Milliyet ExecutiveYöneticiye içsel yol arkadaşı

Yöneticiye içsel yol arkadaşı

17.04.2026 - 00:16 | Son Güncellenme:

Beliz Bediz Sinan, kurucuların öz farkındalığını ve içsel dengesini merkeze alan BeHumbo modeliyle girişimcilikte başarının tanımını tüketmeden büyümek olarak yeniden kurguluyor

Yöneticiye içsel yol arkadaşı

AHENK BAYAZIT - Beliz Bediz Sinan, kariyerine biyoteknoloji alanında kurduğu şirketle başladıktan sonra rotasını girişimcilik ekosisteminin derinliklerine çevirdi. Yıllar içinde hızlandırma programlarından erken aşama yatırımlara, uluslararası ağlardan liderlik gelişimine uzanan geniş bir deneyim kazanan Sinan, bugün kurucuların ve liderlerin görünmeyen en kritik sorununa odaklanıyor: İnsanın kendisi...

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Bu vizyonla hayata geçirdiği BeHumbo, geleneksel danışmanlık ve hızlandırma yaklaşımlarının ötesine geçerek iş modellerinden önce kurucunun iç dünyasını ele alıyor; “Be Human, Be Bold” mottosuyla bireyin öz farkındalığını, karar kalitesini ve sürdürülebilir başarısını merkeze alan yeni nesil bir destek modeli sunuyor.

Sinan, bu yaklaşımını “En iyi iş stratejisi bile, onu uygulayacak kişi kendi içinde uyumlu değilse çalışmıyor” sözleriyle özetlerken, BeHumbo’nun çıkış noktasını ise şu ifadelerle anlatıyor: “Biz ‘ne yapmalıyım’ sorusundan önce ‘kim olduğumu anlıyorum’ sorusunu yanıtlamaya yardımcı oluyoruz.” Ona göre girişimcilikte gerçek başarı ise yalnızca büyümek değil, “yaptığın işin seni tüketmeden beslemesi ve büyürken kendinden uzaklaşmamak.”

Haberin Devamı
Haberin Devamı
Haberlerimizi Google’da Takip Edin
En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

■ Sizi ve BeHumbo’yu tanıyalım. Kim olduğunuzdan başlayalım mı?

Haberin Devamı

ODTÜ Biyoloji bölümü mezunuyum. Mezun olur olmaz biyoteknoloji alanında şirket kurdum ve o ilk girişim bana hem kazanmanın hem de zorlanmanın nasıl bir şey olduğunu öğretti.

Sonra masanın diğer tarafına geçtim. Pek çok farklı kurumla ulusal ve uluslararası hızlandırma programları tasarladım, yönettim. Erken aşama yatırım süreçleri yürüttüm. San Francisco merkezli dünyanın en büyük ön hızlandırma programı Founder Institute Türkiye Direktörüyüm. Dünya Ekonomik Forumu Global Shapers Topluluğu Alumni üyesiyim. Türkiye’de inovasyon ekosisteminin geleceğini şekillendirmeye odaklanan Future Innovation Leaders (FIL) Network Üyesiyim. Arya Kadın Yatırım Platformu bünyesinde farklı sektörlerden üst düzey yöneticileri ve başarılı girişimcileri buluşturan Arya Challenge Club üyesiyim. Aynı zamanda Hatha Yoga ve Yoga Terapi eğitmeniyim. Sonra anne oldum ve hayatımın en dönüştürücü süreci başladı.  Bu kariyer yolculuğum boyunca binlerce girişimci tanıma şansım oldu ve gördüm ki en zeki, en çalışkan, en motive kurucular bile bir noktada tıkanıyordu.

Haberin Devamı

Şu anda var olan destek mekanizmaları hızlandırıcılar, yatırım yapıları bu tıkanıklığı çoğunlukla iş modelinde, ürün-pazar uyumunda arıyor. Ama aslında bu sorunların çoğunun kaynağı o iş modelini kuran insan. BeHumbo bu boşluktan doğdu. İsim de oradan geliyor: ‘Be Human Be Bold’. Cesur ol, görünür ol, aksiyon al ama önce insan olduğunu hatırla. Kendini tanı, sende olanı ve olmayanı fark et, kabul et ve oyunu ona göre kur. BeHumbo ile kurucuların ve liderlerin kendileriyle daha dürüst, daha bilinçli bir ilişki kurmasına öncülük ediyorum. Bu unvanların ötesinde ise öğrenme tutkusu ağır basan, dinlemeyi konuşmaktan daha çok seven, ilk nefesten son nefese yanında olacak bedeninin ve zihninin iyilik halini önemseyen, sürekli gelişen, sürekli dönüşen bir Beliz’im aslında.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

 ■ BeHumbo’yu kurarken hedeflediğiniz temel pazar ihtiyacı neydi ve bunu nasıl doğruladınız?

Profesyonel hayatımda geçirdiğim yıllar yıllar boyunca tekrar tekrar karşılaştığım bir örüntü vardı: Hızlandırma programları, yatırımcı kuruluşlar ve girişimciler; herkes iş modellerini, büyüme stratejilerini, gelir modellerini derinlemesine inceliyor. Ama bir startup’ın başarısını etkileyen görünmeyen sorunlar var ve ekosistemde bu sorunları tanımlamaya, çözümlemeye yönelik bir kurgu ve yetkinlik yok.

Haberin Devamı

Bir büyüme ivmesi yakalamış ya da yakalayamamış fark etmeksizin hemen hemen her kurucuda tükenmişlik, karar kalitesinde düşme, güvensizlik, kendi motivasyonunu sorgulamak gibi startup’ın başarısını hiç azımsanmayacak kadar etkileyen faktörleri halı altına süpürmüş durumdayız. Bu gibi ‘insan’ problemlerini taşıyacak ve destekleyecek bir yapı yok. Ne geleneksel danışmanlıkta, ne hızlandırıcılarda, ne kurum içi girişim programlarında ne de VC yapılarında bu problemleri ölçümleyen ve destekleyen bir yapı yok. Yüzlerce girişimci vakasından birincil olarak gözlemlediğim bu ihtiyacı doğrulama sorum basitti: Kurucular ve liderler bu yüzeye çıkmayan göz ardı edilmiş sorunlarına yönelik destek alsaydı ne olurdu?

Pilot programlarla başladım ve geri bildirimler dönüştürücü oldu. Program katılımcıları kendilerini ilk defa duyulmuş, görülmüş hissettiklerini söyledi bana. Bazıları kendilerine bu zamanı daha önce hiç ayırmamış olmanın farkındalığının şaşkınlığı içerisindeydi. Katılımcılar sadece iyi hissettiklerini söylemedi, daha iyi kararlar aldıklarını, daha berrak düşündüklerini, amaçlarını daha netleştirdiklerini, yatırım toplamak gibi stresli süreçlerde daha sakin kalabildiklerini aktardı. İşte bu, BeHumbo’nun var olmasının nedeni oldu.

Haberin Devamı

 ■ BeHumbo’nun değer önerisini geleneksel danışmanlık ve hızlandırma programlarından nasıl ayrıştırıyorsunuz?

Geleneksel danışmanlık iş problemini çözer. Hızlandırıcılar geliştirilen fikir ve ürünlerin pazarı olup olmadığını hızlı bir şekilde test etmeye odaklanır. BeHumbo kurucuyu destekler. Bakış açısı farkı burada başlıyor. Danışman metriği okur, dışarıdan çözüm getirir. Mentor deneyimini paylaşır. Koç içeriden cevaplar çıkartır. Ben metriğin, stratejik kilitlenmenin ardında hangi insan dinamiğinin yattığına bakarım. Bu, koçluk ile mentorluğun, bilinç ile strateji geliştirmenin birleştiği bir alan. Ayrıştığımız en kritik nokta: Biz ‘ne yapmalıyım’ sorusundan önce ‘kim olduğumu anlıyorum’ sorusunu yanıtlamaya yardımcı oluyoruz. Çünkü en iyi iş stratejisi bile, onu uygulayacak kişi kendi içinde uyumlu değilse çalışmıyor.

 ■ İş modelinizde en kritik gelir kalemleri hangileri ve uzun vadede nasıl çeşitlendirmeyi planlıyorsunuz?

Şu anda 3 ana gelir akışı var. Birebir veya küçük gruplarla danışmanlık ve mentorluk programları. Kurumsal programlar: Büyük şirketlerin gelişmekte olan liderlerine yönelik bilinçli liderlik ve öz keşif programları. Hızlandırıcılar ve yatırım şirketlerinin hem girişimcilik potansiyelini ölçümleme, hem programdaki girişimciler arasındaki bağı kuvvetlendirme, startupların şirket stratejilerini yatırım alma hedefinden öteye taşımak ve nihai hedeflerini belirlemelerine yönelik hızlandırma programlarına founder focused modüller eklenmesi. Ve deneyim odaklı The Pause Lab gibi doğada birkaç günlük telefonsuz, durmayı stratejik olarak konumlayan butik programlar .

Uzun vadeli hedef ise ölçeklenebilir dijital bir destek katmanı kurmak. Creator ekonomisinin sunduğu imkânları çok ciddi değerlendiriyorum. İnsanlarla fiziksel bire bir olmadan da derin bağ kurmayı sağlaycak yapay zekâ destekli dijital ürünler ve araçlar da tasarlıyoruz. Kurucu esenliği (well-being) alanında hem bölgesel hem de global bir ses olmak istiyorum. Bunun için içerik stratejisi, dijital ürünler ve canlı deneyimlerin birbirini beslediği bir ekosistem kuruyorum.

■ Uluslararası pazarlara açılma stratejiniz nasıl şekilleniyor ve öncelikli hedef bölgeleriniz nereler?

Tasarladığım, yönettiğim girişimcilik programları ile uluslararası bir network biriktirme şansı buldum. BeHumbo’yu stratejik bir tercih ile de Estonya’da kurdum. Avrupa ve küresel pazarlara erişim, yatırım ve işbirliği ekosistemi açısından Estonya’nın sunduğu altyapı değerli.

MENA, Körfez bölgesi, Baltık ve Kuzey Avrupa hatta Afrika’da dokunduğum kurucular var. Dijitalleşmenin verdiği fırsat ile kurumsal inovasyon ve liderlik geliştirme programlarına ciddi yatırım yapan bu ülkelerde çalışma fırsatı elde ettim. Founder Institute’ün global ağı bu bağlantılar için çok değerli. Bilinç temelli liderlik ve founder well-being kavramları özellikle Baltık ve Kuzey Avrupa ülkerinde çok daha olgun bir karşılık buluyor. Dijital kanalları etkin kullanarak, kişisel marka ve bölgedeki ekosistem aktörleri ile birebir temas şu andaki pazara ulaşım kanallarım. Yapay zekâ ile birlikte pazara açılım stratejilerinde de farklı modeller çıkıyor. Bu gelişmeleri ve fırsatları da yakından takip etmeye çalışıyorum.

■ Kurumsal müşteriler ile bireysel kullanıcılar arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz?

Bu 2 segment birbirini besliyor ama farklı şekillerde. Kurumsal programlar güçlü bir gelir zemini ve marka kredibilitesi sağlıyor. Bireysel çalışmalar ise daha derin, dönüştürücü ilişkiler içeriyor ama burada kasıtlı olarak seçiciyim. Zamanım kısıtlı ve daha fazla insana etki etmek istiyorum; bu yüzden bire bir danışmanlığı derinlik üzerinden kurgulamayı tercih ediyorum.

Kurumsal tarafta ise ölçek farklı çalışıyor. Ekip programları ve atölyeler aracılığıyla aynı anda daha geniş bir kitleye ulaşmak mümkün. Burada büyümeyi sistematik formatlara taşımak istiyorum. Önümüzdeki dönemde en heyecanlandığım iki model var. Birincisi, The Pause Lab gibi inziva ve reset formatlarını hızlandırıcı programlara entegre bir modül olarak konumlamak bir kurucunun program boyunca hem iş modelini hem de kendini geliştirdiği, ikisinin birbirinden ayrılmadığı bir deneyim. İkincisi ise geliştirmekte olduğum metodolojiyi başkaları tarafından da uygulanabilir hale getirmek. Bu sayede etki alanı çok daha genişliyor. Daha fazla kurucu bu desteğe ulaşabilsin diye alandaki mentor sayısını artırmak istiyorum.

Yapay zekâyla yalın, insanla derin büyüme planı

■ Sunduğunuz programların etkisini ve başarısını hangi metriklerle ölçüyorsunuz?

Bu soru, alandaki en kritik sorulardan biri. Well-being ve bilinç geliştirme konusunda geleneksel ROI metrikleri her zaman yetmez. Kısa vadede takip ettiğim göstergeler: Karar netliği (katılımcıların ‘daha berrak kararlar alabildiğini’ raporlaması), eylem hızı (önceki engellerle karşılaşıldığında tutum değişikliği), ve öz-farkındalık skorları. Bunların yanı sıra NPS ve niteliksel geri bildirimler de kullanıyorum. Uzun vadede ise en güçlü metriğim: Takip. Programı bitiren bir kurucu 6 ay sonra ne yapıyor? Hâlâ benimle çalışmak istiyor mu? Başkalarını mı yönlendiriyor? Bu organik büyüme, etkinin en gerçek kanıtı.

■ BeHumbo’nun organizasyon yapısı nasıl kurgulandı ve büyüme ile birlikte nasıl evrilecek?

Anne olduktan sonra önceliklerim ve iş yapış biçimim konusunda ciddi bir dönüşüm yaşadım. Üniversiteden yeni çıktığımda hızla büyüyen, giderek genişleyen bir ekip kurmak kurgularım arasındayken şu an iş-yaşam dengesini koruyabileceğim ama aynı zamanda maksimum etki yaratabileceğim bir yapı kuruyorum. Bu bilinçli bir tercih. Bu tercihimi tam da şu an yaşadığımız teknolojik dönüşüm mümkün kılıyor. Yapay zekâ ve agentic AI, büyük ekipler olmadan ölçeklenebilmeyi gerçekten mümkün hale getiriyor. Operasyonel yükler çok azalıyor, sistem kurulabiliyor, tekrar eden işler otomatize edilebiliyor. İçerik üretimi, operasyon, teknik altyapı bunlar sistemleşebilir. Ama AI’ın ölçeklendiremeyeceği tek şey var: Gerçek temas. Büyüme planım bu ikisinin dengesini koruyarak şekilleniyor: AI ile yalın, insanla derin.

■ Önümüzdeki süreçte BeHumbo için en kritik büyüme kaldıraçları neler olacak? Yatırım alma ya da dış finansman konusunda bir stratejiniz var mı?

3 büyüme kaldıracı görüyorum: Birincisi, içerik kanalları. Substack ve LinkedIn üzerinde düzenli, değerli içerik yayınlamak. Bu hem güven inşa ediyor, hem de inbound müşteri akışı sağlıyor. İkincisi, topluluk. Programı tamamlamış kurucuların ve liderlerin bir araya geldiği bir ekosistem. Üçüncüsü, The Pause Lab gibi deneyimsel formatları tekrar edilebilir ve ölçeklenebilir hale getirmek. Dış finansman konusunda şu an organik büyümeye odaklanıyorum. Doğru zamanda ve doğru ortakla bir finansman modeli düşünülebilir, ama değer önerim netleşmeden ve birim ekonomim sağlamlaşmadan bu adımı atmak istemiyorum.

■ Kurucu olarak zamanınızı en çok hangi alanlara ayırıyorsunuz ve bu dağılım nasıl değişiyor?

Benim için öncelik sırasında ilk sırada kendi iyi oluş halim var. Spor, sağlıklı beslenme ve uyku non-negotiable. Bunlar takvimde ilk kapanan bloklar. Bu alanı koruduktan sonra kalan zamana iş stratejisi, müşteri geliştirme ve etkiyi maksimize edecek yapıları kurmak giriyor. Kurucu wellbeing’i üzerine çalışan biri olarak bunu deneyimleyerek savunuyorum. Kendini iyi hisseden bir kurucu bir lider daha net karar alıyor, daha iyi liderlik ediyor, oyunu daha iyi kurguluyor ve daha yaratıcı düşünüyor.

Zamanın dağılımı konusunda ise giderek daha fazlasını kendimi ürünleştirmeye ayırıyorum. Aynı enerjiyi tekrar tekrar harcamak yerine düşüncelerimi, metodolojimi ve bakış açımı ürünlere, içeriklere ve formatlara dönüştürmek hem daha sürdürülebilir hem de daha keyifli. Bir kurucu olarak en iyi modumda olduğum zaman da bu. Ama şunu da ekleyeyim: Bu, girişimciliği memur gibi yaşamak anlamına gelmiyor. Deadlineların gerçek olduğunu biliyorum. Zorlandığın anlar olur, olacak. Benim iddiam o zorlanılan anların kaynağının farkında olmak. Hayır diyemediğin için mi bu yükün altındasın, yoksa gerçekten güç isteyen, kritik bir dönemden mi geçiyorsun? Bu ayrımı yapabilen kurucu hem daha iyi yaşıyor hem de daha iyi karar alıyor.

■ BeHumbo’nun uzun vadeli başarısını belirleyecek en kritik faktör sizce nedir?

Önce başarının ne olduğunu sormak gerekiyor. Bu soruyu atlamak, yanlış hedefe doğru çok iyi koşmak gibi. Thich Nhat Hanh’ın ‘ev şu anda’ felsefesinden çok besleniyorum. Benim buna kendi eklediğim şu: Varış noktası yoktur, yolun kendisi evdir. Pek çok kurucu “başardığımda huzurlu olacağım” diye kurguluyor hayatını. Ama o nokta geldiğinde bir sonraki hedef zaten belirlenmiş oluyor. Huzur sürekli öteleniyor. Ben başarıyı farklı tanımlıyorum: Yaptığın işin seni tüketmeden beslemesi. Büyürken kendinden uzaklaşmaman. Etki yaratırken kendi merkezinde kalabilmen. Bu hem kişisel hem de kurumsal düzeyde geçerli. BeHumbo için de aynı şeyi istiyorum. Ölçeklenirken özünü kaybetmemek. Daha fazla insana ulaşırken her birine gerçekten dokunabilmek. Bunu başardığımda, yani 10 yıl sonra hâlâ merakla, sevgiyle ve içimde bir şeyler yanarak bu işi yapıyorsam işte o zaman başarılı olmuşumdur.

 

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler