlenmiş, fonksiyonel ve gurme ürün” ihracatına geçmek zorundayız.

Ambalaj tasarımından şeffaf hikayeleştirmeye, kalite standardından niş pazarlara yönelik fonksiyonel ürün geliştirmeye kadar bütünsel bir “Türk Fındığı” premium algısı inşa etmeli ve küresel gurme pazarlara odaklanmalıyız.

■ Önümüzdeki dönemde Kuruca Bahçesi için ihracat, yeni ürün geliştirme veya premium segmentte büyüme gibi hedefler var mı?

Gelecek hedeflerim arasında fındığı işleyerek farklı katma değerli ürünler üzerinde çalışmak elbette var; ancak benim en büyük ve en öncelikli hedefim işin temeline, yani toprağa odaklanmak. Kendi bahçelerimizde sürdürülebilir ve tam anlamıyla “İyi Tarım Uygulamalarını” hayata geçirmek istiyorum. Şu anda üretim süreçlerimizi Giresun’daki butik bir üretici paydaşımızla birlikte yürütüyoruz.

Orta vadeli en büyük planım ise kendi köyümde bir üretim tesisi kurmak. Bu tesis ile, fındığın katma değerini bambaşka bir boyuta taşıyarak yüksek proteinli fonksiyonel fındık ürünleri geliştirmeyi çok istiyorum. İstihdam ve sosyal etki tarafında ise en büyük hayalim; ileride şartlar olgunlaştığında bu süreci kooperatifleştirerek bölgedeki daha fazla kadının emeğini görünür kılmak ve onlara ekonomik bir alan açmak.

İhracat konusuna gelirsek; elbette her girişimci gibi ben de ürünlerimi dünya pazarında görmek isterim ancak bu konuda aceleci değilim. Bu alanda mevzuattan lojistiğe kadar öğreneceğim çok şey olduğunun farkındayım. Kuruca Bahçesi’ni adımları sağlam, sindire sindire büyüyen, yerelde güçlü ve nitelikli değer yaratan bir marka olarak konumlandırmak benim için çok daha kıymetli.

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler