15.02.2026 - 21:43 | Son Güncellenme:
AHENK BAYAZIT - Aybüke Berber, Manisa Kırkağaç’ın küçük ama zeytinle dolu Yağmurlu Köyü’nden genç bir kadın girişimci ve çiftçi. İktisat eğitimi görüp bankacılık ve yazılım sektöründe çalıştı. Ancak içine doğduğu kültürel mirasın çağrısını dinleyip Manisa’ya döndü. Ankara Manisa arasında mekik dokuyarak 28 yaşında kendi markasını kurdu. Bir “ahde vefa” örneği olarak markasına köyünün adını verdi: Rainy (Yağmurlu). Aybüke Berber, “Amacım yalnızca zeytinyağı ya da zeytin satmak değil; doğru üretimi, bilinçli tüketimi ve sürdürülebilir tarımı destekleyen bir marka kültürü oluşturmak. Bu motivasyon beni Rainy Foods’u kurmaya götürdü” diyor. Rainy Foods bugün yalnızca zeytinyağı ve zeytin değil, “doğru üretim, bilinçli tüketim ve sürdürülebilir tarım” fikrini görünür kılmaya çalışan bir marka dili kuruyor. Üstelik zeytine dair her parçayı değerlendiren atıksız hediye kutularıyla, klasik “üretsat” çizgisinin dışına çıkıyor. Aybüke Berber’le girişimini konuştuk...
Rainy Foods fikri ilk ne zaman ve hangi ihtiyaçtan doğdu? Bu hikâyenin başlangıç noktasını bizimle paylaşır mısınız?
Aslına bakarsanız Rainy Foods yeni bir marka olsa da hikâyesi oldukça eski. Kuşaklardır zeytin çiftçiliğiyle uğraşan bir ailenin çocuğuyum; diyebilirim ki bu mirasın içine doğdum. Çocukluğumdan beri tarım ve özellikle zeytin, hayatımın bir parçasıydı. Uzun yıllar şehirde, bankacılık ve yazılım sektörlerinde çalıştım. Şehirde yaşarken şunu fark ettim: İnsanlar gerçek, temiz ve güvenilir gıdaya ulaşmakta zorlanıyor; üreticiyle tüketici arasındaki mesafe giderek açılıyor. Bunun yanında, geleneksel tarımda markalaşma, sürdürülebilirlik ve katma değerli ürün oluşturma bilinci de oldukça zayıf. Amacımın yalnızca zeytinyağı ya da zeytin satmak olmaması; doğru üretimi, bilinçli tüketimi ve sürdürülebilir tarımı destekleyen bir marka kültürü oluşturmak istemem, beni Rainy Foods’u kurmaya götürdü.
Rainy Foods ismi ve marka kimliği nasıl ortaya çıktı? Bu isim sizin için ne ifade ediyor?
İsmin hikâyesi benim için gerçekten çok kıymetli; paylaşması da bir o kadar keyifli. Rainy, bildiğiniz gibi İngilizce’de “yağmurlu” demek. Ben de Manisa Kırkağaç’ın küçük ama zeytinle dolu Yağmurlu Köyü’nden genç bir kadın çiftçiyim. Tüm ağaçlarım Yağmurlu Köyü’nde olduğu için, bir ahde vefa olarak markama köyümün adını vermek istedim. Yağmur damlası ile zeytinyağı damlası arasındaki benzerlikten ilham alarak etiketlerimizde de “damla” simgesine yer verdik.
Marka kimliğimizi oluştururken tıpkı zeytinin doğası gibi sade, zamansız, kaliteli ve şık bir çizgi benimsedik. Abartıdan uzak ama güçlü bir duruşu olan; estetikle doğallığı bir araya getiren bir yapı kurmak istedim. Bu damla simgesi de hem köklerimizi her zaman hatırlamamıza hem de Rainy’nin sadelik, kalite ve şıklık temelli vizyonunu görünür kılan çok özel bir detay oldu.
Genç bir kadın girişimci olarak kendi markanızı kurma kararı alırken sizi en çok motive eden şey neydi?
Beni en çok motive eden şey açıkçası “farklılaşma” isteğiydi. Akdeniz ülkesiyiz; zeytin bu toprakların anavatanı. Bu nedenle çok sayıda büyük ve butik üretici var. Biz ise sürdürülebilir bir vizyonla yola çıkarak zeytinyağından atıksız hediye kutuları oluşturduk; bunu hem kurumlara hem de bireysel tüketicilere sunduk.
Kutularımızın içeriği yalnızca atıksız değil; aynı zamanda zeytinin döngüsünü takip eden bir anlayışa sahip: Çekirdeğinden tabak, posasından sabun, kendisinden zeytinyağı, çiçeğinden kolonya... Yani biz, yalnızca “şişeleyip satmanın” ötesine geçerek zeytine bir övgü olarak her aşamasını değerlendiren; doğaya ve kültürüne saygı duyan bir işe giriştik. Beni en çok motive eden de bu çalışmalara her gün bir yenisini ekleyerek sektöre katkı sunabilmek ve kendi parmak izimizi bırakabilmek.
Girişimcilik yolculuğunuzda kadın olmanın size kattığı avantajlar ve karşılaştığınız zorluklar neler oldu?
Kadın olmak, tarım gibi erkek egemen ve emek yoğun sektörlerde elbette bazı zorluklar barındırıyor. Ancak ben her zorluğun kendi kolaylığını da beraberinde getirdiğine inanıyorum. Benim gibi tarım ve gıda alanında girişimcilik serüveni olan kadınlarla birlikte çalışmanın yarattığı sinerji ve aynı dili konuşabilmenin verdiği anlayış, çok güzel işler ortaya çıkarmamıza vesile oluyor.
Bunun yanında, detaylara verdiğim önem, sezgisel bakış açım ve duygusal bağ kurabilme yeteneğim sayesinde hediye kutuları ve ürün sunumlarında “sadece ürün değil, his de satmak” fikrini kadın bakış açısıyla hayata geçirebildiğimi düşünüyorum.
Rainy Foods’u benzer markalardan ayıran en temel değerler ve yaklaşım sizce neler?
Rainy’yi ayıran en temel nokta, sadece zeytinyağı değil; bir deneyim sunması. Ürün kalitesi kadar ambalajdan hediye kutularına kadar her temas noktasında estetik, doğallık ve sürdürülebilirlik ön planda. Rainy, ilk günden beri bir topluluk hissiyatı oluşturma çabasıyla hareket etti. Düzenlediğimiz zeytinyağı tadım atölyeleri ve farklı iş birlikleriyle gerçekleştirdiğimiz etkinliklerle zeytin ve zeytincilik kültürünü kendi dilimizle ifade etmeye çalıştık. Bu da bizi klasik “üret, şişele ve sat” anlayışından farklı bir konuma taşıdı. Aynı zamanda yenilikten korkmadık. Risk aldık; hem kadınlar hem erkekler için zeytin desenli takılar bile ürettik. Bu yönümüzün, Rainy’yi yalnızca bir gıda markası değil; bir yaşam tarzı markası olarak farklılaştırdığına inanıyorum.
Rainy Foods’un ilk günleri nasıldı? İlk satış, ilk müşteri geri bildirimi gibi sizi özel olarak etkileyen bir anınızı paylaşabilir misiniz?
İlk günler hem zor, hem çok güzel, hem de çok heyecanlıydı. İlk hediye kutusu siparişi aldığım anı hiç unutamam. Bir müşterinin, “Zeytinyağını hediye olarak hiç düşünmemiştim ama Rainy’nin hediye kutuları sayesinde bakış açım değişti” demesi; markanın doğru bir boşluğu doldurduğunu bana hissettirdi. Zaten bu geri bildirimden sonra kurumsal iş birliklerimizi de geliştirmeye başladık.
Sürdürülebilir olması, şık tasarımı ve kaliteli ürünlerden oluşmasıyla Rainy’nin yalnızca bir gıda markası değil, bir “anlam markası” olmaya başladığını o an fark ettim.
Önümüzdeki süreçte Rainy Foods adına nasıl bir gelecek hayal ediyorsunuz? Yeni ürünler, yeni pazarlar ya da farklı iş modelleri gündemde mi?
Öncelikle marka vizyonumuza uygun şekilde her geçen gün yeni ürünler geliştirmek istiyoruz. Rainy’yi önce Türkiye’de market raflarında, sonrasında da ihracat yoluyla yurt dışında görmeyi hedefliyoruz. Hediye kutularımız ve zeytinyağımızla her geçen gün daha da öne çıkmak en büyük gayemiz.
Kendi hikâyeniz üzerinden bakarsak, girişimcilik hayali kuran genç kadınlara vermek istediğiniz en önemli mesaj ne olurdu?
Öncelikle “korkmayın” demek isterim. Kendinize güvenin; bu çok yeterli. Başlamak için her şeyin mükemmel olmasını beklemeyin, yolda öğrenmek en büyük güç. Kendinize ait bir tarzınız olsun; çünkü özgünlük en kıymetli değerdir. Bu varsa, gerekli azim ve kararlılıkla yol sizi mutlaka güneşli günlere çıkaracaktır.
Aybüke Berber olarak, Rainy Foods dışında sizi heyecanlandıran yeni projeler ya da kişisel hedefleriniz var mı?
Atıksız, döngüsel ve yerel üreticilerle birlikte büyüyen bir üretim-tüketim alanı oluşturma hayalim var. Zeytin ve zeytinyağı temelli, şehir hayatının içinde konumlanan; yalnızca satış yapılan bir yer değil, üretimin, paylaşımın ve deneyimin bir arada olduğu yaşayan bir ekosistem kurmak istiyorum. Bu alanın, bu toprağa ait ürünleri bir araya getirirken şehirli insana da köklerini hatırlatan; doğayla bağını yeniden kurmasına yardımcı olan bir yer olmasını hayal ediyorum. Şu an beni en çok heyecanlandıran fikirlerden sadece biri bu diyebilirim. Zaten girişimcinin hayali de heyecanı da bitmez...