Milliyet ExecutiveYeni Rota: Üçüz Dönüşüm

Yeni Rota: Üçüz Dönüşüm

14.12.2025 - 04:26 | Son Güncellenme:

Sütaş, elektrik ihtiyacının yüzde 92’sini çiftlik gübreleri ve organik atıklardan karşılıyor. Duygu Yılmaz, ‘Üçüz Dönüşüm’ vizyonuyla, çiftlikten rafa uzanan uçtan uca sorumluluk bilinciyle hareket ettiklerini vurguluyor...

Yeni Rota: Üçüz Dönüşüm

DUYGU ERDOĞAN  Sürdürülebilirlik kavramı dünyada kabuk değiştiriyor. Artık sadece ‘yeşil’ ve ‘dijital’ olmak yetmiyor, süreç ‘sosyal’ boyutu da kapsayan ‘Üçüz Dönüşüm’e evriliyor. Türkiye’de bu dönüşümün en somut örneklerinden biri ise çiftlikten sofraya iş modeliyle Sütaş. Elektrik ihtiyacının yüzde 92’sini atıklarından karşılayarak neredeyse tam enerji bağımsızlığına ulaşan şirketin gelecek vizyonunu, Sütaş Yönetim Kurulu Üyesi ve Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Duygu Yılmaz ile konuştuk. Yılmaz, sürdürülebilirliği bir kurumsal sosyal sorumluluk projesi olmaktan çıkarıp nasıl şirketin DNA’sına işlediklerini anlattı...

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Dünyada sürdürülebilirlik odaklı değişim ve gelişmenin ‘Yeşil ve Dijital’ dönüşümden, sosyal boyutu da kapsayan ‘Üçüz Dönüşüm’e evrildiğini görüyoruz. Sosyal boyutun artık daha stratejik bir unsur haline geldiği bu yeni dönemde, Sütaş’ın önümüzdeki 50 yılı için nasıl bir ‘toplumsal refah’ vizyonu çiziyorsunuz?

Dünyada uzun yıllardır ikiz dönüşüm olarak gündemde yer alan yeşil ve dijital dönüşüm, sizin de belirttiğiniz gibi artık üçüz dönüşüme evrilerek sosyal dönüşümle bütünleşti. Son birkaç yıldır sosyal sürdürülebilirlik, şirketlerin ve kamu politikalarının merkezine daha güçlü biçimde yerleşerek dönüşümün insani boyutunu görünür kıldı. Sosyal boyut artık sadece etik bir sorumluluk olarak değil, toplumsal refah, yaşam kalitesi, kapsayıcılık ve adalet gibi en temel ilkeler boyutunda da stratejik bir unsur olarak değerlendiriliyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Günümüzde şirketler sadece kendi operasyonlarında değil, başta tedarik zincirleri olmak üzere, etki alanları içerisindeki faaliyetlerde de bu temel ilkelerin sağlandığını garanti etmek durumundalar.

Sütaş’a gelirsek, dünyada yaşanan bu gelişmeleri yansıtacak biçimde insan kaynakları politikamızı, etik kurallarımızı ve tedarikçi davranış kurallarımızı güncellediğimizi ifade etmek isterim. Birlikte çalıştığımız tedarikçilerimizle iş ilişkilerimizde onların çalışan sağlığı ve güvenliği ve çevresel etkilerin yönetimi gibi konulardaki eylemlerini artık daha yakından izliyor, tedarikçi denetimlerimiz ile bunların devamlılığını kontrol ediyoruz.

Sektörümüze ilişkin bir parantez açmak isterim. Sütçülük, çok çeşitli sektörler üzerinde ekonomik etkileri olan, yüksek katma değer yaratan, toplumsal refaha katkıda bulunan bereketli ve kapsayıcı yönü güçlü bir ekonomik faaliyet.

Yem bitkileri üreticileri, süt üreticileri, yem ve süt nakliyecileri, süt ürünleri imalatçıları, bu ürünleri satış noktalarına taşıyanlar ile perakendeciler ve gıda hizmeti verenler dâhil edildiğinde tarım, sanayi ve hizmet sektörlerinde birçok farklı alt sektörü harekete geçiriyor. Böylece yaratılan gelirin, toplumun değişik kesimleri tarafından bölüşüldüğü örnek bir gelir dağılımı etkisi yaratarak, refahın geniş kitlelere yayılmasına imkân sağlıyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

‘Çiftlikten Sofralara’ entegre iş modelimiz, çevresel etkileri azaltan ve doğal kaynakları döngüsel şekilde yöneten bir sistem olmasının yanı sıra tesislerimizin bulunduğu bölgelerde istihdam sağlayan, çiftçiyi güçlendiren, yerel ekonomiyi büyüten ve böylece değer zincirinin bütününde kapsayıcılığı destekleyen bir ‘Bölgesel Kalkınma Modeli’ niteliği de taşıyor.

Elektrik ihtiyacınızın yüzde 92’sini gübre ve atıklardan karşılıyorsunuz. Peki, ‘Net Sıfır’ ve ‘Kapsam 3’ emisyonları hedefleri açısından önümüzdeki en zorlu viraj hangisi?

Döngüsellik açısından eşsiz fırsatlar sunan bir sektörde faaliyet gösteriyoruz. Ne mutlu ki iş modelimiz, tüm bu fırsatları değerlendirebilmemize olanak veriyor. Çiftliklerimizden çıkan hayvan gübrelerini biyogaz tesislerimizde elektrik enerjisi, sıcak su ve buhara dönüştürüyoruz. Enerji üretimi sonrasında biyogaz tesislerimizin çıktılarından organik ve organomineral gübre üretiyor, bu gübrelerle ineklerimizin yemlerinin yetiştirildiği toprakları zenginleştiriyoruz.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Böylece sadece yenilenebilir enerji üretmekle kalmıyor, bir yandan çiftliklerden çıkan gübrenin doğrudan toprakla buluşarak su ve toprak kirliliğine neden olmasını bir yandan da daha fazla sera gazı emisyonu yaymasını engelliyoruz.

Bugün tesislerimizin elektrik ihtiyacının yüzde 92’sini, ısı ihtiyacının yüzde 38’ini gübrelerimiz ve organik atıklarımızdan ürettiğimiz enerji ile karşılar durumdayız. Bunun yanı sıra çiftliklerimizin ve fabrikalarımızın yüzbinlerce m2’yi bulan çatıları bize GES yatırımları için önemli fırsatlar sunuyor. 2023 yılından itibaren devam eden yatırımlarımız ile güneş enerjisi kapasitemiz de 22.2 MWp’e ulaştı.

Biz, 2015 yılından bu yana kapsam 1 ve 2 emisyonlarımızı hesaplayarak, kamuoyu ile şeffaf biçimde paylaşıyoruz. Emisyonlarımızı düşürmek amacıyla, yenilenebilir enerji üretmekle sınırlı kalmıyor, enerji verimliliğini artırmak üzere çalışıyor, yatırımlarımızı sürdürüyoruz.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

İklim yol haritamız uyarınca, 2023 yılından bu yana da kapsam 3 emisyonlarımız için ayrıntılı bir raporlama sistematiği üzerinde çalışıyoruz.

Duyurduğunuz ‘Sürdürülebilirlik Okulu’ projesi oldukça dikkat çekici. Bu okul sadece kurum içi bir akademi mi olacak, yoksa Sütaş’ın 20 bine yakın üretici ailesini de kapsayacak mı?

Üretici eğitimlerinden başlayacak olursak, biz 1998 yılından bu yana değer zincirimizdeki en önemli paydaşımız olan süt üreticilerine, Uludağ ve Aksaray Üniversiteleri ve Tarım ve Orman Bakanlığı iş birliği ile ücretsiz eğitimler düzenliyor, sertifika veriyoruz. Eğitimlerimiz hayvan sağlığı ve refahı, yem, sağım hijyeni, çevrenin korunması ve atık yönetimi, gübre yönetimi ve finansal sürdürülebilirlik gibi başlıkları kapsıyor. Bugüne kadar eğitim sağladığımız süt üreticisi sayısı 20 bine ulaştı.

Kuruluşu için hazırlıklarına başladığımız Sürdürülebilirlik Okulu’nun amacı, bu eğitimleri derinleştirmek, geliştirmek ve kapsamını genişletmek.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ ŞİRKET DNA’SINA YERLEŞTİRMEK ARTIK BİR ZORUNLULUK

Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı olarak ekonomik belirsizlikler ve iklim krizinin ortasında dev bir gemiye yön veriyorsunuz. Sürdürülebilirliği bir ‘kurumsal sorumluluk projesi’ olmaktan çıkarıp, şirketin ana iş yapış biçimi (DNA’sı) haline getirmeye neden ihtiyaç duydunuz?

Ekonomik dalgalanmaların, jeopolitik belirsizliklerin ve özellikle iklim krizinin giderek derinleştiği bir dönemde, sürdürülebilirliği şirketin DNA’sına yerleştirmenin artık hepimiz için bir seçenek değil, zorunluluk olduğuna inanıyoruz. Gıda gibi doğaya bu denli bağlı bir sektörde, çevreyi korumak, yalnızca toplumsal bir sorumluluk da değil, aynı zamanda uzun vadeli iş sürekliliğinin de anahtarı. Bu nedenle biz sürdürülebilirliği bir proje olarak değil, tüm karar mekanizmalarımızı şekillendiren bir ‘yönetim anlayışı’ olarak konumlandırdık.

Tam bu noktada, küresel ölçekte verilen mesajın altını özellikle çizmek gerekiyor. Artık sadece karbon azaltımının değil iklime uyum, doğa temelli çözümler ve adil geçiş kavramlarının tüm dünya için ortak öncelik haline geldiği açıkça görülüyor. Yani küresel ölçekte de sürdürülebilirliğin, şirketlerin geleceğini güvence altına alan bir ana strateji olması gerekliliği teyit edildi.

Sütaş’ın ‘Çiftlikten Sofralara’ entegre iş modeli, zaten sürdürülebilirliğin doğal bir omurgasını oluşturuyor. Biz bu omurgayı daha sistematik, ölçülebilir ve karar süreçlerini yöneten bir yapıya dönüştürdük. Kısacası, sürdürülebilirlik bizim için yalnızca çevreyi koruma çabası değil Sütaş’ın geleceğini güvence altına alan, tüm paydaşlara ekonomik ve toplumsal değer yaratan bir yönetim vizyonu diyebilirim.

Gıda ve tarım, doğayla en iç içe sektörler. Bir yönetici kimliğinizin ötesinde birey olarak toprakla ve döngüsellikle bu denli temas etmek kişisel farkındalığınızı nasıl dönüştürdü? Gelecek nesillere nasıl bir iz bırakmak istersiniz?

Sütaş’ta bizim işimiz sütçülük. İşimizin temel girdisi de doğal kaynaklar, yani toprak, su ve hava. Bu kaynakları kullanarak tarımsal üretim yapan binlerce üreticiyi kapsayan çok geniş bir ekosisteme sahibiz. Dolayısıyla böyle bir işin içinde olmak yönetici kimliğimin ötesinde hem çevreye, hem topluma karşı, bireysel farkındalığımı artırmakla kalmıyor aynı zamanda sorumluluk da yüklüyor.

Gelecek nesillere aktarmak istediğim en önemli konu, sürdürülebilirliği kurum kültürünün ayrılmaz bir parçası hâline getirmek. Kararlarımızın odağında yalnızca yenilikçi iş modellerinin değil, aynı zamanda değerlerine sadık, doğaya saygılı, topluma karşı sorumluluğunu bilen, verimliliği, yeniliği ve etik değerleri içselleştirmiş bir kültür. Benim için en büyük başarı, bu kültürün daha güçlü, daha kararlı ve daha adanmış bir vizyonla ileri taşınmasıdır.

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler