Milliyet ExecutiveTurizme deneyim odaklı yaklaşım ve tekno doping

Turizme deneyim odaklı yaklaşım ve tekno doping

14.09.2025 - 05:48 | Son Güncellenme:

Seyahat edenler artık uzaklaşmayı değil, samimi deneyimleri ve daha derin bağlar kurabilmeyi tercih ediyor. Misafirlerimiz artık kontrolün kendisinde olduğu, temassız ama kişiselleştirilmiş dijital deneyimler istiyor...

Turizme deneyim odaklı yaklaşım ve tekno doping

DUYGU ERDOĞAN- Kariyerine 25 yıl önce İstanbul’da bir otelde ön büroda çalışarak başlayan Deniz Dorbek Koçak, şimdi ABD merkezli The Bright Hotel’in CEO’su... Misafir odaklı teknolojik çözümler geliştiren şirket aynı zamanda Hollywood Hills Hotel, kodō Hotel (Los Angeles) ve Memphis Vitality Hotel gibi kendi otel markalarını da işletiyor. Dorbek Koçak, konaklama deneyimine değer katan bir araç olarak teknolojinin kullanımı ve bugün turistlerden en sık duydukları ‘beni anlayın’ talebinin geleceğini anlattı...

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Kariyerinizin ilham kaynağı olabileceği genç kadınlar için turizmdeki hikâyenizi paylaşır mısınız?

Kariyer yolculuğum 25 yıl önce İstanbul’da, uluslararası bir otel zincirinin ön büro departmanında başladı. Yaklaşık üç buçuk yıl sonra Edinburgh’a transfer oldum ve böylece yedi ülke, üç kıta boyunca uzanan uzun ve öğretici yolculuğum başlamış oldu. Son yedi yıldır kariyerime ikinci evim olarak gördüğüm New York’ta devam ediyorum. Bu şehrin çeşitliliği, hızlı temposu ve yoğun rekabet ortamı benim için liderlik anlamında gerçek bir okul oldu.

Haberin Devamı

Turizmin yalnızca bir iş kolu değil, insan ruhunu dönüştüren, kültürler arasında köprüler kuran bir alan olduğunu sektördeki ilk yıllarımda fark ettim. Kadın bir lider olarak ‘cam tavan’ kavramını yalnızca teoride değil, somut biçimde deneyimlediğim dönemler oldu. Bu engelleri ise her seferinde merak, cesaret ve sabırla aştım. Bugün Amerika’da, Türk bir kadın CEO olarak görev yapmak elbette benim için gurur verici. Fakat en değerlisi, şirketim ve sektörümün dönüşümüne ilham verecek bir katma değer yaratabiliyor olmak.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Turizm iklimden savaşlara pek çok sorundan yara almasına rağmen hep küllerinden doğuyor. Seyahat isteği nasıl bir dönüşüm yaşıyor?

Haberin Devamı

İnsanlık tarihine baktığınızda, seyahat etme arzusu her zaman var olmuş. Ancak bugün bu arzu, yalnızca bir ‘yer değiştirme’ değil, daha derin bir ‘anlam arayışı’ üzerine kurulu. Seyahat edenler artık uzaklaşmayı değil, otantik olanı, samimi deneyimleri ve daha derin bağlar kurabilmeyi tercih ediyor. Bu bir dönüşüm: Tüketim odaklı turizmden, bilinçli ve deneyim odaklı turizme geçiş. İnsanlar, gittikleri yerde yalnızca fotoğraf çekmek değil, oranın ruhuna dokunmak, kendilerinde bir şeyleri değiştirmek istiyorlar. Artık seyahat edenler harika bir manzaradan çok derin bir hikâye arıyor. Bugün bir yolcu, sadece iyi bir otelde konaklamak değil, o destinasyonda yaşayan bir aile ile yemek pişirmek ya da yerel bir sanatçıyla atölyeye katılmak istiyor. İşte bu yeni deneyim odaklı yaklaşım, turizmin de geleceğini yeniden şekillendiriyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Turizmde teknolojiyle bağlantılı olarak hangi gelişmeler yaşanıyor?

Teknolojinin, turizmin altyapısını yeniden tanımladığını düşünüyorum. Yapay zeka, misafir yolculuğunu kişiselleştiriyor; veri analitiği, tercihleri öngörmemizi sağlıyor; otomasyon ise operasyonel yükleri hafifletiyor.

Misafirlerimizden en sık duyduğumuz talep, bu dijital ortamda “bana özel hissettirin, beni anlayın” isteği. Bu nedenle teknolojiyi turizmde asla insanın yerine koyamayız; tam tersine, teknolojiyi özel bir konaklama deneyimine değer katan bir araç olarak görüyoruz. Misafirlerimiz artık kontrolün kendisinde olduğu, temassız ama kişiselleştirilmiş dijital deneyimler talep ediyor. Yeni jenerasyon, mobil check-in ya da QR menüler gibi kolaylıkları bekliyor ancak hiçbir zaman soğuk ve mesafeli bir otomasyonu tercih etmiyor.

Türkiye turizmde ‘marka ülke’ oldu

ABD'ye yönelik turizmin Avrupa ve Asya'ya kaydığı görülüyor. Bunun nedenlerini anlatır mısınız?

Bu değişim, aslında küresel dengelerin ve sürekli değişen trendlerin doğal bir yansıması. Jeopolitik gelişmeler, fiyatlama farklılıkları ve ulaşım kolaylığı gibi faktörler destinasyon seçimlerini yönlendiriyor. Aynı zamanda küresel iklim hedefleri, karbon ayak izi farkındalığı ve yeni neslin ‘sürdürülebilir seyahat’ tercihleriyle de şekilleniyor.

Haberin Devamı

Bizim perspektifimiz daha farklı. Rekabeti lokasyon üzerinden değil, deneyim üzerinden tanımlıyoruz. Amerika’daki markalarımızla misafirlerimize yalnızca konfor değil, aynı zamanda yerel halkla ve topluluklarla iç içe olabilecekleri, bağ kurabilecekleri ortamlar yaratıyoruz. Çünkü biliyoruz ki misafirin kalbini kazanan şey, bir otelin mimarisi değil; o mekanın hissettirdikleri ve bulunduğu lokasyon ile bütünleşen hikaye anlatım şekli.

Turizmde dünyada Türkiye’ye bakış açısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye, bugün uluslararası turizm sahnesinde eşsiz bir konumda. Dünyada çok az ülke aynı anda moderniteyi, tarihi, kültürel zenginliği ve doğal güzellikleri bu ölçekte bir arada sunabiliyor. İstanbul’un dinamizmi, Kapadokya’nın büyüsü, Ege’nin rafine dinginliği ve Anadolu kentlerimizin tarihi mirası. Türkiye yalnızca bir destinasyon değil, birden fazla hayat deneyimi sunuyor. Global yatırımcıların gözünde de hala keşfedilmemiş büyük fırsatlar barındırıyor. Bense Türk bir CEO olarak, ülkemin bu potansiyelini görmekten her zaman gurur duyuyor ve turizm sektöründe global anlamda daha fazla söz sahibi olabilecek bir “marka ülke” olduğuna inanıyorum.

Haberin Devamı

Grubun gelecek planları içinde Türkiye’ye yatırımlar olacak mı?

Türkiye bizim stratejik vizyonumuzda özel bir yere sahip. Ama buradaki hedefimiz sadece bir otel açmak değil; toplumla bütünleşen, ülkenin kültürel zenginliğini uluslararası platforma taşıyan ve yarının kolektif hafızasına katkı sağlayacak projeler hayata geçirmek. Benim için Türkiye yatırımı sadece finansal bir hamlenin ötesinde bir aidiyet ve sorumluluk anlamına geliyor. Bu noktada markalarımızla, özellikle de Kodo’yla Türkiye’de olmayı çok arzuluyoruz. Kodo’nun en belirgin özelliği; bulunduğu şehrin ruhunu; tasarımın, sanatın ve misafir deneyiminin her detayına yansıtması. İstanbul ise çok katmanlı yapısı, enerjisi ve sürekli değişen dokusuyla bu yaklaşımı en iyi taşıyabilecek şehirlerden biri. Bizim için İstanbul’da Kodo’nun hayat bulması, şehrin yaratıcılığını uluslararası sahneye taşıyan güçlü bir hikayenin de başlangıcı olacaktır.

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler